Binbir Gece MasallarıAntoine Galland

·
Okunma
·
Beğeni
·
474
Gösterim
Adı:
Binbir Gece Masalları
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
273
ISBN:
9786053600954
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Mille Et Une Nuits
Çeviri:
Ferid Namık Hansoy
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
“Kışla yaz arasında ziyaret için gelen benim. Ama ziyaretim gece ışıklarının görünümü kadar kısadır. Ay ışığının toprağa düşüşü kadar kısadır. Çiçek açışımın kısa süresinden yararlanmak için acele edin ve hatırlayın ki, zaman keskin bir kılıçtır. Uzun süre beni elinde tutmayı düşünen yanılmaktadır. Ben bülbülün aşık olduğu gülüm.”

Yüzyıllar boyunca, Çin’den Kuzey Afrika’ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Dünyalar güzeli Şehrazad’ın geceler boyunca Sultan Şehriyar’a anlattığı masallar zengin içeriği, kurgusundaki ustalık ve fantastik öğelerin bolluğu ile küçüklerin olduğu kadar büyüklerin de ilgisini çekmektedir.
Borges'in derlediği Babil Kitaplığı'nın 28. kitabı ve bir kısa masalı saymazsak sadece bir masal var. O da Alaaddin ve Sihirli Lamba. Kimine göre bu hikâye Binbir Gece Masalları'na sonradan eklenmiş. Kimine göre ise Galland'ın kendi anlatımı. Ama çok güzel ve film, çigi film, tiyatro gibi birçok dala uyarlanmış çok güzel bir masal...
https://kitapokurum.blogspot.com.tr/...r-gece-masallar.html
ÇOCUKLUK İNCELEMELERİ -3-
"Kitabın Kahramanları: Babil Kralı, Vezir, Kralın İki Kızı...
Yer: Saray
Zaman: Binbir Gece
Konusu: Babil Kralı'nın acımasızlığı...
Ana Fikri: Efsane Masallar... (!)
Kitap Hakkında Düşüncem: En çok beğendiğim kitaplardan biriydi. İçinde bir sürü masal var. (*_*)
Yazar Hakkında Düşüncem: Yazarın geçmişini okudum, yetenekli bir yazarmış.
Siz Yazmış Olsanız Kitaba Ne Ad Verirdiniz?: Babil Efsanesi..."
Seyahatlerimde atlatmış olduğum tehlikelerin anısını pek kısa
bir zamanda unutuvermiştim. Dinlenerek yaşamaktan sıkılıyordum.
Üçüncü kez gemiye bindim.

İlk aylarda her şey iyi gitti; ama bir gün öyle müthiş bir fırtınaya tutulduk ki,
bu fırtına bizi, kaptanın bir türlü girmek istemediği bir adanın limanına attı.
Kaptan bize:
— Bu ada, bazı vahşi insanlarla doludur, dedi.
Ayak basar basmaz bize hemen saldırırlar; her ne kadar cüce iseler de,
onlara direnmemiz boşunadır; çünkü çekirge kadar çokturlar.
Bu söz bizi tereddüt içinde bıraktı.
Biraz sonra, boyları iki ayak tutan ve vücutları kızıl ve uzun kıllarla kaplı
bir sürü vahşinin meydana çıktığım gördük. Hemen denize atlayarak
yüzmeye başladılar, gemimizin etrafına geldiler, iplere sarıldılar ve
hayret edilecek bir çeviklikle küpeşteye kadar tırmandılar.

Hiçbir şey söylemeye cesaret edemediğimiz için manevralarını sakince
yapmaya devam ettiler ve bizi dışarı çıkardıktan sonra gemiyi götürdüler.
Ölüm saati yaklaşmıştı. Adada ilerliyorduk.

Bir süre yürüdükten sonra, büyük bir saray gördük.
Saraydan içeri girmeye karar verdik. Avlunun bir tarafında
insan kemiklerinden bir yığın, öbür tarafında ise kebap şişleri gördük.
Bu manzara karşısında, bir ölüm kokusu bizi yakaladı.

Şanssızlığımıza üzülüp dururken, bir kapı açıldı ve bu kapıdan
büyük bir palmiye kadar iri boylu, alnında ateş gibi parıldayan
kızıl gözlü korkunç bir zenci çıktı. Uzun ve sipsivri dişleri ağzından
dışarı çıkıyor ve alt dudağı göğsüne kadar sarkıyordu.

Elimiz ayağımız tutmaz bir halde bulunurken, o bizi tek gözüyle inceliyordu.
Bu iş bitince elini bana doğru uzattı; beni ensemden yakaladı ve
olduğum yerde çevirerek her tarafımı gözden geçirdi.
Etimin kemiklerime yapışacak derecede sıska olduğumu görünce,
öbürlerini aynı incelemeden geçirmek için beni bıraktı.
Arkadaşlar arasında en yağlı ve semizi kaptan olduğu için onu seçti,
bir serçe tutar gibi eline alarak vücuduna bir şiş sapladı.

Büyük bir ateş yakarak kaptanı bu ateşte kızarttı ve afiyetle yemeye başladı.
Yemek bittikten sonra, gök gürültüsünü andıran horuldamalarla
derin bir uykuya daldı. Geceyi çok feci kaygılarla geçirdik.
Gün doğunca, dev uyandı, dışarı çıktı ve bizleri yalnız bıraktı.

İşte o zaman, kendimizi bu kötü durumdan kurtarmak için izleyeceğimiz
yöntemi görüşmek üzere suskunluğu bozduk; fakat hiçbir şeye karar veremedik. Kendimizi meyvelerle besleyerek bütün günü adada dolaşmakla geçirdik.
Akşam olunca, barınacak hiçbir yer bulamadığımız için tekrar saraya döndük.

Dev, saraya gelmek ve arkadaşlarımızdan birini akşam yemeği olarak yemek
için tam zamanında göründü. Yemek faslı bitince gene uykuya daldı ve
gün doğuncaya kadar horladı. Sonra, bir gün önceki gibi bizi yalnız bıraktı.

Bu iğrenç durumdan kurtulmak için aklıma bir fikir geldi ve
bunu arkadaşlarıma bildirdim.
— Kardeşlerim, dedim, sahil boyunca bir orman var, kendimizi kurtarmak
için sallar yapalım. İtiraf etmeliyim ki, bu derme çatma araçların
üzerinde hayatımızı kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız.
Fakat şu canavarın bağırsaklarına geçmektense denizin dibini boylamak
daha tercihe değer değil midir?
Düşüncem kabul edildi ve hemen işe koyulduk.

Akşam olunca, arkadaşlarımızdan birinin daha kebap oluşuna
boyun eğmemiz gerekti. Fakat bir süre sonra devden intikamımızı aldık.
Bu da şöyle oldu:
Devin horlamaya başladığını duyar duymaz, içimizden en cesur
dokuz kişiyle ben ellerimize birer şiş aldık ve bu şişlerin uçlarını ateşte
kıpkırmızı bir hale getirdik. Bundan sonra, hep birden ve
aynı anda şişleri devin gözüne sapladık.
Canavar, duymuş olduğu acıyla müthiş bir ses çıkardı.
Ayağa kalktı, bizi tutmak için ellerini uzattı; fakat biz kaçmaya vakit bulabildik.
Gürler gibi sesler çıkararak bir süre bizi izledi.

Sahile vardık, sallarımızı denize indirdik. Sallara binmek için şafağın
sökmesini bekliyorduk, Fakat gün henüz doğmaya başlamıştı ki,
düşmanımızın yanında kendisi gibi çok iri iki devle birlikte ve
önlerinde de başka devlerle ilerlediğini gördük. .

Bu manzara karşısında hemen sallarımızın üzerine atladık.
Devler, bizim bu kaçışımızı görerek,ellerindeki çok iri taşları
üzerimize atmaya başladılar ve bu taş atma işini o kadar beceriyle yaptılar ki,
benim salım dışındaki sallar isabet alarak parçalandı
ve üzerindeki adamların hepsi boğuldu.

Uzun süre dalgalarla boğuştuktan sonra, İki arkadaşımla ben,
bir adaya çıkmayı başardık. Akşam olunca yorgunluktan bitkin
bir halde tam uykuya dalacağımız sırada, bir yılanın ıslığıyla irkildik.
Yılan o kadar yakınımıza sokulmuştu ki, arkadaşlarımdan birini hemen yutuverdi.
Oradan hemen kaçtık.

Ondan sonra gelen gece boyunca iri bir ağacın üzerine yerleştik.
Fakat çok kısa bir zaman içinde yılanın ıslığını gene duyduk.
Hayvan ağaca sarılarak yukarıya doğru çıktı arkadaşımı bir hamlede yuttu.
Antoine Galland
Sayfa 80 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - DENİZCİ SİNDBAD’IN ÜÇÜNCÜ SEYAHATİ
Şehrazad, "Ey ruhum! Niye saçmalığa dalıyorsun ve kahroluyorsun? Kadere, kaygıya değmeyecek şeylerle zihnini ateşe atıyorsun!" der ve ekler: "Ateşe yakınlaşmanın tutuşma tehlikesi getireceğini bilmiyor musun?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Binbir Gece Masalları
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
273
ISBN:
9786053600954
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Mille Et Une Nuits
Çeviri:
Ferid Namık Hansoy
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
“Kışla yaz arasında ziyaret için gelen benim. Ama ziyaretim gece ışıklarının görünümü kadar kısadır. Ay ışığının toprağa düşüşü kadar kısadır. Çiçek açışımın kısa süresinden yararlanmak için acele edin ve hatırlayın ki, zaman keskin bir kılıçtır. Uzun süre beni elinde tutmayı düşünen yanılmaktadır. Ben bülbülün aşık olduğu gülüm.”

Yüzyıllar boyunca, Çin’den Kuzey Afrika’ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Dünyalar güzeli Şehrazad’ın geceler boyunca Sultan Şehriyar’a anlattığı masallar zengin içeriği, kurgusundaki ustalık ve fantastik öğelerin bolluğu ile küçüklerin olduğu kadar büyüklerin de ilgisini çekmektedir.

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Bayram Büyükkoyuncu
  • Hüzünlü Palyaço
  • Asya Hazar
  • sevcan
  • Ayşe Gümüşsoy
  • HASAN ERGUT
  • Gonca Çiftçioğulları
  • Ahyâr
  • Simurg  (ϜϓſϞ)
  • DiliMecruh

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%33.3 (2)
8
%33.3 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0