Bir Adam Girdi Şehre Koşarak

8,6/10  (97 Oy) · 
265 okunma  · 
80 beğeni  · 
2.218 gösterim
MEKSİKA SINIRI ve KAFA DENGİ TELEVİZYON PROGRAMLARININ VAZGEÇİLMEZ SUNUCUSU TARIK TUFAN’DAN...

Camlardan ölesiye sarkan gündelikçi kadınlar, elindeki eczane poşetleriyle çaresiz bekleyen yaşlı adamlar, pazar yerlerinden artık toplayanlar, eskimiş kıyafetleriyle düğün salonlarında şarkı söyleyenler, sefer tasından utanan genç adam ve diğerleri.

Şehrin ötekileri yani.

Biraz Raif Efendi, biraz Maria Puder, Sartre, Bachelard, Anna ve biraz Kudüs.

Karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir şehirde hayatta kalabilmek için her şey.

Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulabilmek için yani.

Tarık Tufan, “Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” kitabında her şey hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve onların mekanlarını anlatıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2012
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9789759962814
  • Yayınevi:
    Profil Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Tarık Tufan'la bu kitap sayesinde tanıştım. Daha önce adını bile duymadığım bir kitaptı. Adını; Yasin suresinin 20-21 ayetlerinden almıştır.(“Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve “Ey kavmim! ” dedi, “Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!” ). Keyifle okuyacağınıza inanıyorum. Yazar eserinde her şey hızla akarken yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve olanların mekanını anlatıyor.
Keyifli okumalar:)

Rabia 
06 Şub 14:46 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İsmini Yasin suresinin 20-21 ayetlerinden almıs çok güzel bir eser. Arkadaş tavsiyesi üzerine okudum. Hic pisman olmadım. Tavsiye ederim.
Keyifli okumalar. :)

KeMâL 
22 Nis 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Evet sonunda Tarık Tufan ile de tanıştım. Uzun süredir merak ettiğim bu yazarın dili ve kitaplarına ilk yazdığı kitaptan başladım.
Kitap deneme türünde yazılmış bir eser arkadaşlar ve çok kısa. Hayatın içinden çok farklı konulara değinilmiş bir eser olmuş. Bunlar ne ki diye soracak olursanız ?
Kudüs, Afrika, Gazze ve Filistin’deki çocuklar başta olmak üzere; sanayi devrimi, Neşet Ertaş, Beşiktaş, Maria Puder ve Sabahattin Ali, açlık, aşk ve çocukluk… gibi çok çok farklı türleri ve konuları ele almış; bunları ise sorgulayıcı ve düşündüren dille ki gayet de yumuşak ve sade dili var hissettiklerini bize aktarmış. Yazarın dili duygusal ve dini yönden ele alınmış çok güzel cümlelerle bezenmiş bir kitap olmuş.
Birçok deneme türünde eserler var. Elbette ki muhteşem, harika denilecek bir kitap değil ama içerdiği konular itibariyle 30 konudan 10 tanesinden ders alsak bile gayet iyi bir kitap. İçerisindeki konulardan ziyade öylesine güzel cümleler var ki zaten alıntı olarak da paylaştım. Görmek isteseniz kitaba yapılan alıntılarda da görebilirsiniz. Çok güzel bir eser demiyorum ( beklentiyi yükseltmek istemem ) zaten bazıları olmamış dedirtti ama sonuç itibariyle tanıştığım için memnunum. Diğer kitaplarını da aldım. Zamanı gelince sırasıyla okumaya çalışacağım. Bu arada kitabın ismi Yasin Suresi’nden bir ayet dostlar. Tavsiye ederim.
Herkese iyi okumalar mutlu günler.

Vildan eyupoğlu 
20 Eki 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Canınız sıkıldığında rastgele bir sayfasını açıp okuyabilirsiniz.Okuyunca da bunları niye yazıyorsun be adam diye düşünüyor insan.Düşündürsün de zaten çünkü göremediklerimiz ya da görmekten korktuklarımız var içinde.Altı çizilesi cümleler..ve çok güzel bir dua ile bitirmiş.

Arzu Ünlü (Rûveyda) 
04 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tesadüfen almaya karar verdiğim bir kitap ve ne kadar doğru bir karar olduğunu okuyunca daha iyi anladım."Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze'dir." bölümünü okumak için bile alınabilir.

şirâze 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yasin Suresi'nde geçen kıssanın kahramanı olan "şehre koşarak giren adam"ı bu kitabtaki satırları okuyunca, kalbimle anladım ve daha çok sevdim. Artık o adam benim de kahramanım.

Selman Ç. 
13 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Aşkı, acıyı, yoksulluğu, kapitalizmi, sanayi devrimini, Kudüs'ü, çocukluğu, kadınları, Gazze'yi, Filistin'i daha sayamadığım bi çok şeyi tüm gerçekliğiyle acılarıyla bulabileceksiniz. Deneme türünde kısa kısa hepsine gerçekten etkili bir dille değiniyor. Tarık Tufan okumaya devam etmekte fayda var.

Tuğba Bal 
19 Oca 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Tarık Tufan, “Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” kitabında her şey hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve onların mekanlarını anlatıyor.

Selim TURAN 
 08 Kas 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Tarık Tufan bu kitabında da kaldığı yerden devam ediyor. Yaşamla ilgili güzel ipuçları, iç çatışmalarımız, kaçmaya çalıştığımız roller profiller sizi yine yakalayacak bir kitap...Özellikle kadınların ve yoksullukların çarpıcı örnekleri ve insanın kendini sorgulaması, ayrıca teknolojinin nasıl bizi mahalle kültüründen koparıp, duyarsız hale geldiğimizi güzel örneklemelerle sunuyor yazar.

Hakkı Kanyılmaz 
13 Kas 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İç dünyamızdaki karanlıkların sebeplerini yüreğimizin gözleri önüne seren nadide eser. Yaşadıklarımız bu denli acı veriyormuş oysa(!)

2 /

Kitaptan 158 Alıntı

Ferah 
20 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''...Gidelim buradan;
Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim...''

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık TufanBir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan
Ferah 
10 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Adam neden diye soruyor kadına. “Neden kendinden söz etmiyorsun?”
Oysa kadınlar neden sorulmasından hoşlanmazlar. Nedensiz davranışlar en çok kadınlara yakışır çünkü. Bir kadının davranışlarına neden araması sahiciliğine gölge düşürür.''

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık TufanBir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan

Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız Anna.

Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.

Sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.

Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. Kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetiniki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.

İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
İnsaf et Anna!

Gidelim buradan.

Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.

Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.

Ölelim diyecektim az kalsın. Ölmeyelim. Hiç ölmeyelim Anna.

Sarılalım diyecektim az kalsın. İçimden böyle şeyler de geçiyor işte. Sarılalım, dudakların…

Tamam sustum.

Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak.

Gözlerim biraz karanlık. İçinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.

Gözlerim biraz yorgun. İçinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler…

Bekleyişler Anna. Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. Nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.

Hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. Ama geçecek hepsi, geçecek. Şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.

Gözlerimin içine bakmaktan korkma Anna.

Sen adımını attığın andan itibaren Hira dinginliğine dönüşecek ortalık.

Tanrı bizimle de konuşur belki.

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık TufanBir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan
yılmaz 
19 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ben" dedi. Hayatımda tek bir adamı kıskandım."
"Kimi?"
"Ali'yi!"
"Neden?"
"Peygambere en yakın adam o olduğu için."
"Ben de senin yazdığın son şiiri kıskandım." diyecektim ki sustum.

Ali de kıskanılacak adam doğrusu.

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan (Sayfa 39)Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan (Sayfa 39)
Gözde Akyol 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yavaşça dokun yaralarıma.
Yavaşça.
Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle.
Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan,
öyle dokun.

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık TufanBir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan