Adı:
Bir Adam Yaratmak
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180318
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Eser ilk olarak 1937-1938 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu 'nda temsil edilmiştir.

Olay meçhul bir tarihte İstanbul 'da geçer.

"Husrev - Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. (Bir an sükut) Benim de kaderim buymuş.''
160 syf.
·4 günde·9/10
Adolf Hitler'in kitabı Kavgam batı dünyasının düşünce ve ifade özgürlüğü anlayışına aykırı olmadığından yayımlanmıştı. Jean-Jacques Rousseau ünlü çocuk eğitimi kitabı Emile - Bir Çocuk Büyüyor u yazmadan önce İtiraflarım kitabında cahil olarak bahsettiği eşinden olma 5 çocuğunu yetimhaneye bırakmıştı. Nobel ödüllü Knut Hamsun ikinci dünya savaşı sırasında Nazileri desteklemişti. Marquis De Sade fiziksel ve cinsel saldırılarla meşhur biliyorsunuz. Ve bunlara rağmen edebiyat severler olarak hepsini okuruz biz, madem mayaları kuvvetli yazıların. Ama bazılarımız da var ki bazı isimlere gelince kökü bozuk, fikri bozuk diye tutturuyor da asla almıyorlar eline kitaplarını.

Yapmayın. Salman Rushdie’nin “Yalnızca düşüncelerine katıldığınız insanlarla sınırlı kalacaksa ifade özgürlüğü neye yarar ki?” sözünü hatırlayın.

Muhteşem bir eser bu. Dinamik, gerilimli, ruhsal hezeyanlarla dolu psikolojik bir metin. Tiyatrosunun ilk gösterimlerinde başrol oyuncusu oyundaki karakterin ruhuna öyle bir adapte oluyor ki 38 derece ateşle bekliyor piyesi. Düşünmekten delirme raddesine varan, tabii insanlar arasında yerini kaybeden bir yazar. Bir adam yaratıyor, ölüme ilacı ölüm olan. Ve sonra birbirlerine karışıyorlar. 'Beni benden olmayan hareketlerle zorlamayın.' diyor, kimse anlamıyor.

Peki mahremiyetin sınırı nerede başlayıp bitiyor yazarlar için? Ahmed Arif'in, Kafka'nın mektupları yaşarken yayınlanabilir miydi? Çıldırmazlar mıydı? Bir yazara eseri ile soru sorarken hayatını irdelemeyi seviyoruz biz okurlar, kişinin magazinsel yanını merak edip mahremiyetinden mahrum ediyoruz. Hem de sonuna kadar. Hayranı olduğumuz figürlerin seceresini tümden öğrenmek için uğraşıyoruz. BÜYÜK YAZARLARIN GİZLİ HAYATLARI. Kitabın kahramanı yazar çırpınıyor, 'Alemden gizli bir sırrım kaldı, o da içimdeki kıyamet diyor.' Sorularla, belgelerle delik deşik oluyor adam.

Benim için kitabın görece büyük bir eksikliği yaratmak kavramının Allah'a bahşedilmesinin önemini bir anda ortaya atması, tüm kurguya yedirmemesi oldu. Belki bir nedeni vardır. Keyifli okumalar herkese.
160 syf.
·5 günde·9/10
Necip Fazıl Kısakürek'in 1937 yılında Zonguldak'ta maden ocağında yazmış olduğu 3 perdelik bir tiyatro oyunudur. İçerisinde işlenen konular, ölüm korkusu, kader ve yaratılıştır.

Ana kahraman, Hüsrev isimli bir oyun yazarıdır ve Hüsrev ülke çapında tanınan meşhur biridir. Son yazdığı "Ölüm Korkusu" isimli oyunu ise büyük yankı uyandırmış ve içerisindeki gizli mesajların çözülmeye çalışıldığı bir eser olmuştur. Esasen Ölüm Korkusu gerçekten de ilgi çekici bir piyestir. Bu piyeste bir çocuk silahla oynarken annesini kazara vurur ve bundan duyduğu üzüntüyle kendini bir incir ağacına asarak intihar eder. İşin ilginç yanı ise, çocuğun babasının da kendisini aynı incir ağacının dalına asarak yıllar önce intihar etmesidir.

