Bir Çöküşün Hikayesi ve Amok

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.318
Gösterim
Adı:
Bir Çöküşün Hikayesi ve Amok
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052940716
Kitabın türü:
Çeviri:
Derya Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
Baskılar:
Bir Çöküşün Hikayesi ve Amok
Amok & Bir Çöküşün Öyküsü
Uyandığımda hava kararmıştı ve küçük mezarımın içindeki hava eskisinden daha ağırdı ve boğucuydu. Yatarken vantilatörü kapatmış ve kan içinde kalmıştım. Uzun süren şekerlememden sonra başım kazan gibiydi ve nerede olduğumu anlamadan evvel birkaç dakika geçmesi gerekti. Gece yarısını geçmiş olmalıydı çünkü müzik sesi gelmiyordu ve üst güvertede artık yürüyen kimse yoktu. Tek ses makine odasından geliyor, canlı yükünü karanlığın içinde taşırken inleyip hırıltıyla soluyan dev geminin kalbi güm güm atıyordu.
Güverteye çıktım, görünürde kimsecikler yoktu. Duman çıkan bacalara ve hayalet gibi görünen serenlere baktım önce, sonra başımı kaldırdım ve gökyüzünün açık, üzerine yıldızlar serpiştirilmiş siyah bir kadifeye benzediğini gördüm. Sanki bu uçsuz bucaksız ışık kaynağının üzerine bir perde çekilmiş gibiydi ve o tarif edilemez ışık kaynağından yıldızlar o perdenin üzerindeki küçük deliklere benziyordu. Şimdiye dek böyle bir gökyüzü görmemiştim...
120 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Hiç amok koşucusunu duymuş muydunuz?
Ben bu kitapta öğrendim. Amok, malezya, endonezya gibi yerlerde görülen ilginç bir hastalık. Bir insanı deli bir köpeğe çeviren, onu cani bir manyağa dönüştüren bir durumdur. Tuhaf ve korkunç bir akıl bozukluğu. Kitaba göre bu hastalığın nedeni kısmen iklimden, bunaltıcı, nemli, boğucu en sonunda insanların akıl sağlığını kaybetmesine neden olan havadan olabilir. Ve amok hikayesindeki doktorun durumu da kısmen olan bu kötü iklimden ve bunaltıcı yalnızlıktan dolayı hazin bir sonla bitiyor. Garip olan şey bir insanın birilerine deli gibi yardım etmek istemesi ve bir mıknatıs gibi o insana doğru çekilmesi. Hikayeyi özet geçmeyeceğim çünkü direk okumanızı istiyorum. Zweig yine farkını konuşturmuş...
Bir Çöküşün Hikayesi. Fransa'yı yöneten Madam de Prie'nin saraydan sürülmesi, fakat gururuna yediremediği bu sürgün olayını bir tatilmiş gibi kendini Paris'te avutması... Gösterişe, ilgiye, şaşaya ve güce düşkün olan Madam de Prie, bu denli gözden düşmeyi yediremez ve kendini avutmak için türlü türlü şeyler yapar fakat yaptığı şeylerle istediğine ne yazık ki kavuşamıyor. Kendi elleriyle hazırladığı ölümü değil Paris'te Fransa'da bile yankı bulmuyor. Arzuladığı o ün, ölümüyle yakalayabileceğini sandığı o ölümsüzlük ismiyle birlikte yok oldu; hikayesi toz ve önemsiz olayların küllerinin altına gömüldü.

Şiddete karşıyım o yüzden şiddetle tavsiye etmeyeceğim ama bir Stefan Zweig okumak sizi her zaman farklı kılacaktır :)
120 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap, Amok ve Bir Çöüşün hikayesi isimli bağımsız iki hikayeden oluşuyor. Stefan Zweıg'in muhteşem üslubu ile kaleme aldığı, çok beğenerek okuduğum bir kitap oldu.
120 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Dünya tarihi,davetsiz misafirlere hoşgörü göstermez,kendi kahramanını kendisi seçer ve ne kadar çok çabalarsa çabalasınlar o makama çağırılmayanları amansızca kovalar, kaderin arabasından yolda giderken düşen birisi bir daha asla onu yakalayamaz.
120 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"O yalnızca bir insan sesi işitmek,boğulması an meselesi olduğu yalnızlık denizinin üzerine bir set çekmek istiyordu."Bir ihtisamin yok olma hikayesi ancak bu kadar güzel dile getirebilirdi...
120 syf.
-Çünkü dünya tarihi davetsiz misafirlere hoşgörü göstermez , kahramanları kendisi seçer ve ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar o makama çağrılmayanları amansızca kovalar..

Final haftasından geriye kalan bir kitap olarak buraya bırakayım :)

Kitap klasik Zweig kitapları gibi iki hikayeden oluşuyor: Amok , Bir çöküşün hikâyesi. Eseri okurken bi kaç defa gerçekten Zweig mı okuyorum diye kontrol ettim. Neden bilmiyorum ama o hayranlıkla okuduğum yazarın izini ikinci öyküde neredeyse hiç bulamadım diyebilirim. Gerçi ilkinde de çok bulduğum söylenemez ama neyse..

Zweig okurları hemen linç girişiminde bulunmasınlar. Ruh tahlihleri olsun mekan ve olay tasviri olsun gayet başarılı ama diğer eserlere oranla ruh tahlilleri fazla olduğu için biraz fazla sıkıyor ayrıca sonuda genel Zweig tarzında olduğu gibi bi süprizle bitmiyor malesef..

Kitap içeriğinden bahsedip gizemini bozmak istemiyorum eserin ama bana soracak olursanız daha iyi bi Zweig eserine yönelin derim mesela Hayatın Mucizeleri ya da Kuş Kapanı ve Dönüşüm gibi.

Keyifli okumalar :)
120 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hindistan’da görev alan bir doktorun trajik öyküsünü okuyoruz kitapta. Hem de kendine özgü anlaşılır, sade fakat bir o kadar da edebi bir üslupla.

Yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen gururlu ve mağrur bir kadına, sırf bu kendinden emin ve gururlu duruşu yüzünden yardımı reddeden doktorun sonrasındaki saplantılı pişmanlığını anlatıyor Stefan Zweig. Kadın ise öyle gururlu ki hayatını dahi yok sayıyor bu uğurda.

Doktor reddettiği kadına ulaşabilmek için her şeyinden vazgeçmek üzere. Pişmanlık… Öyle yoğun öyle ıstıraplı pişmanlık… Nasıl bir ruhsal tahlil nasıl psikolojik betimleme bekliyorsanız bence fazlası var. Amok koşucusunun ne anlama geldiğine bakacak olursak bizim “cinnet getirmek” deyiminin neredeyse tam karşılığı. Daha çok Hindistan, Malezya ve Afrika’nın bazı bölgelerinde karşılaşılan bir ruhsal çöküntü. Düşülen umutsuz ve depresif bir hâlden sonra nedensizce ve sonuçlarını düşünmeden etrafınızda kim ya da ne varsa zarar verme hâli. Kişi; elindeki tabanca, bıçak, hançer vb. silahlarla zarar vermeye başlar ve zarar verecek nesne ya da insan kalmayıncaya kadar koşmaya, yok etmeye devam eder. Ta ki yorgunluktan kendinden geçip, kendini de yok edip ya da biri tarafından yok edilene kadar. Yani Amok koşucusu aslında kendi ölümüne koşar.

İşte Stefan Zweig‘ın oluşturduğu hastasına ulaşmaya çalışan doktor karakterinin neredeyse bir Amok Koşucusuna dönmesi ile oluşmuş kitabın ismi.
120 syf.
·2 günde·9/10
Zweig sen nasıl güzel bir adamsın, kısa yazıp da bu kadar yoğun olayların olması benim Zweig in selendeki en büyük etken. Kitabın içeriğinden bahsedeyim biraz. Eski bir doktorun yolculuk sırasında tanıştığı birine sırf içinde tutmaktan yorulduğu için başında geçenleri anlatmasıyla başlıyor kitap. Kendinden yardım isteyen bir hastaya yardım etmeyen doktorumuz, vicdan azabıyla beraber aşka tutuluyor, vicdan ve aşk o kadar iç içeydi ki ayıramiyorsunuz bile. Burda aşkın ne kadar hastalıklı mantık dışı bir duygu olduğunu görüyorsunuz. Doktorun kibirli kadınlara karşı ilgili olması da garip bi fanteziydi. Yine bir intihar vardı, Zweig in vazgeçilmez olgusu intihar. Genel olarak kitabı çok sevdim ben.
120 syf.
·Puan vermedi
Madam de Prie'nin yaşam hikayesi, beni çok etkiledi.Belkide hayatta her şeye sahip olmamak gerekir, yıldızlar gibi; kafamızı kaldırdığımızda orada olduklarını bilmemiz ve karanlık gecelerde yolumuzu aydınlattığı için minnettar olmaktan öteye gitmemelidir belkide...Güç,şehvet,güzellik ve asalet fazlası; bir kadında olabilecek her şeye sahip bir madamın, çöküşünün hikayesi ve yaptığı onca tiyatral şölenin bir çırpıda unutulması çok acı verici oldu.Kibir buna sebep olmuştu, o en sinsi ve bize en yakın düşmanımızdır.İçimizdedir,hiçbir zaman uzaklaşmaz ve canı istediğinde ortaya çıkar, bizi kullanıp bir paçavra gibi fırlatır. Bizim, tüm benliğimizi elimizden alır ve bizi bir yaratığa çevirir...

Başlarda pek Stefan tarzı süslü cümleler göremedim ama hikaye örügüsü gerçekten iyiydi, ikinci kısımda o güçlü kalemiyle, duygu selini sonuna kadar yaşadım işte bu Stefan rahatlıkla denebildi, öte yandan Madam de Prienin hikayesi ilgi çekiciydi bir o kadar da üzücü..
120 syf.
·8/10
...Ölü olduğu sanılan ama toprağın altındaki tabutundan bağırıp çağırarak ve yanlarına vurarak uyanan bir kadın gibi hissediyordu kendini ancak toprağın üzerinde hiç kimse onu duymuyordu, erkekler ve kadınlar üzerinde geçip gidiyor ve sesi toprağın altında kaybolup gidiyordu...
Bir çöküşün hikayesi psikolojisi bu kadar güzel anlatılabilirdi, okunmaya değer.
120 syf.
·39 günde·Puan vermedi
Birbirinden bağımsız iki kısa ama muhteşem öykü vardı kitapta. 120 sayfanın her yaprağında kendinizi konunun akışına kaptırıyorsunuz. İki öyküdede hırsın insanı ne hallere düşürebileceğini tecrübe ediyorsunuz.

https://www.instagram.com/...?igshid=mo881a4qnz2u
120 syf.
·Beğendi·8/10
Çöküşün hikayesi ile amok eğer bir arada olmasaydı harika olurdu. Kitap psikolojik gerilim kitabı yine. İnsanın kendisiyle çelişmesini ve bu çelişki sonucu oluşan bunalimlari konu alıyor. Psikoloji sevenler okumalı.
120 syf.
·26 günde·6/10
Amok koşucusunu okumuştum zaten. Tekrar okumuş oldum ve bu, hikayenin detaylarını daha iyi analiz etmeme olanak sağladı. Amok koşucusu iyidir, candır. Lakin bir çöküşün öyküsü bitmek bilmedi. İç karartıcı ne varsa oradaydı, hayatımdakiler yetmiyormuş gibi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Çöküşün Hikayesi ve Amok
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052940716
Kitabın türü:
Çeviri:
Derya Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
Baskılar:
Bir Çöküşün Hikayesi ve Amok
Amok & Bir Çöküşün Öyküsü
Uyandığımda hava kararmıştı ve küçük mezarımın içindeki hava eskisinden daha ağırdı ve boğucuydu. Yatarken vantilatörü kapatmış ve kan içinde kalmıştım. Uzun süren şekerlememden sonra başım kazan gibiydi ve nerede olduğumu anlamadan evvel birkaç dakika geçmesi gerekti. Gece yarısını geçmiş olmalıydı çünkü müzik sesi gelmiyordu ve üst güvertede artık yürüyen kimse yoktu. Tek ses makine odasından geliyor, canlı yükünü karanlığın içinde taşırken inleyip hırıltıyla soluyan dev geminin kalbi güm güm atıyordu.
Güverteye çıktım, görünürde kimsecikler yoktu. Duman çıkan bacalara ve hayalet gibi görünen serenlere baktım önce, sonra başımı kaldırdım ve gökyüzünün açık, üzerine yıldızlar serpiştirilmiş siyah bir kadifeye benzediğini gördüm. Sanki bu uçsuz bucaksız ışık kaynağının üzerine bir perde çekilmiş gibiydi ve o tarif edilemez ışık kaynağından yıldızlar o perdenin üzerindeki küçük deliklere benziyordu. Şimdiye dek böyle bir gökyüzü görmemiştim...

Kitabı okuyanlar 269 okur

  • Melek inci Krk
  • Kayra
  • Mercan Özen
  • Ruken Taştan
  • Ayşe Bulut
  • FerdiKUZAY
  • Satı Yelmer
  • Arya
  • Lale mehrekula
  • Emine Kurban

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12 (9)
9
%14.7 (11)
8
%26.7 (20)
7
%14.7 (11)
6
%9.3 (7)
5
%4 (3)
4
%0
3
%1.3 (1)
2
%0
1
%1.3 (1)