Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
5080
Gösterim
Adı:
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Baskı tarihi:
Şubat 2009
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710247
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Nephren Ka
Nephren Ka Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
DELİ MİYİZ NEYİZ?

“Zaten şu geçmişi boklu dünyada kim akıllı kim deli, hiç belli değil.”

Delirmemek işten değil, zaten kaçımız normaliz ki? Deli olduğunuz raporla tescillenebilir ama olmadığımızı kim söyleyebilir ki?

Hastaneler fiziksel olduğu kadar zihinsel hastalarla da dolu. Psikolog ve psikiyatristlere danışanların sayısı her geçen gün artıyor, gitmeyenler kendi tercihleriyle antidepresanlarla mutlu olmaya - aslında her şeye kayıtsız kalmaya- çalışıyor, acılarını uyuşturacak tabletler içiyor.

Psikiyatra gittiğimizi hayal edelim, koltuğa oturduğumuzu ve doktorun bizi deşmesini beklediğimizi.
Çocukluğumuza inerse seans uzar :)
Ya psikiyatr bir şizofrense? :)
Ya psikoloğunuz bipolarsa? :)

Sırtını denize vermiş Ruh ve Sinir Hastanesi,romanın mekanı.
Samsun olduğu bilinse de şehrin ismi verilmiyor.

Hastası zaten hasta!
Başhekim nevrotik!
Nöropsikiyatr kaçık!
Psikolog intihara meyilli!
Başhekimin karısı obsesif kompulsif !
Temizlik işçisi depresyonda!
Kadın psikiyatr kocasını öldüren bir hasta!
Hemşirenin biri semantik parafazi!

Koca hastane deli ! :)

Yalan yanlış anlatılan insan hikayeleri , tüm personelin yedi sülalesindeki hastalıklar; beddualarla, söylentilerle anlatılıyor.

Kahraman sayısı o kadar çok ki akılda tutmak mümkün değil.
Her cümle bir küçük olay, olay örgüsü uzansa burdan Mars’a metro rayı döşenebilir.

Yerel söyleyişlerle süslenmiş, deyim yüklü günlük konuşma diliyle anlatılanlar oldukça keyifli olsa da insan ruhunda kopan fırtınalar , acılar da yürek burkuyor.

Ve son olarak bir küçük dipnot meraklısına, bakın bakalım hasta mısınız? Test edin kendinizi :)

DEPRESYON:
Her altı kişiden biri ömründe en az bir defa depresyon geçiriyormuş .Kadınlarda,erkeklerden daha sık görülürken her üç kadından biri depresyona yakalanıyormuş.
Kişinin kendini mutsuz ve umutsuz hissettiği,yorgunluk hissinin hakim olduğu, değersizlik ve pişmanlık duygularına sahip intihar ve ölüm düşüncelerinin sıklıkla yaşandığı bir hastalık depresyon.

ANAROKSİYA NEVROZA:
Kişinin normal kilonun çok
altında (% 15’ten daha az) olmasına rağmen kendini şişman olarak görme durumu.

NEVROTİK :
Duygu bozukluğu yüzünden aşırı şefkat isteme, odaklanamama, güvensizlik, plan yapamama, düşmanca ve saldırgan tutumlar içinde olma, anormal seks davranışları, nefret, kin gibi kişiyi sağlıklı kişilerden ayıran tutum ve davranışlar sergileyen kişilerdir.

SEMANTİK PARAFAZİ :
Kişinin anlamsal olarak birbirine yakın kelimeleri karıştırması şeklinde görülen dil bozukluğu
örnek:"çatal" yerine "kaşık" gibi

NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU :
Her zaman almaya ve kazanmaya odaklanmış, vermeyi ve kaybetmeyi asla kabul etmeyen, sevmeyi ve yardım etmeyi önemsemeyen, kendisini dünyanın merkezi olarak gören, diğer insanları değersiz ve gereksiz olarak niteleyen kişiler “narsistik kişilik” olarak adlandırılır.

ANOREKSİ :İştahsızlıktan, aşırı diyetten kaynaklanan bir hastalık durumudur. kanserin, verem gibi mikroplu bir hastalığın ya da zihinsel bozukluğun sonucudur.

Sağlıklı günleriniz olsun...
Canan Karatay’la bedeninize bakarken Haydar Dümen’le bilinçaltı terapisi yapın. :)
Yoga çözümlerden biridir!
Reiki vazgeçilmezdir!
Bioenerji candır!
Hayat tımarhanedir......
Şimâl
Şimâl Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
464 syf.
·Beğendi·9/10
Merhabalar değerli inceleme okuyucuları.. 1 nisan ın ilk dakikalarında bir inceleme ile daha karşınızdayım efendim..
Anlatmasam hayatta olmaz diyerekten yavaştan başlıyorum.. Dur sakın anlatma okuycam ben diyenler burda bırakabilir nitekim az buçuk spoiler içerir benden söylemesi :) çok spoiler isteyenler akşam yemeğini yerkene ana haber bültenlerine ve gazete 3. Sayfalarına bakabilir Esra Erol izleyebilir Seda Sayana konuk olabilir :) en arızalı tipler malum orda :) hepsini toplayıp bahsi geçen denize sırtı dönük hastaneye götürseniz yeri var :)
Ne alaka diyorsanız başlıyorum ...azcık spoilersiz tadı çıkmayan incelemeye ..hazırsanız :)
Bu arada bina neden denize sırtı dönük yapılmış diye meslek icabı merak ettiğim soruya da KANSIZ bi mimarı anlatarak cevap vermiş :) hala hayretteyim mesleki ince ayrıntılarla dolu mesleği mimar olmayan yazarın nasıl bu kadar isabet ettiği konusuna !!! BRAVO demeden geçemeyeceğim..

Öncelikle belirteyim ki Ayfer Tunç un ilk okuduğum kitabı, mendebur,kadir kıymet bilmez, adıyla müsemma olmayan Aziz bey in oh olmuş dedirten hadisesini okuduktan sonra okuduğum bu ikinci kitabı o kitabını ben diyim yüz siz deyin 1000 katlar.. yani o kadar çok karakter var ki sevgili pek zeki yazarımız arkaya bi sözlük hazırlamış kim kimdi diye :) arada açıp bakmayan zaten kitabı okumuş sayılmaz bence.. gerçi kapağından tut redaksiyonundan çık tek kelimeyle mükemmel bir iş çıkarmış olmaları ara ara okurken helal olsun dedirtti..hiç yazım imla hatası olmaz mı olmaz ve karakter enflasyonu içinde ilk defa adı geçenleri koyu yazmak çok iyi fikir ve anlatımın içindeki konuşmaları italik yazmak hele hele de tam da o karakterin söylediği şekilde ...HELAL OLSUN ..
yazı puntosu küçüktü vay okurken gözlerim kör oldu falan diyecekler varsa hemen vazgeçsin derimmm!!bu haliyle bile 464 sayfa tutan kitap iki üç cilt olurdu yoksa.. zaten Maşallah dediğim yazarımızın ticari kaygısı olsa her sayfada anlatılan, nerdeyse her hissini ve yedi ceddini öğrendiğiniz, ilerleyen sayfalarda diğer karakterler ile zamanda ileri geri sararak yolları kesişen ve de çoğu zaman ohh tam da bu karaktere layık bir akibet dediğiniz olaylardan inanın en az yüz kitap çıkardı..Diyorum!! belki az bile demişimdir yani..yine HELAL OLSUN..
Şimdi soruyorsunuz belki iyi tamam da ne anlatılıyor kardeşim diyenlere de söyleyim.. adından belli olduğu üzere 'bir deliler evinin YALAN YANLIŞ anlatılan kısa tarihi' adındaki ve kısaca YALAN YANLIŞ diye geçen kitapta anlatılan olaylar ve mekanlara yalan yanlış diyebilirsiniz ..çünkü daha önceden kitabı okuyan ve Samsunlu olan değerli yazarımız Mehmet YILMAZ hocam adı geçen mekanların Samsunda olduğunu ama gerçekle birebir aynı olmadığını söylemişti. .yalan yanlış yani :) Zaten öyle pislik insanlar var ki anlatılan bunların bu ülke insanı olmasını istemiyor ve anlatılanlar noolur yalan yanlış olsun diyorsunuz bi noktada.. Tiksinç ötesi yaratıklar kimi zaman bi pasajda şemsiyeci kimi zaman bir polis bi doktor bi hemşire dolmuşçu kabzımal öğrenci diplomat çevreci öğretmen milletvekili meclis üyesi eczacı köylü kentli okumuş okumamış zengin fakir vs vs..gay Osmanlı paşası bile var düşünün... o kadar kusası geliyor ki insanın bunları okuyunca bu memlekette hiç adam kalmamış mı yaw diye umudunuzu kesip tam isyan edecekkene tam da onlara layık olan Allah ın sopası yok dedirten sonları okuyunca anca rahatlıyorsunuz..
Kitabı bitirirken belirli bir ana karakter etrafında dönmeyen ama ara ara hayatlarının farklı karelerini okuduğunuz sıklıkla bahsedilenler haricinde diğerlerinin akibetini öğrenince biten hikayeler dışında belirgin bir sonun da olmadığı bu kitapta o kişiler kimmiş derseniz kitap kapağı çok şey anlatıyor efenim.. KEK e TİKKAT!!! :)

Anlattığı karakterlerin iç dünyasını ve hayatlarını, yeme içme, giyim kuşam konuşma ve beden dilleri dahil en ince ayrıntılarına kadar veren ve de çok yorum yapmadan durum zaten ortada şeklinde yazan sevgili Ayfer Tunç a bir kez daha HELAL OLSUN ve MAŞALLAH diyorum..

yer yer tiksindiğim yer yer güldüğüm ve sanki memleketi topluca tımarhaneye hatta af buyurun keraneye benzettiğim çünkü evli bekar kız erkek dinlemeden karısı kocası aldatan aldatana sapıklıktan sapıklığa öğğ dedirten tipler..çoğu zaman şükrettim etrafımda bu tarz tipler olmadığına biliyor musunuz. .gerçi yedi ceddini ve özel hayatını ve dahi içinden geçenleri bilmediğimiz tipler neler yapıyor nerden biliyoruz ki değil mi!!! Kimbilir etrafımızda neler dönüyor da haberimiz yok .. Allah muhafaza!!!!

Hayatın akışında öyle şeyler oluyor ki kimi için çok değerli şeyler kimine göre beş para etmez çöplerden ibaret. .
hayat boş be ya.. hiçbir nesneye çok da bir değer bağlamamak lazım aslında belki de..vay aile yadigarı vay antika vs hiç hiç.. öldükten sonra bedenimizin çürüdüğü gibi onlar da en nihayetinde yok olup gidecek. .elden ele ne kadar geçse de akibet bu...
Uzun mu oldu ne bu sefer :)
Buraya kadar okuyan tüm değerli okuyuculara selam edip bir tatlı huzur almaya geldiğimiz dünyada hayatta başarılar diliyorum.. sağlıcakla huzurla vefa doğruluk onur insanlık ve aşkla kalın efendim.
Mehmet Y.
Mehmet Y. Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
Bu kitap Samsun’da geçiyor! Öncelikle bunu söylemem lazım. Ancak Ayfer Tunç, neredeyse civardaki bütün şehirlerin ismini zikretse de bir defa bile Samsun adını kullanmıyor. Lakin röportajında söylüyor Samsun olduğunu. Zaten bölgenin tek ‘Deliler Hastanesi’ ile Saat Kulesi gibi ayrıştırıcı mekanların yanında, yazıldığı dönemde tek büyükşehir belediyesi olması gibi durumlar ile aynalı çarşı, otel, pastane, altında pasaj olan cami gibi bilindik muhitleri de kullanarak bir nevi Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli’nde isim vermeden Manisa’yı tasvir etmesi gibi o da Samsun’u anlatıyor. Elbette olayların ve kahramanların neredeyse tamamı gibi mekanların da mühimce kısmı kurmaca. Kanal SS, Halktan Haber gibi yerel medya unsurları da var.

Ayfer Tunç’u ‘Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek’ adlı adından içeriğine kadar çok özel bir kitap olan ‘70’li Yıllar’ derlemesiyle tanımıştım. Bu kitap da en az onun kadar başarılı. Sanki bir oturuşta bütün romanı yazmış gibi. Hiç kalkmamış, aralıksız devam etmiş adeta. Tabii bize bu hissi veren iki şey var. Birincisi bu hacimli romanda hiç bölüm olmaması. Yekpare bir roman. Ara vermek yok. İkincisi ise başarılı anlatımı. Yani sıkılmıyorsunuz. Sanki bir tanıdığınıza denk gelmişsiniz ve karşılıklı çaylarınızı yudumlarken o anlatıyor; siz dinliyorsunuz. Bir bakıma büyük bir roman olduğu kadar bir hikayeler, uzun hikayeler bütünü de aynı zamanda. Nitekim romanda klasik tarzda bir roman kahramanı da yok. Başrol oyuncusu yerine onlarca karakter bir arada. Bunlara rağmen anlatım ve roman dili her bir kahramanın sahnesinin geldiği anda onu yeniden hatırlamanıza yol açacak kadar başarılı.

Tabii romanda belki bir eleştiri olabilir babında çok sayıda ölüm ve çok sayıda arızalı tipe denk geliyoruz. Ancak nihayetinde anlatılanların çoğu oranın hastası olmasa dahi ‘Bir Deliler Evini’ ilgilendiren hayatlar var. Tunç, adeta şehrin, hastanenin ve hatta bu topraklarda yaşayan insanların son yüzyıldaki tarihlerine de kendi penceresinden bakıyor. Romanın merkezindeki şehir adı yazılmasa dahi Samsun olsa da, insan hikayeleri bizi Karadeniz’in dışında İstanbul’a, Ege’ye hatta ta Amerikalara kadar götürüyor.

Romanın kalınlığına rağmen ilerleyişi çok hızlı ve iyi. Çünkü hikayeler, yaşanmışlıklar sizi içine çekiyor. Merak unsuru sürekli ayakta tutulmuş. Zekice yerleştirilmiş isimler ve olaylar örgüsü var. Son 40-45 sayfaya yayılan final ise gerçekten harikulade. ‘Acaba sonunda ne olacak?’ sorusuna uygun bir final hazırlamış Tunç.

Bu kitapta Samsun olması okumam için öncelikli sebepti lakin o olmasaymış bile okunması gereken, son derece başarılı bir roman var karşımızda.
492 syf.
·10 günde·7/10
Merhaba sevgili kitap sever dostlar.

İlk kez Ayfer Tunç okuyorum ve yazarla Cem Єren ve Nephren Ka 'nın ortaklaşa düzenledikleri #45832566 okuma etkinliği sayesinde tanıştım.

Açık söylemek gerekiyorsa Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi romanından hiç hazzetmedim. İnsani özelliklerinden bahsedilmeden karakterlerin iplerini pazara çıkarılmış sadece. Çabuk okuyalım, çabuk tüketelim günümüze çok uygun. Her şey çok düz ve apaçık ortada düşünmek gerekmiyor, satırlar arasına arayışa girmeye lüzum yok. Bu kadar çok karaktere/kahramana sahip bir hikaye normalde beni çok yorardı ama yok..., hiç düşünmedim üzerinde, gizli mesajlar aramadım, sadece karakterlerin birer kukla gibi sahneye çıkıp inişlerini, kayboluşlarını izledim. Bu insanlar bunca şeyi neden yaptılar ne hissettiler anlamadım.

Belli ki yazar bize Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi kitabında hayattaki ilişkilerin ne kadar karmaşık bir ağ olduğunu anlatmak istemiş, bunu bize anlatabilmek için karakterleri tanımamız ya da onların yaptıkları şeyleri hangi gerekçelerle yaptığını bilmemizin gerekli olmadığını düşünmüş olmalı. Öyle bir hayat yaşıyoruz ki herkes birbiriyle akraba, herkes birbiriyle ilişkili.

Benim tarzım bir kitap olmayabilir ama etkinlik (#45832566) kapsamındaki diğer Ayfer Tunç romanlarını okumayı düşünüyorum.
Sevgiler…

http://begenmeyenokumasin.com/...latilan-kisa-tarihi/
Zeps
Zeps Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·17 günde
HEP DELİ HÜP DELİ Bir Dünyaya ilişkin anlatılan yalan yanlış yaşanmışlıkların bir -(antika olduğu hikayedeki bazı deli karakterlerce şüpheli-) hediye ikonanın kimden kime geçtiğine ilişkin birbuçuk asırlık zaman örüntüsünde; Karadeniz de ismi verilmeyen bir ilde mimarisi denize sırtı dönük inşa edilen bir deliler evinde; zaman, mekan, sayamayacağım kadar deli/manyak karekterler arasındaki magazin programları ve kimin eli kimin cebinde belli olmayan acayip Brezilya dizilerivari ilişkiler örüntüsü beni benden aldı.
Kimmm? Bu kimm? Bu bunun neyiii? Nasıl yanii? diyen hamminneler gibi hissettim kendimi:)))
Kitapta, ilk bakışta tam da bunun bununla ne ne alakası var dedirten karekterler bir şekilde: zaman-mekan, soy-sop, konu-komşu, hısım - akraba, yatılı okul yatakhane arkadaşlığından tutunda kamu kurumu çalışma ortamının yanı sıra olaylar yalnızca ismi verilmeyen Karadeniz de bir il de olan akıl ve ruh sağlığı hastanesinde kalsa iyi Türkü Türkü Türkiyemi dolaştırıp, hoop!!! ABD'ye götürüp, hatta Avrupa da tur attırıyor. Nerdeyse sayfa sayısı (530 sy) kadar (biraz da ben abartayım :))) karekteri ve magazinsel ilişkili olayı içeren bu kitabı bitirebilirseniz kendinizi kutlayın derim.
Kitap, bir kuyu ve o kuyuya bir değil yüzlerce deli, yüzlerce taş atıyor vesselam...
Birçok güzel esere imza atan Ayfer Tunç'u ilk kez okuyacakların bu kitapla başlamamasını tavsiye ederim.
492 syf.
·31 günde
Enstantane
Tam olarak bu kitap enstantanedir. Kalemi eline aldığı an da karakterinin sayfalar arasında ne kadar süre duracağını belirleyen bir zeka.
Devrik cümlelerimi görmezden gelin lütfen:)


Yeşil Peri Gecesi'nden sonra beklentimin üstünde bir kitabı daha.

Dili muazzam kullanan gizli saklı kalan ve henüz çok tanınmadığını düşündüğüm bir kadın.

Tek bir birey üzerinden büyük olayları aktarabilen aynı zamanda birçok birey üzerinden küçük olayların büyük olayları doğurmasına neden olan olayları aktaran tam anlamıyla zıtlıkları ip olarak kullanan ve düğümü o zıtlıkların içinde bağlayan bir kadın.

Tasvirleri müthiş.
Bu kitap her katmandan bireyleri ele alan ve dikkatli okuduğunuz zaman en üst tabakadaki bireyle en alt tabakadaki bireyin bağlantısına kadar inebileceğiniz olaylar silsilesini konu alıyor.
Bu nasıl dikkatli bir kalem? Geriye dönüp hatırlamaya çalıştığım karakterlerin dört dörtlük bir kurguya ip gibi dizildiğini fark ettim. Bu kadar dikkatli bir kalemin başarısız olma şansı yok.

Kitaba gelecek olursak: obsesif kompulsif bozukluk, panik atak, şizofreni, travma sonrası stres bozukluğu, duygu durum bozukluğu kısacası kitabın adıyla uyumlu bir içerik.
Bu bozuklukları gerçek hayatta bu kadar gerçekçi algılayamazsınız. Bazı yerlerinde güldüren, bazı yerlerinde kızdıran, bazı yerlerinde öfkelendiren bir kitap ama her defasında yok artık diyeceğiniz olaylarla kurduğunuz karakter bağlantıları.

Olay bir akıl hastanesinde geçiyormuş gibi izlenim verse dahi akıl hastanesinin içindeki kişilerin yedi göbek sülalesini gezintiye çıkabiliyorsunuz.

Bir kişinin isminden devam edip çocukluğuna, çevresine, akrabasına kadar kişi hikâyelerini öğreniyorsunuz normalde bu tarz kitaplar insanı sıkar, boğar dıdısının dıdısını niye açıklamış diye iç sesinizle konuşursunuz. Ama bu dıdısının dıdısı bize ilerleyen bölümlerde bir şeyler vermeye çalıştığında vay be diyerek kısa süreli bir şaşkınlık yaşayabilirsiniz.

İnsanların küçük ama her birinin ayrı ayrı büyük yaşantılarının olduğunu, çıkarlar söz konusu olduğunda insanın insanı yediği, ahlaksızlığın, ilişkilerin kirli yüzünün, aldatmanın, boşanmanın, aile içi ilişkilerin, intiharın her türlüsünü kitapta buluyorsunuz okurken. Zaten insan insanı yemeden rahatlamaya meyilli olmuyor. Bunu son zamanlarda çok düşünüyorum belki kendi türüne zarar veren canlılar içinde hayvanlardan bile en öndeyiz, başı çeken biziz.
Peki neden böyle? Neden hep ben, benim, ben olmalıyım, her şeye sahip olmalıyım, övülmeliyim, aşık olunmaya değerim, hırslıyım, öfkeliyim insan kendini ne zaman bu hâle bu tanımların içine soktu bilmiyorum ama bir noktada nefesinin bile bir damla su ile kesilebileceğini fark etmezse toplumda narsisist kişiliklerin mantar gibi çoğalacağını düşünüyorum.

Zaten çok azımsanamayacak kadar narsisist kişilik bozukluğu yaşayan bireylerin olduğunu da düşünüyorum. Her insan için bir parça normal karşılanabilecek şeylerin sınırı aşması insanın felaketi oluyor. Doymak, belki fazla tüketmek ve tüketilmek sonucu doyumsuzluğun yolunu açan bir kelime olarak var artık. Duygular ve ilişkiler de böyle. Çok hızlı yaşamak, çabuk bitirmek ve sonunda ilişkiyi bıçak gibi kesmek.

Geçmişe gidip geleceğe geri geliyorsunuz ya da o an içinde geçmişle gelecek arasında köprü kurmak zorundasınız. Döngü bile kaliteli. Biraz düşünmeye ihtiyacım var.


Belki her şey yalan yanlış anlatıldı ama gerçek gibiydi bir an şüpheye düşmedim.

Ayfer Tunç'un bu kitabını ve diğer kitaplarını kahvesini içerek keyifli bir şekilde yazdığını düşünmüyorum. Bence o hayatından izleri eserlerine aktarabilmeyi beceriyor. Kendi kişiliğinden ve dünyasından izler barındırdığını düşünüyorum.



Dikkatimi çeken ise Yeşil Peri Gecesi'nde ana karakterinin ismi belli değildi burada ise mekanın yeri belli değil. Bunun sebebini merak ediyorum ve araştırmayı düşünüyorum.
Beni etkileyip ardı ardına iki kitabını okumamı sağlayan bu kadın araştırılmayı ve bilinmeyi sonuna kadar hak ediyor. 2018 yılının en kârlı işi benim için Ayfer Tunç gibi bir dişinin kalemiyle tanışmak oldu.
Bu arada sakın o KEK'i yemeyin:)))

Daha çok okunması dileğiyle.
Cevat Bayhan
Cevat Bayhan Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
530 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Tüm yazdıklarını okuduğum değerli yazar Ayfer Tunç'un ilk basıldığı yıllarda severek, ve beğenerek okuduğum bu güzel ve "değişik" romanını ikinci kez ve yine çok beğenerek ve dahi yine bazı bölümlerinde kahkahalar atarak tekrar okudum.
1000Kitap faaliyeti kapsamında tekrar okumama vesile olan Nephren Ka ve Cem Єren 'a bir selam çakıp konusu ve kurgusu ile yukarıda tırnak içinde de değişik olarak belirttiğim romanın kısacık değerlendirmesini yapıvereyim dedim.
Art arda anlatılan sıradan insan hikayelerini geriye gidişli gelişli şekilde birbirine bağlarken okurun konunun içinde kalmasını sağlayan ve "sokak dili" ile desteklenen anlatım tarzı yer yer güldüren yer yer düşündüren kara mizahla birleşince gerçekten bir solukta okunan bir metne dönüşüyor. Bazı incelemelerde okuduğum kadarıyla sağlam bir hafıza gerektiğine katılmıyorum. Belki ilk okumamda ben de biraz zorlanmış olabilirim ama seri bir şekilde okunduğu takdirde bu zorluğun aşılacağı kanaatindeyim.
Sağlığım ve ömrüm izin verir ve okunacak onca kitabın arasında kendisine yer bulabilirse ilerde tekrar okumayı düşüneceğim tavsiye edilir bir kitap olarak kütüphanemdeki yerine bırakıyorum.
İlknurd_
İlknurd_ Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Ayfer Tunç ile yıllar önce Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek kitabı ile tanışmıştım. O yılları bilmeyenler için neler ifade eder o kitap bilemiyorum ama, yetmişlerin, seksenlerin tam ortasında yetişmiş biri için, anlamını iki cümleyle anlatmak çok kolay değil. Dönem dönem okuduğum bir kaç kitabından sonra, geçtiğimiz yıl, Aziz Bey Hadisesi' ni okudum ve yazarın, 88 sayfalık bir kitaba sığdırdığı onlarca karakteri görünce Ayfer Tunç' a bir kez daha hayran oldum.
Bu ay Nephren Ka ile Cem Єren ın birlikte başlattığı Ayfer Tunç Okuma Etkinliğine katılmamam mümkün değildi. Çünkü Nephren Ka cığım söz konusu olan :)
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi için,kırk beş tane birbirinden değerli inceleme yapılmış. O nedenle daha fazla delirmeden kitapla ilişkimi sonlandırmak en iyisi. 530 sayfalık, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi romanının son on üç sayfası - kim, kimdir – diye açıklanan Karışık Dizin bölümüne ayrılmış. O dizin, kitapta hemen hemen kaç tane deli ile karşılaşacağınızın ipuçlarını veriyor size. Kitabın şanına yakışan bir okur olmak umuduyla saymak istedim kaç karakter var diye. Dördüncü sayfada sıkıldım. Sonra internette buldum. Tam 360 karakter. Mesela 3. sayfada tanıştığınız bir karakterle belki elli sayfa sonra tekrar karşılaşınca, ‘’Pardon çıkaramadım.’’ diye düşünmeniz yüksek olasılık. Ama bu romanı okumanızı zorlaştırmıyor. Karakteri nereden tanıdığınız bir şekilde çağrışım yapıyor zaten.
Evet şaka değil, 360 tane karakter yaratmış ve hepsini ete kemiğe büründürmüş Ayfer Tunç. İyi bir yazar elbette ilginç kurgular üstüne oturtmalı romanını, elbette sağlam karakterler yaratmalı, elbette günceli yakalamalı vs. ama gerçekten zeki olmalı. Hele bunca karakterle hemhal olacaksa. İşte o nedenle, kurgusuna, diline hayran olsam da galiba en çok zekasına hayran oldum ben Ayfer Tunç' un bir kez daha. Beş yüz sayfa ve üç yüz altmış karakterle birlikte ülkenin yüz yıllık tarihini, riske girmiş diyebileceğimiz bir olay örgüsüyle yazması da yazarın kendi zekasına güvenini göstermekte.
Okurun karşısına biri oturmuş, günlerce hiç durmadan konuşmuş, laf lafı açmış bir muhabbet tadında roman. O, karşınıza oturan birisi konuştukça, bazen sizin, bazen ülkenin başına gelenler, bir film şeridi gibi geçiyor gözünüzün önünden.
Fakat, Ayfer Tunç' u ilk defa okuyacaklar için çok yanlış bir seçim olur bu kitap. Önce yazarı tanımak, Ayfer Tunç' un, aslında öykü ve romanlarındaki karakterlerini okuyucunun nasıl içselleştirebildiğini ve yazarın anlattığı dönemi nasıl etkileyici bir şekilde detaylandırdığını bilmek gerek.
Aziz Bey hadisesi ile ilgili incelememi de buraya bırakayım. Belki okumak istersiniz. (#33265593)
GÜLCAN
GÜLCAN Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·9/10
Survivorship Bias mantığını son tahlilde bana düşündürmüş kitap.

