Bir Çift Yürek

·
Okunma
·
Beğeni
·
54609
Gösterim
Adı:
Bir Çift Yürek
Baskı tarihi:
Şubat 2001
Sayfa sayısı:
225
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dharma Yayınları
Baskılar:
Bir Çift Yürek
Bir Çift Yürek
246 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
https://youtu.be/ka9VQ-ZYw9U bu Avatarlardan bahsediyorum :))
Hava bükücü olan değil.

Böyle sizin de değişik yanlarinız var mı? Mesela ben bir kitap okuduğum zaman kitap bana istem dışı izlediğim ya bir filmi ya da bir kişiyi hatırlatır ve buna tam manasıyla inandığım zaman ise kitabın bütünü o benzettiğim şey üzerine yol alır ve bu gerçekten çok güzel oluyor...

Peki neden bu muhteşem kitabı Avatar filmine benzettim... onu dur. Şöyle yapalım...
Sen ya bu kitabı okumuş Avatar filmini izlememişsin...
Ya da filmi izlemiş bu kitabı okumamışsındır.

Nasıl mantık( kahkaha atan emoji ve şu diğer emoji onu ben de tam olarak bilmiyorum)

Sizden istediğim önce filmi sonra kitabı okumak. Belkide alakasız ve ilgisiz de bulabilirsiniz ne yapalım bende böyle bir takıntıyım...

Biraz da kitaptan bahsedelim. Kitap sağ beyinli insanların ilgisini çeken muhteşem bir eser bu sol beyinli insanların ilgisini çekmeyeceği anlamına gelmiyor( bir de anlamina geliyor deseydim aboooo :))))

Soyutsallık ve Aborjinlerin mistik dünyasına hoş geldiniz. İlk önce Aborjinler kimlerdir onu kisaca şöyle parantez içinde vereyim;

(Avustralya yerlileri ya da Avustralya Aborijinleri Avustralya kıtası yerlilerine verilen ad.) kızıl derililer var ya o tarz işte, böyle daha kalıcı olur.

Gerçek insan ve Mutant insan bu iki kavram eser boyunca karşınıza epey çıkacaktır. Aborjinlerin kendileri dışında diğer insanlara Mutant demesi ve kendilerinin bozulmayan gerçek insanlar olarak tarif etmesi...

Doğaya ve tabiyata olan mistik saygıları. Hayvanlara ve dünyaya olan bakışları beni etkilediği gibi sizi de etkileyeceğinden eminim.

Baştan sona şöyle bir fragman şeklinde verelim, Amerikalı kadın doktor Avusturalya kıtasına Aborjinleri araştırmak ve ordaki insanları anlamaya çalışması ve ordaki yaşam koşullarına o Aborjinlerin doğaya olan inanılmaz etkileşiminden ve daha bir çok alanda onlardan hem ruhsal hem de fiziksel ders aldığı güzel bir eser.

Fazla uzatmadan bitireyim. Kesinlikle okunması gerekir. Yani oku daha ne diyim.
246 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Aslında yaşam hepimiz için bir yürüyüştür. Başladığımız nokta doğumumuz ve yolun sonu ölümümüz olan, çok uzun görünen ama kısacık bir yolda yaptığımız yürüyüş..
İşte biz mutant insanlar o yolda yürümeyi unutmuş hatta o yürüyüşü ve yürürken elde edilenleri ilkel sınıfına sokmuşuz.
Sanırım ilkel olan bir şey varsa, o da  düşüncelerimiz..

Mutant insanlar ve gerçek insanlar ayrımı yapıyor kitap.
Mutant yani biz. Taştan kentlerde yaşayan, alabildiğine mutsuz, sevgisiz, kirli düşünlerle dolu, çoğunlukla yaşama amacı olmayan, yıllarca çalışsa da yol katedemeyen insanlar. Mutantız çünkü özümüzle olan bağlarımız kopmuş. Maddi güzellikler peşinde koşarak tükettiğimiz hayatımız bizi gerçeklikten soyutlamış..
Gerçek insanlar var birde. Yurtları çöl olan, doğayla iç içe, her zaman mutlu ve güler yüzlü, sevgi dolu, saklayacak bir şeyleri olmayan, geçici eşyalara bağlanmayan, boşa yaşamayan insanlar. Gerçek insan onlar evet. Gerçekler çünkü özleriyle iç içeler..

50 yaşında olan bir kadın, kendisine ödül verileceğini zannederek çıkıyor yola. En pahalı giysileri giyiniyor, güzel takılara bürünüyor, son modaya uygun yapıyor saçlarını ve makyajla kendini güzel hissediyor.
Umduğu gibi bir ödül vermiyor oysa onu yanlarına çağıran Aborijinler, ona umduğundan kat be kat büyük bir ödül veriyorlar. Ve 50 yaşına kadar gerçekten yaşamamış olan bu kadın, 3 dolunay sürede gerçekten yaşamanın tadına varıyor..

Kitapta yer alan Aborijinler gerçek mi bilmiyorum ama kitap o kadar gerçekçi bir dille yazılmış ki.. Ama bir o kadar da hoş bir tat bırakan hikayemsi bir havası var. Ve bu ikisi çok güzel dengelenmiş. Gerçek ile hayal arasında..
Sanırım Aborijinler gerçek olsa aralarına katılmak isterdim. Yolculukları, dansları, şarkıları, düşünceleri, yaşam tarzları çok hoşuma gitti. "İşte gerçek insanlık bu." dedim. Ama tabii solucan, yılan ve daha neler neler yemeye hiç özenmedim. Öyk!

Kitaba yapılan yorumlarda kitap kişisel gelişim kitabı gibi gösterilmiş. Hayır efendim. Bu kişisel gelişim kitabı değil, nasıl insan olabileceğimizi gösteren bir kitap. Evet biz çöllerde yaşayamayız, aylarca yürüyemeyiz yani onlar gibi yaşayamayız ama onlar gibi düşünebiliriz. Şu dünyadaki herkes onlar gibi düşünse, dünya harika bir yer olurdu..
Ah keşke...

Bana kalsa bu kitabı alıp okumaz ve bu muhteşem dünyayla tanışamazdım. O yüzden kitap kardeşim Selcen/Duvar/'a çok teşekkürler. ^^

Okunulacaklar listenize almanız gereken ve kesinlikle okumanız gereken bu harika kitabı göz ardı etmeyeceğinizi umuyorum.

Yüreklerinize iyi bakın.
Yüreğiniz ne kadar güzel olursa, o kadar gerçek bir insan olursunuz...

Keyifli okumalar.. ^^
246 syf.
Klasikler bir sanat eseri olarak türünün tüm özelliklerini yansıtırken onu en ileri noktaya taşırlar. Hem biriciktirler, kendilerine hastırlar hem de herkes tarafından onaylanırlar. Diğer yandan her zamanda geçerli olan bir değer üretirler. Bu anlamda klasik; ileri, seçkin, kalıcı ve değer taşıyıcısı bir eser konumundadır. Zamanla yanlışlanamaz, her durumda değer taşımayı sürdürürler. Çünkü bir yol, yöntem göstermişlerdir. Bu nedenle her durumda takipçiler, taklitçiler yaratırlar. Onların bu etkisi yüzyıllarca sürer. Hem medeniyetin hem de tüm insanlığın aklını, duygularını zenginleştiren tanımlamalar getirir, gizli, tanımlanamaz duyguları bilinir, görünür kılarlar.

Şimdi asıl gelelim sorumuza böyle bi eser neden klasikler arasında yerini alamadı ?

Klan Yayinlarinin çevirisini başarılı buldum. Bir anî bir gözlem sonucunda yazilan eser içerik olarak modern dünyanın yapmacikligini insan ve doğa hayatına zararlarini anlatirken okuyucuyu sarsacağına eminim okurken çağlar arası yolculuğa tanıklık edeceksiniz. Yazarin, bu kitap yuzunden agir eleştirilere maruz kaldığını kitabi okurken tahmin edeceğinizi belirtirim. Kitap ile ilgili en tartışmali konu ise en başta bir gözlem sonucunda yazıldığını belirtirmekte ama bunu ilerleyen zamanlarda bir kurgu sonucunda yazıldığını internet üzerinden yapilan çeşitli araştırmalarda öğrene bilirsiniz. Buna kitabi okuduktan sonra en iyi kararı sizler verebilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.
246 syf.
·5 günde
UFUKTA PARLAYAN KUMDA BİR YAŞAM

Dünya’nın kokusu benliğimi sarıp burnumun direklerini kırıyor adeta. Nerede benim Soylu Karakuğu dostum.. Şifa arıyor dimağım.. Ah ruhuma aksettirecek sessizlikte kalp atışlarım.. Maddesellikle çevrili bu diyarlarda doğanın türküsüne nail olma çırpınışıyla yol almaya çalışırken, karşıma Aborijinlerin hayat felsefesi çıkıyor.. Avustralyalıların asıl yerlilerinden olan bu halkın yaşam biçimini benimseyebilmek, uygulamaya geçirebilmek meşakkatli bir tırmanış çizgisi. Bir Çift Yürek kitabıyla ve doğada kamp faaliyetleriyle idrak edilebilir bir nebzede olsa.

Kitaba dönüş ^^ Orta yaşlarda, yaşamın tecrübelerinden yararlandığını düşündüğüm kadın, Aborijin gençlerle onların ekonomik gelişimini sağlayabilmek, psikolojik açıdan da iyileştirmek suretiyle projeler yürütmüştür. Bu proje sonucunda beklediği sürpriz ve karşısına çıkan farklıdır. Hayaller ve hayatlar misali. Çöle sürüklenir.. O an kadının sahip olduğu maddeler, eşyalar ateşe verilir. Kabullenme süreciyle arınma denizine kulaçlar atılmaya başlanır. ‘’Çok sonra anlayacaktım ki, maddi nesnelerden ve bazı ön yargılardan kurtulmak ‘’varolmaya’’ doğru yapacağım o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı. ‘’ (sy:25)

Aborijinleri yakından tanırsak, zihin haritamızdaki bağlantılar daha kolay birleşir, kadının hayatındaki değişimleri benimseyebiliriz. . Onlar ki ‘’Gerçek İnsanlar’’, cana yakınlıkları, müzikal tonlamaları, yazılı iletişimden ırak, sözlü iletişimleriyle, masallarıyla şarkılarıyla, Didgeridoo müzik aletleriyle ateş etrafında keyifli vakit geçirenler kabilesidir. Erkeklerin ve kadınların görünüşleri farklı farklıdır. Renkli tüyler, hayvan desenlerini vücuda işlemeler, taşlarla, tohumlarla kolye yapmalarıyla özgündürler. Özellikle kemik takıları ile bilinirler. Meyveleri kutsarlar, okuyunca bana enteresan gelen bitki adlarıyla çeşit çeşit çay yaparlar, şifacılardır. Kendilerine ad takarlar yeteneklerine vs. ye göre. Misal: Dikiş Ustası, Ruhsal Kadın, Şifacı Adam gibi.
Doğada bulunan her şeyin bir anlamı vardır onların lügatında. Gerçek insanlar cesurdur aynı zamanda. ‘’Toprak insana ait değil, insan toprağa aittir.’’ ilkesini benimserler. Bumerangı ve mızrağı da çok kullanırlar. Sprey boya onların icadıymış. 18.yy’a kadar Aborijinler kendi hallerinde iken 18.yy’dan sonra İngiltere, sömürgeciliği ile dahil olmuştur topraklarına.

Zihnimi toparlamakta güçlük çekiyorum, Avustralya çölünün sıcakları Ankara’ya mı ulaştı acaba :) Pekii size bir teklif gelse; Avustralya çölünde mutlak sessizlikte yürüyüşe katılır mısınız? diye. Yanıtlamak güç doğrusu. Evet mi? Hayır mı? Anlıyorum sıcağın verdiği kavrulmuşluk hissi bile tüyleri diken diken ediyor lakin evet demenin de bir büyüsü var değil mi ? O vakit kadının kabullenişiyle birlikte yürüyüş serüveni başlar. Ayaklarda dermansızlık, açlık, susuzluk ile günler süren bir faaliyettir bu. Arayışlar.. Hali hazırda herhangi bir yiyecek söz konusu değil lakin yürekten gelen iyi niyetler, evrenden beklenenler var. Ve evet eveet karınlar doyuyor her daim. Hayal edilenler gerçekleşiyor, su yolları çıkıyor karşılarına.. Sabah ayinlerinde de söyledikleri bir söz var. ‘’Eğer bu benim ve her yerdeki yaşamın hayrınaysa, bırakın öğreneyim.’’ ki bu cümle bana epey bir tesir etti.

Bir de hediyeleşmeye dair bakış açıları mesud etti. ‘’Armağanda zorunluluk yoktur. Koşulsuz olarak verilen bir şeydir. Armağan alan kişi bunu ne isterse yapabilir: kullanabilir, kırabilir, başkasına verebilir, canı ne isterse onu yapar.’’ (sy:208) Böyle bir olgunluğa erişmek kolay değil. . Yürekleriyle duyuyor Aborijinler. Telepatik yöntemleri gelişmiş. Bu yöntemle duyabilmelerinin sebebi ise onlara göre yalan söylememeleri. Ah günümüzde bu yöntemle duyabilmemiz mümkün müdür? ‘’Asla, asla deme’’ hayat felsefeleridir ki bizler de deriz aman büyük konuşmayalım, kınamayalım yoksa başımıza gelir diye. :)

O vakit doğada yol alabilmek, yeni ufuklara adım adım yelken açabilmek, keşfetmek, anlam vermek dileğiyle, sevgiyle.
Midlake- Core of Nature https://www.youtube.com/watch?v=K60mW-Ajm5Y

Not: Soylu Karakuğu kitapta geçen bir kişi.. Bu kitabı hediye eden melek dostuma da teşekkürlerimi sunuyorum ^_^. <3
246 syf.
Bu kitabı ilk kez lisede okumuştum ve o zaman kadar bir günde bitirebildiğim tek kitaptı. Çok etkilenmiştim... Aradan yıllar geçti ve lise yıllarımda bu kitabı okurken hissettiklerimi tekrar hissetmek istedim ve bunu da başardım.


Marlo Morgan'ın bu eserini okurken kurgu mu yoksa gerçekten yaşanmış bir yolculuk mu olduğunu anlamak benim açımdan çok güç oldu. Ben kitapta anlatılanları gerçekmiş gibi kabul etmek bana oldukça keyif verdi.

Yazarın Avustralya yerlileri olan Aborijinler ile yaptığı üç aylık yolculuk boyunca yaşadıkları son derece içten ve etkileyici bir şekilde anlatılmış. Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren olaylar o kadar hızlı gelişiyor ve birbiri ile o kadar bağlantılı ki hiç sıkılmadan ve heyecanla bir solukta okuyorsunuz bu kitabı.

Aborijinlerin insanları neden "mutant" olarak tanımadıkları ve kitabın adının neden "Bir Çift Yürek" olduğu son derece güzel bir şekilde anlatılmış.

Bu kitabı okumadan önce Simyacı kitabını bitirdim ve ardından bu kitabı okumak inanılmaz bir keyfi verdi. Kesinlikle yediden yetmişe herkesin defalarca okuması gereken ve kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken bir kitap.
246 syf.
Orta yaşlarını hafifçe geçmiş bir kadın, ve onun bir aborjin kabilesini ziyareti, onlar arasında bir müddet yaşayışını anlatan çok güzel bir kitap. Modern dünyadan ilkel bir yaşama yolculuk öyküsü. Düşündürücü, kör noktaları açıcı, yaratılan her şeyle bütünleştirici bir felsefesi ve enerjisi var kitabın. Tavsiye olunur :)
251 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten harika ve herkese tavsiye ederim. Bu kitap öncelikle roman,anı ve gezi notları diye geçiyor ama bence harika bir kişisel gelişim kitabı. İnsanların doğayla uyum içinde olması gerektiğini ve maddeci olmamamız gerektiğini çok güzel anlatıyor. Bunları yaparsak,uyum içinde olursak,doğa zaten bize her şeyi veriyor...
246 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Son zamanlarda okuduğum en rahatlatıcı, en iyi hissettiren kitap oldu benim için.Daha evvel erteleme üzerine ertelediğim "Bir Çift Yürek" hakkında spekülasyonların yapıldığı bir kitap aslında. Yazarın bunları gerçekten yaşadığımı yoksa yaşamış gibi mi yaptığı tam bilinemiyor.

Yazarı Marlo Morgan aslen bir metafizikçi. Dolu dolu eğitim almış Amerikalı bir kadın. Avustralya'da Aborijin kabilesiyle yaşadığı serüveni tuttuğu notlar sayesinde kitaba çevirmiş. Okurken realist tarafım yarı inanmazken, diğer maceracı tarafım neden olmasın olmuştur dedi hep. Yani anlattıkları şu bizim taş kafalı, meta hedefli dünyamızın o kadar fersah fersah uzağında bir yaşantı ki! Çölde kalıyorlar, su yok, yemek yok, barınacak birşey yok. Her şey doğadan ve telepati yoluyla, şükrederek elde ediliyor.Evet sezgileriyle yemek için hayvan buluyorlar, kumun içinde su buluyorlar. Hayvanların mesanelerinden matara yapıyorlar, kanlarını kurutup saklıyorlar. Aborijinler, kadını aralarına kabul etmek için, bir sürü testten geçiriyorlar. Onlar için kadın bir Mutant. (Yani onların gözünde hepimiz bir Mutantız) Bu dünyanın esiri olan bizler.

Kitapta insanı Aborijinleri sevmeye iten bir çok olay mevcut. Örneğin; aldıkları her şeyi doğaya iade ediyorlar, hiç bir şey israf edilmiyor, sadece yetecek kadar yiyorlar, yedikleri hayvanları onurlandırıyorlar, iletişim için zihinsel telepatiyi kullanıyorlar, her kötü durumun bir öğreti olduğunu biliyorlar, kötülük, kıskançlık, hırs gibi duyguların anlamlarını bile bilmiyorlar, herkesin kendi kişiliğinde istediği takdirde her türlü değişikliği yapabileceğine inanıyorlar, iyi niyetli ve iyi yürekli olmanın gücünü biliyor ve öyle yaşıyorlar...

Yazarın Onlardan ayrılıp, normal hayata döndüğü zamanki özlemlerini dile getirişi çok hoştu; şilte, tuvalet kağıdı, jilet gibi basit nesnelere mutlulukla sarılıyordu. Ben okurken, kendimi çok iyi hissettim. Sayfaların içi ruhsal rahatlama sağlayan cümlelerle dolu. Onların mutlu olmak için ne paraya, ne mala mülke, ne hırsa başarıya ihtiyaçları vardı. Kafka'nın sözü'de bir nevi Aborijinlerin mutluluk anlayışlarına ışık tutuyor gibi; "Az eşya, az insan"
225 syf.
Insanda insanlardan biraz uzaklaşma isteği olduğu anda sımsıkı sarılabileceği bir kitap...
Morgan, burada 50.000 yıllık bir kültür, gelenek ile felsefi ve bilgelikleri ile büyüleyici olan insanlarla olan macerasını anlatmıştır. Yazar dili oldukça akıcı bir şekilde kullanmış, okurken bir hayli zevk aldım aynı zevki almanız dileğiyle..
246 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı iki yıl önce okumuştum.Okurken aslında bende bi mutand olarak girmiştim.Aborjinlerin hayatı özendirmişti beni.Onlar o kadar samimi ve doğaldıki belki de çevremde ve kendimde aradığım özgünlüğü onda bulmuştum ."Müzisyenin müzik aletine ihtiyacı yoktur çünkü o müziğini kendi içinde taşır" Kendi içindekiyle var olmak kendin olmak.
246 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okuduğumda Gerçek İnsanlar'ın sadece Aborijinler olmadığını herkese, her şeye anlatmak istedim. O kalpte bir kaç insan tanıdım, yüzünü gördüm elini tuttum, sohbet ettim, unutulmaz anılar edindim. Gerçek insan, kalbi ile gören, kalbi ile konuşan, kalbi ile düşünen kişiler değil midir?

Bu kitabı kalbi güzel insanlarla karşılaşmak isteyen herkesin okumasını tavsiye ederim.
Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.
Marlo Morgan
Sayfa 223 - Klan Yayınları
Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra... Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Çift Yürek
Baskı tarihi:
Şubat 2001
Sayfa sayısı:
225
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dharma Yayınları
Baskılar:
Bir Çift Yürek
Bir Çift Yürek

Kitabı okuyanlar 7.445 okur

  • Miray Uçar
  • Ebru Ozogul
  • nazlıcan
  • Nimeti Kavaklı
  • Müjgan Gündüz
  • Elif K
  • zafer akbalık
  • Dilan Arslan
  • Gizem Kaya
  • Serap TOKATLI

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%22
14-17 Yaş
%7.5
18-24 Yaş
%12.7
25-34 Yaş
%19.7
35-44 Yaş
%30.6
45-54 Yaş
%3.5
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.7
Erkek
%26.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.2 (117)
9
%4.4 (83)
8
%5.4 (101)
7
%2 (37)
6
%0.6 (12)
5
%0.3 (6)
4
%0
3
%0.1 (1)
2
%0.1 (1)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları