Bin Yapraklı Lotus

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
371 gösterim
Bin Yapraklı Lotus, daha önce İçimizdeki Şato ve İblisname adlı kitaplarını yayınladığımız İnan Çetin'in ilk öykü kitabı. Yayınlandığında ilgiyle karşılanmış bu öyküler, bir yandan İnan Çetin'in sağlam öykücülüğünün ilk örneklerini sergiliyor, bir yandan da ülkesinin, insanının sorunlarını sessizce izleyen ve bunları yazıya aktaran genç bir yazarın kaygılarını işaret ediyor. Bu kitaptaki öyküleri unutamayacaksınız.

İnan Çetin'in öyküleri insanı canevinde gören bir derinliğin ürünü; sanırım bu yüzden öykünün bütüncül anlamı yerine, sözcüklerin çoğul anlamlarına dayanıyor. Öykünün bütünü bazen yalnızca kurmacayla oyun oynamaya götürür, onunla yetinir öykücü. Oysa sözcüklerin düzanlamlarının ötesinde görünmeyen anlamlarına, suskuların gizlerine ulaşmaya çalışarak yazmak, insanın derin dünyasına gönderir. Bin Yapraklı Lotus'ta anlamına ve tadına tam varabilmek için yeniden okuma isteği uyandıran öyküler var.
-Semih Gümüş
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2008
  • Sayfa Sayısı:
    97
  • ISBN:
    9789750709586
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

tabula rasa 
23 Oca 22:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Denir ki: Seni ayıplayanlar çıkacaktır kuşkusuz, ama bil ki, hiçlik varoluşun temelidir. Büyük ideallerin varsa eğer ve bu idealler insanlığın köküne kibrit suyu döküyorsa, peşinden gelenler suçludur. Sen tek başınasın unutma, kendine ihanet etmiyorsun. Tutkuna yaşamayı öğren; arada bir fırtınaya dönüşse de rüzgar, korunmasını bil. Ama her şeyin saf olduğuna kanma sakın. Sana söylediklerim de saf değil, aldanma.

Bin Yapraklı Lotus, İnan ÇetinBin Yapraklı Lotus, İnan Çetin
tabula rasa 
23 Oca 22:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Denir ki: Tutku acının yücelişidir. Acıdan mı doğar tutku, sevinçten mi ? Bilinmez elbet, ama bilinen, tutkunun yaşayan ölüm olduğudur. Bazen sonsuz bi belirsizliğin bellek kırıntılarından bile yoksun, bazen neredeyse kesin bir gerçeğe tutsak edilmiş, somut.
Denir ki: Güneşin yeryüzüne bıraktığı izler kadar derindir geçmişi, söküp atmak olanaksız değilse bile, yapışkan bir sessizlik, var olmadığı halde süregelen bir gereksinmedir. Aklın ve anımsayışın yüzeylerinde dolanan, ara sıra kuytulara inen acıdır, ağrıdır. Ölümün yerine bir anıt olur ve o zaman tutkunun hükmü ölümsüz bir hiçliğe dönüşür.

Bin Yapraklı Lotus, İnan ÇetinBin Yapraklı Lotus, İnan Çetin