Bin Kalıplılar (Doğu Perinçek ve PDA Avanesi'nin İhanete Karmış Hazin Siyasi Serüvenine Dair...)

·
Okunma
·
Beğeni
·
262
Gösterim
Adı:
Bin Kalıplılar
Alt başlık:
Doğu Perinçek ve PDA Avanesi'nin İhanete Karmış Hazin Siyasi Serüvenine Dair...
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
617
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757346685
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Derleniş Yayınları
Peki, Sovyetler Birliği tehdidini manyaklık düzeyinde heyulalaştırarak politikasının en temel unsuru yapan kimdi, yoldaşlar?

Önceki yazılarımızdan jatırlayacaksınız; kaplan ve kurt masallarıyla bu "tehdidi" popülarize eden kim Türkiye'de?

Bu "tehdit" karşısında Amerika'yı "Barış Cephesi" içinde göstererek müttefik olarak niteleyen kim?

"Sovyet tehdidi"ne karşı "Avrupa Ordusunun da güçlendirilmesi gerektiğini" savunan kim?

Ve de hatta bu "tehdide karşı" ABD'nin NATO'sunu, Süper NATO'sunu, Kontrgerilla'sını, onun ürünü olan 12 Eylül Faşist Diktatörlüğünü ve tüm bunların ardından ABD'nin Nötron Bombasını savunan kim?

Bu Bin Kalıplılar Dergahı, değil mi?

İşte Kıvılcımlı Usta'mız onların Sovyetler Birliği ve Sosyalist Kamp'a, mazlum dünya halklarına ettikleri bu ihanetten ve dünyanın baş emperyalist haydut devleti ABD'nin tezlerini birebir savunduğu için bunların yapıp ettiğini "CIA Sosyalizm" olarak değerlendiriyor. Tabii çok yerinde olarak, haklı olarak.

Çünkü bunlar devrimci halk ozanımız Aşık İhsani'nin bir dizesindeki söyleyişle tam 16 yıl boyunca "Türk Yurdu üstünde kahpe düşmanın ağzıyla öt"müşlerdir.

Demek ki yoldaşlar, biz bunları CIA Sosyalizmi olarak etiketlemekle onlara ne haksızlık etmişiz ne de hakaret. Onları gerçek kimlikleriyle adlandırmışız, nitelendirmişiz...

Biz, 1969'dan bu yana D. Perinçek ve PDA Avanesinin söyleyip savunduklarının hep tam karşısında olduk.

Adamda halkımızın deyişiyle her yol var. Başta türlü dersek; her yol mubah... Onun bütün derdi, kendi deyişleriyle, "Büyük Güçler Platformuna çıkmak." İşet onu başarabilmek için de duruma ve şartlara göre görüş oluşturmak yani bir kalıptan çıkıp bir kalıba girmek...

Bu adam ve avanesi için tutarlılıkmış, siyasi ahlakmış, vicdanmış, insani değerlermiş hiçbir önem taşımaz. Boş şeyler onlara göre bütün bu saydıklarımız.

E, sonuçta onlarınki de bir seçim. Ne yapabilirsiniz ki?..

Biz, onur yaşamdan önemlidir. İnsan şerefi için yaşar diyoruz. Onlarsa "Büyük Güçler Platformuna çıkmak", diyorlar. Yazık! Ne diyelim başka?.. Hep dediğimiz gibi, insanız tabii; akılla birlikte duygu varlığıyız da... Bu sebepten kızıyoruz onlara zaman zaman da, aslında acınacak yaratıklar bunlar.

İnsan olarak doğmuşlar, sonra da kendi iradeleriyle insanlıktan vazgeçmişler...
617 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bugün adı sahte Vatan Partisi olan Doğu Perinçek ve ekibinin siyasi dönüşleri dikkatinizi çekiyordur. Peki kaç defa döndüler? Bir, iki, üç? İşte bu kitap, bir hareketin siyasi tarihi boyunca gerçekleşen değişiklikleri ve halkı kandırışını ortaya koyuyor.
Biz sanmıştık ki, D. Perinçek ve müritleri TİİKP Savunması’nı ve orada- ki tezlerini “cami avlusuna bırakılmış bebeler gibi” bırakıp kaçtı. Çünkü bu kaşar ekip o görüşleri hiç ağzına almıyor bugün. Ha bazen ekibin şefi D. P. de “İki Süper Devlet” gevelemesinde filan bulunuyor. Ama o zamanki gibi olumsuz bir ibare olarak kullanmıyor bunu. Tam tersine, olumluyor. Diyor ki, o zamanlar İki Süper Devlet’in arasındaki rekabet ve dengeleme, onların bizim gibi ülkelere bugünlerdeki gibi saldırılarını engelliyordu. Ve benzeri şeyler...
Doğu Perinçek ve PDA Avanesi sadece Gladio’yu savunmakla kalmazlar; onun ağababası, üst örgütü NATO’yu da savunurlar açıktan. Görelim onu da:

“NATO’yu Sovyet Tehdidine Karşı Önemli Bir Etken Olarak Değerlendirdik

“TİKP, yurdumuzun savunulması konusunda o kadar ciddi ve sorumlu bir tutum almıştır ki, NATO’nun geçmiş dönemdeki niteliğinden doğan yargıların dahi üzerinde düşünerek, Sovyetler Birliği’ne teslimiyet yönünde bir NATO’dan ayrılışa karşı çıkmış, NATO’nun Moskova tehdidi karşısında yarattığı ağırlığı tespit etmiş, Sovyetler Birliği’nin yayılmasını gemleyen her güce önem vermiştir. Bütün bunları gözlerden saklamaya çalışmak, hatta tersyüz etmek hukuki bir tutum değildir. TİKP Başkanlık Kurulu’nun NATO Bakanlar Konseyi toplantısı ile ilgili 25 Haziran 1980
günlü bildirisi, yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır:

“‘NATO, değişen dünya durumu nedeniyle bugün Sovyet tehdidine karşı bir savunma örgütü niteliği kazanmıştır. (…)

“‘Türkiye İşçi Köylü Partisi NATO’dan Sovyetler Birliği’ne teslimiyet yönünde ayrılışa karşıdır. Bugün Türkiye’nin NATO’dan ayrılması için kampanya yürütenler, ülkemizin bağımsızlığına hizmet etmiyorlar. (…)

“‘Türkiye topraklarındaki bütün askeri üsler ve silahlar kendi Genelkurmayımızın
emrinde olmalıdır.

“‘Bugün Türkiye’nin en can alıcı sorunu, milli savunmayı güçlendirmek ve saldırgana karşı direnmeye hazır olmaktır.’” (Türkiye Gerçeği, sayı 18, Ağustos 1980, s. 2) (Türkiye İşçi Köylü Partisi İddianame ve Sorgu, Yayımlayan: Av. Hüseyin Gökçearslan, s. 130)
Nurullah Ankut
Sayfa 92 - Derleniş Yayınları
“ABD artık Türkiye’nin üzerine kılıçla geliyor”, diyor. Çuval, işte buna karşı bir uyarıdır, biz ABD ile düşmanlık istemiyoruz. Ama dost olmak için de iki koşulumuz var, diyor.
İsterseniz bu konuda ne dediğini kendi cümlelerinden görelim:

“DOSTLUĞUN İKİ KOŞULU
“ABD, artık başta Türkiye olmak üzere Batı Asya ülkelerinin toprak bütünlüğünü kabul etmek durumundadır.
“Kabul etmezse, sonuçlarına katlanacaktır.
“Biz Türk milleti olarak ABD ile düşmanlık istemiyoruz. Ancak dostluk
için ABD’nin iki koşula saygı göstermesi gerekiyor:
“Bir: Vatanımızı bölemezsiniz!
“İki: Cumhuriyetimizi yıkamazsınız!”
Perinçek’in bu yaklaşımı tümüyle burjuva bir anlayışın ürünüdür. Bunun Marksizm-Leninizm’le de, Uluslararası Proletarya Hareketi’yle de ve hatta Demokratizm’le de zerrece ilgisi yoktur.

Olmaz ya, hadi varsayalım ki ABD bu iki koşula uydu.

Onunla dost mu olacağız?

Perinçek’e göre evet.

Peki bir Devrimci, bir Antiemperyalist, bir Demokrat, uluslararası emperyalizmin başhaydut devleti olan ABD Emperyalistleriyle hiç dost olabilir mi?
Nurullah Ankut
Sayfa 39 - Derleniş Yayınları
bugün “Sevrci Soytarı Sahte Sol”un savunduğu Amerika’nın “Project Democracy” çerçevesindeki tezlerin tamamının Türkiye’deki ilk kullanıcısı D. Perinçek ve PDA ekibidir. Başka türlü söylersek, D.Perinçek ve PDA Hareketi, Sevrci Soytarı Sahte Sol’un kart babasıdır, yetiştiricisidir, öğretmenidir.
Nurullah Ankut
Sayfa 68 - Derleniş Yayınları
Tabiî özür ve af dilemek için öncelikle onları yani işlenen ihanete karmış
suçları, hiç eğip bükmeden, oldukları gibi kabul etmeleri gerekir.
(...)
Biz, dönemin Refah Partisi İl Başkanı Tayyip Erdoğan, Genel Başkanı Ahmet Tekdal, Murat Belge ve Abdurrahman Dilipak’la birlikte İstanbul Beyazıt Meydanı’nda Türban Eylemlerine katıldık. “Türbana Özgürlük” adına hazırlanan ziyaretçi defterine şu satırları yazıp imzaladık: “Düşünce ve inancın özgür olduğu, gönül rahatlığı içinde yaşayabileceğimiz bir Türkiye özlemiyle” (Cumhuriyet Gazetesi, 16 Mayıs 1987), dedik.

Ayrıca, alttaki gazete haberinde de görüleceği gibi, aynı gün şu rezalete de imza attık:
“Soldan Destek

“Kapatılan TİKP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Yeni Gündem Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murat Belge, Milli Gazete dış politika yazarlarından Abdurrahman Dilipak ve Barış Derneği Davası avukatlarından Atilla Coşkun, ortak bir dilekçe ile YÖK’e başvurup, başörtüsü yasağının kaldırılmasını istediler. Dilekçede, inanç ve fikir suçu gibi suçlar icat etmenin insanlık suçu olduğu ileri sürüldü.”
Nurullah Ankut
Sayfa 73 - Derleniş Yayınları
Şimdi, “Atatürk’te birleştik” diyor. Bir sloganı da bu değil mi, arkadaşlar, İP’in?

“2000’e Doğru Dergisi”nde, Mart 1987’de bakın neler yazıyor, arkadaşlar: “Atatürk ve Allah”. Doğu Perinçek’in makalesinin başlığı:

“Resmi Atatürkçülük iflas etmiştir. İçtihat kapısı kapanmıştır. Toplumumuzda canlılık belirtisi kalmamış, hiçbir fikir üretemeyen, en taşlaşmış ideolojik çevre onlardır. Üniversitelerin en emeksiz, en cahil, en eyyamcı artık içi geçmiş unsurlarıyla bazı emekli askerler mollalarınkinden farksız bir ilim anlayışının temsilcileri olarak gözüküyorlar. Şeyhçidirler.

Hepsi o. Öte yandan Kemalizmin devrimci geleneğine bağlı olanların ise nesli tükenmektedir. Çünkü Kemalizm bir ideoloji olarak devrimci rolünü tamamlamıştır.”

Evet, arkadaşlar 1987’de İP’in şefi D. Perinçek söylüyor bunları, yazıyor. İşte bunlara biz, bin kalıplılar, derken iftira atmıyoruz. Ya da haksızlık yapmıyoruz
Nurullah Ankut
Sayfa 27 - Derleniş Yayınları
Adam nefes alır, su içer gibi yalan söyler yoldaşlarına ve Türkiye Halkına. Ama gördüğümüz gibi polise tek bir yalan bile söyleyemiyor. Bir ara yanılıyor, bir yoldaşıyla bir evde buluştuğunu söylüyor. Fakat hemen ardından yanıldığını anlıyor. Yanlış hatırladığının farkına varıyor. Hayır, o adreste değil, şu arkadaşın şu adresteki evinde buluştuk, diye yanılgısını hemen düzeltiyor.

Yine bir yerde Filistin’e giden bir arkadaşına 12.000 TL verdiğini söylüyor. Ki o arkadaşı Filistin’e gitmiş, o anda Türkiye’de değil. Ve olay sadece ikisinin arasında geçmiş. Polisin bunu bilmesi, sorup öğrenmesi mümkün değil, kendisi söylemese. Ama onu bile söylüyor. Tam bir çöküş, bitiş, teslimiyet…

Bazı satırlarda silahtan, bombadan, silahlı mücadeleden, proletaryanın öncü müfrezesinin oluşturulmasından, silahlı ayaklanmadan filan söz ediyor. Bu söylediklerin kim, sen kimsin…
Nurullah Ankut
Sayfa 59 - Derleniş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Kalıplılar
Alt başlık:
Doğu Perinçek ve PDA Avanesi'nin İhanete Karmış Hazin Siyasi Serüvenine Dair...
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
617
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757346685
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Derleniş Yayınları
Peki, Sovyetler Birliği tehdidini manyaklık düzeyinde heyulalaştırarak politikasının en temel unsuru yapan kimdi, yoldaşlar?

Önceki yazılarımızdan jatırlayacaksınız; kaplan ve kurt masallarıyla bu "tehdidi" popülarize eden kim Türkiye'de?

Bu "tehdit" karşısında Amerika'yı "Barış Cephesi" içinde göstererek müttefik olarak niteleyen kim?

"Sovyet tehdidi"ne karşı "Avrupa Ordusunun da güçlendirilmesi gerektiğini" savunan kim?

Ve de hatta bu "tehdide karşı" ABD'nin NATO'sunu, Süper NATO'sunu, Kontrgerilla'sını, onun ürünü olan 12 Eylül Faşist Diktatörlüğünü ve tüm bunların ardından ABD'nin Nötron Bombasını savunan kim?

Bu Bin Kalıplılar Dergahı, değil mi?

İşte Kıvılcımlı Usta'mız onların Sovyetler Birliği ve Sosyalist Kamp'a, mazlum dünya halklarına ettikleri bu ihanetten ve dünyanın baş emperyalist haydut devleti ABD'nin tezlerini birebir savunduğu için bunların yapıp ettiğini "CIA Sosyalizm" olarak değerlendiriyor. Tabii çok yerinde olarak, haklı olarak.

Çünkü bunlar devrimci halk ozanımız Aşık İhsani'nin bir dizesindeki söyleyişle tam 16 yıl boyunca "Türk Yurdu üstünde kahpe düşmanın ağzıyla öt"müşlerdir.

Demek ki yoldaşlar, biz bunları CIA Sosyalizmi olarak etiketlemekle onlara ne haksızlık etmişiz ne de hakaret. Onları gerçek kimlikleriyle adlandırmışız, nitelendirmişiz...

Biz, 1969'dan bu yana D. Perinçek ve PDA Avanesinin söyleyip savunduklarının hep tam karşısında olduk.

Adamda halkımızın deyişiyle her yol var. Başta türlü dersek; her yol mubah... Onun bütün derdi, kendi deyişleriyle, "Büyük Güçler Platformuna çıkmak." İşet onu başarabilmek için de duruma ve şartlara göre görüş oluşturmak yani bir kalıptan çıkıp bir kalıba girmek...

Bu adam ve avanesi için tutarlılıkmış, siyasi ahlakmış, vicdanmış, insani değerlermiş hiçbir önem taşımaz. Boş şeyler onlara göre bütün bu saydıklarımız.

E, sonuçta onlarınki de bir seçim. Ne yapabilirsiniz ki?..

Biz, onur yaşamdan önemlidir. İnsan şerefi için yaşar diyoruz. Onlarsa "Büyük Güçler Platformuna çıkmak", diyorlar. Yazık! Ne diyelim başka?.. Hep dediğimiz gibi, insanız tabii; akılla birlikte duygu varlığıyız da... Bu sebepten kızıyoruz onlara zaman zaman da, aslında acınacak yaratıklar bunlar.

İnsan olarak doğmuşlar, sonra da kendi iradeleriyle insanlıktan vazgeçmişler...

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • M. Deniz Çakır
  • utkusötik kimya
  • Özgür Gülsoy

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0