Giriş Yap

Bilinç Üzerine Konuşmalar

Öldüğümüzde öylece sonumuzun geldiğini düşünüyorum ve hayatın,bizim kattığımızın ötesinde bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Bu aynı görme gibi.Yani,sadece nesnelere renkler yansıtmakla kalmayıp -çünkü biliyoruz ki nesneler bizatihi renkli değiller- aynı zamanda bir şeylere anlam da yüklediğimizi kastediyorum. Bir resme bakan kişi, sanatçı ne anlamak istemiş olursa olsun,ona kendi verdiği anlamı yükler. Bir meşe ağacı için de aynısı geçerli. Tanrı veya Darwin bu konuda ne karar vermiş olursa olsun, ona siz bir anlam yüklersiniz.
Reklam
+Özgür iraden olduğunu düşünüyor musun? -Bilmiyorum, inan bilmiyorum. Bilmememin sebebi,özgür irade sahibi olmanın ne anlama geldiğini bilmiyor olmam. Bir şey yapmak istediğimde çoğu zaman o şeyi yaptığımı biliyorum. Aşağıdaki manava inmek istersem,birisi beni hapse tıkmadığı sürece,manava gidebilirim. Kimsenin beni hapse tıktığı yok,o halde özgürüm. Şimdi birisi çıkıp diyecek ki "Ohoo,yapmak istediğin şey,yani manava gitmeyi istemen gerçeği çoktan belirlenmişti zaten ve bu yüzden özgür değilsin." Hatta bazen ben de gerçekten böyle düşünüyorum; "Bu zihnimi meşgul ediyor. Ne isteyeceğimi seçemiyorum,çünkü çoktan belirlenmiş durumda." Sonra da, "Ee,başka nasıl olabilirdi ki?" diye soruyorum. Bu beni ben yapan şeylerin bir parçası. Belki de bahsettiğimiz bu daha ileri özgür irade -yani insanın ne olacağını ve isteyeceğini önceden belirlenmemiş bir biçimde seçebileceği bir özgür irade.
Henüz hiç kimse, herkes tarafından benimsenen;kanunları,kuralları,ilkeleri olan ve beyindeki işleyişin farklı düzeylerini başarılı bir şekilde bir araya getiren uygun bir çerçeve ortaya koyamadı. Yani insanlar kendilerinden çokça hoşnut ve emin olduklarında,beyin konulu büyük toplantılara katılıp 'ne kadar da iyi şeyler yaptık' diye birbirlerinin sırtını sıvazladığında hayal kırıklığına uğruyorum. Susan Greenfield
Freud'un bilime ilişkin değindiği noktalardan biri de şuydu: Bilim,insanları aslında inanmak istemeyecekleri şeylere inanmaları için zorlar-Kopernikçi güneş sistemine kadar geriye götürebilirsiniz bunu. İnsanlar bundan çok rahatsızdı; Darwin'in Descent of Man(insan türeyişi) eserinden sonra insanların keyfi feci kaçtı ve bunda haklıydılar,yani keyifleri kaçarken haksız degillerdi. Bence insanların bilinci bilimsel bir mesele olarak ele almada zorluk çekmelerinin nedenlerinden biri,özgür irademizin olmadığı fikrinin birçok insana çok üzücü gelmesidir. Bernard Baars
Reklam
Her ne kadar hepimiz aralıksız bir dünya algısına sahip olduğumuz şeklinde bir fikir taşısak da,ben bunun bir yanılsama olduğunu iddia ediyorum. Bu yanılsamanın kaynağını anlamama yardımcı olabilecek birkaç analoji örneğini verebilirim. Bunlardan biri,Nigel Thomas'ın öne sürdüğü 'buzdolabı ışığı yanılsaması'. Buzdolabını açtığında ışığı yanar. Sonra dolabı kapatırsın ve ışığın hâlâ yanıp yanmadığını merak edersin; hızlıca kapıyı açarak kontrol etmeye çalışırsın ve ışığın açık olduğunu görürsün. Böylelikle ışığın her zaman açık olduğuna dair bir izlenime kapılırsın. Görme alanı da buna benzer: Hem önünde o muhteşem zenginlikteki alanı gördüğün hem de dünyanın sürekli olduğu izlenimine kapılırsın. Ben bunun aslında doğru olmadığını iddia ediyorum. Sen orada ne olduğunu gerçekten merak edene kadar orada hiçbir şey yoktur ve bir şeyi algılamana izin veren veya daha doğrusu,algının dayandığı şey de meraktır. Kevin O'Regan
2
20
196 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42