Bilinç - Öznelliğin BilimiAntti Revonsuo

·
Okunma
·
Beğeni
·
17
Gösterim
Adı:
Bilinç - Öznelliğin Bilimi
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
469
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059125222
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küre Yayınları
Bilincin araştırılması, bilim camiasının henüz üstesinden gelemediği en büyük meydan okumalardan biri olarak kabul edilir. Bu kitap, konuyla ilgili anlayışımıza ışık tutmayı vaat eden yeni bilinç bilimine etkileyici bir giriş sağlıyor.


Bilinç: Öznelliğin Bilimi, çağdaş bilimsel bilinç araştırmalarındaki temel yaklaşımların tümünü kapsadığı gibi alan için gerekli tarihi, felsefi ve kavramsal arkaplanı da veriyor. Bunun yanı sıra nöropsikoloji, kognitif nörobilim, beyin görüntüleme ve rüya, hipnoz, meditasyon, beden-dışı deneyim çalışmalarından elde edilen güncel bilimsel bulgular ve teoriler sunuyor. Revonsuo, mevcut temel felsefi ve bilimsel bilinç teorilerini bütüncül bir tarzda inceliyor ve alanda gerçekleşecek gelişmeler için en fazla umut vaat eden alanları belirliyor.


Bilinç: Öznelliğin Bilimi, zorlu bilinç bilimi alanına ilgi duyan herkes için, özellikle de psikoloji, felsefe, biliş, nörobilim ve bunlarla bağlantılı alanlarda okuyan lisans öğrencileri için, okunması kolay ve güncel bir giriş sunuyor.
Birinci bölümde bilincin salt fiziksellik ile açıklanabilecek bir durum olduğunu söyleyen tekçi ve bilincin maddeden fazla bir şey gerektirdiğini söyleyen ikici bilinç kuramları genel hatlarıyla ele alındıktan sonra tarafsız tekçilik, idealizm ve modern anlayışta insan bilincinin bilgisayar metaforuyla açıklanmasına temel teşkil eden işlevselcilik ve idealizmin tezleri ortaya konur. Yine bu bölümde bir klasik olan Thomas Nagel'ın 1973 tarihli "Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?" makalesinin ortaya koyduğu argüman tanıtılır ana hatlarıyla; bir yaratığın öznel psikolojik gerçekliği bilimsel araçlarla anlaşılamaz, erişilemezdir. İkinci bölümde görülen odur ki 90'lar ile doğduğu sanılan bilinç bilimi 19. yüzyılın sonlarında zaten baş göstermiştir. 1920'lerden sonra 'bilinç' görmezden gelinerek, psikoloji artık bir bilinç biliminden ziyade bir davranış bilimi olarak tanımlanmaya başlanmıştır. Çünkü bilinç öznelliktir ve bilimsel araştırma yöntemleriyle ele alınabilecek bir olgu değildir. Belki 1920'lerdeki davranışçılığa olan bu kayış, bilim tarihinin 'bilinç' ile tehlikeye sokulacağının sezilmiş olmasının önlemi, kaçışıdır. 1960'lardaki bilişsel psikolojiye evrilen anlayış bilince hala uzakta durmakta ve zihni bilgisayar metaforuyla açıklayarak bilgi işleme süreçlerine odaklanmıştır ve bilincin öznelliğinden söz açmaya yanaşmamıştır. Ancak 80'lerdeki bilişsel nörobilimin yükselişi ile ele alınmayan duygu ve bilinç artık 'araştırılası' gelmeye başlamıştır. Bilişsel nörobilimin amacı beynin biyolojik gerçekliği ile psikolojik (bilişsel) gerçekliğini ilişkilendirmektir. Üçüncü bölümde fenomenal bilinç, bilinç durumu ve içeriği, fenomenal bilincin yapısı, düşünümsel bilinç, seçici dikkat projektörü, içebakış ve türleri, bilinçdışı ve bilinçsiz bilgi, zombi metaforu ve son olarak bilinç kavramının, farklı kullanımları tanımlanmıştır. Sonraki bölümde günlük yaşamı deneyimlerken onun tam anlamıyla gördüğümüz gibi olduğu yanılgısına nasıl da düştüğümüzü gösterir. Görüş, fiziksel dış dünya ve onun görülebilir dalga boylarındaki elektromanyetik radyasyon ile başlar ve nörobiyoelektriksel enformasyonlara dönüştürüldükten sonra görsel bilinçle biter. Peki ama bilinç bu bir dizi aşamanın tam olarak neresinde ve nasıl belir(iver)ir? Bu bölümde görsel bilincin nöropsikolojik eksiklikleri üzerinden beynin algılarımız aracılığıyla deneyimlediğimiz dünyayı nasıl inşa ettiğini açıklanır. Beşinci bölümde, beyinde korunmuş ve zarar görmüş bilişsel işlevlerin terkibi olarak tanımlanabilecek olan "performans örüntüleri" birleşim ve ayrışım kavramları bağlamında ele alınır. Körgörü, prosopagnozi vb. olgulardan yararlanılmıştır. Yine beynin, duyusal girdiyi bilinçli ve bilinçsiz şekilde işlemesini modelleyen üç farklı kuram tanıtılır ; (1)Ayrık bilgi modeli (2) Bağlantısızlık modeli (3) Alçaltılmış temsil modeli. Altıncı bölümde daha önceki iki bölümde olduğu gibi ancak bu kez öz-farkındalığın nöropsikolojik olgularıyla bilincin nasıl öznelliğe kavuştuğu araştırılmaya devam eder. Yedinci bölümde bilincin nöral korelatlarını araştıran deney yöntemlerinin(fMRI, PET, EEG MEG) tanımları, benzerlikleri ve farklılıkları tanıtılır. Sekizinci bölümde sorulan soru şudur: beyinde bilinç "ışığını yakan" şeyin ne olduğunu görmek için kurulacak ideal deney nedir? Anestezi, epileptik nöbetler gibi nöropsikolojik olgulardan yola çıkıldığında beyinde talamusun, talamokortikal bağlantıların, kortikal-subkortikal yolakların, ve posterior kortikal alanların bilinç için önemli yapılar olduğu görülmüştür. Ancak bu henüz bilincin nöral korelatlarının aydınlığa kavuştuğu anlamını taşır değildir. Yalnızca olgulardan yola çıkılarak tasarlanan deneylerden öyle olmasını umduğumuz öngörülerde bulunuruz bu haliyle. Dokuzuncu bölümde "iki gözün rekabeti" olgusundan yola çıkarak görsel bilincin beyindeki lokalizasyonuna dair yapılan saptamalar ortaya konur ancak şu soru hala cevapsızdır, "Nerede, ne zaman ve ne tür nöral etkinliklerin görsel deneyime dahil olduğunu bulsak bile, nöral etkinliğin nasıl öznel, görsel fenomenolojiyle sonuçlandığını veya onu nasıl ürettiğini anlamış olacak mıyız? (s.267)." Felsefi kuramlar bölümünde bahsedilen teoriler arasındaki kopukluk barizdir. Öyle ki bu kuramların bilinç konusunda ihtilafa düşmedikleri nokta yoktur. Kimi kuramlar nitelcelerin ve fenomenal bilincin varlığını kabul etmezken kimisi de panpsişizme kayarak bilinci beyin-dışı bir konuma yerleştirebilmiştir. Buna karşın deneysel kuramların da üzerinde anlaşabildiği tek nokta bilincin beyin-içi bir konumda aranması gerektiğidir. Bilincin nöral korelatları ya da bilinç ile üst biliş arasındaki ilişkiler üzerine ayrılık devam etmektedir. Fenomenalitenin ölçütü nedir, bildirimsellik mi? Onikinci bölümde ele alınan DBD, kısaca 'deneyimin sıradışı çeşitliliği' olarak tanımlanabilir. Değişmiş bilinç durumları aynı zamanda düşünümsel bilinci de zorunlu kılar. DBD, varsanı ve sanrıların bileşimi olarak ele alınabilir. "Varsanılar tanım gereği gerçek uyaran ortamına tekabül etmeyen algı deneyimlerini içerir. Sanrılar, ise sıkıca benimsenen inançlara, yargılara ve mantığa aykırı veya açık nesnel kanıtlara karşıt olan sürekli olarak yetersiz bir akıl yürütmeye işaret eder. Dolayısıyla varsanılar, fenomenal veya algısal bilincin içeriklerini tahrif ederken; sanrılar da, düşünümsel bilinç düzeyindeki üst düzey düşünce süreçlerini bozar (s. 344). Uykuya dalış esnasında "içsel olarak meydana getirilen" imgelere "hipnagojik varsanılar" bu durumun tersine ise, yani uykudan uyanıklığa geçişte, "hipnopompik varsanılar" denir. Bu fenomenler bize yardım edebilir mi? Rüya, algılanan fenomenal dünyanın simülasyonudur? Bu simülasyon kimi bakımlardan hatalı işler örneğin rüyada eleştirel yoksunluk içerisinde olan biten mantıksız ne varsa onu olağanlıkla kabul ederiz(tümüyle olmasa da bunun dışında az örnek vardır) Bu simülasyonun arızaları, niteliksel, bağlamsal ve zamansaldır. Rüyada kimi zaman olayı, şuan ki ben'den farklı olan bir rüya-benliği yaşarken kimi zaman üçüncü-şahıs-perspektifindeki gözlemci yaşar. Rüyaların işlevini sorduğumuzda ise dört farklı kuram bununla ilgilenebilir; (1)Rastgele etkinleşme kuramı (2)Sorun Çözme Kuramı (3)Zihinsel Sağlık Kuramı (4)Tehdit Simülasyon Kuramı. Rüyanın evrensel nitelikleri göz önüne alındığında tehdit simülasyon kuramı daha açıklayıcı güce sahip görünür. Sonraki bölümde hipnozun bir DBD olarak değerlendirilebilirliği üzerinde durulmakla birlikte hipnotik tetikleme ve türleri, hipnotize edilebilirlik gibi kavramlara değinilmiştir. Son bölümde ise üst bilinç durumlarının bilinç araştırmalarındaki konumu işlenmiştir. Zor bir tanım gerektiren üst bilinç durumlarının ortak noktalarını oluşturulmaya çalışılmıştır. Bilinç bilimine giriş için yerinde bir kitap.
İÇİNDEKİLER
BİRİNCİ KISIM: BİLİNÇ BİLİMİNİN ARKAPLANI


1. BİLİNÇ BİLİMİNİN FELSEFİ TEMELLERİ

GİRİŞ

1.1. BİRİNCİ AYRIM: İKİCİLİK VE TEKÇİLİK

a. İkiciliğin Tanımı

b. Tekçiliğin Tanımı

1.2. İKİCİ BİLİNÇ KURAMLARI

a. Etkileşimcilik

b. Kartezyen İkicilik: Etkileşimciliğin En Tipik Örneği

c. Epifenomenalcilik

d. Koşutçuluk

1.3. TEKÇİ BİLİNÇ KURAMLARI

a. Maddeciliğin (veya Fizikselciliğin) Tanımlanması

b. Elemeci Maddecilik

c. İndirgemeci Maddecilik

d. Mikrofizikselcilik; Nihai İndirgemecilik
e. Belirimci Maddecilik
f. Tekçi Maddeciliğin Özeti
g. İdealizm
h. Tarafsız Tekçilik
i. İşlevselcilik
1.4. ZİHİN-BEDEN SORUNU NEDEN ORTADAN KALKMAYACAK
a. İzah Gediği ve “Zor Sorun”
b. Öznellik
c. Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?
d. Geleceğin Bilimi ve Bilinç
e. Felsefi Sorunlar ve Bilinç

2. BİLİNÇ BİLİMİNİN TARİHSEL TEMELLERİ
GİRİŞ
2.1. 1800’LER: FELSEFEDEN DENEYSEL BİLİNÇ BİLİMİNE DOĞRU
a. Frenoloji
b. Psikofizik
2.2. İÇEBAKIŞÇILIK; BİLİNCE DAİR İLK BİLİMSEL PSİKOLOJİ
a. Wilhelm Wundt ve Psikoloji Biliminin Doğuşu
b. Titchener ve Yapısalcılık: Bilincin Atomları
c. William James ve Bilinç Akışı
2.3. BİLİNÇ BİLİMİ OLARAK İÇEBAKIŞÇILIĞIN DÜŞÜŞÜ
a. Geştalt Psikolojisi: Bilinç Atomcul Değil Bütüncüldür
b. Davranışçılık: Bilimsel Psikolojide Bilnç Nasıl Tabu Haline Geldi
c. Freud’un Bilinç Eleştirisi
2.4. BİLİŞSEL BİLİMDEN BİLİNÇ BİLİMİNE
a. Bilişsel Bilim: Bilinci Barındırmayan Bir Zihin Bilimi
b. Anka Kuşu Yükseliyor: Modern Bilinç Biliminin Ortaya Çıkışı

3. BİLİNÇ BİLİMİNİN KAVRAMSAL TEMELLERİ
GİRİŞ
3.1. BİLİNCİN ÖZNEL GERÇEKLİĞİ NASIL BETİMLENEBİLİR
a. Fenomenal Bilinç: Öznelliğin Temel Biçimi
b. Nitelceler
c. Bilinçli Olma Durumu ve Belirli Bilinç İçerikleri
d. Fenomenal Bilincin İç Yapısı: Merkez ve Çevre
e. Dikkat ve Bilinç
f. Değişim Körlüğü ve Dikkatsizliğe Bağlı Körlük
g. Düşünümsel Bilinç
h. İçebakış
i. Öz-Farkındalık
3.2. BİLİNCİN YOKLUĞUNU BETİMLEYEN KAVRAMLAR
a. Bilinçdışı
b. Bilinçsiz
c. Öz-Farkındalık
3.3. “BİLİNÇ” KAVRAMININ DİĞER TANIMLARI VE KULLANIMLARI
a. Uyarıma Tepki Verme Kabiliyeti Olarak Tanımlanan Bilinç
b. Dış Dünyadan Gelen Bilgiyi Temsil Etme Kabiliyeti Olarak Tanımlanan Bilinç
c. Uyanıklık Olarak Tanımlanan Bilinç
d. Çıktı Sistemlerine Erişim, Davranış Kontrolü veya Dünyayla Davranışsal Etkileşimler Olarak Tanımlanan Bilinç
e. Bilinç ve Farkındalık

İKİNCİ KISIM: BİLİNÇ BİLİMİNİN TEMEL İLGİ ALANLARI
I. BİLİNCİN NÖROPSİKOLOJİSİ
GİRİŞ: BİLİNÇ BİLİMİNİN TEMEL İLGİ ALANLARI NELERDİR?

4. GÖRSEL BİLİNCİN NÖROPSİKOLOJİK EKSİKLİKLERİ
GİRİŞ: GÖRSEL BİLİNCİN BİRLİĞİ
4.1. BEYİNSEL AKROMATOPSİ: RENK NİTELCELERİNİN İZ BIRAKMADAN KAYBOLOŞU
4.2. GÖRSEL AGNOZİ: TUTARLI GÖRSEL NESNELERİN KAYBI
4.3. SEMANTİK BUNAMA: NESNENLERİN ANLAMININ KAYBI
4.4. SİMULTANAGNOZİ: FENOMENAL ARKAPLANIN KAYBI
4.5. İHMAL: FENOMENAL UZAYIN KAYBI
4.6. AKİNEPTOPSİ:GÖRSEL HAREKETLİLİĞİN KAYBI

5. GÖRSEL BİLİNCİN DAVRANIŞTAN NÖROPSİKOLOJİK AYRIŞIMLARI
GİRİŞ: NÖROPSİKOLOJİK BİR AYRIŞIM NEDİR?
5.1. AYRIŞIMLAR VE BİLİNÇ
5.2. BİLİNÇLİ/BİLİNÇSİZ AYRIŞIM KURAMLARI

6. ÖZ-FARKINDALIĞIN NÖROPSİKOLOJİK BOZUKLUKLARI
GİRİŞ
6.1. AMNEZİ
6.2. AYRIK-BEYİN
6.3. ANOSOGNOZİ
6.4. SOMATOPARAFRENİ(ASOMATOGNOZİ)
6.5. BİLİŞSEL NÖROPSİKİYATRİ VE İNANÇ SİSTEMLERİNİN EKSİKLİKLERİ
a. Capgras Sanrısı
b. Fregoli Sanrısı
c. Sol-Yarıküre Yorumcusu ve Sağ-Yarımküre Şeytanın Avukatı

II. BİLİNCİN NÖRAL BAĞINTILARI (BNB)
GİRİŞ: “BİLİNCİN NÖRAL BAĞINTISI” (BNB) NEDİR?

7. BNB DENEYLERİNİN YÖNTEMLERİ VE TASARIMI
GİRİŞ: BNB DENEYLERİ NASIL TASARLANIR
7.1. İŞEVSEL BEYİN GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ: fMRI ve PET
7.2. EEG ve MEG ile ELEKTROMANYETİK BEYİN ALGILAMA

8. BİR DURUM OLARAK BİLİNCİN NÖRAL TEMELİ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR
GİRİŞ: BİR DURUM OLARAK BİLİNÇ
8.1. ANESTEZİ
8.2. EPİLEPTİK NÖBETLER VE DERİN UYKU
8.3. İÇE-KİLİTLENME SENDROMU
8.4. BİTKİSEL HAYAT VE DİĞER KAPSAMLI BİLİNÇ BOZUKLUKLARI
8.5. TERSİNE ZOMBİLER

9. GÖRSEL BİLİNCİN NÖRAL TEMELİ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR
GİRİŞ: GÖRSEL BİLGİ VE GÖRSEL BİLİNÇ
9.1. İKİ GÖZÜN REKABETİ ÇALIŞMALARI
9.2. GÖRSEL VARSANILAR
9.3. GÖRSEL BİLİNÇ ÜZERİNE YAPILAN EEG ve MEG DENEYLERİ
9.4. TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIM (TMS)

III. BİLİNÇ KURAMLARI
GİRİŞ: BİR BİLİNÇ KURAMI NEDİR?

10. FELSEFİ BİLİNÇ KURAMLARI
10.1. GÜNCEL FELSEFİ BİLİNÇ KURAMLARINA BİR BAKIŞ
a. Çoklu Taslaklar Kuramı (Dennett)
b. Duyu-Motor Kuramı (O’Regan ve Noe)
c. Biyolojik Doğalcılık (Searle)
d. Doğalcı İkicilik (Chalmers)
e. Üst Düzey Bilinç Kuramları
f. Dışsalcı Temsilcilik (Tye, Dretske)
g. Nörofenomenoloji (Varela, Lutz, Thompson, Noe)
h. Refleksif Tekçilik (Velmans)
i. Sanal Gerçeklik Kuramı (Metzinger, Lehar)

11. DENEYSEL BİLİNÇ KURAMLARI
11.1. GÜNÜMÜZ DENEYSEL BİLİNÇ KURAMLARINA BİR BAKIŞ
a. Kapsamlı Çalışma Alanı Kuramı (Baars)
b. Nörobiyolojik Kuram (Crick ve Koch)
c. Dinamik Çekirdek (Tononi ile Edelman) ve Bilgi Bütünleştirme Kuramı (Tononi)
d. Talamokortikal Bağlanma Kuramı (Llinas)
e. Tekrarlayan İşleme Kuramı (Lamme)
f. Mikrobiinç Kuramı (Zeki)
g. Olanın Hissi Anlamında Bilinç (Damasio)
11.2. ANALİZ: BİLİNÇ KURAMLARINDA TARTIŞILAN TEMEL MESELELER

a. Bilinci Konumu: Dışsalcılık ve İçselcilik
b. Bilincin Temel Doğası: Fenomenoloji ve Biliş
c. Fenomenal Bilincin Temel Biçimi: Atomculuk ve Bütüncülük

IV. DEĞİŞMİŞ BİLİNÇ DURUMLARI

12. “DEĞİŞMİŞ BİLİNÇ DURUMU” (DBD) NEDİR?
GİRİŞ
12.1. “DEĞİŞMİŞ BİLİNÇ DURUMU”NU NASIL TANIMLAYABİLİRİZ

13. RÜYA GÖRME VE UYKU
GİRİŞ: RÜYA GÖRME VE BİLİNCİN KISA TARİHİ
13.1. HİPNAGOJİK VE HİPNOPOMPİK VARSANILAR
13.2. UYKU FELCİ
13.3. UYKU ZİHİNSEL ETKİNLİĞİ VE RÜYA GÖRME
13.4. RÜYA İÇERİKLERİ
13.5. NEDEN RÜYA GÖRÜRÜRZ
13.6. BERRAK RÜYA GÖRME
13.7. KÖTÜ RÜYALAR VE KABUSLAR
13.8. GECE DEHŞETİ
13.9. UYURGEZERLİK VE GECE GEZGİNLİĞİ
13.10. REM UYKUSU DAVRANIŞ BOZUKLUĞU VE RÜYADA-GEZME

14. HİPNOZ
GİRİŞ
14.1. HİPNOZUN KISA TARİHİ
14.2. HİPNOTİK TETİKLEME
14.3. HİPNOTİK TELKİN EDİLEBİLİRLİK
14.4. HİPNOZLAR BİR DBD MİDİR?
14.5. HİPNOZ ALTINDA BİLİNCE NE OLUR?

15. ÜST BİLİNÇ DURUMLARI
GİRİŞ
15.1. MEDİTASYON
15.2. OPTİMAL DENEYİM VE AKIŞ
15.3. KOŞUCU COŞKUNLUĞU
15.4. BEDEN-DIŞI DENEYİMLER (BDD’LER)
15.5. ÖLÜME YAKIN DEENYEİMLER (ÖYD’LER)
15.6. MİSTİK DENEYİMLER

Sonsöz
Sözlük
Deneyimin aralıksız akışındaki sürekli-değişen örüntülerin altında, tüm deneyimleri bütünleşik tek bir içsel dünya şeklinde birleştiren ve böylece, geçip giden kısa-ömürlü ve değişken içerikleri aşan bilinç ve benliğin uzaysal birliği ile zamansal sürekliliğini, birleşik tek bir psikolojik gerçekliği, benim-için-dünyayı oluşturan sabit bir dere yatağı vardır.
Strawson, öznel deneyimin inkarından, "insan düşünce tarihinin tümünde gerçekleşen en garip şey" diye söz eder(2006,s.5). Daha sonra ise, tamamen deneyimsel-olmayan fiziksel fenomenlerin açıkça deneyimsel fenomenler ortaya çıkaramayacağına inandığı için zayıf belirimciliğin tüm biçimlerini reddeder. Güçlü belirimciliği saçma bulur; çünkü ona göre güçlü belirimci li, fiziksel dünyada doğaüstü büyüye benzer bir şeylerin yürürlükte olduğu inancını gerektirir. Dolayısıyla, geriye kalan az da olsa makul tek alternatif, mikropsişizm adını verdiği bir panpsişizm çeşididir. Bu görüşe göre, mikrodüzeydeki fiziksel fenomenlerin bizzat kendileri doğaları gereği deneyimsel olmalıdır. Eğer bu doğruysa, o zaman zayıf belirimcilik tekrar anlamlı hale gelmeye başlayacaktır. Çünkü makrodeneyimsel fenomenlerin (duyum ve algılarımızın) karmaşık organizasyonları yoluyla mikrodeneyimsel fenomenlerden - fiziksel madde ve enerjinin tamamındaki deneyimsel özelliklerden- ortaya çıkabileceğini varsaymak oldukça makuldür. Deneyim, en alt fiziksel düzeylerden yukarıya doğru her yerde bulunur; bu nedenle, organizasyonunun herhangi bir düzeyindeki bilinçsiz fiziksel bileşenlerden sihirli bir şekilde yaratılmasına gerek kalmaz.
İndirgemeci maddecilik şu mesajı verir: Bilinç, bağımsız ya da özerk bir gerçeklik alanı veya gerçeklik düzeyi değildir. Bu yüzden de hakiki bir psikolojik gerçeklik değildir ; o hatalı bir şekilde psikolojikk sandığımız fakat aslında tamamen nörobiyolojik bir gerçekliktir.
Normal kişilerden ve nöropsikolojik hastalardan elde edilen veriler göstermiştir ki benlik, beynin kendisine anlattığı bir kurama veya hikayeye benzer; bu hikaye nispeten değişkendir ve nesnel olgulara iyi bir uyum içerisinde değildir.
O halde öz-farkındalık, kişinin bedensel benliğini yansıtan ayna görüntüsünde olduğu gibi, seçici dikkat ve düşünümsel bilinci benliği-ilişkin deneyimlere uygulama kabiliyetidir.
Eğer dünyada fizik bilimlerinin nesnel bakış açısıyla kavranılamayan varlığı inkar edilemez öznel fenomenler bulunuyorsa, o zaman bilimsel bakış açısını bilince artık duyarsız kalmayacağı şekilde yeniden düzenlememiz gerekir.
Dikkat, bazı bilgilerin daha ileriye götürülüp detaylı bir şekilde işlenmesi için seçilmesini ifade eder. Dikkat bazı sinyalleri güçlendirirken, bazılarını süzgeçten geçirip bırakır. Bilinç ise bunun aksine öznel deneyimi ifade eder. Dikkate dayalı seçim ile bilinçli deneyim çoğu zaman ilişkilendirilir - dikkat projektörünün seçtiği içerik, bilincin merkezindeki en açık deneyimleri ve düşünümsel bilinçte daha ileri işlenmeye konu olan nesneleri oluşturur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilinç - Öznelliğin Bilimi
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
469
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059125222
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küre Yayınları
Bilincin araştırılması, bilim camiasının henüz üstesinden gelemediği en büyük meydan okumalardan biri olarak kabul edilir. Bu kitap, konuyla ilgili anlayışımıza ışık tutmayı vaat eden yeni bilinç bilimine etkileyici bir giriş sağlıyor.


Bilinç: Öznelliğin Bilimi, çağdaş bilimsel bilinç araştırmalarındaki temel yaklaşımların tümünü kapsadığı gibi alan için gerekli tarihi, felsefi ve kavramsal arkaplanı da veriyor. Bunun yanı sıra nöropsikoloji, kognitif nörobilim, beyin görüntüleme ve rüya, hipnoz, meditasyon, beden-dışı deneyim çalışmalarından elde edilen güncel bilimsel bulgular ve teoriler sunuyor. Revonsuo, mevcut temel felsefi ve bilimsel bilinç teorilerini bütüncül bir tarzda inceliyor ve alanda gerçekleşecek gelişmeler için en fazla umut vaat eden alanları belirliyor.


Bilinç: Öznelliğin Bilimi, zorlu bilinç bilimi alanına ilgi duyan herkes için, özellikle de psikoloji, felsefe, biliş, nörobilim ve bunlarla bağlantılı alanlarda okuyan lisans öğrencileri için, okunması kolay ve güncel bir giriş sunuyor.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Mihriban Karadağoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0