Bir Delinin Güncesi

7,6/10  (38 Oy) · 
95 okunma  · 
30 beğeni  · 
1.369 gösterim
Merkezin, tüm merkezlerin dışına kaçan, yalnızca kendi çekim alanlarında savrulan, sık sık kendi kara deliklerine düşen yazılardı bunlar. Hayatta her şeyi acemice yapan, ölçü ve stratejiden anlamayan, bir türlü "dediğim dedik (köşe yazılarına çok yakışan "kodum mu oturturum !"tavrı) olamayan,travmalarını fazlaca ele veren birinden beklendiği gibi...
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    166
  • ISBN:
    9789752893191
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
mısra 
 21 May 2017 · Kitabı okudu

Bir Delinin Güncesi Aslı Erdoğan'ın gazete ve dergilerde yayınlanan yazılarından oluşuyor. Yazılarının bir kısmı 90'lı yıllarda ülkemizde yaşanan olaylara ilişkin. Gözaltındayken dövülerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe, sendikacı Hüseyin Yeter sabah evden çıkmışlar bir daha evlerine dönememişler aileleri çaresizce kendilerinden haber beklemişler her tıkırtıda, evlerine yaklaşan her ayak sesinde umutlanmışlar ancak sonunda ölüm haberlerini almışlardır. Yapılan mahkemede sanıklar için tahliye kararı çıkmıştır. 'Sizin Hiç Oğlunuz Öldü mü?' başlıklı yazıda gözaltında, cezaevlerinde işkenceler sonucunda ölenler karşısında adaletin sessiz kalmasını yazmıştır.

"Fırtınalı havada çakan şimşeğin kurşuni ışığı, bir mine çiçeğine değerse, o çiçek renginin yitirirmiş" cümlesiyle başlayan ‘Fırtına Çiçekleri’ başlıklı yazının sonundaki, "ilk yaz çiçeklerinin üzerine kar yağmış parlak ürkek, saf düşler fırtınada dağılmıştı." cümlesi Manisalı çocukların ruhlarında açılan yaraların kapanmayacağını, adalet, insanlık, vicdan gibi heybetli sözlüklerin yıkıldığının ifadesi.

“Uçurumun Dibindeki Kahkaha” da oğlunun parçalanmış yüzünü görüp de tanıyamayan bir mahkûm annesinin durumu karşısında atılan kahkahayı yazmış. Böyle bir durum karşısında nasıl gülünebilir ki?

Kız R.D., R.K. , K.İ.’nin sessiz çığlıkları. Megrican, R.D.’nin Çocuk Esirgeme Kurumu’na bırakılan korucunun tecavüzü sonucunda doğan bebeği. R.D. her gece onu rüyasında ağlarken görüyor. Oysa ki Megrican ‘ağlama benim canım’ demek.

Bu şekilde insanın uğradığı zulmü anlatan birçok yazı var kitapta özneleri farklı gibi görünmesine rağmen derine indiğinizde aslında biziz.

Aslı Erdoğan Boşluğun Resmi başlıklı yazısında biz okurlara, duygular alanına tehlikeli dalışlar yapmayan insan yüreğinde ölümcül saltolar atmayan sizin düşüncelerinizi berraklaştıran tablet biçiminde geri sunan yazıları mı okumak istersiniz diye soruyor. Kendi tercihinin bedenle konuşan yazıları gırtlağa çökenleri, mideye bir yumruk salllayanları karanlığı yadsıyanları değil, karanlıkla birlikte tam karanlıktan yazılanlar olduğunu söylüyor ve bu yazılarında bu tercihini sonuna kadar kullanmış. Karanlıklar içinde kalan sessiz çığlıkları, yaşanan acıları bütün yüreği, insanlığıyla duyumsamış, hayran kaldığım insanın içine işleyen sarsıcı cümleleriyle gün ışığına çıkarmış. İç açıcı bir okuma değil ama bu çığlıklara başka çığlıklar eklenmesin diye kulak vermek gerek.

“Yaralar çoğu kez dilsizdir, ama bir konuştular mı, sesleri korkutucudur ve yalan söylemeyi beceremezler.”

Manisalı çocukları merak etmiştim. Bu link onlarla ilgili.
https://bianet.org/...i-cocuklarin-16-yili