Şahane bir kitap..Ayfer Tunç,2009 ‘da yazmış bu romanını ve 492 sayfa..
Kitabı okurken yer yer ürktüm,duygulandım,kendimi bir toz zerresi kadar kıymetsiz hissettim,tiksindim,dumur oldum,çok aydınlanma yaşadım,öğrendim ama en çok güldüm..Yalnızken kıkır kıkır sesimi duyacak kadar güldüm..

Kitap ,Can yayınlarının da söylediği, kitabı resmedici bilgideki gibi,Türkiye’nin son yüzyılını,önemli siyasi ve toplumsal olayların insan hayatları üzerindeki kırıcı etkilerini,Şehir ve İnsan manzaralarını ilginç bir şekilde bir Ruh hastanesi’nden yola çıkarak zincirleme şekilde anlatan öykü içinde öyküler barındıran ilginç bir roman...
Kitabdaki favori karakterim;Nöropsikiyatr Nebahat Özdamar..Her mesaisinde ,türlü tarifler eşliğinde,ama muhakkak her kek’inin içinde değişmez malzemesi esrarı ekleyip pişirdiği kekleri hemşirelere,hademelere,hastalara ikram edip durması ve tuhaflaşan kafaların söyledikleri,davranışları..Bunu zaten hep sorgulardım da,insanların isimlerinin önlerindeki ünvanları,ruh sağlıkları hakkında cidden yanıltıcı olabilir ve çoğu zaman herkesin önyargıları bu etiketlere takılır..Hayatlarımızı,sevdiklerimizi emanet ettiğimiz,güvendiğimiz ünvan ve kurumların hepsini her seferinde bıkmadan usanmadan defaatle kendimize göre geliştirdiğimiz yöntemlerle ,muhakkak sorgulamamız gerektiği..Mesela bir cafe’de otururken bazen aklıma gelir ve dikkat etmeye başlarım,izlerim,hissederim, çalışan insanların hal ve tavırlarına bakınca mutlu olup olmadığını,nezaketinde samimiyet derecesini ,istediğim kahvenin üstündeki köpüğün tükürük olup olmadığını(bunu her seferinde düşünüyorum malesef)...
Bizim hizmet sektöründe çalışan kesime iş ahlakı ile çoğunlukla bakmadığımızın göstergesi;Garson’a” - Hangisini yememi tavsiye edersiniz? diye yalvaran bakışlarla samimiyet kurup bize mutfaktan bilgi sızdırmasını,ya da garson yerine masayı toparlamaya başlamamızdan belli bence...

Kitabı okurken o kadar çok insan hikayesi okuyorsunuz ki;ünlü beyin cerrahından tutun,bir vekilin aşık olduğu badem gözlü kadına,ordan ilk hâkime hanım ve onun muteber kişiliği ile dokunmuş ağına takılan akrabalarına,ordan yakın tarihimizde yaşanmış Varlık Vergisinin Rumlar üzerindeki kırgınlıklarına ve onlara ihanet eden fırsatçı Türk komşularına,anneliğini, karşısına ne koyarsanız koyun ezilicek diğer tüm erdemleri yaşamak uğruna rezil eden kadınları,her türlü insanı bir kitabın içine sığdırdığını görüyorsunuz ve bu karakterler ile tipleri başarılı bir şekilde anlatabilmiş Ayfer Tunç’a her öykü sonunda şapka çıkarıyorsunuz..

Kitap neden okunmalı derseniz;nasıl bir insan olmak istemiyorum ve bunun için neler yapmalıyım sorusuna sağlam örneklerle cevap bulacağınız bir sürü başarılı,başarısız,mutlu,mutsuz insan öyküleri var..Yani ben ders alayım diye okumadım tabii kitabı ama istemsizce böyle ayyy böyle iğrenç bir insan olmak istemiyorum ya da heba ettikleri ömürlerini ,aslında boş ve gereksiz olduğunu bir takım hırsları,aşağılık kompleksleri,arıza yönleri yüzünden göremedikleri takıntıları,ihtiras ve arzuları yüzünden nasıl da mahvettiklerini gördüğünüz insan hikayeleri okuyorsunuz...
Kitabı zamana yayarak bitirdim beraberinde birkaç kitap okuyarak devam ettim hâla o insan öykülerinin bir gözlemcisi olarak ya hastane koridorunda,ya çalışma masalarının kenarında ya da sokak başında yaşıyorum kitabın içinde..Bunu da öykünün sarmalayıcığı başarısından dolayı Ayfer Tunç’a borçluyum..
Herkese iyi okumalar️
Simge...
Simge... Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·16 günde·Beğendi
Kendi aramızda oluşturduğumuz kitap okuma etkinliği sayesinde tanıdım Ayfer Tunç'u iyi ki de tanıdım. Okuduğum ilk kitap olmasından önemliydi bende bırakacağı düşünce.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi Samsun' da bir akıl hastahanesi çalışanları ve etrafındakilerin hikayesidir ama karmakarışık ve yüzlerce insanın hikayesi. Ayfer Tunç bu kadar insan kalabalığında isimlerin değil insanoğlunun genel geçer doğasından bahseder aslında. Beddualar, ahlar, intikamlar, kaderin tecellileri, insanın insanı delirtmedeki müthiş kabiliyetini insanın insana yaptığını başka canlının kendi cinsine yapamayacağını vurgular bütün bu geçmişten bugüne Osmanlı'dan bu ana kadar ki anlattığı bütün o karmaşık insanların hayat hikayelerinde.
Olaylar akıl hastahanesinde çalışanların bir bir eski kuşaklarına inerek sarmal bir düzende ilerler oyle bir yere gelir ki birinin hikayesinde aradığını baska birinin hikayesinde ortaya çıkarır. Oyle bir düzen içinde yapar ki bunu tesadüfün tesadüf olamayacağı şaşkınlığı ile çeker okuru kitabin içine.
Kişiler o kadar çok yer kaplıyor ki kitapta, kitabin sonunda karakterlerden oluşan sayfalarca dizin var.
Ayfer Tunç un birikimine hayranlığımi belirtmeden geçemeyeceğim, içinde geçen gerçek hayatta yaşamış bir takım tarihi kişilikleri araştırmak benim için çok keyifliydi. Sanattan tut edebiyata ve tarihe hepsini de romanın içine tadında serpiştiren üslubunu çok beğendim.
Kitapta her türden insanı bulmak mümkün iyisinden kötüsüne, aşığından hırslısına, ne ekersen onu biçersinlere, etme bulma dünyası budura, ettiğini çekenlere, kaderin kendinden yana olmadığı talihsiz insanlara, deliliğin pençesine gelirken ki adım adım vakalara. Yine çok virgülü öz anlatıma ulaşmaya çalışırken uzatıyorum galiba. Kitapta bir takım ironik ifadeler de cok hosuma gitti yüzyıllar saklanmış el yazması Kur'an i Kerimin bir sayfasının bile yipranmadan yıllarca yatak odalarında asılı kalıp farkedilmeyişi. Bu bir eleştiridir ve çok yerinde bir eleştiri. Bunun gibi çok örnek bulmak mümkün.
Farklı bir deneyimdi benim için Ayfer Tunç okumak arada yersiz gülmelerimin ardındaki o kara mizah gerçekten okunmaya değer. İnsanı anlamanın yolu biraz da okumaktan geçer deyip bunu teyit ettiren yazara teşekkürler. Kitapla ilgili detaylı bilgiler ve ana kahramanlardan bahsetmek istemiyorum onlar her yerde :)
Şimdiden keyifli okumalar
Barış AKDEMİR
Barış AKDEMİR Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·Beğendi·9/10
Tam bir gövde gösterisi niteliğinde. O kadar karakteri oluşturdun. Hepsine ayrı ayrı öyküler yazdın. Bir de tüm bunları bir biriyle ilişkilendirdin. Bu kadının kalemi, dehası insanı hayran bırakıyor...
Gunes gun
Gunes gun Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'yi inceledi.
492 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle bu kitabı okuyacaksınız hafızanıza güvenmeniz gerekiyor çünkü yığınla karakter ve olay var,zaten oldukça hacimli bir roman.bu karakterler bir şekilde birbirleriyle bağlantılı. Kitabın ilerleyen sayfalarında önceden karşınıza çıkan karakterleri ve olayları hatırlamanız gerekiyor.kitabin sert kabuğu bence bu ama kabuğu kırmayı başarınca hoş bir lezzet sizi ele geçiriyor. Son derece sürükleyici ve eğlenceli hikaye ağı o kalın kitabı hızla eritiyor. Yazarın kıvrak zekası ve hayal gücünün en güzel örneği bu eseri bence.
Ama düşündüğünü söylemenin, hele bu coğrafyada, hiç de akıllıca bir iş olmadığını görüp öğrenecek kadar zeki bir adamdı.
O yıl adaletin gelecekte de yargılamayacağı Kenan Evren’e İstanbul Üniversitesi tarafından fahri profesörlük, aynı üniversitenin Hukuk Fakültesinden fahri hukuk doktorası ünvanları verildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Baskı tarihi:
Şubat 2009
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710247
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi

Kitabı okuyanlar 502 okur

  • Emine Demirkan
  • Bilâl Akyüz
  • Hülya Öncü
  • Ercan MADENOĞLU
  • E.Şirin Sezgin
  • Irem Atasoy
  • Meryem Selvi
  • Emre Elbaşı
  • Zaman tamircisi
  • havvayadabuket

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.8 (4)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları