Bir Aile Cinayeti (19. Yüzyılda Bir Aile Cinayeti)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.996
Gösterim
Adı:
Bir Aile Cinayeti
Alt başlık:
19. Yüzyılda Bir Aile Cinayeti
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395203
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Annemi, kız kardeşimi, erkek kardeşimi katleden ben, Pierre Riviére
XIX. yüzyılda Normandiya'nın Calvados eyaletine bağlı küçük bir köyde yaşayan 20 yaşındaki Pierre Riviere, çocukluğundan beri garip davranışlarıyla tanınmaktadır. İnsanlardan, bilhassa kadınlardan kaçmakta, karamsar ve dengesiz kişilik özellikleri sergilemektedir. Oldum olası kafasını meşgul eden yücelik fikirleri, ailesinden yaşanan sorunlarla birleşince onu adım adım korkunç sona yaklaştırır. Babasını mutsuzluklarından kurtarmak gibi, ulvi olduğunu düşündüğü bir misyon üstlenerek, annesini ve iki kardeşini öldürür.

Hapishanede kaleme aldığı hatıratı, hem kendi öznel durumunu hem de o dönem Fransa'nın genel profilini yansıtması açısından çok ilginçtir. O dönemde Fransa, Cumhuriyetçiler ve kralcıların iktidar mücadelesiyle çalkalanmata, gizli dernekler mantar gibi bitmektedir. Kral Louis-Philippe'e suikast düzenleyen Fieschi'nin davası ile Riviere'in davası aşağı yukarı aynı zamana denk düşer. Kral tüm tebaanın babası olarak düşünüldüğünden, ebeveyn katliyle kral katli arasındaki geçişlilik, iki dava sürecinin birbirinden etkilenmesine yol açmıştır. Akıl hastası mı, yoksa bir canavar mı olduğu konusunda bir türlü ortak karara varamayan tıp uzmanları ve adalet mekanizması büyük bir bocalama içindedir. Tıp bilimi hem kendi arasında bölünmüş hem de adalet mekanizmasıyla uyuşmazlık yaşanmaktadır. Kısacası, ortada bir yetki sorunu vardır. Kim neye, ne kadar karar verebilecektir? Riviere ve hatıratı, Riviere vakası, yargıçlar ve doktorlar için tam bir bilmece olup çıkmıştır.

Michel Foucault ve arkadaşları, psikiyatri ve suça yönelik adalet arasındaki ilişkilerin tarihi üzerine bir çalışma yapma amacıyla yola çıktıklarında Riviere olayıyla karşılaşır, hatırat ve dava dosyası karşısında derinden etkilenirler. Foucault'nun zayıfların ve kaybedenlerin, akıl hastalarının ve sapkınların hayatlarını anlamaya doğru çıktığı düşünsel yolculuğunun en önemli uğraklarından biri olur Bir Aile Cinayeti.

Bir aile cinayetini konu alması bile tek başına eseri ilginç ve okunmaya değer kılmaktadır. Ama bu tek boyutu içinde değerlendirmek, eseri azımsamak olacaktır. Eğitimsiz, dini ve milli fikirlerle büyülenmiş, akıl sağlığı tartışmalı bir köylünün karşısında, tıp bilimiyle, psikiyatrisiyle, adalet mekanizmasıyla tüm bir toplum yer almaktadır. Sömürgeci, yayılmacı siyaset nezdinde "vatan uğruna" cinayetlerin normal, meşru sayıldığı toplumda, ailesinin fertlerini katleden bir köylü nereye oturtulmalıdır?

İşte Foucault ve arkadaşları buradan yola çıkarak, suç ve ceza, akış sağlığı ve delilik kavramlarını sorgulamakta, ikiyüzlü toplumun "normallik" normlarını tartışmaya açmaktadırlar. Güç, hakimiyet ve çatışkı ilişkileri üzerine bir kez daha düşünmemizi sağlayan bu sarsıcı metin, şiddetin her türüne sık sık tanık olan "bebekleri katil yapan" yaşadığımız toprakları da anlamamıza yönelik çok önemli bir katkı.
(Arka Kapak)
"Her insan, büyük gaddarlıklar içeren eylemler gerçekleştirme yetisine sahiptir."

İncelemeye başlarken kitabı bitirdiğimde kafamda canlanan şu soruyu yazmak istiyorum. Aslında kitabın genelini incelediğinizde Foucault'da beliren şu soru ile ortak bir karşılaşma yaşıyoruz. Riviere gerçekten kurtarılabilir miydi? ya da hafifletici sebeplerden faydalanabilir miydi?

Kitap tam anlamıyla bu soru etrafında dönüp duran psikolojik ve sosyolojik bir analiz taşıyor. Bu analizler de psikiyatrik bir bakışla yorumlanıyor. Riviere cinayetleri işledikten sonra bir çok doktor ve profesör tarafından inceleniyor, dinleniyor ve araştırılıyor. Ancak hem o dönemin bilim yetersizliği hem de Riviere'in eşsiz bir sapkınlığı olması nedeni ile bütün çalışmalar yetersiz kalıyor. Bir yerde bu yetersizlik Riviere'nin ölümü ile sonuçlanan olaylar dizisi haline dönüşüyor. Şunu da belirtmek gerekir ki bu sırf bir cinayet hikayesi değildir. Dönemin sosyolojik ve kültürel yapısı özellikle Foucault'un taşrada yaşayan emekçi sınıfın yapısına dair fikirleri ve bu taşrada ki toplumsal yapının aslında bir şekilde Pierre Riviere'yi nasıl dışlanmış, yalnızlaştırılmış bir canavara dönüştürdüğünü de gözler önüne seriyor. Kitabın bir bölümünde şu durumdan bahsediyor. "Riviere 4 yaşından itibaren değişmeye başladı onu iyileştirmesi gereken ise toplumdu ancak bunda başarılı olamadılar." Bu doğrultuda Riviere'nin adli portresine baktığımızda Foucault ve arkadaşlarının gizli kalmış bir çok bölgeyi aydınlatarak işlenmiş olan suçun bütün sorumluluğunu Pierre Riviere'den almış olduklarını görürüz. Üzerine daha çok şey yazılabilir olmasına rağmen

Foucault'un şu sözleri Riviere'nin cinayetleri işlemesini net bir şekilde ifade ediyor. Diyor ki "Cinayet, iktidar ve halk arasında mutlak sadelikte bir ilişki kurmaktadır: öldürme emri ve öldürme yasağı; öldürülmek, idam edilmek: gönüllü kurbanlık, dayatılan ceza; bellek, unutuş." Ve ekliyor; "Riviere'nin anlatı cinayetini hazırlaması işte bu karanlık savaş üzerinde temellendi ve bu savaş aracılığıyla anlatı cinayeti ile kurbansal ve şanlı cinayetler tarihi arasındaki ilişkiyi sağlamıştı, ya da daha doğrusu, kendi elleriyle tarihi bir cinayet gerçekleştirmişti."

Şimdi sormamız gereken son bir soru kalıyor. Oda kitabın sonunda karşımıza çıkıyor.

"Sömürgeci, yayılmacı siyaset nezdinde "vatan uğruna" cinayetlerin normal, meşru sayıldığı toplumda, ailesinin fertlerini katleden bir köylü nereye oturtulmalıdır?"
20 yaşındaki Pierre Rivière, tüm ailesini katleder. Bunun üzerine olaylar gelişir. Pierre'nin deli olduğunu ve ceza almaması gerektiğini savunan ve tam tersi onun vahşi bir katil olduğunu ve en ağır cezayı alması gerektiğini savunan bazı yargıçlar ve doktorlar arasında ayrılıklar yaşanmaktadır. Olay örgüsünden çok psikolojik tahliller daha fazla yer alıyor. Güzel bir kitap ve çok fazla detaylandırılmış her şey, derinlemesine analiz edilmiş.
  • Yabancı
    8.3/10 (4.673 Oy)4.158 beğeni13.876 okunma1.575 alıntı57.196 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.805 Oy)8.278 beğeni22.583 okunma4.847 alıntı138.707 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (9.033 Oy)9.276 beğeni30.636 okunma925 alıntı147.960 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.158 Oy)20.108 beğeni46.233 okunma3.689 alıntı194.698 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.370 Oy)6.737 beğeni17.947 okunma3.190 alıntı91.285 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.890 Oy)8.490 beğeni24.394 okunma966 alıntı97.152 gösterim
  • Bulantı
    8.3/10 (767 Oy)834 beğeni2.497 okunma1.625 alıntı21.747 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.861 Oy)9.813 beğeni27.697 okunma2.049 alıntı127.623 gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.5/10 (2.011 Oy)1.870 beğeni5.632 okunma895 alıntı41.921 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.258 Oy)14.081 beğeni36.674 okunma3.889 alıntı155.407 gösterim
Foucault ve arkadaşları yaklaşık 150 yıl önce işlenmiş bir cinayetin anatomisini sunuyorlar okuyuculara. Yargıç kararları, zamanın gazeteleri, tanıklar, doktorlar; görüş birlikleri, görüş ayrılıkları... Gerçekten çok farklı bir olay, zaten dönemin Fransa’sında da çok geniş bir yer buluyor kendisine. Birçok gazete ve makaleye konu oluyor. Hatta gazete yayınlarının ve davanın üzerine halk olayla hemhal olup kendi görüşlerini belirten birçok yazı yolluyor gazetelere.

Rivière’in cinayetten sonra hapishanede yazdığı, 71 sayfalık hatırat gerçekten her anlamda çok çarpıcı. İnsana birçok şeyi sorgulatıyor.

Cinayetin haklı gerekçeleri olabilir mi?
Cinayetin altında yatan nedenler?
Cinayeti işleyen kişinin ruh hali?
Cinayeti işleme nedeni?
Cinayetler salt bireysel nedenlerle mi işlenirler?

Hatırat sonrasında ise akılda şu sorular kalıyor;

Akıl sağlığı yerinde miydi, yoksa yerinde değil miydi?
Hatıratı ona ne verebilirdi?
Cezası ne olmalıydı?

Birçok şey soru işareti olarak kalıyor. Lakin bunlar eserin çözebileceği şeyler değiller. Hepsi zamanının problemleri; gerek yargı, gerek sağlık, gerekse de toplum...
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)
Bir insanın deli olduğunu iddia etmenin tehlikeli bir insanı denetim altına almakta kullanılan bütün toplumsal yöntemleri ihmal etmek anlamına gelmeyeceğini vurgulamakta gösterilen özenle birlikte, terapistler tarafından korunan açıkça şaşırtıcı sessizlik hali. Riviere vakası'nın oldukça önemli bir kesitini oluşturduğu bir suç alanını patolojikleştirme girişimlerinin gerçek anlamını belirlememizi sağlamaktadır.
Michel Foucault
Sayfa 295 - Ayrıntı Yayınları
Onun karamsar ve kederli yaradılışının derinliklerinde acımasızlık dürtülerinin, garip bir gaddarlığa karşı temayülün ve insanlık düşmanı fikirlerin yattığı kuşku götürmez, ama şayet bir süre kendisine karşı mücadele etmiş olsaydı bu korkunç kararın üstesinden gelemez miydi acaba?
Michel Foucault
Sayfa 191 - Ayrıntı Yayınları
Yalnız, vahşi, zalim... ahlaki açıdan bakıldığında Pierre Riviere işte bu; o, bir anlamda farklı bir insan, sevgi ve toplumsallık yasalarına bağlı olmayan bir vahşi, çünkü ailesinden olduğu kadar toplumdan da nefret ediyordu. Bu yüzden babasına bir insanın ormanda bitki ve kök yiyerek yaşayıp yaşayamayacağını soruyordu.

Suçunu işledikten sonra kaçmadı Pierre Riviere; ilgisiz bir şekilde dışarı çıktı ve elleri kana bulanmış olduğu halde kendilerine "Az önce babamı kurtardım, bir daha hiç mutsuz olmayacak," dediği iki şahsın yanından geçti ve serinkanlı bir şekilde hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti, elindeki budama bıçağından kan damlıyordu.
“Yalnız, vahşi, zalim... ahlaki açıdan bakıldığında Pierre Rivière işte bu; o, bir anlamda farklı bir insan, sevgi ve toplumsallık yasalarına bağlı olmayan bir vahşi, çünkü ailesinden olduğu kadar toplumdan da nefret ediyordu. Bu yüzden babasına bir insanın ormanda bitki ve kök yiyerek yaşayıp yaşayamayacağını soruyordu.”
“Annesini, kız kardeşini ve erkek kardeşini öldürmek için Rivière’in önceden hazırladığı plan, işleyeceği suçun onda uyandırdığı korku, tereddütleri, üzüntüleri, pişmanlıkları ve itirafları, onun yaptığı işin bütük korkunçluğunu kavradığını ve sonuçların farkında olduğunu kanıtlamaktaydı ve sonuç olarak, Rivière’in suçlu bulunarak cezaya çarptırılmasını gerekli kılıyordu. Bununla birlikte, Rivière, insanı genellikle suça iten utanç verici tutkularla hareket eden bir katille aynı kefeye konulabilir mi? Kişisel çıkar dürtüsüyle hareket etmemişti, suç sebebi, yanlışlarla dolu olarak geliştirdiği, babasının mutluluğunu sağlama arzusuydu.”
“Peki ama, hiçbir şeyin yatıştıramadığı kırık hayatlarla karşı karşıya kalan bizlerin durumu ne olacak?”
Riviere'in hatıratı, bir portre çizmemekte, ama bir öykü anlatmaktadır. Riviere her zaman aynı kişi değildir, açıktır ki bu öykü ne bir delinin ne de bir sadistin öyküsüdür.
Michel Foucault
Sayfa 292 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Aile Cinayeti
Alt başlık:
19. Yüzyılda Bir Aile Cinayeti
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755395203
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Annemi, kız kardeşimi, erkek kardeşimi katleden ben, Pierre Riviére
XIX. yüzyılda Normandiya'nın Calvados eyaletine bağlı küçük bir köyde yaşayan 20 yaşındaki Pierre Riviere, çocukluğundan beri garip davranışlarıyla tanınmaktadır. İnsanlardan, bilhassa kadınlardan kaçmakta, karamsar ve dengesiz kişilik özellikleri sergilemektedir. Oldum olası kafasını meşgul eden yücelik fikirleri, ailesinden yaşanan sorunlarla birleşince onu adım adım korkunç sona yaklaştırır. Babasını mutsuzluklarından kurtarmak gibi, ulvi olduğunu düşündüğü bir misyon üstlenerek, annesini ve iki kardeşini öldürür.

Hapishanede kaleme aldığı hatıratı, hem kendi öznel durumunu hem de o dönem Fransa'nın genel profilini yansıtması açısından çok ilginçtir. O dönemde Fransa, Cumhuriyetçiler ve kralcıların iktidar mücadelesiyle çalkalanmata, gizli dernekler mantar gibi bitmektedir. Kral Louis-Philippe'e suikast düzenleyen Fieschi'nin davası ile Riviere'in davası aşağı yukarı aynı zamana denk düşer. Kral tüm tebaanın babası olarak düşünüldüğünden, ebeveyn katliyle kral katli arasındaki geçişlilik, iki dava sürecinin birbirinden etkilenmesine yol açmıştır. Akıl hastası mı, yoksa bir canavar mı olduğu konusunda bir türlü ortak karara varamayan tıp uzmanları ve adalet mekanizması büyük bir bocalama içindedir. Tıp bilimi hem kendi arasında bölünmüş hem de adalet mekanizmasıyla uyuşmazlık yaşanmaktadır. Kısacası, ortada bir yetki sorunu vardır. Kim neye, ne kadar karar verebilecektir? Riviere ve hatıratı, Riviere vakası, yargıçlar ve doktorlar için tam bir bilmece olup çıkmıştır.

Michel Foucault ve arkadaşları, psikiyatri ve suça yönelik adalet arasındaki ilişkilerin tarihi üzerine bir çalışma yapma amacıyla yola çıktıklarında Riviere olayıyla karşılaşır, hatırat ve dava dosyası karşısında derinden etkilenirler. Foucault'nun zayıfların ve kaybedenlerin, akıl hastalarının ve sapkınların hayatlarını anlamaya doğru çıktığı düşünsel yolculuğunun en önemli uğraklarından biri olur Bir Aile Cinayeti.

Bir aile cinayetini konu alması bile tek başına eseri ilginç ve okunmaya değer kılmaktadır. Ama bu tek boyutu içinde değerlendirmek, eseri azımsamak olacaktır. Eğitimsiz, dini ve milli fikirlerle büyülenmiş, akıl sağlığı tartışmalı bir köylünün karşısında, tıp bilimiyle, psikiyatrisiyle, adalet mekanizmasıyla tüm bir toplum yer almaktadır. Sömürgeci, yayılmacı siyaset nezdinde "vatan uğruna" cinayetlerin normal, meşru sayıldığı toplumda, ailesinin fertlerini katleden bir köylü nereye oturtulmalıdır?

İşte Foucault ve arkadaşları buradan yola çıkarak, suç ve ceza, akış sağlığı ve delilik kavramlarını sorgulamakta, ikiyüzlü toplumun "normallik" normlarını tartışmaya açmaktadırlar. Güç, hakimiyet ve çatışkı ilişkileri üzerine bir kez daha düşünmemizi sağlayan bu sarsıcı metin, şiddetin her türüne sık sık tanık olan "bebekleri katil yapan" yaşadığımız toprakları da anlamamıza yönelik çok önemli bir katkı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • pessoa*
  • Erim Asya
  • İbrahim Truhan
  • Emre
  • Elif Şakar
  • B. Bulut Sağlam
  • Cemal Uluk
  • Hakan
  • Sefkan Kaplan
  • Semra Can

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%41.7
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68
Erkek
%32

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (4)
9
%20 (2)
8
%30 (3)
7
%10 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0