Masalsı bir anlatım,bitmesini istemediğiniz bir hikaye, Bindoküzyüzün öyküsünü dinlerken kimi zaman o imkansız müziği içinizde hissediyorsunuz, kimi zaman fırtınada piyanoyla birlikte siz de dans ediyorsunuz. Henüz seyretmediyseniz filmini de izlemek isteyeceksiniz.
BindokuzyüzAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2007393 okunma
.
Kimileri sayfalar dolusu mürekkep harcar, kimisi ise az mürekkep ile insan zihninin sayfa harcamasını ister.
Öz, çarpıcı ve bir o kadar da akıcı bir kitap.
.
BindokuzyüzAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2007393 okunma
20. yüzyılın ilk gününde, "Virginia" adlı okyanus gemisinde, limon kutusunun içinde bulunan bebeğin adıdır "BINDOKUZYÜZ"(Novecento) Bindokuzyüz .
Novecento büyüdü ve hayatını Amerika ile Avrupa arasında seyreden bir gemide geçirdi ve hiç karaya çıkmadı.
Belgesiz ,vatandaşlıksız yaşayan Bindokuzyüz piyano çalmayı öğrenir ve bir restoran orkestrasında çalarak halkı eğlendirir. Gerçek bir efsaneye dönüşür.
...Bindokuzyüz-Bütün hayatı bir geminin güverteleriyle sınırlı ve onu bırakacak yeri olmayan bir adam.
Bindokuzyüz aslında her birimizin içindedir. Hepimiz hayatımıza, işimize, şehrimize, ülkemize bağlıyız...Nadir insanlar bu bağı koparabilir, bir, iki, üç adım atarak hayatlarını, işlerini değiştirebilir...
Bindokuzyüzün gemisi Evren'di, başka hiçbir şey bilmiyordu. Ve dışarıdaki her şey onu korkutuyordu.. Bu yüzden o bu adımı atamadı,kıyıya inemedi...
BindokuzyüzAlessandro Baricco'nun okuduğum ilk eseri.
Müzikal,bir oturuşta okunan güzel bir kitap ,tavsiye ediyorum
Bin dokuz yüz!
1900!
20. yüzyılın başlangıcı!
Yayılmacılığın pik yaptığı, dünyayı keşfetme arzusunun yaygınlaştığı, insanların yaşam alanlarından ziyade sınırsız yaşam olanaklarının ateşiyle yandığı
Dinlemesini biliyordu.Ve okuyabilmeyi. Kitapları demiyorum, onu herkes yapar. İnsanları okuyordu o.
1900 yıllarda Translantik gemisinde limon kutusu içine bırakılmış bir çocuk bulunur. Bu çocuğa Bindokuzyüz ismi verilir. Kitap bir mit ve masal gibi baslar. Doğumundan ölümüne kadar Bindokuzyüz bu gemiden hiç ayrılmaz ve muhteşem piyano da çalar. Yeteneği ile insanları büyüler. Gemiye trompet çalan birisinin binmesiyle birlikte aralarında muhteşem ve aynı zamanda derin bir dostluk baslar. Hikaye bu noktadan itibaren trompet çalan kişinin ağzından aktarılır. Yazar insanın kendiyle olan ilişkisini ve dünyayı algılama biçimini sorgular. Bindokuzyüz aslında konfor alanından çıkmaya cesaret edemeyen tedirgin insanın metaforudur. Kitabı okurken aklıma Buzatti'nin Tatar Çölü kitabi geldi. Buzatti o tedirginlik, sıkışmışlık hissini çok iyi yansıtmıştı eserine. Bindokuzyüz karakteri ayrıca bana şair Emily Dickinson'ı anımsattı. O da hayatının büyük bölümünü aynı çevrede, evden çıkmayarak geçirdi. Hem Baricco'nun yarattığı karakter hem de Emily Dickinson'ın yaşamı belki de böyle bir şekilde mutlu ve umutlu oluyordu. Bilemiyoruz. Dickinson'in dediği gibi "Umut tüylü bir şeydir " ve belkide bu yüzden insanların rahat hissettikleri yere konmayı tercih etmiştir. Bilemeyiz. Bu şiirsel ve masalsı metni okuyun derim.
BindokuzyüzAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2007393 okunma
Klostrofobisi olan bir kaptan, kör bir dümenci, kekeme telgrafçı, adını söylemenin imkansız olduğu bir doktoru olan bir transatlantik Virginian'da var olan muhteşem bir Caz Orkestrası ve onun mucize piyanisti Danny Boodmann T.D. Lemon Bin Dokuz Yüz'ün sıra dışı hayatını, Atlantik Caz Orkestrasının trompet ustasının ağzından dinliyorsunuz. Gemide tekedilmiş bir çocuk olarak doğup büyüyen ve hiç karada yaşayamamış farklı karakter Bindokuzyüz. Etkileyici bir son.
BindokuzyüzAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2007393 okunma
1900 yılında Transatlantikte bir kutunun içinde bulunan bebek adı yok ailesi yok yaşayacak bir alanı yok o da gemide yaşamayı seciyor ama tüm hayatını karayı da çok merak ediyor ama bilinmeyen korkutur ya insanın içine dokunuyor bindokuzyüz evet ismi de bu çok da güzel piyano çalıyor.
BindokuzyüzAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2007393 okunma
Kısa ama muazzam bir eser. Virginia adlı bir gemide doğan, terkedilmiş bir çocuk ve hayatı boyunca asla karaya ayak basmamış bir adam...
Duygular, müzik ve diğer tüm hikâye bir Ragtime eşliğinde akıp gidiyor yavaşça.
Derin bir duygu durumu ve ruh halinde olan bu terk edilmiş garip isimli çocuğun ne düşümdüğünü neler yaptığını kimse tam olarak anlayamadı. Duygularını müziğine döktü lâkin insanlar bunu büyülü bir müzik olarak algıladı.
Sonu ise bir okadar hüzünlü ve keder yüklüydü. Boşvermişlik ve kabulleniş...
Bindokuzyüz asla karaya ayak basmadı...
Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu Bindokuzyüz. Ve son olmayacak tabii. Çok sevdim ve iyi ki okumuşum diyorum. Hiç sıkmayan anlatımıyla, daha önce hiç karşılaşmamış olduğum bu çarpıcı kurguyu bir solukta okudum ben. Okumak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.
Aslında güzel başlayan ve sanırım aynı dönemlerden bahsettiği için başlarda biraz Titanik'i anımsatan ancak sonrasında okuyucunun beklentisini karşılayamayan, yarım kalmış gibi duran bir öyküydü.
BindokuzyüzAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2007393 okunma
Genç kuşak İtalyan romancılarından olan Alessandro Baricco, 1958 yılında Torino kentinde doğdu. Öfke Şatoları ve Oceano Mare adlı romanları çeşitli roman ödüllerine değer görüldü. İpek adlı kısa romanı pek çok dile çevrildi, İtalya'da uzun süre çok okunan kitaplar listesinin başında kaldı.