Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Vasilyeviç Gogol

·
Okunma
·
Beğeni
·
16.866
Gösterim
Adı:
Bir Delinin Hatıra Defteri
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197540
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayınları
Puşkin' in ölümünden sonra Gogol' un popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol' da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı' nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848' de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin' e gider. Moskova' ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 43 yaşında Moskova' da ölür.
Kitapta üç öykü bulunmakta,Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto ve Burun.Yazar hakkında söyleyebileceğim şeylerden birisi şu ki anlatımıyla okuyucuyu adeta Petersburg sokaklarında gezdirebilir.Betimlemeleri çok kuvvetli.
Bilmediğin bir yere gidersin de çok iyi bildiğin birinin yanına; etrafına bakarken o konuşur, sen bir yandan dinlersin, bir yandan gözün takılır bir yerlere.Gogol ile Petersbug sokaklarında gezmek de öyledir, yolda gördüğü bir adamı anlatırken sana, bir yandan vitrinleri incelersin, bir kadının şapkası ilişir az ileride gözüne, elini annesinin kurtararak kendini özgürlüğe hapsetmiş bir çocuğun kalabalıkta kayboluşunu takip edersin ister istemez.Rusların ve Dünya Edebiyatının'da dediği gibi,ondan sonraki her yazar Gogol'un PALTO'sunun altından çıkmıştır.

Kitaba gelecek olursak güzel ve espirili bir kitap. Gogol çocukluğu ve yaşantısının bilinçaltına işlediğini anlayabiliyoruz.Bir oturuşta bitebilecek olan kitap eğlenceli olduğu kadar, aynı zamanda da bulunduğu dönemin koşullarını eleştiren, hicivli yapıda olan bir eserdir. Kitapta bulunan öykülerde Rus bürokrasisinin işleyişini, Rus toplumunun genel yapısını görebilirsiniz. Akıcı ve sade bir dil kullanılmış.
Üç öyküden oluşan kısa bir kitap olmasına rağmen kitaptan çok etkilendim. Belki okulda ödev olarak verilen kitaplara soğuk bakıp beklentimi düşük tuttuğum içinde olabilir tabi. Ama Dostoyevski “Hepimiz Gogol’ün ‘Palto’sundan çıktık.” dediyse boşuna değil bu. Ve kitabı bana hediye etme nezaketi gösteren çok kıymetli dostum da bu kitabı seçtiyse bu da boşuna değil.

İlk öykü, önce neden memur olduğunu, neden zengin olmadığını sorgulayan, sonunda da İspanya kralı olduğuna karar veren bir delinin günlüğünden oluşuyor. Basit insanlar üzerinden oluşturulan bu şahane anlatım ancak hayranlıkla okunur. Belki delileri sevdiğim için de bu karakteri sevmiş olabilirim. Bilemiyorum. Ama hakkını vermem lazım güzel delirmiş. Ben beğendim şahsen. Hem deli hem günlük tutuyor. Hem günlük tutuyor hem köpeklerin birbirine yazdığı mektupları gayet normal karşılayarak okuyor. Hayal gücüne hayran kaldım.. Öykünün sonlarında gördüğü şiddeti anlamlandıramıyor oluşu gözlerimin dolmasına sebep oldu. İçimi bir acı kapladı.

‘Burun’da absürdün sınırlarını daha da zorladığını hissettim. Rus bürokrasisi, sınıf ve kültür farkı gibi konuları böyle absürt bir öykü içinde bile ustalıkla işlemiş.

Son olarakta ‘Palto’.. Silik mi silik bir kalem memuru. Onun hayatı, isteği, amacı sadece yazıları hatasız temize çekmek. Sürekli ve sürekli çalışan, aklı hep işiyle meşgul alt tabakadan bir memur. İş hayatın da yaşadığı aşağılanmalar, alaylar ve hiçbirine aldırmayışının verdiği acı. Hiçbirine karşı koyamayışının verdiği acı. Ve hayatında yapabildiği tek değişiklik o palto. Düşününce Nasrettin hocanın ‘ye kürküm ye’ fıkrasıyla aynı konuyu işliyor gibi görünüyor. Ama Gogol öyle bir kaleme sahip ki Akaki evinden çıkıp lüks bir hayat süren amirinin evine giderken sokakların, kızakların, sokak lambalarının ve evlerin nasıl değiştiğine şahit oluyorsunuz. Daha sonra kaçar gibi evine doğru yola çıktığında kendi mahallesine yaklaştıkça orayı o gece kondular topluluğunu çöle benzetmesi içimi burksada yazarın anlatımına yeniden hayran kaldım. Kitabın en beğendiğim kısımlarından biri de bu birbirine zıt hayatların sergileniş biçimi oldu..

Velhasıl benim beklentimi fazlasıyla karşılayan bir kitap oldu. Keyifli okumalar :)
Harika bir öykü,okurken gülmeden hatta kahkaha atmadan edemiyorsunuz.Deliyi kastederken ironi yaptığını sanıyordum;ama gerçekten de bir delinin hatıra defteriymiş kastettiği zaten kitabı güzel yapan da bu.Gogol yazarken kendini,okuyucuyu,hatta dünyayı ve evreni umursamadan yazmış kendiyle ve okuyucuyla adeta dalga geçmiş,bu rahat,umarsız yazım tarzı çok keyifli,bu tarzı diğer kitaplarında da görmek mümkün ama bu kitabında zirve yapmış diyebilirim.
Gogol, ana kahramanımızın yaşadığı ruhsal sorunları onun bakış açısından sanki normalmiş gibi aktarmış. Yüzümde sürekli bir gülümsemeyle keyif alarak okudum.
P: "Ben neden memurum? Ben amir de olabilirim. Belki de ben zenginimdir. Ben kral olmalıyım. Ben kralım."
G: "Sevgili dostum Poprişçin, üzülerek söylemeliyim ki sen de bizim gibi alelade bir varlıksın. Bizler soylu(!) sınıfın içine giremeyiz. Sen denedin bunu müdürün kızına yanaşarak, kayın pederimin fakir olması benim salaklığımdır diye düşünerek ama yemedi. Neden? Çünkü zengin kızlar zengin erkeklerle evlenir."
P: "Ama hani zengin kız fakir oğlan diyordun bana?"
G:"Ahmak dostum, o yalnızca Yeşilçam'da olur."
P: "O zaman ben de Yeşilçam'dan birini seveyim?"
G: Hayır Poprişçin. Yeşilçam da bitti. Şimdi diziler var istersen. Bol entrikalı, ahlaksızlarla örülü, aşka ve zenginliğe giden yolda her türlü edepsizliğe göz yumulabileceğini gösteren cinsten. Ne dersin?"
*Poprişçin buna ne derdi bilinmez. Ama bence onun gibi bir karakter çok iyi giderdi bizim dizilere. "Kafayı sıyırmış deli" diye gülerlerdi bizim ahmaklar. Oysaki gülünmesi gereken, Çiftlikbank zihniyeti. Bu kitabı okurken aklıma Tosuncuk geldi nedense. İnsanlar nasıl kısa yoldan zengin olurum da insanlara üstünlük kurarım düşüncesindeler. Bu insanlar toplumu, toplumun zihniyeti de Poprişçinler'i doğuruyor. Kimse keyfinden delirmiyor, kimse keyfinden intihar etmiyor. Yargılamadan önce düşünmeli insan. Neden insan aklı birden uçup gidiyor, neden gencecik yaşamlar toprak oluyor diye.
Neyse kitap hoşuma gitti. Ben yalnızca Bir Delinin Hatıra Defteri'ni okudum ama sanırım kitabın Palto ve Burun hikayeleriyle birlikte çıkan basımları da var. Tiyatro oyununu kaçırdım ama kitap iyi geldi.
Hepimiz Poprişçin'iz!
Merhaba herkese (:

Yine ben ve kısa bir inceleme .

Kitap 3 kısa öyküden oluşuyor ama bu öyküler size hayat dersi verir nitelikte . Her bir öykünün insana katacak çok şeyi olduğunu düşünüyorum.

İyi Okumalar.
Gogol’un silik tipleri ve aristokrat kesimi işleyişine hayranım. Absürd komediye ironiye dönüyor. Konuyu işleyişi üslubu öyle etkileyici ki hepsi insanı düşündürüyor. Ben neden memurum ki özellikle de kalem memuru neden? İvanoviç deli mi gerçekten diye soruyorum deli evet :) ama tabi Gogol’un anlattığı deli değil. Yine ironi yine eleştiri. Kendini İspanya kralı zanneden bir delinin günlüğü. Yine memur yine hor görülüyor eziliyor. Hayata kısa neşeli bir mola gibi. Bitiyor ve yüzünüzde hala bir tebessüm. Gogol a bir kez daha hayranlık duyuyor insan. Kültür ve sınıf çatışmaları ana temamız çoğu öyküsünde olduğu gibi. Olağandışı absürt bir kurguyu sanki olağan bir durummuş gibi anlatmış. Bu da Gogol’un ustalığı. Keyifli okumalar.
Gogol'un daha önce hic kitabini okumamistim. Ama bu kitaptan sonra diğerlerini en kısa zamanda okunmaya karar verdim.

Dili akıcı, sıkılmadan okuyorsunuz. Kitap içine çekiyor sizi. Ayrıca Gogol amcamizin "dedik ya...,ama daha önce okurların bu olağanüstü adamı tanıması gerek..." vb. cümleler ile bizimle konusuyormuşcasina yazmış olması kitabi daha da akıcı ve anlaşılır kılmış

Gelelim kitabin konusuna...kitabı üç bölümden, hikayeden oluşuyor. İlk hikayede kurşun kalem ucu açmakla görevli bir memurdan bahsediyor. Zaten diğer iki hikayeye gore ilk hikayemiz kısa.

İkinci bölümde İvan İvanoviç ile İvan Nikiforovic arasında gecen bir olaydan bahsediyor. Bu bölümdeki karakterlerin cogunun soyadı "ovic" ile bitiyor. Sanırım hepsi uzaktan da olsa akraba :) Bir de bu bolumun bir bolumunu okurken "hayvan çiftliği" kitabini animsadim.

Ve gelgelim üçüncü ve son bolum; bir ressam ve bu ressamın vucunda hayat bulmuş insanlığın hırsları anlatılmış bu bölümde -hatta hirsadan daha fazlası, açgözlülügumuz, güzeli görmeyip kötüyü güzel gösterme cabalarimiz, daha neler neler..-bence kitabin en can alici bölümü bu bölüm.

Biraz daha yazarsan kitabin hepsini anlatacagim. O yüzden incelemenin satırlarına son veriyorum. Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. (Mektup sonu gibi oldu...olsundu, gece gece mektup'u hatırladık işte. Çok önceleri ne de güzel
alışkanlıklarımız varmış :) )

Bu kitabı da mutlaka okuma listenize alin derim.
Kitapla kalın sevgili okurlar....;)
Tutku Yayınları / 1. Baskı / Derya Öztürk / 60 sayfa / Sadece Bir Delinin Hatıra Defteri hikayesi
Kitabın künyesiyle başladım çünkü bu kitap bir çok yayınevi tarafından bu isimle fakat içerisinde birkaç öyküyle beraber de basılıyor. İncelemelerde gördüğümüz gibi. "Üç hikayeden oluşuyor, dört hikayeden oluşuyor vs." Aslında kitap farklı edisyonları da ekli siteye ama okurlarımız okudukları ya da inceledikleri kitabı eklerken pek özenli davranmıyor anlaşılan.
Kitaba gelelim, zengin patronunun güzeller güzeli kızına vurulan adamımız, zaten biraz kıt olan aklını daha da yitiriyor. Kendini İspanya Kralı falan zannetmeye başlıyor garibim. Yazık. Tabi bu birden olmuyor zaten adam ezilip duruyor, platonik aşk, üstüne kızın evleneceğini duyunca da... Neyse işte onun günlüğünü okuyoruz kitapta. Gogol yine trajikomik bir öyküyle toplumda makam ve mevkiden doğan sınıf farklılıklarını ve sonuçlarını önümüze seriyor.
"Bir Delinin Hatıra Defteri"ndeki kahramanımız İvanoviç, bir büroda en alt seviyede çalışan memurdur. Gogol öyküyü İvanoviç'in yazdığı günlükler şeklinde anlatıyor. Gogol, toplumun İvanoviç'e bakışı ve İvanoviç'in çevresindeki insanlarla ilişkisini anlatırken dışlanmış bir insan tipini sergiliyor. İvanoviç çalıştığı bürodaki Şube müdürünün kızına karşı platonik bir aşk besliyor. "Zengin kız fakir oğlan" diyebileceğimiz şekilde gelişen bu durum anlatılırken, toplumsal sınıf farklılığının İvanoviç'te meydana getirdiği ezilmişlik duygusu üzerinde duruluyor. Basit ve fakir bir kişi olmak, bu sebeple hakkını arayamamak, hor görülmek İvanoviç'in ruh sağlığını her geçen gün biraz daha bozuyor. Bunun yanında Gogol, İvanoviç'in yoğun hayal dünyasının deliliğe evrilişini anlatırken, okura delilik ve uçarı hayaller arasındaki sınırı da hissettiriyor. Yani okurken insan yer yer "bende mi deliyim" sorusunu soruyor kendine. Velhasıl İvanoviç'ten çok farklı değiliz, delirebiliriz, adamı zorla deli ederler. İyi okumalar.
Eser dört öyküden oluşuyor.
Bir Delinin Hatıra Defteri
Burun
Fayton
Palto

İnsanların kendi mevkilerinden olmayanları nasıl aşağıladığı ve onlar insan yerine koymayışlarını bir delinin ağzından okumak doğrusu ilginçti...

İlk öyküde geçen olay fakir bir memur olan İvanov'un çalıştığı yerdeki müdürün kızına olan aşkı yer alıyor. Adı Sofie olan bu kızın köpeği Meci yine bir köpek olan Fidel'e mektup yazarak hanımı Sofie'den bahsediyor. İvanov ise bu köpeklerin dilini anlıyor....
Zavallı aşık İvanov deliliğinin son noktasında artık kendini İspanya kralı Ferdinand sanarak yaşadığı olayları anladığını sanmaktan öteye gidemiyor...

Burun adlı öyküde ise Binbaşı Kovalev'in burnunun olmayışı ve onu büyük bir şaşkınlıkla araması anlatılıyor...

Fayton ise en kısa öykü...
Certokutski, faytonunu genarel ve yanındaki askerlere anlatmak ile kalmaz onları evine davet edip faytonu bizzat görmelerini önerir fakat misafirlerinin geleceğini akşamdan kalma olduğu için unutur....

Palto öyküsünün başkahramanı olan memur Akaki yoksul ve biraz deli olsa da yazmanlık işinde oldukça başarılıdır. Arkadaşlarının onun ile alay etmesine aldırmadan görevini yerine getirmeye çalışmaktadır. Yoksulluk içinde eskiyen paltosunun yerine terzi Petroviç'e aç durarak, mum yakmayarak biriktirdiği para ile bir palto yaptırır...

Akaki paltosunu giyer ve memur arkadaşlarının düzenlediği bir eğlenceye katılır ve evine dönerken hırsızlar tarafından soyulur. Bu olaydan sonra ne yapması gerektiğini bilmese de arkadaşlarının onu yönlendirdiği önemli adamın kapısını çalsa da kimse onu ciddiye almaz...

Akaki öldükten sonra Petersburg'da bir hayalet efsanesi dolaşmaya başlar ve bu hayaletin insanları soyduğu söylenir...
“Ama bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir.Mutluluk,bir kez geldikten hemen sonra azalır.Biraz zaman geçince bitmeye yüz tutar.”

İçerisinde düşündürücü ve sorgulatıcı 3 farklı öykü bulunduran güzel bir kitap.Benim en beğendiğim “Palto” oldu.
Okuduğum için memnun olduğum fakat mutlaka okunması gerekiyor diye diretmediğim bir kitap.
Dünyada [...] neler oluyordu, neler! Mesela işittiğime göre, İngiltere'de bir balık sudan sıçramış ve tuhaf lisanla iki sözcük söylemişti. Bilginler tam üç yıldır bu iki sözcüğün anlamını çözmeye çalışıyordu. Ne var ki, henüz bulabildikleri bir şey yoktu. Yine gazeteden okuduğum bir habere göre, iki inek bakkala girip yarım kilo çay istemişti
Şu hükümet adamlarının hayatını çok merak ediyorum. Ne yer, ne içer, ne konuşurlar?
...
Ah, burada memur olacağıma, generalin evinde uşak olsaydım!...
Ben zaten köpeklerin insanlardan çok daha zeki olduğundan şüpheleniyorum. Hatta konuşabildikleri, sırf inat olsun diye konuşmadıkları kanısındayım.
Tarihleri yanlış atıyorsun, noktadan sonra küçük harfle başlıyorsun.
İlkokul çocuğu bile senden güzel yazar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Delinin Hatıra Defteri
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197540
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayınları
Puşkin' in ölümünden sonra Gogol' un popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol' da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı' nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848' de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin' e gider. Moskova' ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 43 yaşında Moskova' da ölür.

Kitabı okuyanlar 1.710 okur

  • Nilay Özal
  • Gökçe Kılınç
  • Birem Yenier
  • Arif kılınç
  • KupadaÇay
  • Reyhan Uzunkaya
  • Mustafa Filik
  • Gülce
  • Hikmet Benol
  • Mertcan Taşdemir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.2 (1)
6
%0.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları