Adı:
Bilimsel Devrimlerin Yapısı
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055411565
Çeviri:
Nilüfer Kuyaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Yayınları
Baskılar:
Bilimsel Devrimlerin Yapısı
Bilimsel Devrimlerin Yapısı
Bilimsel buluşların mantıksal yapısı nedir? Ne tür kurallara ve kavramsal araçlara gerek vardır? Bu araçlarla üretilen bilginin sürekli ileriye, daha doğru olana gittiğini nereden bilebiliriz? Birbirine zıt bilimsel açıklamaların hangisinin daha geçerli olduğunu belirlemek için ne gibi ölçütlere sahibiz? Daha çok bilim felsefesi alanına giren bu sorulara yanıt ararken zorunlu olarak bilimin tarihsel bir süreç olarak nasıl geliştiği ve ne tür koşullarda üretildiği sorularının da yanıtlanması gerekir. Kuhn'un, bilim tarihinin kesintisiz bir bilimsel birikimin sonucu olarak değil; aksine, bilgiyi büyük kesintilere, hatta kopmalara uğratan devrimci dönüşümlerle geliştiğini gösterdiği "Bilimsel Devrimlerin Yapısı"; yayınlandığı 1962 yılında bilim tarihi, bilim felsefesi ve bilim sosyolojisi alanlarında bir bomba etkisi yaratmış ve o tarihten bu yana çağdaş bilim ve felsefe dünyasının temel klasiklerinden biri olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Batı düşünce tarihinin temelinde yatan ampirist bilim geleneğini, bilim tarihindeki büyük dönüşüm ve devrimleri sorgulayan Kuhn; bilimsel ilerlemenin temel dayanağı olduğu iddia edilen ampirist bilgi kuramının bir gereği olarak bilimin tarihini de kendilerine göre yeniden yazanlara karşı, aynı tarihe bakarak bambaşka bir ilerleme yapısının ve bambaşka felsefi sonuçların oluşturulabileceğini kanıtlamak çabasındadır ve "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" bu çabanın ürünüdür.
324 syf.
·4 günde·7/10
Kitabı bütünüyle bir deneme gibi varsayabiliriz. Varolan bilimsel bilgilerin, paradigmaların yerini alacak olan yeni bilgilerin kendini bilim çevreleri tarafından kabul ettirme konusunda yaşanılan ve buna karşı verilen tepkileri konu alıyor. Bunu yaparkende Newtondan tutunda Makswele kadar bir çok insanin çalışmalarından örnekler veriyor. Tıpkı siyasi devrimler gibi toplumların yada bilim topluluklarının yaşadığı çatışmaları felsefi boyutuyla tartışmaya dökmüş yazar. Bölümler halinde ele alınmış. Her bölümde aynı örnekler üzerinden devam ediyor. Biraz üst düzey yani konu alanı bilim tarihi yada bilimin doğası yada felsefesi olan kişilerin okuyabileceği bir kitap. Alanında baş yapıt sayılıyor.
324 syf.
·5/10
'Herhangi bir paradigmayı reddetme kararı aynı zamanda daima bir başkasını da kabul etme kararıdır.'
Thomas Kuhn'un bilimin kümülatif ve düz ilerleyen bir bilgiler toplami degil, paradigma degisimlerine (örnegin newton fiziginden einstein fizigine) denk gelen bilimsel devrimlerin sonucu oldugunu ortaya atarak bilim felsefesine yepyeni bir yol açtigi kitabıdır.
324 syf.
·11 günde·8/10
Bir dile ya da kavramsal sisteme tarafsız bir gözlem açısından bakılamayacağını söylemek, aslında o dilde öne sürülen bütün önermelerin, hipotezlerin veya varsayımların kendi doğrulanma koşullarını da beraberlerinde getirdiklerini söylemekle özdeştir. Kullanılan gözlem verilerinin nesnel olamayacağı, gözlemin daha baştan kullandığımız kuram tarafından koşullandırıldığı önermelerinin anlamı budur. Dolayısıyla bir kuramdan diğerine, eski paradigmadan yenisine geçiş, verilerin farklı yorumlanmasıyla mümkün değildir, değişen verilerin kendileridir. Kuhn bu geçişin nasıl olduğunu betimleyebilmek için Gestalt psikolojisinden yararlanmıştır. Bu görüşe göre, insanlar çevrelerini parça parça değil, bütün olarak algılamayı öğrenirler. Bu benzetmeyi ilk ortaya atan ve Kuhn'un da görüşlerinden yararlandığı N. R. Hanson, insanın çevresini gözleme tarzında, algılama açısından temel birimlere varılamayacağını iddia etmiştir. Kuhn da bu görüşten yola çıkarak, kuram değiştirmenin parça parça gözlem ve yanlışlamayla mümkün olmadığı, tersine topyekün bir görüş dönüşümüyle meydana geldiği tezini geliştirmiştir...
324 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Kitap tümden pozitivizm eleştirisine dayalı bir deneme. Öncelikle Kuhn aslen bir fizikçi, fakat bilim tarihi rastlantı sonucu çok ilgisini çekiyor. Hatta kitabın 61'inci sayfasında şu sözleri sarf ediyor: "Güzel bir rastlantı sonucu, bilim adamı olmayanlara fizik biliminin tanıtıldığı bir üniversite dersiyle ilgili çalışmalara katılmam, bilim tarihi ile ilk kez karşılaşmamı sağladı. Geçmiş bilimsel kuram ve uygulama ile bu ilk tanışma, gerek bilimin doğası gerek kazanmış olduğu özel başarının nedenleri hakkında o zaman sahip olduğum temel kavrayışları, kesinlikle beklemediğim bir şekilde, kökünden sarstı." 71'inci sayfada da "tarih, yalnızca bir zamandizimi ve anlatı deposu olarak görülmediği takdirde, şu anda bize egemen olan bilim imgesinde esaslı bir dönüşüme yol açabilir" diyor. Yine aynı sayfada amacı olarak da şunu belirtiyor: "Amaçlanan, tarihin doğrudan doğruya araştırma faaliyetini kaydetmesinden doğabilecek oldukça farklı bilim kavramını ana hatlarıyla çizmektir." Yani Kuhn, bilime tarihsel bir bakışla var olandan farklı bir bilim imgesi ortaya çıkacağını düşünüyor.

Bu kitapta karşınıza en çok çıkan kavramlar "paradigma", "olağan bilim", "bunalım" ve "olağanüstü bilim" kavramları olacak. Bunların tanımlarını vermeyeceğim zira kitapta detaylıca anlatılıyor. Paradigma ve olağan bilim arasındaki ayrım oldukça önemli, bu ayrımı dikkatli bir şekilde anlamalısınız. Aynı zamanda kitap, Kuhn'un kendi de söylediği gibi pozitivizm/mantıksal pozitivizm'in eleştirisine dayalı.

Bu kitap benim bilim felsefesine ilk girişimi temsil ediyor, o yüzden biraz zor oldu okumak fakat bilim felsefesi inanılmaz derecede ilgimi çekti. Tabii ki üniversite sınavı hazırlıkları başladığı için daha fazla okuyamayacağım, kafamı başka bir şeyle meşgul etmemem gerekiyor. Ah ne güzel olurdu şimdi biraz daha Kuhn, Popper, Feyerabend okumak...

Kitaba kesinlikle her bir sayfayı anlamadan devam etmeyin. Kanıtlamasını tarihten örnekler vererek devam ettirdiği için bu örnekler ister istemez çokça bilimsel kavramların kullanılmasına yol açıyor. Bu örneklerden çıkarmanız gereken tek şey zaten önünde sonunda bunların bunalıma yol açtığı/açacağı. Bazı kavramları da (flojiston) araştırmanız iyi olacaktır.
Etem UÇMAK
Etem UÇMAK Bilimsel Devrimlerin Yapısı'ı inceledi.
@eucmak·20 Ara 2017·Kitabı okumadı
İlk kez 1962’de yayınlanan kitap, bilim yazısı tarihinde önemli bir yapıttır. Bu, araştırma alanındaki atılımlar hakkında yeni bir düşünme biçimi önermekte olup, ilerlemelerin günlük işlerin ayrıntılarından ayrı olarak yapıldığını savunmaktadır.
“Bilim ve teknolojinin ilerlemesinin toplumsal güçlerle ilgisini bizlere sunuyor.”
Ayrıca bazı açılardan felsefi bir özelliği de bulunuyor.
324 syf.
·32 günde
İlk okuduğumda hiçbir şey anlamadım. Sonra birkez daha okudum. Kafa yorman gereken bir eser. Sahi bilim neydi sorusunun cevabını bulabileceğiniz güzel bir eser
324 syf.
·Beğendi·9/10
Bilimsel bilgi değişebilir mi? Bir değişim varsa bu bir anda mı adım adım devrimler ile mi gerçekleşir? Bilimsel buluşların mantıksal yapısı nedir?
1962 yılında yazılmış fakat etkisi günümüzü sarsacak bir çağdaş bilim ve felsefe kitabı.
Kuhn'un bahsettiği bilim tarihinin devam eden bir bilimsel birikim sonucu olarak değil de bilgiyi kesintilere kopmalara uğratan devrimci dönüşümler ile ilerlediği düşüncesi gerçekten de bilim tarihinde oldukça örneği olan bir durum. (Örneğin Newton fiziği ve Einstein fiziği) Bu da oturup şöyle bir sorgulamamızı sağlıyor.
Tavsiye ettiğim bir kitaptır.
NOT: Einstein ve Eddington filminin yeri gelmişken izlemenizi de tavsiye ediyorum.
Siyasi devrimleri başlatan etken, var olan kurumların, bir ölçüde zaten kendi eserleri olan ortamın sorunları karşısında giderek yetersiz kaldıklarının artan ölçüde hissedilir hale gelmesidir ve bu çoğunlukla siyasanın bir kesimine kısıtlı kalan bir bilinçtir. Bilimsel devrimler de, buna çok benzer bir şekilde, yani, eldeki paradigmanın araştırmayı zaten kendisinin odaklamış olduğu bir doğa parçasını incelemek için gerekli işlevi artık yapamadığının artan ölçüde hissedilmesiyle başlar ve bu teşhis, gene, bilimsel camianın belli bir kesimine sınırlı kalır. Gerek siyasi gerek bilimsel gelişmede devrimin önkoşulu, düzenin bunalıma varan ölçüde işlerliğini yitirdiğini haber veren belirtilerin algılanmasıdır.
"Tarih, yalnızca bir zamandizimi ve anlatı deposu olarak görülmediği takdirde, şu anda bize egemen olan bilim imgesinde esaslı bir dönüşüme yol açabilir."
"Yeni bir bilimsel doğru, hasımlarını ikna edip onları aydınlatarak zafere ulaşmaz, sadece hasımlar birer birer öldükleri için, yeni görüşten başkasını bilmeyen yepyeni bir kuşak oluşur."
İnsanın bir yenilik ya da buluş yapabilmesi için,karşı çıkacak kadar iyi bildiği bir geleneğe sahip olması lazımdır.İster sanatta olsun,ister bilimde,yenilik boşlukta yaratılamaz,eski geleneklere karşı çıkılarak yapılır.
Herhangi bir bilimsel cemaatin üyeleri bizatihi kendilerini ardıllarının eğitimi dâhil paylaşılmış bir ortak amaçlar serisinin takibinin biricik sorumlusu insanlar olarak görürler.
Rakip siyasi kurumlar arasında yapılan seçim gibi, rakip paradigmalar arasındaki de aslında birbirine tamamen zıt toplumsal yaşam tarzları arasında yapılacak bir tercihtir. Böyle olduğu için de, söz konusu tercih yalnızca olağan bilime özgü değer yargıları tarafından belirlenemez. Çünkü bu değerler zaten üzerinde mücadele yapılan paradigmaya bağlıdır. Paradigmalar, paradigma seçimi üzerine bir tartışmaya girdikleri zaman, ister istemez döngüsel bir rol oynarlar. Her kesim, kendi paradigmasını savunmak için gene kendi paradigmasını kullanmak durumundadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilimsel Devrimlerin Yapısı
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055411565
Çeviri:
Nilüfer Kuyaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Yayınları
Baskılar:
Bilimsel Devrimlerin Yapısı
Bilimsel Devrimlerin Yapısı
Bilimsel buluşların mantıksal yapısı nedir? Ne tür kurallara ve kavramsal araçlara gerek vardır? Bu araçlarla üretilen bilginin sürekli ileriye, daha doğru olana gittiğini nereden bilebiliriz? Birbirine zıt bilimsel açıklamaların hangisinin daha geçerli olduğunu belirlemek için ne gibi ölçütlere sahibiz? Daha çok bilim felsefesi alanına giren bu sorulara yanıt ararken zorunlu olarak bilimin tarihsel bir süreç olarak nasıl geliştiği ve ne tür koşullarda üretildiği sorularının da yanıtlanması gerekir. Kuhn'un, bilim tarihinin kesintisiz bir bilimsel birikimin sonucu olarak değil; aksine, bilgiyi büyük kesintilere, hatta kopmalara uğratan devrimci dönüşümlerle geliştiğini gösterdiği "Bilimsel Devrimlerin Yapısı"; yayınlandığı 1962 yılında bilim tarihi, bilim felsefesi ve bilim sosyolojisi alanlarında bir bomba etkisi yaratmış ve o tarihten bu yana çağdaş bilim ve felsefe dünyasının temel klasiklerinden biri olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Batı düşünce tarihinin temelinde yatan ampirist bilim geleneğini, bilim tarihindeki büyük dönüşüm ve devrimleri sorgulayan Kuhn; bilimsel ilerlemenin temel dayanağı olduğu iddia edilen ampirist bilgi kuramının bir gereği olarak bilimin tarihini de kendilerine göre yeniden yazanlara karşı, aynı tarihe bakarak bambaşka bir ilerleme yapısının ve bambaşka felsefi sonuçların oluşturulabileceğini kanıtlamak çabasındadır ve "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" bu çabanın ürünüdür.

Kitabı okuyanlar 63 okur

  • Doruk Hazar
  • Caner ATILGAN
  • Sinan GÖKDAĞ
  • Emin Arslan
  • ayşe ayhan
  • FEYZANUR EKŞİ
  • Death Lord
  • Zeynep
  • Rümeysa SAKIN
  • SERDAR KUMAN

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.9 (7)
9
%19.2 (5)
8
%23.1 (6)
7
%19.2 (5)
6
%0
5
%3.8 (1)
4
%0
3
%3.8 (1)
2
%0
1
%0