Adı:
Bilinmeyen Şaheser
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
107
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512285
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Chef-d’œuvre inconnu
Çeviri:
Renan Akman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Gizli Başyapıt
Bilinmeyen Şaheser
Meçhul Şaheser
Sanatla gerçekliği buluşturmaya adanmış büyük bir dehanın ve yakıcı bir tutkunun öyküsü...

Başta ressamlar olmak üzere, her alandan sanatçıyı etkilemiş olan Bilinmeyen Şaheser, yaratıcılığın sınırları ile sanatçının kusursuzluk arayışı arasındaki çatışmanın ağır bedelini, yani deliliği yürek burkucu bir biçimde işliyor ve okuyucuyu varoluşsal bir sorgulamaya sürüklüyor. Cézanne, Picasso gibi ressamlara, yazar Henry James'e, yönetmen Jacques Rivette'e ilham veren öyküyü, Renan Akman'ın incelikli çevirisiyle ve Picasso'nun gravür ve desenleriyle birlikte sunuyoruz.

"Enfes ironilerle dolu küçük bir başyapıt."
-Karl Marx-

"Frenhofer, onu tanıyan her sanatçının benliğinin bir parçası haline gelmiştir."
-Rathur C. Danto-
(Tanıtım Bülteninden)
Balzac'tan sanatçı ile eseri arasındaki ilişkiyi anlatan harika bir kitap.

Yazar bu kitabında usta bir ressamın yaptığı resme emek verirken ona nasıl bir duygu kattığını, ona nasıl bir duyguyla yaklaştığını bizlere anlatıyor. Bir eserin bizim için sadece bir eser olarak görülmesine karşılık, onu meydana getiren sanatçı için çok derinlemesine , farklı duygular oluşturduğunu bizlere hatırlatmaya çalışıyor. Burada olayı bir ressam üzerinden anlatmasına rağmen bütün dallarda durumun aynı olduğu mesajını da vermekten geri kalmıyor.

Usta bir ressamın herkesten gizlediği ve gerçekten bir başyapıt olarak gördüğü eserinin ve kendisinin dramatik hikayesinin anlatıldığı bu kısa kitabı ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
Stefan Zweig ''Üç Büyük Usta'' adlı eserinde, Balzac'tan söz ederken olayları ne denli içselleştirdiğini göstermek adına, Balzac'ın yemek istediği ama ulaşamadığı yemekleri masa üstüne çizmesinden söz eder. Yine aynı şekilde hayatı boyunca duyularını kandırdığını, tutkularını güçlendirdiğini ve bunu karakterlere yansıttığını anlatır.

Eğer o kitabı okumamış olsaydım, bu kitapta ki Usta karakteri benim için yalnızca bir karakter olarak kalırdı. Fakat şuan net bir şekilde bu Balzac diyebilirim. Çünkü kitapta ki Usta karakteri ile sanatsal anlamda örtüşen çok fazla yönü var.

Usta karakteri, eserine karşı öylesine bir aşk besliyor ki, bu aşk saplantı derecesine varıp, herkesten saklamaya ve kıskanmaya hatta bu resmi göreni öldürmeyi göze almaya kadar gidiyor. Sanat üzerine çok başarılı tespitlerin, ders niteliğinde konuşmaların olduğu son derece güzel bir eser. Sanatçının içselliğinden ziyade direkt olarak sanat kavramının temelini ve içselliğini anlatmaya çalışan bir kitap. Bir sanatçının üretim aşamasını konu alıyor esasında, fakat yine tutkusunu ön plana çıkararak yapıyor bunu.Ayrıca kısa olmasına karşın son derece doyurucu bir eser.
  • Satranç
    8.7/10 (9.751 Oy)9.715 beğeni27.301 okunma2.005 alıntı126.298 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.945 Oy)9.217 beğeni30.280 okunma928 alıntı146.791 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.005 Oy)19.937 beğeni45.694 okunma3.583 alıntı193.043 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.629 Oy)4.113 beğeni13.686 okunma1.547 alıntı56.544 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.746 Oy)8.211 beğeni22.349 okunma4.640 alıntı137.199 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.260 Oy)9.259 beğeni27.640 okunma2.938 alıntı121.848 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.144 Oy)13.974 beğeni36.228 okunma3.795 alıntı153.937 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.924 Oy)6.037 beğeni20.682 okunma924 alıntı107.458 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.541 Oy)3.677 beğeni11.164 okunma6.054 alıntı101.876 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.297 Oy)6.658 beğeni17.715 okunma2.998 alıntı90.495 gösterim
Adı gibi bilinmeyen bir şaheser...

Balzac'ın bu kitabında sürrealist bir ressamın yaptığı resminin değerini kimsenin anlamamasından yola çıkarak şu soruları sorguluyor eser :

Sanat nedir ? Sanatçı kimdir ? Sanatın amacı nedir ? Sanatçı eserini nasıl içselleştirir ? Sanatçı ve eseri arasındaki bağlantı ne ? Sanatçının delilik ile deha arasında giden halleri sanatını nasıl etkiler ? Sanatçı çağının ilerisinde olunca onun şaheserini toplum nasıl karşılayacak ? Sanatçının anlaşılmaması,sanatçıyı nasıl etkileyecek ?
Edgar Poe'nin Oval Portre denen kısa bir öyküsü vardır. Okuyanlar muhakkak hatırlar o öyküyü. Çok çarpıcı bir öyküdür. Onun yanında Jean Luc Godard'in Hayatını Yaşamak filmini de izlemişseniz ilişkilendirme konusunda herhangi bir problem çekmezsiniz. Bunun yanında Balzac'in "Gizli Başyapıt" eseri vardır. Tabi bu eser çok öncesinden yazılan kısa bir eserdir. Eserde Franhofer denilen bir başkarakterin 'mükemmelliyet arayışı ' ele alınır. Içeriği hakkında daha fazla bilgi verme taraftarı değilim. Ya da herhangi bir alıntı yapma taraftarı. Eserlerin alıntıları olmaz, özetlerinin yapılmamasının nedeni de budur.

   Mukemmelliyet arayışı ile Başyapıt ve Gizlilik arasında ne tür bir ilişki vardır? Felsefi bir bağlam içerisine alınınca bu üç mefhum bize ne söyler? Ve tüm bu üç mefhumu ozne-nesne ilişkisi açısından nasıl bir ilişki içerisine sokabiliriz? Balzac'in Gizli Başyapıt eseri de bu denli bir ayrıntı sunmasa dahi, ayrıntının kısmi bir örneğini sunar gibidir.


         Insanlığın lanet tarihsel gelişimine bakıldığında kategorizasyonun mantık ile ayrıma tabi tutulduğu birçok aşamada görebiliriz. Kategorizasyon mantığı derken ne demeye çalisiyorum? Kisacasi, şeyleri ayırt etme ve sınıflandırma mantığından bahsediyorum. Tüm bunların Gizli Başyapıt eseriyle ne ilgisi var diyebilirsiniz. Fakat biraz eşelerseniz ilişkiden de öte bir yakınlığı vardır tüm bunların. .


     Insanların tarih boyunca geçirdiği aşamaları kategorize ederken kullandıkları alet adevattan tutun en işlevsel araca kadar her zaman bir çağ tanımlaması olmuştur. Maden Çağı, Bakır Çağı gibi ayrımlar süregelmiştir. Taşı yontmaktan başlayıp en ileri teknolojik alete kadar daima bir gelişimi takip etmistir. Tüm bunların  onun mukemmelliyete varma çabasının  organizasyon mantığıyla yapıldığı da ortadadır. Bu durum tıpkı Franhofer'in eserini mükemmel diye nitelendirip kendi benliğini eserde kaybetmesine benzer. Oval Portre öyküsünde, ressam kendini kaybedip karısının ölümünü izler ve eser canlı dururken eşi, o sürecin sonunda can verir. Gelişimsel aşamanın kurbanı olan INSAN !

   Mükemmelliyet arayışının yanında insanın kendisini kurban etme ritüeli de kesintisiz şekilde sürmüştür. Kendini güçsüz hisseden insan, tanrıya adaklar sunmuş, kendince doğayı ve tanrısal güce iradesini teslim etmiştir. Bu süreçlerde de tanrısal mukemmelliyet güç temsili daima yara almadan güçlenmiştir. Tıpkı bugünkü tanrısal güç arayışının temsilinin iktidar - baba figürünün olması gibi. Insanın ozne iken kendisini nesne kılması ve iradesini nesneye teslim etmesi tanrısal iliskilendirmenin somucj olmaktan kurtulamamistir. Bugün de tanrısal iradenin yerini paranın almasıyla para nesne iken insanı yönlendiren bir güç konumuna yükselmiştir. Hal böyle olunca insan, kendi benliğinden sıyrılmak şöyle dursun, öte-ki yapay benliğin kurbanı olmuştur. Tıpkı Balzac'in Gizli Başyapıt eserinde Franhofer'in durumunda olduğu gibi. Ve büyük başyapıtın gerçekte olmaması ise bize tanrı temsilini gösterir.

    Peki tüm bunların gizlilikle ne ilişkisi vardır? Gizlilik , gizem , mahremiyet arasında olan ilişki nedir? Mefhumlar neden bu kadar seri şekilde biribirlerini izlemektelerdir?
Gizliliğin mahremiyeti, kendi iradesini bir üst güce teslim ederken kendi ciplakligini saklamaya calisir. Insan,  irade ve  bilincini üst bir güce aktarırken kılıfsız kalır ve bunu Âdem'in genital bölgesine yaprak tutması gibi gizli tutar. Mahremiyet çıplaklığı örtmek için gerekli hale gelmiş ve onun çıplak olarak sunulmasının karşılığı günah olmuştur.


   Sonuç olarak  saymış olduğum  tüm bu ilişkisel mefhumlar yukarıda saydığım üç bağlantılı yapıtlarla ilişkilidir. Godard Hayatini Yaşamak filmini  yaparken boşu boşuna Nana karakteriyle Poe'nin Oval Portre eserine göndermede bulunmamıştır. Arayış çabasının  bizim kendi keşimizi sağlaması gerekirken, daha yüce olan "ortada olmayan esere" kurban gitmesi, insanlık tarihinde çok eski bir yer tutar. Ve böylece örneğini sunduğumuz eserler bize bu gerçekliği göstermek için bir tür örneklem olma bakımından önemli yapı taşları haline gelmiştir.
Balzac’ın 1845 yılında yazdığı öyküsü Gizli Başyapıt hem dönemine hem de sonrasına ışık tutmuş gerçek bir başyapıt.. Öyküyü bitirdiğimde vurucu bir etki bırakmadı bende ama daha sonra kitabın teması olan soyut resmin kitabın yazıldığı dönemde henüz bilinmediğini yaklaşık iki asır sonra ortaya çıktığını öğrendiğimde derinden sarsıldım..
Şimdi kafamdaki soru şu:Soyut resim Balzac’ın bu eserinden esinlenilerek mi ortaya çıktı yoksa Balzac yazarlık dehasının yanında resim sanatına da aşina (hatta o kadarki yeni bir tarz geliştirecek ölçüde) bildiğimizden daha büyük bir usta mı? Picasso’nun yıllar boyunca bu eserdeki resmi yapmaya uğraşmış olmasıda kitabın değer ölçütünü belirleme de büyük bir kıstas.. Edebiyatın bu sarsıcı yanını sevenler için kitap bulunmaz bir kaynak..Keyif almak için okuyanlardan ziyade gerçek edebiyat tutkunlarına mutlaka tavsiyemdir.. Sevgiler
Kısacık olmasına bakmayın... Soyut sanatın ilk tanımını içeren uzun bir öykü. Yazıldığı dönemde soyut resmin örneği olmamasına rağmen Balzac'ın bu tanımı yapabilmek için zihninde nasıl bir resim yarattığını okumak hayli ilginç. Kısacık ama her kelimesi dikkatle okunmak istiyor. Resim sanatı ile, hele de Picasso ile ilgili iseniz okumanız şart, zira kitabın önsözünden de okuyabileceğiniz gibi kendisinin kahramanlarından Frenhofer...
Adı gibi bir Başyapıt. Can yayınlarından okumanız sizin için bir ayrıcalık olacaktır. Zira içerisindeki anlatım, betimleme ve ağdalı onca söz ince bir çeviri gerektiriyor. Kitabın 2. sayfasını komple çizdim ve büyülendim. Bir çırpıda bitecek kadar kısa ama bir çırpıda hazmedilebilecek kadar basit değil. Dolu dolu bir öykü.

Hem sanat, hem resim hem ressam hem edebiyat hakkında en öz/özgün kitap demek istiyorum. Bunu söylerken daha üstünde bir kitap henüz keşfetmemiş olmamdan dem vurabilirsiniz.

Herkesin her şeyi alabileceği bir tat değil elbet. Bu tada ulaşmak biraz da sizin damak zenginliğinize kalmış azizim.
Bu kısa hikayede yaşlı ve usta ressam Frenhofer'ın on yıldır üzerinde çalıştığı bir portreyi mükemmelliyete ulaştırma çabası sonucunda aklını yitirmesi anlatılıyor. Mükemmellik o kadar soyut, uçucu, bir biçime hapsedilemez ve bu yüzden elde edilemez bir amaçtır ki ressamın zihni onu yakalamak peşinde koşarken resim sanatına dair sahip olduğu büyük bilgi birikimi kendisine yardımcı olmak bir yana bir düşmana, acımasız bir eleştirmene dönüp kendi yapıtına kuşku ile bakmasına, onda hep bir eksiklik hep bir kusur bulmasına neden olarak ressamın çıldırmasına sebep oluyor. Fazla bilginin insanı mutlu etmediği, aksine onu şüphelere mahkum ederek emin bir zemine basmaktan alıkoyduğu ya da ayaklarının altındaki zemini çekerek bir boşluğa düşürdüğü yadsınamaz bir gerçektir ama uçmak için de boşluğa düşmeyi göze almak gerekir.
ressam ve resim den anlayan lar için mükemmel sayılabilecek bir eser resimde mükemmele nasıl ulaşılır resimde çizgiler neyi renkler neyi ifade eder detaylı bir biçimde ele alınıp enine boyuna tartışıldıgı mükemmel bir eser gerçegi yazmak gerekirse bana ifade etmedi ama resim ve ressam hakkındaki görüşlerim daha bir zenginleşti...
Çok beğendim. Biliyorum böylesine şeker tadında kısa bir kitabı okumak çok daha kısa sürmeliydi; ama araya başka aşklar, başka kitaplar karıştı. Tuvallerdeki gerçeklik anlatımları başlayınca “ben” dedim “bunu sakin bir kafayla ve keyifle okumalıyım” Onun için okumayı erteledim biraz. Kendim de resimle amatör olarak ilgilendiğimden tabloların naif betimlemeleri beni benden aldı. Hayal dünyamın sınırlarını zorlayarak, ustaların yanında ben de sanki aynı şeyleri görüyor gibi okumaya çalıştım. Kesinlikle okunmalı.
Pek bilinmeyen ve okunmayan Balzac eseri olduğunu düşünüyorum.

Kısacık bir eser. Bir solukta birkaç bardak çay eşliğinde bitebilir. Ama anlamanız da gerek onu. Sindirmeniz de gerek içerisindekileri.

Kusursuzluğu arayan bir ressamdır Frenhofer. Bir resim yapmaktadır ve eksiksiz, kusursuz olmak zorundadır o. Mümkün mü sizce?

Buyurunuz.
Cezanne , Picasso adlı ressamların bu eserde kendilerinin anlatıldığını düşünüyorlarmış ve bu eserden çok etkilenmişler . Frenhofer isimli kahramanımız eserlerinde kusursuzluğu arayan bir ressamdır.Gizli baş yapıtını bitirince eserinin eleştirilmesini ister fakat kimse sanatını anlamaz. Balzac soyut sanatı anlatmıştır. Modern sanatın, sanatçının hikayesi de denilebilir.
Bütün insan duygularında, bir mutluluk anı, şan şöhret yalan olup çıkana kadar azalarak devam eden soylu bir coşkunun doğurduğu narin bir çiçek vardır.
Honore De Balzac
Sayfa 48 - İletişim Yayınları
Sözdizimini eksiksiz bilmek, dil hataları yapmamak büyük bir şair olmaya yetmez!
Honore De Balzac
Sayfa 52 - İletişim Yayınları
Ah! Doğa! Doğa! Kaçmaya kalkıştığında kim yakalayabilmiştir seni! Bakın, fazla bilgi de, tıpkı bilgisizlik gibi, gelip bir olumsuzluğa dayanıyor.
Honore De Balzac
Sayfa 36 - Can Yayınları
Ah Aşk bir muammadır, sadece yüreklerin derinlerinde yaşar ve bir adam dostu olan birine bile," işte sevdiğim kadın! " dediği an her şey biter.
O bir tuval değil, o bir kadın! Birlikte güldüğüm, ağladığım, konuştuğum, düşündüğüm bir kadın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilinmeyen Şaheser
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
107
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512285
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Chef-d’œuvre inconnu
Çeviri:
Renan Akman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Gizli Başyapıt
Bilinmeyen Şaheser
Meçhul Şaheser
Sanatla gerçekliği buluşturmaya adanmış büyük bir dehanın ve yakıcı bir tutkunun öyküsü...

Başta ressamlar olmak üzere, her alandan sanatçıyı etkilemiş olan Bilinmeyen Şaheser, yaratıcılığın sınırları ile sanatçının kusursuzluk arayışı arasındaki çatışmanın ağır bedelini, yani deliliği yürek burkucu bir biçimde işliyor ve okuyucuyu varoluşsal bir sorgulamaya sürüklüyor. Cézanne, Picasso gibi ressamlara, yazar Henry James'e, yönetmen Jacques Rivette'e ilham veren öyküyü, Renan Akman'ın incelikli çevirisiyle ve Picasso'nun gravür ve desenleriyle birlikte sunuyoruz.

"Enfes ironilerle dolu küçük bir başyapıt."
-Karl Marx-

"Frenhofer, onu tanıyan her sanatçının benliğinin bir parçası haline gelmiştir."
-Rathur C. Danto-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 174 okur

  • Mustafa Kara
  • G.
  • büyük yolların haydudu
  • Ebubekir Balpetek
  • Emir Suskun
  • Rainbow 2071
  • Sabri Küçük
  • Kübra öksüz
  • Merve
  • Fatmanur Kucukcitraz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%55.6
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.9
Erkek
%53.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.3 (3)
9
%2.9 (2)
8
%5.8 (4)
7
%2.9 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0