Adı:
Bir Adam Yaratmak
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789758180318
Kitabın türü:
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Eser ilk olarak 1937-1938 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu 'nda temsil edilmiştir.

Olay meçhul bir tarihte İstanbul 'da geçer.

"Husrev - Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. (Bir an sükut) Benim de kaderim buymuş.''
"Bu bir eser mi, şaheser mi?...
Tam olarak kitabı okuduktan sonra verilen tepki genelde böyledir diye düşünüyorum.Necip Fazıl aslında şiir alanında ön planda olmasına rağmen bu eseriyle onun farklı alanlarda da ne kadar başarılı olduğunu gördüm.Bana öyle geliyor ki yazar eserinde kendi çektiği buhranlı dönemleri bir nebze olsun yansıtmış.Kitaptaki karakter sancı çekiyor ve sizi de kendi sancılarının ağına çekiyor.
Okurken iki farklı duyguyu aynı anda yaşatabiliyor.Bazı kısımlarda aslında biraz sonra ne olacağını tahmin edebiliyorsunuz ama yine de o heyecana engel olamıyorsunuz.Bazı kısımlarda da beklenmedik olayların içinde kendinizi bulabiliyorsunuz.Kitap biraz bana kendimi tanıma imkanı da verdi diyebilirim.Uzun zamandır bir kitabı bir gün içerisinde okumamıştım, bu kitabı elimden bırakamadım.Şuan en çok yapmak istediğim şeyler listesinde bu eseri bir tiyatro sahnesinde izlemek var.Size tavsiyem ben okumakta geç kaldığımı düşünüyorum siz elinizi çabuk tutun bence :)
Seni aramam için beni uzağa attın!
Alemi benim, beni kendin için yarattın! (~spoiler~)

İncelememe Üstadın bu sözüyle başlamak istedim. Sebebi ise kitapla yakından ilgili olduğunu düşünmem.
Kitap ve yazılışı hakkında kısaca bahsedicek olursam; Üstad 1937 yılında Zonguldak'ta bir maden ocağında yazmıştır. Ölüm korkusu, yaratma, yaratılma, insan ve acizliği gibi kavramlara değinilmiştir. Eserindeki Husrev'in iç dünyası öyle başarılı yansıtılmaktadır ki üstada bir kez daha hayran olmamak elde değil..
Gerçekten okunması gereken bir kitap. Fikir ve ideolojileri dolayısıyla birçok kişinin ön yargı yapıp okuma gereksinimi duymaması ve bu muazzam eserden mahrum kalmaları üzücü.

İncelememi kitaptaki bir alıntı ile bitirmek istiyorum :
-Bir adam yaratmaya kalkıştım.. Ona bir kafa, bir çift göz, bir burun, bir ağız uydurmak. Ona göre bir beyin yapmak ve göğsünün içine bir kalp takmak. Saat gibi işlesin, kanını vücudunda döndüren bir kalp. Bir kalp anlıyor musun? Güya duyan, acılarına, sevinçlerine yataklık eden yer de orası. Bir kalp. Bitti mi? Biter mi? Bu adama bir de kader çizmek lazım...
Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı.. Benim de kaderim buymuş. Ben tırmanmak istediğim kayadan düştüm. Meğer çok ileriye gitmişim. Yasak ülkelere girmişim. Yaratıcı neymiş, yaratmaya kalkışarak tanıdım. Yalancı ilah, doğrusunu tanıdı. Gölge artist öz sanatkarı tanıdı. Ben şimdi, şu anda tanıyorum Allahı. İlminin, sanatının karşısında aklı mı veriyorum. Aklım bir cephane deposu gibi patlıyor, kül oluyor. Bekle, az kaldı..

Benzer kitaplar

Nefis bir eser.
Lakin öyle ya ''Eser mi? Hayır; bu bir sıradan eser değil. Şaheser olmaya gelince; acaba o da ne demek?''
Bu tiyatro eseri Necip Fazıl'ın kendini en iyi şekilde "ifşa" ettiği eseridir. En iyi eseridir desem de yanılmış olmam. Hiç tereddüt etmeden 10/10 vereceğiniz kitap istiyorsanız "Bir Adam Yaratmak" en uygunudur. Bu eserde, söylemesi ne derecede doğrudur tartışılır ama şuna kesin şahid oluyoruz ki burada bir adam "yaratılıyor". Kader sorgulanıyor. Mutlaka okunmalı.
(Süprizbozan içerebilir) Necip Fazıl Kısakürek'in piyes olan eserlerinden. 3 perdelik bir oyun. Bilmiyorum bu eser için ne söylense az gibi. Hikayenin başlangıcında “meçhul bir tarihte, İstanbul’da” ibaresi sanki yaşanmış bir his verdi bana. Tabi bilemiyoruz bunu Allahualem.
Bu piyesdeki baş kahramanımız Hüsrevde bir piyes yazarı. Tiyatro içinde tiyatro olması baya ilginç geldi bana, ustalıkla kullanılmış bu durum :) sanki yazar kendini anlatıyor gibiydi içinde bulunduğu buhranları. Husrevin halasının kızı, Selma'yı hatırlayınca bir Âh çekiyorum içimden, hikayede çok geçemese de ne kadar naif bir karakter olduğu anlaşılıyor.
Hikaye bana göre 2ye ayrılıyor:
1. Önemli olay öncesi.. buradaki olay örgüsü hızla sizi içine çeken yeri, hiç sıkılmadan okunuyor.
2. Önemli olay sonrası.. burada da Kahramanımızın ölüm, yaşam, delilik, ihanet, kader gibi konularda kendiyle ve yakınlarıyla iç hesaplaşması var, burası daha yavaş ve düşünerek okunması gereken bölüm bence.
Sonunu da çok merak ediyorsunuz Husrevin hikayesi de aynı kaderi paylaşacak mi diye. Bunu da kendiniz görmelisiniz :)
Bir İncir ağacı hiç bu kadar anlamlı olmamıştı :)
Öncelikle siyasi görüşleri itibari ile Necip Fazıl'ın fikirlerini çoğu zaman kulak ardı ediyordum daha doğrusu haz almıyordum.

Lakin konu edebiyat olunca insan orada bir duruyor. Bu eser belki de tiyatro tarihimizin en dokunaklı eseri. Kesilen incir ağacıyla dağılan, yitip giden umutlar. Düşünmenin verdiği dayanılmaz ızdırabı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Eserdeki karakterler birbirleri ile o kadar uyumludurki ancak bu aynı dili konuşan insanların birbirlerini anlayamaması, ortaya çıkan düzensizlik halinde sizlerde bir kaosa sürükleniyorsunuz. Necip Fazıl'ın yaşam tanımı; " ondan önce doğanların uydurduğu ve onu yaşamak zorunda bıraktığı zoraki bir masaldır."

Dil olarak Türkçe'nin bütün zenginliklerini bulabilir dilimize tekrar aşık olabilirsiniz.
"Bu eserimi, bugüne kadar vücuda getirdiğim eserler içinde en bağlı olduğum eser biliyor ve öylece bildirmek istiyorum..."
Bu girişten sonra insanın merakı artıyor. Neden acaba bu eser diye. Kendini her yönüyle çok iyi ifade ediyor, sebebi bu olabilir. "Hikayesi de, mana da kendi maceram." Yazmak için, ün, popüler olmak için değil sadece faydalı olabilmek için yazan biri. Bunu okuduğum her eserinde çok iyi hissettim. Bu durumdan, şahsına olan ilgiden şikayet de sezdim. İşte gerçek bir sanatçı. Çok sevdim onu, her kitabında daha bir seviyorum. Yazdıklarına odaklanılmasını istiyor sadece, ona degil.. Ona odaklanmamak, kaleminin büyüsüne kapılmamak ne mümkün. İnsanı iç alemine alıp götürüyor. Bahçede ki ağacı herkes görüyor, ama herkes bir mi görüyor! Bütün mesele bu. Herşeye hakkıyla bakabilmemiz dileğiyle. Bu eser için ne kadar teşekkür etsem az.
İlk temsil gecesi, eseri seyrettikten sonra, Burhan Toprak, Peyami Safa, Mustafa Şekip ve daha birkaç Bâbıâli rütbelisi, Beyoğlunda “Petrograd” pastahanesinde oturuyoruz...
Burhan atılıyor:
–Bu bir eser mi, şahaser mi?...
Peyami susuyor...
Mustafa Şekip düşünüyor...
Bir cevap verilemiyor. Bir teşhise varılamıyor. Eser olmaya hayır, bu bir sıradan eser değil!..
Şahaser olmaya gelince...
Acaba, o da ne demek?..
-Necip Fazıl
Yani ne denir ne yazılır bu incelemeye bilemiyorum. Benim sözlerim, bu kitabın incelemesini anlatacak kadar güzel mi bilemiyorum.. Gerçekten NFK çok ayrı biri.. Hayatımda soluksuz okuduğum eserlerden biri ile yeniden karşı karşıyayım.. “Ölüm korkusu piyesi” adlı piyesini kitapta anlatan yazarımız beni kitap içinde öyle bir yolculuğa çıkardı ki anlatılmaz yaşanır ya, tam da o misâl... Zaten kitabın sonunda ünlü edebiyatçıların bu esere “ŞAHESER” demesi bile bu kitap için yeterli bir gurur kaynağı... Hani derler ya “ölmeden önce yapmanız gereken şeyler” diye bir sürü şey söylerler. Ben de o şeylere bu piyesi ekliyorum.. Okumayan arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum!!! İyiki varsın NFK!
Sanatçı yoktan var etme gücüne sahip değilse de varolandan bir oluş ortaya koyabilir, bir eser meydana getirebilir.Onun asli görevi yaratılandan çok yaratışı göstermek, aktarmak, yansıtmaktır.”Bir Adam Yaratmak”a yaratış-eser açısından baktığımızda sanatçı-eser aynasında, ilahi olanı, kul ve Rabbi’ni görebiliriz.İnsanın varoluşsal sancılarının bu kadar iyi işlendiği bir metin okumadığımı söyleyebilirim.Ahmet Mekin’in başrolünde olduğu filmini de izlemiştim ama bu kadar etkilendiğimi söyleyemem. Herkes okumalı, okutturmalı...
'Bu bir eser mi, şaheser mi?'
Kitap hakkındakı görüşleri ve kitabın değerini eserinin sonun da üstadlar tarafından sorulup, cevaplanmasında zorluk çektikleri bu soru cümlesi ile değerlendirmişlerdir aslında. Bu sorunun üstüne kitap hakkında değerlendirme yapmaktan insanın çekinmesi gerekir. Elbette bi görüş belirtmek, değerlendirmek gerekir. Benim değerlendirmem ise kitabı her elime alışımda zamanı kavrıyamamış olmam, akıcı ve merak uyandırıcı anlatımı sayesinde, sanki kitabı okutmadı da tiyatroda oyunu sergiledi tek başına Üstad Necip Fazıl, bana da okumak değil seyretmek düştü..
Artık sana hakaret etmeyeceğim. Çünkü hiçbir hakaret senin kadar alçalamaz.
Yalnızlığımı gidermek için aldığım her tedbir, yalnızlığımı çoğaltmak oluyor.
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 36 - Büyük doğu yayınları 34. Baskı
Bilerek bilmeyerek Allah'a doğru yol almak vardır, varmak yoktur.Varabildiğimiz hiçbir şey, hiçbir ufuk Allah değildir.Allah sonsuzluktur.
Ne de kolay ağlıyorsun​uz! Siz bir takım insanlar, ne de kolay ağlıyorsunuz! Gözyaşlarınız olmasaydı neyle müdafaa edecektiniz kendinizi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Adam Yaratmak
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789758180318
Kitabın türü:
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Eser ilk olarak 1937-1938 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu 'nda temsil edilmiştir.

Olay meçhul bir tarihte İstanbul 'da geçer.

"Husrev - Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. (Bir an sükut) Benim de kaderim buymuş.''

Kitabı okuyanlar 839 okur

  • Yazarın Kitap Ayracı
  • mücella yazici
  • Sultan TOPUZ
  • Zeynep
  • Ömer ADIGÜZEL
  • Melek GÜRLER
  • Devrim
  • Seçilmiş
  • Zeynep KILIÇ
  • Veli Altinkaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%6.8
18-24 Yaş
%30.5
25-34 Yaş
%29.1
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.5
Erkek
%41.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%56.9 (181)
9
%24.2 (77)
8
%10.4 (33)
7
%5 (16)
6
%1.6 (5)
5
%0.9 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.9 (3)

Kitabın sıralamaları