Geri Bildirim

Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.511
Gösterim
Adı:
Bir Adam Girdi Şehre Koşarak
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
120
ISBN:
9789759962814
Kitabın türü:
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
MEKSİKA SINIRI ve KAFA DENGİ TELEVİZYON PROGRAMLARININ VAZGEÇİLMEZ SUNUCUSU TARIK TUFAN’DAN...

Camlardan ölesiye sarkan gündelikçi kadınlar, elindeki eczane poşetleriyle çaresiz bekleyen yaşlı adamlar, pazar yerlerinden artık toplayanlar, eskimiş kıyafetleriyle düğün salonlarında şarkı söyleyenler, sefer tasından utanan genç adam ve diğerleri.

Şehrin ötekileri yani. 

Biraz Raif Efendi, biraz Maria Puder, Sartre, Bachelard, Anna ve biraz Kudüs.

Karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir şehirde hayatta kalabilmek için her şey.

Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulabilmek için yani.

Tarık Tufan, “Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” kitabında her şey hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve onların mekanlarını anlatıyor.
O sırada şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi; şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun. ﴾20﴿ (DİB. Kur’an-i Kerim Meali, Yâsin Suresi, 20)

Merhaba kitapseverler, küresel dünyada uzun zamandır kendisini tanısam da bu, yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap içerisinde “spoiler” -okurbozan, okurkaçıran ya da okurayartan- vardır.

Kitap ismini yukarıda yazmış olduğum ayetten almakta ve bana göre her ne kadar şehrin öbür uçundan koşarak gelmese de, modern/kentli hayatın tam göbeğinden fırlamış ve bu misyonu yüklenmiş bir kitaptır kendisi. İçerisinde, modern hayatın hengâmesinden kendini kaybeden insana naif bir şekilde seslenen birbirinden güzel denemeler var. Denemeler son derece kısa ama içerik olarak dolu ve net.
Yazarımız Tarık Tufan ilksöz’üne; “Yakama yapışan cümleleri yazdım. Bir cümle insanın yakasına yapışır mı demeyin, yapışır.” diyerek başlıyor ve adeta kendi yakasına yapışan cümleleri hissettirmeden bizim yakamıza iliştiriyor. İşte günümüz toplumda kanayan bir yara olarak yakama yapışan bir kelime; “Çünkü en iyi o kadınlar bilirler ki, bu ülkenin genç ve güzel kızları hüzne en yakın insanlardır. Bu topraklar da güzel kadınların yaşamaları muhtemel çok acı vardır.” Bu alıntı daha önce üçüncü sayfa, son zamanlarda birinci ve ikince sayfa çıkan “kadına şiddet” haberlerine ne kadar da uyuyor. Şiddetin kadını, erkeği, çocuğu ve hatta hiçbir meramını anlatamayan hayvana yapılanı bile olmaz biliyorum ama bazı coğrafyalarda kadın olmak gerçekten zor. Daha doğrusu artık kadın olsun erkek olsun modern insan için daha zor olanı galiba sadece İNSAN olmak, evet sadece İNSAN OLMAK.

Tarık Tufan’ın sesinde bir taşralılık hissettim ben. Bu ses, kentli yaşamından sıkılmış kendini bir an önce toprağa yani öze, insanın kendisine salmak istiyor. Taşra deyince aklıma iflah olmaz bir taşra savunucusu olan Anadolu’nun güzel hikâyecisi Mustafa Kutlu geliyor hemen. (Kutlu okumaya açık davettir. :D)

Yazarımız modern hayatta her şeyin otomatik olduğunu ancak aşkın ve dostlukların kurmalı saat gibi sürekli kurulması ve ilgilenilmesi gerektiğini şu ifadelerle çok güzel aktarmış bize. “Modern hayat; otomatik, mekanik, tekdüze, tek sesli, naylon, kokusuz, steril, tek frekanslı aşkları dayatıyor hepimize. Oysa aşk, masa üstündeki kurmalı saattir. Gözlerine bakmayı, ellerine dokunmayı gerektirir. Dostluklar da böyle bir yanıyla. Siz sanırsınız ki, o eski dostlar bıraktığınız yerde aynı mekanik döngüyü sürdürürler.
Öyle değil.
Dostlar da kurmalı saatler gibidir; onların da kalplerine dokunmalısınız.”

Şehrin öbür ucundaki adamı beklemeden kendimize, sevgimize ve sevdiklerimize sahip çıkmak dileği ile….
Sevgi ve saygılar.
En sevdiğim üç beş kitaptan biridir Bir Adam Girdi Şehre Koşarak. 2012'de okuduğum için inceleme yapmamıştım. Zaman zaman beğendiğim yerleri açıp okurum. Bugün de bir otobüs yolculuğu yapmam gerekti o vesileyle tekrar okudum. Denemelerden oluşan bu kitap gerçekten çok farklı içerisinde en samimi en güzel duygular var, herkesin bildiği ama konuşmadığı hayatın acı gerçeklerini yüzüne vuran bir kitap. Bu kitapta kendinizden, hayattan bir çok şey bulabilirsiniz. Israrla bir kitap tavsiye etmeyi sevmem ama bu kitabı alın ve okuyun lütfen. Beğenmeme ihtimalinizi görmüyorum ama ola ki beğenmediniz aldığınız fiyat karşılığı bana gönderebilirsiniz, kargo da benden. Zira ben bu kitabı hediye etmeye bayılırım. Hediye edecek birilerini de bulurum.

Benzer kitaplar

Tarık Tufan ın okuduğum bu ikinci kitabı.. sırada Ve Sen Kuş Olur Gidersin kitabı var..aldım bekliyor.. belli aralıklarla belli dozlarda alıyorum Tufan ın kitaplarını.. tek hatam okumaya ilk Beni onlara verme adlı son kitabından başlamak oldu.. yüksek dozda alınan kalp ilacı misali bana bi kaç gün kriz geçirtti.. Anladığınız üzere 2010 da yazılmış bu kitabı ilk okuduğum kitabından hem sayfa sayısı hem de içerik olarak biraz daha iyi geldi.. iyi derken yanlış anlaşılmasın içinde öyle yerler var ki yine can damarınıza denk geliyor..kudüse bosnaya afrikaya bağdata diyarbakıra ve aziz yurdumuzun en ücra köşelerine götürüyor sizi.. bir avuç insan manzarası gözünüzün önünden film şeridi gibi geçiyor.. o anları yaşamadığınız için şükr mü etseniz yaşayanlara yüreğinizi mi dağlasanız bilemiyorsunuz.. iki damla gözyaşı yeter mi bu kadar acıya.. bütün acılar aynıyken hiç yeni yıla girilir mi , girilen yıl yeni olur mu diyorsunuz onunla birlikte.. 'laf aramızda ben onlara hiç inanmıyorum' dediği yüksek ve gürültülü otobüslerden göğe selam verir gibi poz veren, çok küçük bedellerle sokaklarımızda umut satanlara siz de 'ben de inanmıyorum' diyorsunuz..onunla birlikte Bağdat a gidip soruyorsunuz onun gibi 'sahi kim bunlar camilere koşup da kendini patlatan? Bir o tarafa bir bu tarafa koşup ortalığı kana bulayan adamlar kim? Dualarımızı yarım bırakan adamlar..diyorsunuz..
Daha çook şey soruyor daha çok şeye cevap duymak istemeden suskunluğa gömülüyorsunuz onun gibi..
Merak ettiğim bir kalemdi Tarık Tufan.
Kitap fuarına gittim geçenlerde ve eli boş dönmek istemiyordum. Gözüme ilişince de... Alayım dedim.

Kitapta ne mi var?
Düşünce var, bakış açısı var, burukluk var, umut var;
Bu kitapta biz varız.

Kitap denemelerden meydana geliyor. Bir şarkının hissettirdiklerinden, biz sözün anlattıklarından, bir kitabın kahramanından, şehre koşarak giren bir elçiden...

Üslubu ve dilini değerli buldum. Üstelik bu denli ergen edebiyatı karanlığına maruz kaldığımız 'yazılar!' çağında, edebiyatımız adına umut veren bir kalem.

Okumalık :)
Final haftasında adeta ilaç gibi gelen bir Tarık Tufan eseri. Kekeme Çocuklar Korosundan sonra bir göz atmak için elime aldığım bu kitabı bir daha bırakamadım. Bir solukta bitti.

Yeni yeni tanıştığım yazarın her eseri bende ayrı bir yer edinecek sanırım.

Kitabın arka kapağında da söylediği gibi, hayat hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri, yani bu düzeni kaldıramayanları anlatmış bizlere..
Yer yer Maria Puder, Sartre, Kafka, Raif Efendi gibi hayatlara değiniyor.
Yer yer Kudüs, Diyarbakır, Gazze veya İstanbul'da yorgun düşmüş hayatlara dokunuyor...

Kitaptan bazı alıntılarla devam edelim ,

**
"şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve; 'Ey kavmim!' dedi, :Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun! '" Yasin Suresi 20-21
...
Kavmi elçileri yalanladığında, uğursuzlukla itham ettiğinde, zarar vermeye hazırlandığında koşarak gelen adam benim kahramanım.
...
O adam bizim şehrimize de gelse.
Bütün kirlerimizden arındırsa bizi. Rahman'ı anlatsa. Bizden hiçbir karşılık beklemeyen mübarek Elçi'yi ve dostlarını. Haydar'ı Kerrar'ın cenklerini, Sıddık'ın geniş yüreğini, Hattab'ın oğlunun adaletini ve Zinnureyn'in utanma duygusunu...

Koşarak gelse. Biz tükenmeden, ruhumuzu tüketmeden önce gelse.

**

Bu mekanikleşen dünyaya bir adam girse koşarak...
Dünyada eksik kalan tüm bu duyguların canlı örneklerini sunmuş bizlere, kısa kısa denemeler halinde.

Çekilen acıları, bu döngüye ayak uyduramayanların ve yorgun düşen insanları kafamıza çaka çaka anlatmış.
Yeterince kendinizi vererek okursanız sizi ağlatabilecek, dünyanın gerçeklerinden bahsediyor... hem de her cümlesinden edebiyat akıtarak.

Her neyse bu kadar ip ucu yeter, kesinlikle alın okuyun derim hatta bununla birlikte Kekeme çocuklar korosunu da okuyun (hatta bana okumam için Tarık Tufan kitapları önerebilirsiniz de) ben henüz Tufan'ın iki kitabını okuma fırsatı bulabildim ama son olmayacağına eminim, beni kendine hayran etmeyi başardı yazarımız.
Tarık Tufan okumak bana ayrı bir huzur verir. Kaleminden edebiyat akan bu yazarı okumanızı tavsiye ederim.
Koşarak şehre giren Habibi Neccar kuran-ı mübin'de en çok ilgimi çeken olaylardan biridir. Kavminin islamı tebliğ için gelen elçilere zarar vermesinden korkup koşarak şehre giren Habibi Neccar. Kavminin iman etmelerini ve gelen elçilere inanmalarını çok ister. Ama kavmi onu dinlemez. Şimdilerde ne çok ihtiyacımız var yargılamadan bizleri uyaran,hakikatı anlatan bu insana.
Kitap birçok konuya değinen denemelerden oluşur. Edebiyat sevenlerin ilgisini çekecektir. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Evet sonunda Tarık Tufan ile de tanıştım. Uzun süredir merak ettiğim bu yazarın dili ve kitaplarına ilk yazdığı kitaptan başladım.
Kitap deneme türünde yazılmış bir eser arkadaşlar ve çok kısa. Hayatın içinden çok farklı konulara değinilmiş bir eser olmuş. Bunlar ne ki diye soracak olursanız ?
Kudüs, Afrika, Gazze ve Filistin’deki çocuklar başta olmak üzere; sanayi devrimi, Neşet Ertaş, Beşiktaş, Maria Puder ve Sabahattin Ali, açlık, aşk ve çocukluk… gibi çok çok farklı türleri ve konuları ele almış; bunları ise sorgulayıcı ve düşündüren dille ki gayet de yumuşak ve sade dili var hissettiklerini bize aktarmış. Yazarın dili duygusal ve dini yönden ele alınmış çok güzel cümlelerle bezenmiş bir kitap olmuş.
Birçok deneme türünde eserler var. Elbette ki muhteşem, harika denilecek bir kitap değil ama içerdiği konular itibariyle 30 konudan 10 tanesinden ders alsak bile gayet iyi bir kitap. İçerisindeki konulardan ziyade öylesine güzel cümleler var ki zaten alıntı olarak da paylaştım. Görmek isteseniz kitaba yapılan alıntılarda da görebilirsiniz. Çok güzel bir eser demiyorum ( beklentiyi yükseltmek istemem ) zaten bazıları olmamış dedirtti ama sonuç itibariyle tanıştığım için memnunum. Diğer kitaplarını da aldım. Zamanı gelince sırasıyla okumaya çalışacağım. Bu arada kitabın ismi Yasin Suresi’nden bir ayet dostlar. Tavsiye ederim.
Herkese iyi okumalar mutlu günler.
Mustafa Kutlu'nun kitaplarından sonra kelimelerin icime böyle damla damla aktığı bir kitap okumamıştım desem yeridir. Kitabı bu zamana kadar ne kadar istesem de bir türlü alamadığımı ve geç kaldığımın çokça farkındayım. İyi ki elime ulaştı, iyi ki hediye edildi de kendime yeni bir soluk getirebildim, yeni çizgilerim var artık benim. Kitabın her sayfasında ben bu duyguları daha önce hiç yaşadım mı diye tekrar tekrar sordum, bazılarını farkedemeyişime de yüreğim acıdı.Tarık Tufan bana o kadar iyi geldi ki, kitabı elimden bir türlü bırakamadığım halde her aldığımda da keşke hiç bitmese dedim. Cümlelerin hepsi bizden yanaydı, yani insanlığımızdan..

Bir kitabın arka kapağında yazılanları her ne kadar takip etsem de bilirim o cümleler biraz samimiyetten uzaktır ama bu kitapta öyle degildi iste. Arkada ne varsa icinde de o vardı..