Ölüm Korkusu isimli piyeste anlatılan öykünün, Hüsrev'in biyografisi olup olmadığı ise büyük bir merak konusu haline gelir. Zira Hüsrev'in babası da kendisini bir incir ağacının dalına asarak intihar etmiştir. Bu soru işaretleri içerisinde Bir Adam Yaratmak isimli tiyatro oyunu başlar ve sarsıcı bir şekilde ilerleyerek son bulur. Ancak eserin başlangıcından sonlanmasına kadar geçen süre zarfında Hüsrev'in dahilikle delilik arasında yaşadığı buhranlar ve derin felsefe içeren cümleleri eseri güzelleştiren detaylardır.

Daha eserin hemen başında Necip Fazıl ''sanatkar/sanatçı'' kavramını işleyerek aslında sanatçıların eserlerinin kendilerinden ve hayatlarından parçalar taşıdığını ve bir eserin sanatçısından bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etmiştir. Eserin ilerleyen bölümlerinde ise Necip Fazıl, tüme varım yöntemini kullanarak "yaratma" kudretine sahip olan biz insanların da aslında bir yaratıcı tarafından yaratıldığını, dolayısıyla asıl sanatkarın o yaratıcı olduğu sonucuna varmıştır. Kitabın ana mesajı budur.

Eser ideolojik olarak benim düşüncelerime zıt mesajlar içerse de okurken hiçbir şekilde rahatsız olmadım. Hatta bana sorarsanız bu eserdeki ideoloji toplumumuzun %90'ına zıt bir ideoloji içeriyor. Necip Fazıl'ı seven kişilerin bile aslında ideolojilerine uymadığını düşünüyorum. Zira Necip Fazıl'ın gerçekten de kendisine göre güzel ve tutarlı bir fikir dünyası mevcut. Belli ki çokça düşünen, hatta düşünmekten beynini kanatan bir adam. Eserde şöyle bir cümlesi mevcut:

"Osman, hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu? Benim de beynimden kan akıyor. Ben düşünmüyorum, beynim kanıyor. Görüyorum, gözlerimi yumunca görüyorum. Beynimin etten yuvarlağı üstünde her düşünce bir damla siyah kan gibi yuvarlanıyor. Ben istemiyorum Osman! Fakat hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu?" Sayfa 105.

Bir tiyatro oyunu olarak baktığımızda oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Sarsıcı olması, sürükleyici olması ve son cümleye kadar heyecanı taşıması bir tiyatro eseri için önemli kriterlerdir. Necip Fazıl da bunu fazlasıyla yapmış ve övgüyü hak etmiştir.

Son olarak, hiçbir zaman hiçbir yazara karşı önyargı beslemedim. Sadece tercih etmediğim yazarlar oldu. Tercih de asla bir önyargı değildir. Umarım sizler de aynı şekilde düşünüyorsunuzdur. Bu kitabı okumama vesile olan kişiler Selman Ç. ve https://1000kitap.com/Nesrinay'a teşekkür eder, hepinize keyifli ve önyargısız okumalar dilerim.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Bu bir eser mi, şaheser mi?...
Tam olarak kitabı okuduktan sonra verilen tepki genelde böyledir diye düşünüyorum.Necip Fazıl aslında şiir alanında ön planda olmasına rağmen bu eseriyle onun farklı alanlarda da ne kadar başarılı olduğunu gördüm.Bana öyle geliyor ki yazar eserinde kendi çektiği buhranlı dönemleri bir nebze olsun yansıtmış.Kitaptaki karakter sancı çekiyor ve sizi de kendi sancılarının ağına çekiyor.
Okurken iki farklı duyguyu aynı anda yaşatabiliyor.Bazı kısımlarda aslında biraz sonra ne olacağını tahmin edebiliyorsunuz ama yine de o heyecana engel olamıyorsunuz.Bazı kısımlarda da beklenmedik olayların içinde kendinizi bulabiliyorsunuz.Kitap biraz bana kendimi tanıma imkanı da verdi diyebilirim.Uzun zamandır bir kitabı bir gün içerisinde okumamıştım, bu kitabı elimden bırakamadım.Şuan en çok yapmak istediğim şeyler listesinde bu eseri bir tiyatro sahnesinde izlemek var.Size tavsiyem ben okumakta geç kaldığımı düşünüyorum siz elinizi çabuk tutun bence :)
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Seni aramam için beni uzağa attın!
Alemi benim, beni kendin için yarattın! (~spoiler~)

İncelememe Üstadın bu sözüyle başlamak istedim. Sebebi ise kitapla yakından ilgili olduğunu düşünmem.
Kitap ve yazılışı hakkında kısaca bahsedicek olursam; Üstad 1937 yılında Zonguldak'ta bir maden ocağında yazmıştır. Ölüm korkusu, yaratma, yaratılma, insan ve acizliği gibi kavramlara değinilmiştir. Eserindeki Husrev'in iç dünyası öyle başarılı yansıtılmaktadır ki üstada bir kez daha hayran olmamak elde değil..
Gerçekten okunması gereken bir kitap. Fikir ve ideolojileri dolayısıyla birçok kişinin ön yargı yapıp okuma gereksinimi duymaması ve bu muazzam eserden mahrum kalmaları üzücü.

İncelememi kitaptaki bir alıntı ile bitirmek istiyorum :
-Bir adam yaratmaya kalkıştım.. Ona bir kafa, bir çift göz, bir burun, bir ağız uydurmak. Ona göre bir beyin yapmak ve göğsünün içine bir kalp takmak. Saat gibi işlesin, kanını vücudunda döndüren bir kalp. Bir kalp anlıyor musun? Güya duyan, acılarına, sevinçlerine yataklık eden yer de orası. Bir kalp. Bitti mi? Biter mi? Bu adama bir de kader çizmek lazım...
Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı.. Benim de kaderim buymuş. Ben tırmanmak istediğim kayadan düştüm. Meğer çok ileriye gitmişim. Yasak ülkelere girmişim. Yaratıcı neymiş, yaratmaya kalkışarak tanıdım. Yalancı ilah, doğrusunu tanıdı. Gölge artist öz sanatkarı tanıdı. Ben şimdi, şu anda tanıyorum Allahı. İlminin, sanatının karşısında aklı mı veriyorum. Aklım bir cephane deposu gibi patlıyor, kül oluyor. Bekle, az kaldı..
141 syf.
(Süprizbozan içerebilir) Necip Fazıl Kısakürek'in piyes olan eserlerinden. 3 perdelik bir oyun. Bilmiyorum bu eser için ne söylense az gibi. Hikayenin başlangıcında “meçhul bir tarihte, İstanbul’da” ibaresi sanki yaşanmış bir his verdi bana. Tabi bilemiyoruz bunu Allahualem.
Bu piyesdeki baş kahramanımız Hüsrevde bir piyes yazarı. Tiyatro içinde tiyatro olması baya ilginç geldi bana, ustalıkla kullanılmış bu durum :) sanki yazar kendini anlatıyor gibiydi içinde bulunduğu buhranları. Husrevin halasının kızı, Selma'yı hatırlayınca bir Âh çekiyorum içimden, hikayede çok geçemese de ne kadar naif bir karakter olduğu anlaşılıyor.
Hikaye bana göre 2ye ayrılıyor:
1. Önemli olay öncesi.. buradaki olay örgüsü hızla sizi içine çeken yeri, hiç sıkılmadan okunuyor.
2. Önemli olay sonrası.. burada da Kahramanımızın ölüm, yaşam, delilik, ihanet, kader gibi konularda kendiyle ve yakınlarıyla iç hesaplaşması var, burası daha yavaş ve düşünerek okunması gereken bölüm bence.
Sonunu da çok merak ediyorsunuz Husrevin hikayesi de aynı kaderi paylaşacak mi diye. Bunu da kendiniz görmelisiniz :)
Bir İncir ağacı hiç bu kadar anlamlı olmamıştı :)
160 syf.
·Beğendi·10/10
Bu tiyatro eseri Necip Fazıl'ın kendini en iyi şekilde "ifşa" ettiği eseridir. En iyi eseridir desem de yanılmış olmam. Hiç tereddüt etmeden 10/10 vereceğiniz kitap istiyorsanız "Bir Adam Yaratmak" en uygunudur. Bu eserde, söylemesi ne derecede doğrudur tartışılır ama şuna kesin şahid oluyoruz ki burada bir adam "yaratılıyor". Kader sorgulanıyor. Mutlaka okunmalı.
160 syf.
"Bu eserimi, bugüne kadar vücuda getirdiğim eserler içinde en bağlı olduğum eser biliyor ve öylece bildirmek istiyorum..."
Bu girişten sonra insanın merakı artıyor. Neden acaba bu eser diye. Kendini her yönüyle çok iyi ifade ediyor, sebebi bu olabilir. "Hikayesi de, mana da kendi maceram." Yazmak için, ün, popüler olmak için değil sadece faydalı olabilmek için yazan biri. Bunu okuduğum her eserinde çok iyi hissettim. Bu durumdan, şahsına olan ilgiden şikayet de sezdim. İşte gerçek bir sanatçı. Çok sevdim onu, her kitabında daha bir seviyorum. Yazdıklarına odaklanılmasını istiyor sadece, ona degil.. Ona odaklanmamak, kaleminin büyüsüne kapılmamak ne mümkün. İnsanı iç alemine alıp götürüyor. Bahçede ki ağacı herkes görüyor, ama herkes bir mi görüyor! Bütün mesele bu. Herşeye hakkıyla bakabilmemiz dileğiyle. Bu eser için ne kadar teşekkür etsem az.
160 syf.
·4 günde
'Bu bir eser mi, şaheser mi?'
Kitap hakkındakı görüşleri ve kitabın değerini eserinin sonun da üstadlar tarafından sorulup, cevaplanmasında zorluk çektikleri bu soru cümlesi ile değerlendirmişlerdir aslında. Bu sorunun üstüne kitap hakkında değerlendirme yapmaktan insanın çekinmesi gerekir. Elbette bi görüş belirtmek, değerlendirmek gerekir. Benim değerlendirmem ise kitabı her elime alışımda zamanı kavrıyamamış olmam, akıcı ve merak uyandırıcı anlatımı sayesinde, sanki kitabı okutmadı da tiyatroda oyunu sergiledi tek başına Üstad Necip Fazıl, bana da okumak değil seyretmek düştü..
160 syf.
·10/10
Öncelikle siyasi görüşleri itibari ile Necip Fazıl'ın fikirlerini çoğu zaman kulak ardı ediyordum daha doğrusu haz almıyordum.

Lakin konu edebiyat olunca insan orada bir duruyor. Bu eser belki de tiyatro tarihimizin en dokunaklı eseri. Kesilen incir ağacıyla dağılan, yitip giden umutlar. Düşünmenin verdiği dayanılmaz ızdırabı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Eserdeki karakterler birbirleri ile o kadar uyumludurki ancak bu aynı dili konuşan insanların birbirlerini anlayamaması, ortaya çıkan düzensizlik halinde sizlerde bir kaosa sürükleniyorsunuz. Necip Fazıl'ın yaşam tanımı; " ondan önce doğanların uydurduğu ve onu yaşamak zorunda bıraktığı zoraki bir masaldır."

Dil olarak Türkçe'nin bütün zenginliklerini bulabilir dilimize tekrar aşık olabilirsiniz.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Sanatçı yoktan var etme gücüne sahip değilse de varolandan bir oluş ortaya koyabilir, bir eser meydana getirebilir.Onun asli görevi yaratılandan çok yaratışı göstermek, aktarmak, yansıtmaktır.”Bir Adam Yaratmak”a yaratış-eser açısından baktığımızda sanatçı-eser aynasında, ilahi olanı, kul ve Rabbi’ni görebiliriz.İnsanın varoluşsal sancılarının bu kadar iyi işlendiği bir metin okumadığımı söyleyebilirim.Ahmet Mekin’in başrolünde olduğu filmini de izlemiştim ama bu kadar etkilendiğimi söyleyemem. Herkes okumalı, okutturmalı...
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu bir eser mi, şaheser mi?
Yine sarsıntılar içerisinde kitabın kapağını kapattım. Necip Fazıl okumak böyle bir şey mi?
Üzgünüm ve içimde bir yas var. Kitap bittiği için mi? Belki. Belki de hikaye yüzünden.

Üstadın ilk okuduğum piyesi "Reis Bey" di. Çok beğenmiştim. Gerçekten hayran kalmıştım. Ama şimdi okuduğum eser (Bir Adam Yaratmak) şaheser, harikulade.

Daha neler yazılır bilemiyorum, hala üzgün hissediyorum. Son sayfalar elimden kayarken birden son cümle ve *SON* yazısıyla kalakaldım.
Bir kaç kez okuyacağım, kütüphanemde bulunmasından gurur duyduğum eser. Şaheser


Öneren herkese teşekkür ediyorum.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
İlk temsil gecesi, eseri seyrettikten sonra, Burhan Toprak, Peyami Safa, Mustafa Şekip ve daha birkaç Bâbıâli rütbelisi, Beyoğlunda “Petrograd” pastahanesinde oturuyoruz...
Burhan atılıyor:
–Bu bir eser mi, şahaser mi?...
Peyami susuyor...
Mustafa Şekip düşünüyor...
Bir cevap verilemiyor. Bir teşhise varılamıyor. Eser olmaya hayır, bu bir sıradan eser değil!..
Şahaser olmaya gelince...
Acaba, o da ne demek?..
-Necip Fazıl
Yani ne denir ne yazılır bu incelemeye bilemiyorum. Benim sözlerim, bu kitabın incelemesini anlatacak kadar güzel mi bilemiyorum.. Gerçekten NFK çok ayrı biri.. Hayatımda soluksuz okuduğum eserlerden biri ile yeniden karşı karşıyayım.. “Ölüm korkusu piyesi” adlı piyesini kitapta anlatan yazarımız beni kitap içinde öyle bir yolculuğa çıkardı ki anlatılmaz yaşanır ya, tam da o misâl... Zaten kitabın sonunda ünlü edebiyatçıların bu esere “ŞAHESER” demesi bile bu kitap için yeterli bir gurur kaynağı... Hani derler ya “ölmeden önce yapmanız gereken şeyler” diye bir sürü şey söylerler. Ben de o şeylere bu piyesi ekliyorum.. Okumayan arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum!!! İyiki varsın NFK!
Yalnızlığımı gidermek için aldığım her tedbir, yalnızlığımı çoğaltmak oluyor.
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 36 - Büyük doğu yayınları 34. Baskı
- Ben de bir insanım. Hiçbir fevkalâdeliğim yok. Bir kadere bağlıyım. Birtakım zaaflarla doluyum. Belki herkesten daha zayıf.
Bilerek bilmeyerek Allah'a doğru yol almak vardır, varmak yoktur.Varabildiğimiz hiçbir şey, hiçbir ufuk Allah değildir.Allah sonsuzluktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Adam Yaratmak
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180318
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Eser ilk olarak 1937-1938 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu 'nda temsil edilmiştir.

Olay meçhul bir tarihte İstanbul 'da geçer.

"Husrev - Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. (Bir an sükut) Benim de kaderim buymuş.''

Kitabı okuyanlar 1.312 okur

  • f.m. dördüncü
  • Şiirselleşmiş
  • Hilâl Nur
  • Öznur Çom
  • ZEHRA MAVİŞ
  • Rumeysa Doğan
  • A.
  • Keziban Demir
  • Mustafa KORKUT
  • © e ® e N

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%6.8
18-24 Yaş
%30.5
25-34 Yaş
%29.1
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.5
Erkek
%41.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.8 (269)
9
%22 (106)
8
%12 (58)
7
%4.4 (21)
6
%1.5 (7)
5
%0.8 (4)
4
%0.2 (1)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%2.9 (14)

Kitabın sıralamaları