Bir Cinayet Romanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.388
Gösterim
Adı:
Bir Cinayet Romanı
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734915
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Cinayet Romanı
Bir Cinayet Romanı
Çağdaş edebiyatımızın usta kalemi Pınar Kür'ün Türkçenin ilk postmodern romanlarından biri sayılan yapıtı Bir Cinayet Romanı uzun yıllar sonra yeniden Can Yayınları’nda. Yaşamak, yaşatmak, yaratmak, yok etmek, yazmak, yalan atmak arasındaki bağlantılar, ilişkiler, çelişkiler... Pınar Kür, bu romanı boyunca bu sorular ve sözcüklerle oynayarak yaşam-sanat karşıtlığına yeni boyutlar getiriyor. Dilin olanaklarını alabildiğine zorlayarak neredeyse matematiksel bir anlatım yaratıyor. “Bir cinayet olayı ne zaman başlar? Öldürme düşüncesi aklınıza düştüğünde mi? Öldürme düşüncesini hemen reddedeceğinize ya da kısa bir süre sonra unutacağınıza, yavaş yavaş geliştirmeye koyulduğunuzda mı? Öldürme düşüncesi, öldürme kararına dönüştüğünde mi?
368 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Herkes hayatının bir roman olacağını düşünür,oysa gerçek öyle değildir mi?!
Roman içinde roman ve onun içine gizlenmiş bi çok hayatın kesitleri,kesişmeleri,birbirlerine dönüşebilen tipik kadın ve erkeklerden oluşan bir çok başkahraman,hepsine bu romanı yazdıran bi başkahraman olma isteği.Oysa roman içindeki yazara bu romanı yazdırmanın asıl amacı bi cinayet işlemek aslında,Öldürmek!
Ya da hiçbiri değil,tek amacı okuyucuya zihin karmaşıklığı yaratarak bi gizem oluşturmak.
Amaç her ne ise son sayfayı kapatırken,Pınar Kür’ün bu amaca ulaştığını söyleyebilirim.
368 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir Cinayet Romanı, Pınar Kür'ün üçleme polisiye serisinin ilk kitabıdır. Genelde kitaplarında özellikle Asılacak Kadın romanında kadın kimliğini ön plana çıkaran bir yazar olan Pınar Kür, bu romanıyla farklı bir tarz oluşturmuştur.
Roman, post-modern tarzında yazılan bir romandır. Post-modern, edebiyatı kendi içerisinde barındıran bir tür olarak karşımıza çıkar ve belirsizlikler, olasılıklar çerçevesinde okuyucuya sunulur.
Bir Cinayet Romanı, belirsiz bir romandır. Bu roman diğer polisiye romanlar gibi bize rahatlık sunmamaktadır. Ama bu romanda anlatıcı da, kurgu da belirsizdir. Katilin kim olduğu sorusundan ziyade, bir suçun nasıl oluştuğu, katilin neden öldürdüğü üzerine kurulu bir romandır.
Romanda değişik bir şekilde Y-E-L harfleriyle oluşturulan bölümler var ve biz yazara kalsaydık eğer bütün "Y"lerin aynı kişi olabileceğini düşünebilirdik. Ama romanın ortalarında her şey ikili bir hale gelmektedir.
Romanın sonuna kadar suçlunun kim olduğu bize hissettirilmiyor. Romanda, yazarın belirlediği araştırmacılar var ve bu araştırmacılardan biri de yazarın ta kendisidir.
Kafa patlatmanıza yardımcı olabilecek bir kitap olduğunu söylemekle beraber romanın biraz yapaylığa kaçtığını da söylemeden geçemeyeceğim. Yine de tavsiye edebileceğim bir kitap. Keyifli okumalar! :)
383 syf.
·Beğendi·8/10 puan
#BirCinayetRomanı
#PınarKür
#okudumbitti


Postmodern bir polisiye romandır.

İçindeki karakterlerden Akın Erkan’ın yazdığı “Ölümün Vazgeçilmez
Çekiciliği” adlı bir dedektif romanını konu edinir.

Akın eskiden tanıdığı ama yıllarca görmediği insanlarla iletişime geçer ve onlardan yardımcı olmalarını ister.

Romanın karakterleri arasında yer almalarını rica eder.

Her biri bir günlük tutarak Akın’a yollayacak Akın da bunları olduğu gibi romana koyacaktır.

“Bir Cinayet Romanı” bu kişilerin o günlerde neler yaptıklarını, düşündüklerini ve yazar Akın ile olan ilişkisini günlük biçimde anlatıyor.
Yani “Bir Cinayet Romanı”nda iç karakterlerin yazdığından başka bir şey yoktur.

Yazarın kişiliği de olayların gelişimi de o kişilerin yazdıklarından öğrenilir.

Akın’ın roman planına göre Levent aslında hiç hoşlanmadığı Yıldız’ı baştan çıkaracak, ilk kez aşk serüveni yaşayan Yıldız da Levent’e âşık olacak ama levent onu terk ederek sekreteri yeşim ile ilişki kuracaktır. Bu yüzden Yıldız sinirle Levent’i öldürecektir. Emin Köklü de cinayeti çözerek katili bulacaktır.

Türk romanında özellikle anlatım tekniğiyle bir yenilik getiren, postmodern edebiyata dahil edilebilecek bir eser.

Klasik kurgudan ve bilinen, alışılmış anlatıcılardan biri tarafından anlatılmayan, çok farklı bir tarzda deneme. Hikâye çok da önemli ve ilginç olmayan bir cinayet öyküsü. Bu kitapta asıl önemli olan öykü değil, anlatırken kullanılan yöntem.

Hikâye farklı roman kahramanlarının ağzından, birinci tekil ağızla, kendi bildikleriyle sınırlı bir şekilde, parça parça anlatılıyor. Doğrusal zaman akışının da kırıldığı bu parçaları sıraya dizip düzgün bir öykü çıkarmak okurun işi.

Sonunda beklemediğim şekilde sonuçlandı, beni şaşırttı. Tabiî burada hikâyeden ve sonundan bahsetmeyeceğim. Bir roman yazarının, bir cinayet romanı yazmak için yakınlarından yardım istemesiyle başlıyor.
368 syf.
·4 günde
Türk romanında özellikle anlatım tekniğiyle bir yenilik getiren, postmodern edebiyata dahil edilebilecek bir eser. Klasik kurgudan ve bilinen, alışılmış anlatıcılardan biri tarafından anlatılmayan, çok farklı bir tarzda deneme. Hikâye çok da önemli ve ilginç olmayan bir cinayet öyküsü. Bu kitapta asıl önemli olan öykü değil, anlatırken kullanılan yöntem. Hikâye farklı roman kahramanlarının ağzından, birinci tekil ağızla, kendi bildikleriyle sınırlı bir şekilde, parça parça anlatılıyor. Doğrusal zaman akışının da kırıldığı bu parçaları sıraya dizip düzgün bir öykü çıkarmak okurun işi. Sonunda beklemediğim şekilde sonuçlandı, beni şaşırttı. Tabiî burada hikâyeden ve sonundan bahsetmeyeceğim. Bir roman yazarının, bir cinayet romanı yazmak için yakınlarından yardım istemesiyle başlıyor. Herkese başka görevler verip, onların yaptıkları ve yazdıklarıyla romanını oluşturmaya çalışıyor. Bu serüvende hangileri roman üzerine yapılan çalışmalar, hangileri gerçek hayat karışıyor. Ortada sadece bir cinayet romanı mı var, yoksa roman yazılmaya çalışılırken gerçekten bir cinayet mi işleniyor karışıklığı zaten okur üzerinde bırakılmak istenen etki. Zekice kurgulanmış. Üstelik kahramanlar adlarının sadece ilk harfleriyle anılıyorlar. Ve adı aynı harfle başlayanların birbiriyle karıştırılması da bilinçli olarak yapılan, romanın anlatım tekniğiyle ilgili bir tasarım. Bu kadar ilginç olmasına rağmen okurken bende çok heyecan uyandırmadı. Bunda kitabı okumadan önce, Berna Moran' ın bu kitapla ilgili yazısını okumuş olmamın etkisi olabilir. Her ne kadar öykünün ayrıntılarına girmemiş ve sonunu söylememiş olsa da sanırım ilginçliğini azalttı. Ancak eğer Moran' ın yazısını okumamış olsam bu kitabı hiç okumayacaktım. Dili basit, üslubu edebi sayılmaz. Her kahramanın kendi ağzından günlük konuşma diliyle yazılmış. Dil içerik ve üslupla uyumlu sayılabilir. Ancak birbirinden çok farklı insanların, kendi ağızlarından anlatıklarının hepsinde aynı dil ve üslup kullanılmış. Bir bilim adamıyla, bir sekreter; bir polisle, bir yazar aynı dille konuşuyor. Bu durum eserin kalitesini biraz düşürüyor. Evet bunu yapabilmek çok zor ama Pınar Kür' den daha özenli bir çalışma beklerdim. Yine de farklı anlatım tekniği için okunmasını tavsiye ederim. Zihin açıcı bir okuma olacaktır.
368 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Ba - yıl - dım...
Yanlış anlaşılmasın sıkıntıdan değil 'çok beğendim' manasında bayıldım. Neden mi böyle yükseldim? Pınar Kür kalemimin gücü ve derinliği bir tarafa; suça verdiği sıradışılık ve üstkurgu tarzını kullanma şekli ve bunu bir cinayet romanında kullanması muazzam olmuş. Daha ilk başlarda bu hazzı yaşamaya başladım ki, finalin güzelliğini nasıl tarif ederim inanın bilmiyorum.
Şimdi benim böyle coşkuyla yazmam sizleri yanlış yönlendirsin ve yanlış beklenti içine sevk etsin istemem. O yüzden romanın konusundan, türünden ve tarzından biraz bahsedeyim, gerisine siz karar verin.
Ünlü romancı yeni yazacağı cinayet romanı için karakter seçimini, önceden tanıdığı ve canlı kişilerden yana kullanır. Üstelik onları bir nevi yönlendirerek, romanının kurgusunu oluşturmaya başlar. Karakterlerin yaşadıklarını günce tutarak kendisine iletmelerini sağlar. Kitap bölümler ile bu güncelerden oluşuyor ve her bölümün başı, karakterin isminin baş harfi olduğunu düşündüğümüz harflerle başlıyor. Başlarda kafanız karışsa da iyi ve dikkatli bir okursanız bir harfin üzerine yapılan bir oyun var ve onu da kolaylıkla çözersiniz. Ondan sonra da merakla ve tadına doyum olmaz bir şekilde kitabı yutmaya devam edersiniz. 'Tabii ki postmodern eserleri okumayı seviyorsanız' diye eklemek istiyorum. Çünkü kitapta belli bir olay örgüsü yok, dağınık. Bazen bir kaç bölüm önceye gidip, yeniden okuma isteği hissediyorsunuz. Her ne kadar olay çözülmüş gibi görünse de, yine de kafada soru işareti bırakan bir son var. Mesela ben okurken 'bayağ' kelimesine takıldım. Çünkü ne yazar ne de yayınevi böyle bir hata yapmaz. Bu kelimeyi hemen hemen her karakter, üstelik yazar bile kullanıyor. Şimdi böyle söyleyince bu çıkarım saçma gelebilir ama düşüncemi açıklasam acayip bir spoiler vermiş olurum. En iyisi okuyan ve aynı yere takılan arkadaşlar varsa onlarla didikleyebiliriz.
Son olarak çağdaş edebiyatımızın bu kitabının Türkçenin ilk postmodern eseri olduğunu ve beğendiğim bir alıntıyı yazmak istiyorum.
Kitapla ve sevgiyle kalın...

"Çünkü, olamıyor insan... Bazı şeyleri unutamıyor. Unuttuğunu sansan bile, olmuşları
olmamış sayamıyorsun. Olanlar yüzünden değişmişsin, başka birisin artık. O değişiklik, o başkalık, silinip atılamıyor. Yaşamının kişiliğinin bir parçası olarak kalıyor. Bir yerde belirliyor seni, biçimlendiriyor."
383 syf.
·2/10 puan
Kitap henüz başlamışken anlaşılıyordu zaten akıcılığı. Zeki ama tembel bir adamın gazetedeki cinayeti çözmesiyle başlayan olay aksiyon dolu devam ediyor. Tavsiye edebileceğim bir kitap.
383 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Pınar Kür’ün okuduğum ilk kitabıydı. Yazarın kalemi oldukça farklı geldi. Bir okur olarak diğer kitaplarına karşı bir merak oluşturdu bende. Kitabın adı gibi tekniği de oldukça farklı. Öyle ki klasik bir polisiye tarzdan daha farklı bir olay örgüsü sunmuş bize yazar. Bir polisiye kitap okuduğumuzda beklentimiz genellikle suçu işleyen kişi üzerine yoğunlaşır. Fakat bu kitapta işleyen kişiyi son ana kadar tahmin edememekle birlikte kurgu içerisinde bir kurguyla başbaşa kalıyorsunuz. Yazarın kaleme aldığı başka bir yazarın anlatımıyla şahit oluyorsunuz olaylara.. Karakterler ve onların isimleriyle oluşturulan ipuçları.. Yazarın kalemini sevenlerin keyifle okuyacağı bir kitap.
383 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitaba başlamadan önce üst kurmaca/iç roman tarzı ve kitap hakkında biraz bilgi edinmek iyi olabilir.
Postmodernizm, cinayet ve polisiyenin bir arada harmanlandığı ilgi çekici bir romandı benim için.
İç roman yazarımız Akın Erkan hanımefendi, arkadaşları olan Matematik profesörü Emin Onat ve İşadamı ve çocukluk aşkı Levent Bey ile bir cinayet romanı yazma düşüncesiyle yola çıkarlar.Levent Bey'in sekreteri Yeşim , Levent Beyle aynı şirkette çalışan Yasemin ve Levent'in eşinin yakın arkadaşlarından biri olan Yıldız Hanım.. "Y" harfinin geçtiği bölümlerde bu kadınlar yazarımızın yönlendirmesiyle Levent beyle doğrudan ya da dolaylı yollardan ilişki kuruyorlar. Bu ilişkilerin sonunda bir cinayet işleniyor ve katil bu Y'lere dahil olmayan ama baş harfi yine "Y" ile başlayan birisi oluyor. Proföser Emin bu işi komiser Colombo Haydar Bilir ile çözüyor.
Yazar, katil, kurban üçlemesinin akıcı bir biçimde işlendiği ve okuyanı sürekli uyanık tutan bir roman olan Bir Cinayet Romanı; Ahmet Ümit kitaplarını okumuş bir okur olarak yazıldığı döneme göre gayet başarılı bulduğum roman içinde roman örneğinin güzel örneklerinden biri..
Teşekkürler Pınar Kür..
Okuyalım..Okutalım...
368 syf.
·4 günde·4/10 puan
Okuduğum ilk Pınar Kür romanı oldu. Maalesef kitabı sevemedim. Edebi bir üslup beklemeyin, kitabın dili çok basit bu yüzden oldukça hızlı okunabiliyor.
Post modern polisiye romanı bu. Yazar aslında polisiyeden ziyade, cinayet romanı kurgusu nasıl yapılır'ı anlatıyor. Bu özelliğiyle farklı bir kitap aslında. Kitaptaki karakterlerin isimleri yerine sadece baş harflerini kullanmış. Bu durum başta ilginç gelse de bir süre sonra bayıyor.
Konunun çok ayrıntısına girmeyeceğim ama kitapta birden fazla karakterin yazdığı ve yine kitap karakteri olan yazara gönderdiği günlükleri, yazıları okuyoruz bu şekilde de kurgu şekilleniyor. Metin metin içinde gibi yani. Kitap karakteri olan yazarın da kişiliğini bu şekilde öğreniyoruz. Beni burada rahatsız eden durum karakterlerin hepsinin tek ağızdan konuşmasıydı. Yani hepsinde aynı üslup kullanılmış; Karakterlerin yazım dilinde, konuşma dilinde ayırt edici, onları diğer karakterlerden farklı kılan hiçbir özellikleri yok. Kitaptaki polis, bilim adamı, yazar vs hepsi aynı şekilde konuşuyor, aynı tepkileri veriyor. Karakterlere zaten ısınamadım, benimseyemedim.
Dediğim gibi edebi bir üslubu yok, merak unsuru da yok, kitabın dili de çok basit kalınca okumayı biraz zorlaştırıyor.
368 syf.
·87 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabi henuz bitirmedim. Cok az kaldi bitmesine ama o kadaaaar guzel ki surekli kitaptan bahsedesim gerekiyor. 1989 tarihli bir roman olmasina ragmen dili nasil bu kadar guncel hayretler icinde kaliyorum okurken. Konu cok akici cok surukleyici islenmis. Olay orgusu ve fikir sahane. Okudugum ilk Pinar Kür kitabi. Ama resmen aşık oldum diyebilirim. Nice Pınar Kür kitaplarına diyorum. Eger siz de benim gibi okumak icin gec kaldiysaniz daha fazla ertelemeyin. Cunku cok buyuk bir kayip.
368 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Vay canına sayın okurlar. Bu ne hikaye böyle? Yıllar önce (ayıla bayıla) okuduğum Altay Öktem'in "Bu Kitaptan Kimse Sağ Çıkamayacak" romanından ve taa çocukken televizyonda izleyip (üzerinden yirmi küsur yıl geçmesine rağmen) hâlâ hatırladığım Yüzleşme filminden aldığım keyfi verdi bana. Oldukça karmaşık ilişkiler zinciriyle örülmüş, kimi zaman o halkalarda boğulan insanların hikayesi... Ama final, yani açıklama sahnesi, tek kelimeyle muhteşem. Bu yılın "iyi ki"lerinden biri oldu. Tavsiye ederim. =)
368 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
“Oyunbaz” romanları sever misiniz? Tamam, biraz daha net sorayım. Kurgusunda edebî oyunların olduğu romanları sever misiniz? Biraz daha detay: Edebî kurgu aslında bir ironiler sanatıdır. Yani okur, okuduğunun bir kurgu metin olduğunu bilir ama yine de ona inanıyormuş gibi yapar. Peki, metnin içindeki karakterler de onun kurgu olduğunu biliyorlarsa, metni yazan bir yazarın var olduğunun farkındalarsa, hatta yazar da romanın içinde bir karakterse, ve okuyucu da bütün bunların farkındaysa karşımıza ironi içinde ironik bir durum çıkmaz mı? Ve çok da eğlenceli olmaz mı? Postmodern edebiyatla tanışık olanlara hiç de yabancı gelmedi, değil mi? Türk edebiyatında deneysellikten kaçınmayan yazarlarımızdan Pınar Kür’ün edebiyatımızın ilk postmodern romanlardan biri kabul edilen Bir Cinayet Romanı işte tam da böyle bir roman. Bütün bunları anlattıktan sonra, edebî metinlerle ilgili hemen hemen herkesin bildiği ama yine büyük çoğunluğun sıklıkla unuttuğu (!) bir detayı da söylemek gerek: bazı romanlarda konu geri plandadır; daha önemli olan o konunun nasıl hikaye edildiğidir. Bir Cinayet Romanı’nda da konu çok basit, hatta yer yer sinir bozucu düzeyde basit gelebilir kimilerine, ama postmodern bir roman denemesi olmasının da getirdiği bir durumun sonucu olarak konu, aslında anlatımın ön plana çıkması için bir araç bu romanda. Yazarın derdi salt o konuyu anlatmak değil, daha çok anlatma ve kurgulama eylemlerinin kendisi. Öte yandan elbette basitçe sunulmuş konunun satır aralarında, yazarın derdi de gizlenmiş; onu da romanın sonunda anlıyorsunuz.
Bütün bu nedenlerle, Bir Cinayet Romanı herkese mutlaka okuyun diyerek tavsiye edeceğim bir kitap değil. Anlattıklarımdan sonra az buçuk fikriniz oluşup merak ettiğiniz bir tür olduğunu düşünüyorsanız okuyun lütfen. Bununla birlikte, ben kendi okuma tecrübemden sorumluyum ve diyebilirim ki benim için çok eğlenceli ve şaşırtıcı bir okuma oldu (dikkatinizi çekerim; ben bu türü seviyorum), yer yer kendimi bir Paul Auster romanı okur gibi hissettim, bazen tipik ve sıkıcı bir aşk romanı okur gibi de hissettim ama arada sırada yazmanın ve kurgunun felsefesine de indiğim anlar oldu.

Son söz olarak diyebilirim ki yazar, denediği türe kesinlikle çok hakim, dersini çok iyi çalışmış, zekasını kullanarak iyi bir postmodern roman kurgulamış ama konuyu belki de özellikle sığ bir yerden seçmiş, orası bilinmez. Postmodern edebiyat bu ne de olsa, sağı solu hiç belli olmaz.
Çünkü insan bazı şeyleri unutamıyor. Unuttuğunu sansan bile, olmuşları olmamış sayamıyorsun. Olanlar yüzünden değişmişsin, başka birisin artık. O değişiklik, o başkalık, silinip atılamıyor. Yaşamının, kişiliğinin bir parçası olarak kalıyor. Bir yerde belirliyor seni, biçimlendiriyor.
İnanacak başka ne kaldı ? Öyle olmak istiyordum.Öyle olmak için elimden geleni yapıyordum.Ama olamadım.Çünkü olamıyor insan...Bazı şeyleri unutamıyor.Unuttuğunu sansan bil, olmuşları olmamış sayıyorsun.Olanlar yüzünden değişmişsin,başka birisin artık.O değişiklik, o başkalık, silinip atılamıyor. Yaşamının... kişiliğinin bir parçası olarak kalıyorBir yerde belirliyor seni, biçimlendiriyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Cinayet Romanı
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734915
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Cinayet Romanı
Bir Cinayet Romanı
Çağdaş edebiyatımızın usta kalemi Pınar Kür'ün Türkçenin ilk postmodern romanlarından biri sayılan yapıtı Bir Cinayet Romanı uzun yıllar sonra yeniden Can Yayınları’nda. Yaşamak, yaşatmak, yaratmak, yok etmek, yazmak, yalan atmak arasındaki bağlantılar, ilişkiler, çelişkiler... Pınar Kür, bu romanı boyunca bu sorular ve sözcüklerle oynayarak yaşam-sanat karşıtlığına yeni boyutlar getiriyor. Dilin olanaklarını alabildiğine zorlayarak neredeyse matematiksel bir anlatım yaratıyor. “Bir cinayet olayı ne zaman başlar? Öldürme düşüncesi aklınıza düştüğünde mi? Öldürme düşüncesini hemen reddedeceğinize ya da kısa bir süre sonra unutacağınıza, yavaş yavaş geliştirmeye koyulduğunuzda mı? Öldürme düşüncesi, öldürme kararına dönüştüğünde mi?

Kitabı okuyanlar 336 okur

  • Fatma
  • R Hazan Orhan
  • guncelsoylemler
  • Elif Işıkel
  • sema mutlu
  • Hoşrübâ
  • Başak
  • Duygu Başekin
  • Seçil Keleş
  • madam arthur bey

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.4
13-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%10.3
25-34 Yaş
%24.1
35-44 Yaş
%34.5
45-54 Yaş
%20.7
55-64 Yaş
%3.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.7
Erkek
%28.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.7 (14)
9
%16.8 (16)
8
%20 (19)
7
%17.9 (17)
6
%5.3 (5)
5
%4.2 (4)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0