Benden, senden, bizden söz ediyordu her sayfa. Ilk gençliğimizden, aşklarımızdan, acılarımızdan, yoksulluğumuzdan.. Kudüs'ü, Gazze'yi, küçükcük yaşında ölen çocuklarımızı anlatıyordu bize. Belki biraz isminin başı sonu olmayan kadınlardan veya korkulu rüyası bankalar olan adamları anlatıyordu. Tecavüz edilen kadınlar, sevilmeyen kadınlar yani anlaşılmayan, değer verilmeyen ruhları söylüyordu işte..

Sartre da vardı, Maria Puder de, Raif Efendi de; Kafka da vardı, Max Brood da.

Anna'ya sesleniyorduk; bizi affet, gözümüzün içine bak, bize sarıl.. Bizi bu öteki ruhların içinde yaşat, bizi bu şehirde kalmaya zorla. Biliyorum sen varsan biz daha güzeliz demektir.
Tarık Tufan'ın okuduğum ilk kitabı oldu. Pişman da değilim, iyi ki okumuşum. Yazarın cümleleri içinize dokunuyor resmen.
Kitapta direkt olmasa da dolaylı yoldan bir çok sosyal konu ele alınmış. Zaten kitap deneme tarzında yazılmış bu yüzden yazar düşüncelerine yer vermiş çoğunlukla.
Bazı hikayelerden yol alarak konular üzerinde fikirlerini ulaştırmaya çalışmış bize. Bence başarılı da olmuş.
1-2 günde bitirebileceğiniz güzel bir kitap.
Hayatta güzel şeyler de oluyor; Tarık Tufan gibi ...
Aynı sayfa da buluşuyor olmak güzel şey Tarık Tufan siz yazarken ben okurken hissettim..
35'inci sayfadadır hayatımız ...
"Yavaşça dokun yaralarıma yavaşca " ben bu sayfayı imzalatmak istiyorum dedim .. hafifce bir tebessümle ne var o sayfa da dedi ... acınça sayfayı bakakaldı sonra bana döndü bu benim bu kitapda en hissederek yazdığım sayfadır dedi.. dedimya aynı sayfa da buluşmuşuz.

Bir nefeste doğmuşum gece yarısı.
Bir nefeste ölürüm biliyorum.
Zamansız ölürüm.
Seni zamansız gördüm mesela .
Zamansız kör oldu gözlerim.
https://youtu.be/HPPd0rVCN20
''...Gidelim buradan;
Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim...''
Bir sorun var !

Aptalların kendilerinden son derece emin , akıllıların ise devamlı şüphe içinde olması…
Senin gözlerin kapanırsa ben de göremem biliyor musun?
Tarık Tufan
Sayfa 24 - Profil Yayınları/9. Baskı
''Adam neden diye soruyor kadına. “Neden kendinden söz etmiyorsun?”
Oysa kadınlar neden sorulmasından hoşlanmazlar. Nedensiz davranışlar en çok kadınlara yakışır çünkü. Bir kadının davranışlarına neden araması sahiciliğine gölge düşürür.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Adam Girdi Şehre Koşarak
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
120
ISBN:
9789759962814
Kitabın türü:
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
MEKSİKA SINIRI ve KAFA DENGİ TELEVİZYON PROGRAMLARININ VAZGEÇİLMEZ SUNUCUSU TARIK TUFAN’DAN...

Camlardan ölesiye sarkan gündelikçi kadınlar, elindeki eczane poşetleriyle çaresiz bekleyen yaşlı adamlar, pazar yerlerinden artık toplayanlar, eskimiş kıyafetleriyle düğün salonlarında şarkı söyleyenler, sefer tasından utanan genç adam ve diğerleri.

Şehrin ötekileri yani. 

Biraz Raif Efendi, biraz Maria Puder, Sartre, Bachelard, Anna ve biraz Kudüs.

Karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir şehirde hayatta kalabilmek için her şey.

Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulabilmek için yani.

Tarık Tufan, “Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” kitabında her şey hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve onların mekanlarını anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 1.086 okur

  • M. ϜϓſϞ ^-^
  • Zeynep
  • eskici leydi
  • ZinHare
  • Rabia Tamak
  • Birkoyesevdali
  • Zekiye Yılmaz
  • Abdullah Arslan
  • Aysel Akçiçek
  • Bahar Öztan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.4
14-17 Yaş
%7.9
18-24 Yaş
%33.2
25-34 Yaş
%36.2
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.1
Erkek
%25.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.9 (131)
9
%20.3 (74)
8
%21.9 (80)
7
%13.2 (48)
6
%5.8 (21)
5
%1.4 (5)
4
%0.5 (2)
3
%0.8 (3)
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları