Bir Ceza Avukatının Anıları

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.753
Gösterim
Adı:
Bir Ceza Avukatının Anıları
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057499806
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Lykeion
Baskılar:
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir tuhaftır ceza avukatlığı. Ayıplamayacaksınız, kızmayacaksınız, ağlamayacaksınız da. Bunlar olmaz mı? olur. Ama hep içinizde olmalı. Bakışlarınızda kaçak bulunmasın. Karşınızdaki suçlunun gözlerinin içine bakın, dostça. Orda derdini dökmek isteyen “insan”ı göreceksiniz. Bundan sonrası kolaylaşır. “İnsan, insanın zehrini alır” derler, halk dilinde. Ceza avukatlığının yarısı budur.

Bu kitaptaki anıların bir kısmını yaşadım. Bir kısmını “Adliye koridorları”nda meslektaşlarımdan duydum. Her olayı, anlamca “ağırlık noktası”nı göze çarpacak biçimde yazdım. Meslek sırrı nedeni ile kişilerin tanınmamasını sağlayacak değişiklikleri yaptım. Kendimden çok şey kattım. Bu kitap bir belgesel değildir.
96 syf.
hacmen incecik, anlatılar kısacık olsa da, faruk erem hocanın anlattıkları karşısında "suçlu kimdir", "suç nedir" gibi sorulara artık kanun lafzından değil, insanın gözünden bakmaya başladığım kitap. hümanist doktrin'i savunan faruk hocanın bir öğrencisinin kendisini yine kendi canıyla cezalandırdığını anlattığı hikayesi insanda derin yaralar açabilir.
96 syf.
·1 günde
“Adalet çözemeyeceği düğümü atmamalı..”
Habil ve Kabil’le beraber işlendi ilk suç.Kıskançlık ve kibir..Çok suç işlendi o günden bugüne dek.Tolstoy’un diriliş kitabının kapağını okuduğumda şöyle yazıyordu.:”Dünyada kimse tam anlamıyla masum olamayacağı için kimsenin kimseyi yargılama hakkı yoktur.!” Bu cümleyi bile bile Hukuk Fakültesi için çabalamıştım,iyi bir sayısal öğrencisiydim halbuki diş hekimliğine gidebilirdim,gitmedim.Annem hiç istemedi hukuk kazanmamı,gizlice yazdım.İlk okuduğum kitap Emine Özkan Şenlikoğlu’nun Ne Olur İhanet Etme kitabıydı.Bir sürü adaletsizlik yer alıyordu kitabında,yine vazgeçirmedi beni hukuk fikrinden işte.Hukuk okumasaydım ne bölüm okuyabilirdim sorusuna da asla yanıt veremedim zaten.Şöyle demişti hukuk fakültesinde bir profesörümüz:”Kanun ezberleyerek yalnızca hukuk teknisyeni olacaksınız ama onurlu vicdanlı yaşamayı kural edinirseniz kendinize ancak o zaman iyi bir hukukçu olabilirsiniz.” Küçükken ananem sürekli kuran okurdu,namaz kılardı dedemse asla camiye gitmez,ibadet etmezdi ama çok iyi adamdır,birbirlerini de halen severler.Onlarla beraber din ve ibadet özgürlüğünü aşıladım kendime.Kürt komşumuz vardı ama ben ayrım yaptıgımız o kadından gördüğüm komşuluk kadar hiçbir komşumuzdan görmüyordum.Velhasıl kelam kimsenin altında görmedikçe bir kadına fahişe dememeyi(ki şayet görsem de belki de kadını zorla çalıştırıyorlardır,belki de yaşadığı hayat itibariyle cidden yanlış bulmuyordur der geçerim o ayrı mevzu),dil,ırk ayrımı yapmamayı,önyargısız olmayı kendime hayat felsefesi edindim işte.Okuduğum bölüm çok yönlü düşünmeyi öğretti.Ceza muhakemesi dersinde gerçeklere %100 biçimde ulaşamayacağımı öğrendim devamında da,tüm deliller o insanı gösterse dahi..Bir gün iyi bir hukukçu olabilir miyim bilmiyorum,bu sıfatı layıkıyla taşıyabilir miyim bilmiyorum.Adalet terazisinden şüphe duyulabilir elbet çünkü adaletin sağlayıcıları ve yasa koyucular da soyut değil bizim gibi insanlar.Ama inandığım şu ki Rabbimin adaleti güzel işliyor.O zaman hukukçular niye var diyeceksiniz çünkü olmak zorunda.Çünkü tam anlamıyla belki gerçeğe ulaşılamasa da ulaşmaya calışmak zorunda.Kitap için de son şunu ekleyeyim.Bu kitabı okumak için hukuk okumak gerekmiyor.Bence insan olabilmek adına da okuyabilirsiniz..
95 syf.
·Beğendi·8/10
İnsana kendisini ve düşüncelerini sorgulatan ayrıca önyargılar konusunda fayda görülebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum . Genel anlamda beğendim sadece bazı anıların çok kısa ve üstünkörü anlatılması hoşuma gitmedi .
95 syf.
·Beğendi·5/10
İsminde konusu açık aslında. Gizi Faruk Erem'in etkileyici anılarında. Faruk Erem, ülkemizin sayılı ceza hukukçularındandır. Kitabı, fakültede bir hocamın tavsiyesi üzerine aldım. Anıları art arda sıralamış yazar. Aslında kendisi bir edebiyatçı olmadığı için edebi bir performans beklemek makul bir hareket olmaz zaten. Başlık konmuş ve birinci tekil şahıs üzerinden olay anlatılmış. Etkilendim açıkçası. Her hukukçunun kitaplığında bulunması gerektiğini düşünüyorum. Etkileyiciliğini nereden aldığını sorarsanız, avukat, esasında suçlu olan müvekkillerinin insani tarafını da görmüş. Onları genel anlamda insanların yaptığı gibi bir suçlu olarak tamamen çemberin dışına itmemiş, onları anlamaya çalışmış, yargılamadan önce dinlemiş. Eser henüz ülkemizde idam cezasının da mevcut olduğu bir dönemde kaleme alınmış. İdam cezası alan insanların psikolojisi çok güzel ifade edilmiş. Bu bakımdan 'Bir İdam Mahkumunun Son Günü"nü anımsattı bana...
96 syf.
·Beğendi·7/10
Hayatı adliye koridorlarında geçen rahmetli Faruk Erem hocanın 'suç' ve 'suçlu' kavramlarına insancıl bakış açısıyla ele alınmış bir anı derlemesi. Sadece avukatların değil her hukuk okuyanın okuması gereken bir kitap.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Hümanist hukuk doktrini anlayışının ülkemizdeki ilk temsilcisi olduğunu düşündüğüm Faruk Erem'in çok değerli anılarını bir araya getirdiği mini kitap.Gönül isterdi ki binlerce sayfa olsun ancak kitaptaki olayları okuduğunuzda keşke bu kadar ıstıraplı olaylar yaşanmasaymış da biz de okumasaydık diyebiliriz.Hukuk ve adalet mefhumunu toplumun tüm bireylerine kavratabilmek adına yazılmış bir kitap.Üstadı değerlendirmek haddimize değil tabii ki ancak bu kitap Türk Ceza Hukuku için bir başyapıttır.Avukatlar başta olmak üzere tüm hukukçuların okumasını şiddetle tavsiye ederim.
96 syf.
·Puan vermedi
Geçtiğimiz yaz bir sohbet esnasında, avukatlık mesleğinde uzun yıllarını doldurmuş
çok değerli bir büyüğüm önermişti Bir Ceza Avukatının Anıları’nı. Halihazırda okuduğum
birçok kitap olduğu için hemen edinememiş ancak okuma listeme eklemiştim. Geçtiğimiz
günlerde bir kitapçıda tesadüf ettim kitaba. Bir solukta okudum. Kısa ama son derece çarpıcı
bir kitaptı. Franz Kafka, dostu Oskar Pollak’a yazdığı bir mektubunda şöyle diyor: “Bir kitap,
içimizdeki donmuş denize inen bir balta gibi olmalıdır.”İşte, Bir Ceza Avukatının Anıları da
tam olarak Kafka’nın tarif ettiği türden bir kitap.
Kitapla ilgili ayrıntılı bilgi vermeden önce biraz müellifinden bahsetmek istiyorum:
Faruk Erem’den. Faruk Erem, 1913 yılında İstanbul’da doğmuş, ortaöğrenimini Ankara Erkek
Lisesi’nde; yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlamıştır.
Üniversiteden mezun olduktan sonra Brüksel’e gitmiş ve Brüksel Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nde doktorasını tamamlamıştır. Ardından Türkiye’ye dönmüş ve Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ders vermeye başlamıştır. Bir dönem bu üniversitede
dekanlık da yapmıştır. 1969 yılında Türkiye Barolar Birliği kurulduğunda, Barolar Birliği’nin
ilk başkanı seçilmiştir. Bu göreve geldikten sonra Cumhurbaşkanlığı Başhukuk Danışmanlığı
görevinden istifa etmiştir. Türkiye Barolar Birliği’nin 1979 yılında gerçekleşen delege
seçimlerinde aday olmasına rağmen Ankara Barosu tarafından delege seçilmeyince, görev
süresi henüz dolmamış olmasına rağmen Türkiye Barolar Birliği başkanlığından istifa
etmiştir. Faruk Erem, 1998 yılında hayata gözlerini yummuştur.
Müellifi hakkında fikir edindiğimize göre şimdi kitabı incelemeye geçebiliriz. Av. M.
İskender Özturanlı’nın yazdığına göre kitabın ilk hali 1972 yılında başlıksız bir broşür olarak
basılmış. Bu broşürde yedi tane olay anlatılıyormuş. Daha sonra içerdiği olay sayısı artmış ve
bugünkü adını alarak Ankara’daki Sevinç Matbaasında basılmış. Bir Ceza Avukatının
Anıları’nın 13. baskısı Lykeion Yayınları tarafından Mart 2019’da Ankara’da yapılmış. Sayfa
sayısı doksan yedi…
“Bu kitaptaki anıların bir kısmını yaşadım. Bir kısmını adliye koridorlarında
meslektaşlarımdan duydum.” diyor Faruk Erem. Kısacık gibi görünen doksan yedi sayfaya
yalnız hukukçuların değil belki tüm insanların üzerinde düşünmesi gereken hayat dersleri
sığdırmış.
Bu kitapta beni en çok etkileyen anıdan bahsetmek istiyorum şimdi sizlere. Babasını
öldürmekle suçlanan Hakkı adındaki bir genç, ısrarla babasını öldürmediğini söylemektedir.
Fakat tüm deliller aleyhinedir. Avukatı bile kendisine inanmamaktadır. Suçunu itiraf edersen
indirim alırsın, demiştir avukatı Hakkı’ya. Hakkı tüm bunlara rağmen suçlamaları
reddetmektedir. Mahkeme ölüm cezası değil, müebbet hapis cezası vermiştir. Daha sonra
hüküm Yargıtayca da onanmıştır. İki yıl sonra katil zanlısı teslim olunca Hakkı’nın
suçsuzluğu ortaya çıkmıştır. Faruk Erem, bu anısını anlattığı hikayenin başlığını “İtiraf”
olarak seçmiş. Bu olayı okuyunca aklıma hemen şu soru geldi: Ya mahkeme Hakkı’ya ölüm
cezası verseydi? Hakkı işlemediği bir suçtan ötürü çoktan asılmış olacaktı belki de. Bildiğiniz
gibi, ülkemizde ölüm cezası, 14 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilen 5218 sayılı Ölüm
Cezasının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile
kaldırıldı. Bu tarihe kadar devam eden “Ölüm cezası kalkmalı mı, durmalı mı?” tartışması, bu
tarihten sonra yerini “Ölüm cezası yeniden gelmeli mi, gelmemeli mi?” tartışmasına bıraktı.
Maalesef ki hâlâ zaman zaman bu tartışma gündeme gelmekte ve bazı insanlar bu cezanın ne
gibi sonuçlara yol açabileceğini düşünmeden “Ölüm cezası geri gelmeli!” demektedir. İdam
cezasının geri geldiğini farz edecek olursak, Hakkı’nın bu sefer de asılmayacağını kim garanti
edebilir? Hikayenin tüm bu düşündürdüklerinden sonra ölüm cezasının neden gelmemesi
gerektiğini bir kez daha anlamış oldum. Faruk Erem, başka bir olayı anlatırken şöyle yazıyor.
“Bana öyle geliyor ki adalet yanıldığını anlayınca geri veremeyeceğini baştan almamalı.”
Bir Ceza Avukatının Anıları, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından Türkiye’nin çeşitli
yerlerinde ve Almanya’da sahnelenmiş. Ayrıca televizyon dizisi olarak da yayınlanmış.
Dizinin yönetmenliğini ünlü yönetmen Lütfi Akad üstlenmiş. Dizide Müşfik Kenter gibi usta
isimler rol almış. On bir bölüm olarak planlanan dizi önce yedi bölüme indirilmiş, bunların da
ancak dört tanesi tamamlanabilmiş. 1980 yılında tamamlanan bu bölümler, dizinin idam
cezasına karşı çıktığı gerekçe gösterilerek arşive kaldırılmış. Tarihler 1989’u gösterdiğinde
ancak yayınlanabilmişler.
Yazımın sonuna gelirken naçizane bir tavsiye olarak şunu söylemek istiyorum. Bir
Ceza Avukatının Anıları’nı okumadıysanız en kısa sürede okuyun. Bu kitabı okuyan herkesin
bu kitaptan alacağı bir ders mutlaka vardır.
96 syf.
Adalete ne kadar muhtaç her zaman muhtaç olduğumuzu düşününce yediden yetmişe herkesin okuyabileceği okuması gereken bir kitap diyorum. Sadece hukukçuların değil herkesin okuması gereken bir kitap. Her hikayede aslında anıları yazarin, birilerinin farklı dunyasina giriyoruz. Dışardan bakıldığında çok kolay hüküm verilebilecek olayların içine girince işlerin nasıl değiştiğini görüyoruz.


Adalete hem hükmü veren hem hüküm verilen hemde dışarıdan sonuçlarına maruz kalan diğerleri muhtaçtır. Yanlış bir kararda malesef pardon demek olmuyor...


İnsan, insanın zehrini alır" derler, halk dilinde. Ceza avukatlığının yarısı budur.
Adalet yanıldığını anlayınca geri veremeyeceğini baştan almamalı.


Madem ki her sanık hükme kadar suçsuz sayılacaktır,o halde neden tutukluyoruz? Tutuklananı çevresi de suçsuz sayar mı?
Adalet çözemeyeceği düğümü atmamalıdır.


``İnsan insana mutlaka bir şeyler borçludur. `` derler. O kadar insan, o kadar çok insana borçlu ki.


Suçluyu kazıyınız, altından insan çıkar. 
Amaç suçludaki insanı değil, 
insandaki suçluyu yok etmektir. 
Islah edilemeyecek suçlu yoktur.
96 syf.
·10/10
Kısa olmasına rağmen kitabı zor bitirdim. Akıcı olmadığından değil, yüreğimi burktuğundan. Birçok anı için gerçekten yaşanmış olabilir mi diye sorgulamaktan kendimi alamadım. Etkileyiciydi.
95 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle meslek hayatında insanın karşısına çıkabilme olasılığı olan davalar için okunabilir bir kitap. Çok farklı konulardan alıntı yapılmış ve güzel bir dille anlatılmış. İdam cezası konusuna bakış açısından tutun bilinçaltı ögesine kadar fikir belirtiyor. Ben başarılı buldum.
Tanık kimliğini söyledi, genelev kadını idi. Hepimiz ayağa kalktık. Başkan tanığa yemin verdiriyordu.
- Namusun, vicdanın üzerine yemin ediyor musun?
Kadın başkana baktı. Etrafına bakındı. Başkan bağırdı;
-Yemin etsene be kadın!
+Edemem Reis Bey, çarpılırım. Namus dediğini çıkar edeyim.
Başkan durakladı, bakışını başka tarafa çevirdi zabıt katibine yaz dedi;
-Tanığa usulen yemin ettirildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Ceza Avukatının Anıları
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057499806
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Lykeion
Baskılar:
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir Ceza Avukatının Anıları
Bir tuhaftır ceza avukatlığı. Ayıplamayacaksınız, kızmayacaksınız, ağlamayacaksınız da. Bunlar olmaz mı? olur. Ama hep içinizde olmalı. Bakışlarınızda kaçak bulunmasın. Karşınızdaki suçlunun gözlerinin içine bakın, dostça. Orda derdini dökmek isteyen “insan”ı göreceksiniz. Bundan sonrası kolaylaşır. “İnsan, insanın zehrini alır” derler, halk dilinde. Ceza avukatlığının yarısı budur.

Bu kitaptaki anıların bir kısmını yaşadım. Bir kısmını “Adliye koridorları”nda meslektaşlarımdan duydum. Her olayı, anlamca “ağırlık noktası”nı göze çarpacak biçimde yazdım. Meslek sırrı nedeni ile kişilerin tanınmamasını sağlayacak değişiklikleri yaptım. Kendimden çok şey kattım. Bu kitap bir belgesel değildir.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0