·
Okunma
·
Beğeni
·
22.158
Gösterim
Adı:
Bir Delinin Hatıra Defteri
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052398425
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Ortaç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ren Kitap
“Hayatımız bizimle tuhaf bir oyun oynuyor.”





Gerek insanı anlamak gerek Rus toplumuna daha yakından bakabilmek için en önemli kaynaklardan biri olan Gogol, birçok edebiyatçının da ilham kaynağı olmuştur. Oyun yazarlığı da yapmış olan Gogol’ün Bir Delinin Hatıra Defteri ülkemizde de hâlâ sahnelenmektedir. Bir Delinin Hatıra Defteri’nde ve diğer öykülerinde bireysel hezeyanlarla şizofrenik düşüncelerin yansımalarını bulurken insanın iç dünyasını anlamaya daha da yaklaşırız. Palto ve Burun hikâyelerinin de bulunduğu elinizdeki kitapta, Gogol’ün edebiyata zekice yaklaşımına tanık olurken kendinize dair pek çok ayrıntı bulacaksınız.





‘‘Bugün bana ilahi bir ilham kaynağı gibi gözüken bir şey oldu. Nevski Caddesi’nde birbirleriyle konuşan iki köpek aklıma geldi. Harika, diye düşündüm, şimdi yapmam gereken şeyi net bir şekilde görüyorum. Bu iki saçma köpeğin birbirleriyle yaptıkları konuşmayı çözmeliyim. Bunu çözünce birçok şeyi algılamayı başaracağım.”





(Tanıtım Bülteninden)
PALTO DA PALTOYMUŞ HA!

Büyük yazar Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'ün Paltosundan çıktık " dediği o meşhur sözü herkes bilir. Dostoyevski bu sözüyle bence Gogol'ün hakkını fazlasıyla vermiş. Hiçbir övgü yazarın büyüklüğünü bu kadar sağlam anlatamazdı diye düşünüyorum.


Gogol'ün bu güzel kitabı "Bir Delinin Hatıra Defteri" "Palto" ve "Burun" adlı üç hikayesinden oluşuyor. İçlerinde "Palto" hikayesi biraz uzun, diğer iki hikaye ise oldukça kısa. Birbirinden güzel bu hikayelere geçmeden önce yazarın anlatımından biraz bahsetmek istiyorum.


Yazarımızın, eserlerini yazdığı dönem dikkate alınırsa çağının ötesinde yaratıcı bir zekasının olduğunu görüyoruz. Bu yaratıcılık üç hikayesinde de insanı şaşırtacak derecede kendisini gösteriyor. Ayrıca anlatımında öne çıkan bir diğer konu da yazarın mizah ve hiciv yeteneği diyebilirim. Öyleki kitabı başından sonuna kadar tebessüm ile okudum. Çok sevdiğim bir yazar olan Bulgakov'un da mizah ve yergi yeteneğini kimden aldığını Gogol'ü okuyunca daha iyi anladım. Bulgakov kesinlikle Gogol'ün paltosundan çıkmış.


"BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ"
Bu hikayede, sıradan bir memur olan İvanoviç'in, müdürünün kızına aşık olduktan sonra ruh sağlığının bozulup nasıl delirdiği eğlenceli bir dille anlatılmış. Trajikomik olan bu hikayeyi de diğer hikayeleri gibi çok beğendim.


"PALTO"
O meşhur Palto hikayesi. Üç hikaye içinde en uzun olanıydı ve insana "keşke daha uzun yazsaymış" dedirten türdendi.Kitaplar okuruz ve belli bir süre sonra birçoğunun karakterlerini unuturuz. Ama bazı karakterler vardır ki unutulmaz. Mesela Raskolnikov ve Meursault gibi. İşte Palto hikayesinin karakteri de o unutulmayacak olanlardan: Akaki Akakiyeviç. Yalnız diğer karakterlerden farkı silik bir tip olması.
Akakiyeviç de tutunamayanlardan birisi. Karakterimiz yine aşağı dereceden bir memur.Herkes tarafından alay edilen ama işine düşkün çalışkan bir memur. Tek derdi var o da paltosunun eski olması.Tek bir isteği var o da yeni bir paltoya sahip olmak istemesi. Sıradan bir konuya benziyor ama merakkaçıran vermemek adına konuyu burada sonlandırıyorum. Okuyunca Palto hikayesinin neden bu kadar sevildiğini daha iyi anlayacaksınız.


"BURUN"
Kitabın son ve en çok güldüğüm hikayesi Burun'du. Yazarın -yazıldığı dönemi düşünülürse- böyle büyülü ve gerçeküstü bir hikaye yazmasına çok şaşırdım. Konusu oldukça ilginç. Hikaye, karakterimiz Kovalev'in bir sabah uyandığında burnunu yerinde bulamamasıyla başlıyor. Ardından kahramanın, burunsuz dümdüz yüzüyle Petersburg sokaklarında kaybolan burnunu aramasıyla devam ediyor. Baştan sona mizahın eksik olmadığı bir hikayeydi. Gogol bu hikayesinde de Rus bürokrasisini kendine has hicviyle bir güzel eleştirmiş.


Üç hikayede de ortak noktalar ön plana çıkıyor.Karakterlerin üçü de alt dereceden memur. Gogol bütün hikayelerinde devlet sistemini, adam kayırmacayı, adaletsizliği, vasıfsız ve liyakatsiz kişilerin haketmediği yerlere gelmesini igneleyici anlatımıyla eleştirmiş.
125 sayfadan oluşan bu kısa kitabı kesinlikle okumanızı öneriyorum.


"Çarpık bir burna değil, sakat ve sahte bir ruha gülelim."
- Nikolay Vasilyeviç Gogol-
Üç öyküden oluşan kısa bir kitap olmasına rağmen kitaptan çok etkilendim. Belki okulda ödev olarak verilen kitaplara soğuk bakıp beklentimi düşük tuttuğum içinde olabilir tabi. Ama Dostoyevski “Hepimiz Gogol’ün ‘Palto’sundan çıktık.” dediyse boşuna değil bu. Ve kitabı bana hediye etme nezaketi gösteren çok kıymetli dostum da bu kitabı seçtiyse bu da boşuna değil.

İlk öykü, önce neden memur olduğunu, neden zengin olmadığını sorgulayan, sonunda da İspanya kralı olduğuna karar veren bir delinin günlüğünden oluşuyor. Basit insanlar üzerinden oluşturulan bu şahane anlatım ancak hayranlıkla okunur. Belki delileri sevdiğim için de bu karakteri sevmiş olabilirim. Bilemiyorum. Ama hakkını vermem lazım güzel delirmiş. Ben beğendim şahsen. Hem deli hem günlük tutuyor. Hem günlük tutuyor hem köpeklerin birbirine yazdığı mektupları gayet normal karşılayarak okuyor. Hayal gücüne hayran kaldım.. Öykünün sonlarında gördüğü şiddeti anlamlandıramıyor oluşu gözlerimin dolmasına sebep oldu. İçimi bir acı kapladı.

‘Burun’da absürdün sınırlarını daha da zorladığını hissettim. Rus bürokrasisi, sınıf ve kültür farkı gibi konuları böyle absürt bir öykü içinde bile ustalıkla işlemiş.

Son olarakta ‘Palto’.. Silik mi silik bir kalem memuru. Onun hayatı, isteği, amacı sadece yazıları hatasız temize çekmek. Sürekli ve sürekli çalışan, aklı hep işiyle meşgul alt tabakadan bir memur. İş hayatın da yaşadığı aşağılanmalar, alaylar ve hiçbirine aldırmayışının verdiği acı. Hiçbirine karşı koyamayışının verdiği acı. Ve hayatında yapabildiği tek değişiklik o palto. Düşününce Nasrettin hocanın ‘ye kürküm ye’ fıkrasıyla aynı konuyu işliyor gibi görünüyor. Ama Gogol öyle bir kaleme sahip ki Akaki evinden çıkıp lüks bir hayat süren amirinin evine giderken sokakların, kızakların, sokak lambalarının ve evlerin nasıl değiştiğine şahit oluyorsunuz. Daha sonra kaçar gibi evine doğru yola çıktığında kendi mahallesine yaklaştıkça orayı o gece kondular topluluğunu çöle benzetmesi içimi burksada yazarın anlatımına yeniden hayran kaldım. Kitabın en beğendiğim kısımlarından biri de bu birbirine zıt hayatların sergileniş biçimi oldu..

Velhasıl benim beklentimi fazlasıyla karşılayan bir kitap oldu. Keyifli okumalar :)
  • Palto
    8.7/10 (1.104 Oy)962 beğeni3.057 okunma335 alıntı16.548 gösterim
  • Dörtlükler
    8.7/10 (750 Oy)702 beğeni2.433 okunma1.393 alıntı13.997 gösterim
  • Babaya Mektup
    8.1/10 (848 Oy)805 beğeni2.611 okunma1.249 alıntı16.936 gösterim
  • İtiraflarım
    8.4/10 (605 Oy)565 beğeni1.941 okunma1.328 alıntı13.105 gösterim
  • Cimri
    8.3/10 (414 Oy)353 beğeni1.531 okunma213 alıntı7.374 gösterim
  • İvan İlyiç'in Ölümü
    8.4/10 (771 Oy)659 beğeni2.276 okunma589 alıntı12.912 gösterim
  • Martı
    7.9/10 (403 Oy)356 beğeni1.426 okunma364 alıntı9.021 gösterim
  • Dinle Küçük Adam
    8.3/10 (637 Oy)595 beğeni1.673 okunma1.467 alıntı21.249 gösterim
  • Goriot Baba
    8.1/10 (471 Oy)406 beğeni1.817 okunma717 alıntı10.656 gösterim
  • Mutlu Prens
    8.4/10 (549 Oy)458 beğeni1.732 okunma376 alıntı11.638 gösterim
Kitapta üç öykü bulunmakta,Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto ve Burun.Yazar hakkında söyleyebileceğim şeylerden birisi şu ki anlatımıyla okuyucuyu adeta Petersburg sokaklarında gezdirebilir.Betimlemeleri çok kuvvetli.
Bilmediğin bir yere gidersin de çok iyi bildiğin birinin yanına; etrafına bakarken o konuşur, sen bir yandan dinlersin, bir yandan gözün takılır bir yerlere.Gogol ile Petersbug sokaklarında gezmek de öyledir, yolda gördüğü bir adamı anlatırken sana, bir yandan vitrinleri incelersin, bir kadının şapkası ilişir az ileride gözüne, elini annesinin kurtararak kendini özgürlüğe hapsetmiş bir çocuğun kalabalıkta kayboluşunu takip edersin ister istemez.Rusların ve Dünya Edebiyatının'da dediği gibi,ondan sonraki her yazar Gogol'un PALTO'sunun altından çıkmıştır.

Kitaba gelecek olursak güzel ve espirili bir kitap. Gogol çocukluğu ve yaşantısının bilinçaltına işlediğini anlayabiliyoruz.Bir oturuşta bitebilecek olan kitap eğlenceli olduğu kadar, aynı zamanda da bulunduğu dönemin koşullarını eleştiren, hicivli yapıda olan bir eserdir. Kitapta bulunan öykülerde Rus bürokrasisinin işleyişini, Rus toplumunun genel yapısını görebilirsiniz. Akıcı ve sade bir dil kullanılmış.
Harika bir öykü,okurken gülmeden hatta kahkaha atmadan edemiyorsunuz.Deliyi kastederken ironi yaptığını sanıyordum;ama gerçekten de bir delinin hatıra defteriymiş kastettiği zaten kitabı güzel yapan da bu.Gogol yazarken kendini,okuyucuyu,hatta dünyayı ve evreni umursamadan yazmış kendiyle ve okuyucuyla adeta dalga geçmiş,bu rahat,umarsız yazım tarzı çok keyifli,bu tarzı diğer kitaplarında da görmek mümkün ama bu kitabında zirve yapmış diyebilirim.
Gogol, ana kahramanımızın yaşadığı ruhsal sorunları onun bakış açısından sanki normalmiş gibi aktarmış. Yüzümde sürekli bir gülümsemeyle keyif alarak okudum.
Merhaba herkese (:

Yine ben ve kısa bir inceleme .

Kitap 3 kısa öyküden oluşuyor ama bu öyküler size hayat dersi verir nitelikte . Her bir öykünün insana katacak çok şeyi olduğunu düşünüyorum.

İyi Okumalar.
P: "Ben neden memurum? Ben amir de olabilirim. Belki de ben zenginimdir. Ben kral olmalıyım. Ben kralım."
G: "Sevgili dostum Poprişçin, üzülerek söylemeliyim ki sen de bizim gibi alelade bir varlıksın. Bizler soylu(!) sınıfın içine giremeyiz. Sen denedin bunu müdürün kızına yanaşarak, kayın pederimin fakir olması benim salaklığımdır diye düşünerek ama yemedi. Neden? Çünkü zengin kızlar zengin erkeklerle evlenir."
P: "Ama hani zengin kız fakir oğlan diyordun bana?"
G:"Ahmak dostum, o yalnızca Yeşilçam'da olur."
P: "O zaman ben de Yeşilçam'dan birini seveyim?"
G: Hayır Poprişçin. Yeşilçam da bitti. Şimdi diziler var istersen. Bol entrikalı, ahlaksızlarla örülü, aşka ve zenginliğe giden yolda her türlü edepsizliğe göz yumulabileceğini gösteren cinsten. Ne dersin?"
*Poprişçin buna ne derdi bilinmez. Ama bence onun gibi bir karakter çok iyi giderdi bizim dizilere. "Kafayı sıyırmış deli" diye gülerlerdi bizim ahmaklar. Oysaki gülünmesi gereken, Çiftlikbank zihniyeti. Bu kitabı okurken aklıma Tosuncuk geldi nedense. İnsanlar nasıl kısa yoldan zengin olurum da insanlara üstünlük kurarım düşüncesindeler. Bu insanlar toplumu, toplumun zihniyeti de Poprişçinler'i doğuruyor. Kimse keyfinden delirmiyor, kimse keyfinden intihar etmiyor. Yargılamadan önce düşünmeli insan. Neden insan aklı birden uçup gidiyor, neden gencecik yaşamlar toprak oluyor diye.
Neyse kitap hoşuma gitti. Ben yalnızca Bir Delinin Hatıra Defteri'ni okudum ama sanırım kitabın Palto ve Burun hikayeleriyle birlikte çıkan basımları da var. Tiyatro oyununu kaçırdım ama kitap iyi geldi.
Hepimiz Poprişçin'iz!
Gogol'un daha önce hic kitabini okumamistim. Ama bu kitaptan sonra diğerlerini en kısa zamanda okunmaya karar verdim.

Dili akıcı, sıkılmadan okuyorsunuz. Kitap içine çekiyor sizi. Ayrıca Gogol amcamizin "dedik ya...,ama daha önce okurların bu olağanüstü adamı tanıması gerek..." vb. cümleler ile bizimle konusuyormuşcasina yazmış olması kitabi daha da akıcı ve anlaşılır kılmış

Gelelim kitabin konusuna...kitabı üç bölümden, hikayeden oluşuyor. İlk hikayede kurşun kalem ucu açmakla görevli bir memurdan bahsediyor. Zaten diğer iki hikayeye gore ilk hikayemiz kısa.

İkinci bölümde İvan İvanoviç ile İvan Nikiforovic arasında gecen bir olaydan bahsediyor. Bu bölümdeki karakterlerin cogunun soyadı "ovic" ile bitiyor. Sanırım hepsi uzaktan da olsa akraba :) Bir de bu bolumun bir bolumunu okurken "hayvan çiftliği" kitabini animsadim.

Ve gelgelim üçüncü ve son bolum; bir ressam ve bu ressamın vucunda hayat bulmuş insanlığın hırsları anlatılmış bu bölümde -hatta hirsadan daha fazlası, açgözlülügumuz, güzeli görmeyip kötüyü güzel gösterme cabalarimiz, daha neler neler..-bence kitabin en can alici bölümü bu bölüm.

Biraz daha yazarsan kitabin hepsini anlatacagim. O yüzden incelemenin satırlarına son veriyorum. Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. (Mektup sonu gibi oldu...olsundu, gece gece mektup'u hatırladık işte. Çok önceleri ne de güzel
alışkanlıklarımız varmış :) )

Bu kitabı da mutlaka okuma listenize alin derim.
Kitapla kalın sevgili okurlar....;)
Gogol’un silik tipleri ve aristokrat kesimi işleyişine hayranım. Absürd komediye ironiye dönüyor. Konuyu işleyişi üslubu öyle etkileyici ki hepsi insanı düşündürüyor. Ben neden memurum ki özellikle de kalem memuru neden? İvanoviç deli mi gerçekten diye soruyorum deli evet :) ama tabi Gogol’un anlattığı deli değil. Yine ironi yine eleştiri. Kendini İspanya kralı zanneden bir delinin günlüğü. Yine memur yine hor görülüyor eziliyor. Hayata kısa neşeli bir mola gibi. Bitiyor ve yüzünüzde hala bir tebessüm. Gogol a bir kez daha hayranlık duyuyor insan. Kültür ve sınıf çatışmaları ana temamız çoğu öyküsünde olduğu gibi. Olağandışı absürt bir kurguyu sanki olağan bir durummuş gibi anlatmış. Bu da Gogol’un ustalığı. Keyifli okumalar.
"Bir Delinin Hatıra Defteri"ndeki kahramanımız İvanoviç, bir büroda en alt seviyede çalışan memurdur. Gogol öyküyü İvanoviç'in yazdığı günlükler şeklinde anlatıyor. Gogol, toplumun İvanoviç'e bakışı ve İvanoviç'in çevresindeki insanlarla ilişkisini anlatırken dışlanmış bir insan tipini sergiliyor. İvanoviç çalıştığı bürodaki Şube müdürünün kızına karşı platonik bir aşk besliyor. "Zengin kız fakir oğlan" diyebileceğimiz şekilde gelişen bu durum anlatılırken, toplumsal sınıf farklılığının İvanoviç'te meydana getirdiği ezilmişlik duygusu üzerinde duruluyor. Basit ve fakir bir kişi olmak, bu sebeple hakkını arayamamak, hor görülmek İvanoviç'in ruh sağlığını her geçen gün biraz daha bozuyor. Bunun yanında Gogol, İvanoviç'in yoğun hayal dünyasının deliliğe evrilişini anlatırken, okura delilik ve uçarı hayaller arasındaki sınırı da hissettiriyor. Yani okurken insan yer yer "bende mi deliyim" sorusunu soruyor kendine. Velhasıl İvanoviç'ten çok farklı değiliz, delirebiliriz, adamı zorla deli ederler. İyi okumalar.
Tutku Yayınları / 1. Baskı / Derya Öztürk / 60 sayfa / Sadece Bir Delinin Hatıra Defteri hikayesi
Kitabın künyesiyle başladım çünkü bu kitap bir çok yayınevi tarafından bu isimle fakat içerisinde birkaç öyküyle beraber de basılıyor. İncelemelerde gördüğümüz gibi. "Üç hikayeden oluşuyor, dört hikayeden oluşuyor vs." Aslında kitap farklı edisyonları da ekli siteye ama okurlarımız okudukları ya da inceledikleri kitabı eklerken pek özenli davranmıyor anlaşılan.
Kitaba gelelim, zengin patronunun güzeller güzeli kızına vurulan adamımız, zaten biraz kıt olan aklını daha da yitiriyor. Kendini İspanya Kralı falan zannetmeye başlıyor garibim. Yazık. Tabi bu birden olmuyor zaten adam ezilip duruyor, platonik aşk, üstüne kızın evleneceğini duyunca da... Neyse işte onun günlüğünü okuyoruz kitapta. Gogol yine trajikomik bir öyküyle toplumda makam ve mevkiden doğan sınıf farklılıklarını ve sonuçlarını önümüze seriyor.
Bir çırpıda okunabilen bir kitap. Altında derin bir toplum ve bürokrasi eleştirisi yatıyor. Kitap 4 hikayeden oluşuyor. Bunlardan ilki kitabın da adı: Bir Delinin Hatıra Defteri.

Yazar Gogol, sadece 33 yaşında hayata veda etmiş birisi. Çeşitli ruhsal hastalıklarla mücadele etmiş. Bir Delinin Hatıra Defteri'ni yazması sanırım tesadüf değil. 4 farklı hikayede de işini savsaklayan polisler, sınıf farklılıkları, gösteriş amaçlı yaşayan ve kendisinden ziyade üst sınıfları memnun etmeye çalışan gösteriş budalaları hedef tahtasına oturtulmuş. Eğlenceye düşkün, sorgulamayan, dedikodu yapan, hayaletlere, mitlere inanan Rus toplumuna bir mesaj var. Sanki Gogol, ruhsal hastalıklarla mücadele eden ben değilim; Rus toplumu dercesine yazmış.

Listemde en üstlerde yer alacak kadar beğendiğim bir kitap olmadı ama en azından Oblomov'da anlatılan durağan, sıkıcı ve içine kapanık Rus toplumu eleştirisini bu kitapta da görmek adeta ilerleyen yıllarda bir değişimin, bir devrimin geleceğini aydın sınıfın sezdiğine delalet gibi.

İyi okumalar.
Dünyada [...] neler oluyordu, neler! Mesela işittiğime göre, İngiltere'de bir balık sudan sıçramış ve tuhaf lisanla iki sözcük söylemişti. Bilginler tam üç yıldır bu iki sözcüğün anlamını çözmeye çalışıyordu. Ne var ki, henüz bulabildikleri bir şey yoktu. Yine gazeteden okuduğum bir habere göre, iki inek bakkala girip yarım kilo çay istemişti

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Delinin Hatıra Defteri
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052398425
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Ortaç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ren Kitap
“Hayatımız bizimle tuhaf bir oyun oynuyor.”





Gerek insanı anlamak gerek Rus toplumuna daha yakından bakabilmek için en önemli kaynaklardan biri olan Gogol, birçok edebiyatçının da ilham kaynağı olmuştur. Oyun yazarlığı da yapmış olan Gogol’ün Bir Delinin Hatıra Defteri ülkemizde de hâlâ sahnelenmektedir. Bir Delinin Hatıra Defteri’nde ve diğer öykülerinde bireysel hezeyanlarla şizofrenik düşüncelerin yansımalarını bulurken insanın iç dünyasını anlamaya daha da yaklaşırız. Palto ve Burun hikâyelerinin de bulunduğu elinizdeki kitapta, Gogol’ün edebiyata zekice yaklaşımına tanık olurken kendinize dair pek çok ayrıntı bulacaksınız.





‘‘Bugün bana ilahi bir ilham kaynağı gibi gözüken bir şey oldu. Nevski Caddesi’nde birbirleriyle konuşan iki köpek aklıma geldi. Harika, diye düşündüm, şimdi yapmam gereken şeyi net bir şekilde görüyorum. Bu iki saçma köpeğin birbirleriyle yaptıkları konuşmayı çözmeliyim. Bunu çözünce birçok şeyi algılamayı başaracağım.”





(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.255 okur

  • Tuğçe Yılmaz
  • Rümeysa Demirbaş
  • Hüda Bldrc
  • Beste Ünver
  • Murat Budak
  • Canan Sever
  • Selman
  • Onur Akın Akbal
  • aylin tosun turan
  • Seyhan dursun

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0.2 (1)
8
%1 (6)
7
%0.5 (3)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları