Bilişsel Terapi ve UygulamalarıRobert L. Leahy

·
Okunma
·
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Bilişsel Terapi ve Uygulamaları
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756329375
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Practicing Cognitive Therapy A Guide To Interventions
Çeviri:
Ferruh Özpilavcı, Tahir Özakkaş, Hasan Hacak, Muhittin Macit
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
LİTERA YAYINCILIK
Elinizdeki kitabın editörü olan Robert L. Leahy, ABD'deki Yale Üniversitesi'nde aldığı eğitimden sonra Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki Bilişsel Terapinin kurucusu Dr. Aoran Beck ile çalıştığı ve onunla ortak yayınlar yaptı. ABD'nin değişik üniversitelerinde dersler veren Leahy, yakın bir geçmişe "Uluslararası Bilişsel Psikoterapi Topluluğu"nun başkanı seçilmiştir. Ayrıca New York'ta bulunan Amerikan Bilişsel Terapi Enstitüsü'nü kurmuş olan, halen ABD'de Cornell Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü'nde psikoloji profesörü olarak görev yapmaktadır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
(...) Örneğin, sosyal iticilik (değerlilik alanında) şemasına sahip görünen bir hastadan kendisini sosyal bir toplantıda yabancılarla sohbet ederken hayal etmesi istenebilir. Genellikle, oluşturulan imajinasyonun seviyesi ne kadar yüksekse, bir ana şemanın kapısının tıklatılması ihtimali o kadar büyüktür.
Yakın zamanda kayıp, başarısızlık ve kıtlığın yaşandığı bir ortamda depresyonun semptomlarından bazılarının muhtemelen uyum sağlamaya yönelik olduğunu düşünün. Enerji kaybı, iştah kaybı ve hareket azalması, bir kıtlık ortamında, kalori ihtiyacını azaltır. Sekse ilginin kaybolması, (yanlış da olsa) partnerler arasındaki cinsel rekabeti azaltır.
-
Dahası cinsel ilginin kaybolması, eğer yiyecek, koruyucular ve barınma ortamları yetersiz ise uyum sağlayıcı olabilir. Özeleştiri kaybolan davranışı durdurmak ve kendini düzeltmeyi öğrenmek için yararlı bir yol olabilir. Umutsuzluk, aslında çok fazla risk alan veya ulaşılabilir kaynakları az olan bireyler için yararlı bir geçici kendini ketleme yolu olabilir. (81)
*
Depresif hasta, bunun kendisini daha ileri kayıplardan koruyabileceğine inandığı için, kötümser bir strateji benimseyebilir. Depresyon, bu modele göre sadece depresif hastanın olumsuz şemalarının bir işlevi değil, ayrıca maliyetleri kontrol etme çabasıdır. Depresyon bir risk yönetimi stratejisidir. (82)
*
Depresif bireyler bir minimizasyon stratejisi izlerler. Yani, daha ileriki kayıp olasılığını en aza indirgemek isterler. Çok az şeye sahip olduklarına, mevcut kayıpların gelecekteki 'kazançlar'la telafi edilmesi ihtimalinin az olduğuna, kazançlarının düşük değerde olduğuna (zevk alamaz oldukları için), kayıpların toplam maliyetinin yüksek olduğuna inanırlar. Depresiflerin kaybı gözlerinde fazla büyütmeleri, kayıplardan ne pahasına olursa olsun kaçınılması gerektiğine inanmalarından kaynaklanıyor.
-
Amaç kayıplardan kaçınmak olduğu için, depresifler kendileri için daha fazla kaybı önleyici düzenlemeler yaparlar. Örneğin, depresif kaybetmeye başlayacağını anlarsa (veya tahayyül ederse), 'bırakır' ve vazgeçer. Bu, tabi ki 'öğrenilmiş çaresizlik', yani başarısızlıkla karşılaşınca vazgeçme ile uyuşur, fakat birçok depresif için akılcı ve faydacı bir işlevi vardır: Daha fazla kayıpları engeller. (...) Kayıplar bir kez başladı mı, depresif, onların durdurulamayacağına inanabilir. (82)
*
Depresifler kazançlarını azaltırlar, çünkü dünyanın muhtemelen tehlikeli ve ödüllerin kıt olduğunu düşünürler. Kazançlar, gelecek kazançların habercisi veya bireyin olumlu şeyler üretme potansiyelinin göstergesi olarak görülmezler. Depresyonun olumsuz şemalarında, bir sapma gibi kişiyi beklentiye ve böylece daha büyük bir yüzleşme riskine yönelten bir rastlantı gibi kabul edilirler. (...) Depresife göre havaya yükselen her şey neredeyse her zaman yere çakılır. (84)
*
Depresiflerin korunmaya çalıştıkları kayıplardan ikisi, kendine güvenin kaybolması ve onurun kaybolmasıdır. Depresifin kullandığı stratejilerden biri yanlış yorumlamadır (disattribution). (...) Bildiğimiz gibi, depresifler biraz gayret gösterip bir işe kalkışıp sonra da başarısız olduklarında, bu başarısızlıklarını yeteneklerinin eksikliğine yorup, böylece "Başaramadım, çünkü yeteneksizim, ben başarısızın biriyim" deme konusunda önyargılıdırlar. Stratejileri olan veya dirençli depresifler bu istenmeyen yorumlardan kaçınabilirler, bunun için çaba sarf etmeyi reddedip, "Başarılı olmadım, çünkü bunu hiç denemedim bile" şeklindeki onuru koruyucu otomatik düşüncenin arkasına sığınabilirler. (85)
*
Diğer bir yanlış yorumlama stratejisi, hastanın gayretsizliğinden dolayı terapisti suçlamasıdır. (...) Dirençli depresif kendi kendine "Her şeyi yüzde yüz söylemez ve terapisti suçlayabilirsem, kendimin doğru olarak değerlendirilmesinden kaçınabilirim" şeklinde düşünebilir.
*
Bazı hastalar (gelecekte erişebilecekleri) ideal bir narsistik kendilik imajlarını korumalarına izin verecek olan imkansız amaçlar belirleyerek kendilerini kısıtlayabilirler. Örneğin, bir hastanın kusursuz bir partner ihtiyacı için olağanüstü bir görüşü vardı: Ona göre bu kusursuz partner isteğini terketmesi, söylediğine göre kendisinin 'sıradan' biri olduğu anlamına gelirdi. Sıradanlık görüşü, onun değer sisteminde değerlilik kalitesine eşdeğerdi. Dolayısıyla, partneri için mükemmeliyetçi bir amacı olduğu müddetçe, potansiyelini idealleştirmeye devam edebilirdi. Kusursuz bir partner bulamazsa, bu zaten başka hiç kimsenin başaramayacağı bir şeyi onun da başaramamış olduğu anlamına gelecekti. Büyük korku, kusursuzdan daha az bir partneri amaçlamak ve bunun bile erişilmesi güç bir şey olduğunu anlamak korkusudur. (86)
*
Diğer bir kendini ketleme stratejisi, kişinin kendilik yatırımını, diğerlerinin onun hakkında sahip olduğu kendilik idealine yapmasıdır. Yani onu övgüye değer bulanların beklentilerine göre yaşamaya çalışmasıdır. İdealleştirilmiş kendiliğe yatırım yaparak, hasta özel bir statüye sahip olma veya özel biri olma hayalini korur ve "Bu depresyonu bir atlatırsam, istediğim her şeye sahip olacağım," inancını terk etmek zorunda kalmaz. Bazı hastalar, daha azını kabul etmenin başkalarının gözünde onların statüsünü azaltacağına inandıklarına için değişmeye karşı direnirler. (86)
*
Diğer bir kendini ketleme stratejisi problemleri başkalarına aktarmaktır. Problemin bu şekilde el çabukluğu ile karşıya aktarımı evlilik çatışmasında yaygındır. Kendi öfkesiyle ilgili bir problemi olduğunu itiraf eden koca, problemi kendisinin öfkeli patlamalarından eşini sorumlu tutarak transfer eder. Bu durumda kocanın problemi artık eşinin başarısızlığıdır. (87)
*
Hastaya göre, direncinin üstesinden gelmek için öyle bir değişiklik yapma yolu bulmalıdır ki bu onun, niçin bu değişikliği daha önce yapmadı diye aptal olarak görülmesine sebep olmasın. (87)
Para tek amaç haline geldiğinde, depresyonun başlamasıyla beraber amaçlarına ulaşmak onu eskisi gibi tatmin etmez oldu.
1. Beyin Okuma: Kişilerin size yönelik düşünceleri hakkında yeterli deliliniz olmadığı halde onların ne düşündüklerini bildiğinizi varsayarsınız.
*
2. Falcılık: Geleceği tahmin edersiniz, her şey daha kötü olacak veya yakında tehlikeli bir şey olacak gibi.
*
3. Felaketçilik: Olmuş veya olacak olan şeylerin dayanamayacağınız kadar korkunç ve çekilmez olduğuna inanırsınız.
*
4. Etiketleme: Bazı genel olumsuz özellikleri kendinize veya başkalarına yüklersiniz.
*
5. Olumlu Şeyleri Önemsememe: Sizin veya başkalarının sahip olduğu olumlu şeylerin önemsiz olduğunu iddia edersiniz.
*
6. Olumsuz Filtre: Olumsuz şeyleri ayırarak her zaman onlara odaklanırsınız ve nadiren olumlu şeyleri fark edersiniz.
*
7. Aşırı Genelleme: Tek bir olay üzerinden genel olumsuz şeyleri algılarsınız.
*
8. İki Uçtan Birinde Düşünme: Olaylara veya insanlara ya hep ya hiç terimleriyle bakarsınız.
*
9. Olması Gerekenler: Her şeyi, basitçe ne olduğunu anlamaya odaklanmak yerine, nasıl olması gerektiği açısından yorumlarsınız.
*
10. Kişiselleştirme: Olumsuz olayları büyük oranda kendinize atfedersiniz ve belli olaylara başkalarının da sebep olduğunu göremezsiniz.
*
11. Suçlama: Olumsuz düşüncelerinizin kaynağı olarak bir başkasını görürsünüz ve kendinizi değiştirme sorumluluğu almayı reddedersiniz.
*
12. Haksız Mukayese: Olayları gerçekçi olmaan standartlar açısından değerlendirirsiniz; örneğin öncelikle sizden daha iyi yapmış olanlara odaklanırsınız ve kendinizi onlarla karşılaştırarak aşağılık görürsünüz.
*
13. Pişmanlık Yöneltme: Şu an daha iyi ne yapabileceğiniz yerine geçmişte neyi daha iyi yapabilirdiniz fikrine odaklanırsınız.
*
14. Ya Şöyle Olursa? : Sürekli olarak 'ya şöyle olursa?' tarzında sorular sorarsınız. Aldığınız cevapların hiçbiri sizi tatmin etmez.
*
15. Duygusal Muhakeme: Duygularınızın gerçeği yorumlamanıza rehberlik etmesine izin verirsiniz.
*
16. Kurtulma Yetersizliği: Olumsuz düşüncelerinizle çatışabilecek her türlü kanıt veya argümanı reddedersiniz. Örneğin, "Ben sevilmeyen biriyim" düşüncesine sahipseniz, insanların sizi sevdiğine dair her delili alakasız diyerek reddedersiniz. Sonuçta, düşünceniz reddedilemez. "Asıl sorun bu değil, daha derin problemler, daha başka faktörler var."
*
17. Yargı Odaklanması: Başkalarını veya olayları basitçe tarif etmek, kabul etmek veya anlamak yerine kendinize iyi-kötü veya üstün-aşağı değerlendirmeleri açısından bakarsınız. Sürekli olarak kendinizi ve başkalarını yetersiz bularak, yapay standartlara göre değerlendirirsiniz. Kendiniz hakkındaki yargılarınız kadar başkalarının yargısına da odaklanırsınız.
Ellis, Beck ve Meichenbaum muhtemelen kendi kişiliklerinden ve teorilerinden kaynaklanan kendilerine ait metotlara sahip olmalarına rağmen, yaklaşımlarında ortak olan dört varsayım vardır. Bunların ilki, psikolojik bozuklukların yetiler, kendini beğenmişlik veya davranış ile ilgili bir olumsuz otomatik düşünceler kümesi ile ilişkili olduğu varsayımıdır. İkincisi, bu olumsuz otomatik düşüncelerim yapısal anlamda nispeten geçmişe ilişkin değerlerinin olmadığı varsayımıdır. Bireylerin şu an düşündükleri ile terapiste söylediklerinin geçmiştekilerden daha önemli olduğu değerlendirildi. Benzer şekilde, bu olumsuz otomatik düşüncelerin niçin var olduğuyla çok az ilgilendiler; onlara göre şu an niçin salt bunları değiştirmeye yoğunlaşmak yeterliydi. Duygusal huzur ancak bu şekilde elde edilirdi.
Her zaman bir değişiklik yaparken kendini bir parça geride tutuyordu. Tatminin bağlılıkla beraber geleceği fikrine odaklanmamız gerekiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilişsel Terapi ve Uygulamaları
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756329375
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Practicing Cognitive Therapy A Guide To Interventions
Çeviri:
Ferruh Özpilavcı, Tahir Özakkaş, Hasan Hacak, Muhittin Macit
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
LİTERA YAYINCILIK
Elinizdeki kitabın editörü olan Robert L. Leahy, ABD'deki Yale Üniversitesi'nde aldığı eğitimden sonra Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki Bilişsel Terapinin kurucusu Dr. Aoran Beck ile çalıştığı ve onunla ortak yayınlar yaptı. ABD'nin değişik üniversitelerinde dersler veren Leahy, yakın bir geçmişe "Uluslararası Bilişsel Psikoterapi Topluluğu"nun başkanı seçilmiştir. Ayrıca New York'ta bulunan Amerikan Bilişsel Terapi Enstitüsü'nü kurmuş olan, halen ABD'de Cornell Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü'nde psikoloji profesörü olarak görev yapmaktadır.

Kitap istatistikleri