Bir Dersim Hikayesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
856
Gösterim
Adı:
Bir Dersim Hikayesi
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753428729
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Onca uygarlığın kurulduğu, dağıldığı, el değiştirdiği; onca dilin, dinin, inancın, kültürün yaşadığı, çatıştığı, iç içe geçtiği zorlu bir coğrafya burası. Ve her geçen gün biraz daha öğreniyoruz bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli bir toplu mezarın yattığını...Toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğünü..."

"Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır. İlle de içinde olmaları gerekmez.
Bazen bir ucunun kendisine değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir. Ben de bu kitap için yazarlardan bunu istedim:
Bir Dersim hikâyesi anlatmalarını..."
-Murathan Mungan-

Seçkide, Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı'nın birer öyküsü yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
"Zulüm bizdense, ben bizden değilim."
(Rachel Corrie)

"Bilirsiniz: İnsandan daha uzun yaşar kemikleri. Dillerini ne kadar toprağa gömerseniz gömün, kelimelerin kemiklerini örtecek toprak yoktur. Gün gelir, yazılır, söylenirler." Syf:14


Kitap yirmi üç yazarın hikayelerini, Murathan Mungan tarafından seçilmesiyle oluşturulmuş. Hikayelerde konu edinilen şey, kitabın adından da anlaşılacağı gibi, 'Dersim'... Dersimde ölenlerin, ölenin yakınlarının, öldürenlerin, öldürenlerin yakınlarından aktarılmış hikayelerin, yazarlarımızın bakış açısıyla ve edebiyatlarıyla buluşmuş olduğu bir kitap. Acının, hayatın çok acı tasvirleri mevcut satırlarında. Bir kaç adım sonrasını tahmin edebildiğiniz hikayeler var; 'Allah'ım ne olur böyle olmuş olmasın' diyorsunuz. Sonrasında keşke öyle olsaydı, böylesi daha acıymış dediğiniz anlar olacaktır. Yani birini, çok eksik bir yanı kalmayan bir diğer acıya yeğ tutacaksınız. Bu tür kitapları ya hiç kimse okumasın, ya da herkes okusun da, en azından acıları bölüşelim. Şayet tek insan yüreği kaldırmıyor bu kitabı okumaya. Bi tecrübe sabittir. Acıyan yerlerimi kitabı bitirebilmek adına, bir süre uyuşturmak zorunda kaldım. Subay kocasının yaptıkları yüzünden kafasına sıkan anneyi mi dersiniz, henüz on yaşında tecavüze uğrayanını mı, mermi pahalı diye önce silah dipçikleriyle, sonra o da zarar görmesin diye meşe kütükleriyle dövülürek öldürülen çoluk çocuğu mu, hangi birini anlatayım?

Bu tür durumlardan etkilenenler için, geceleyin okumayı hiç düşünmeyin derim. Abartısız söylüyorum; bir an sızlayan kalbimin acısından öleceğim gibi hissettim. Belki de ilk defa bu tür kitapları okuduğumdan ötürüdür bilemem ama, okurken çok fazla duygusallaştım diyebilirim. Gece, en fazla duygusallaşmaya müsait bir vakit olduğundan tavsiye etmiyorum. Yazarlar içerisinde yeni yeni tanıştıklarım oldu. Önceden tanıdıklarım da vardı. Hikayeleriyle dikkat çeken isimlerin başında; Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez -ki bu hikayeyi okuyan çok şaşıracağı bir başka isimle de karşılacaktır- ve Şule Gürbüz vardı. Şule Gürbüz'ü bundan önceki incelememi okuyanlar az çok bilir, bilmeyenler için de buraya bırakayım;
#33340886

Giderek insanlığa karşı olan inancım kaybolmakta. Aklı ermez yaşta bir çocuk gibi davranan hükümetler, birbirine diş geçirme politikası güden devletler-kurumlar, yarış atından farksız bir yaşama maruz bırakılanlar, guruplaşmalar, guruplar arasındaki farklılıklar, farklılıkları hazmedememe ve kendine benzetme isteğinden ötürü yitirilen saygı... Her biri ayrı bir sorun teşkil etmekte. Arkadaşlık ve aile ilişkilerine kadar inebilen sorunlar, birbirinin arkasından kuyusunu kazanı mı dersin, her türlü entrikaları çevirip yüzüne güleni mi...(çoğaltılabilir)
Ne için ve neden olduğunu bile bilmeden ölen, öldüren insanlar üretmekten başka bir işe yaramayan bir hal aldık, alıyoruz... Ee, peki sonuç?

''Savaş bir gün biterse kendimize şunu sormalıyız: Peki ya ölüleri ne yapacağız? Neden öldüler?'' 
(Cesare Pavase)

Ben söyleyeyim, bu yaşadığımız tüm zorluk ve hezimet; karnı tok, sırtı pek 'kodamanoğullarından' başkasına yaradığı yok. Onların ekmeğine yağ sürmekle meşgulüz... İstersek ve gayret edersek bunların üstesinden gelebiliriz demeyi çok isterdim.

Tarih, bu sefer gerçek yüzünü gösterdi bana. Acıyı, ölümü, kanı ve halkın psikolojisine yer verdi satırlarında. Yazılan çizilen çok şey var da... Yazanı, çizeni; galip gelenler, zafer elde etmişler ve gücü elinde bulunduranlar olduğu için, mazlumdan, zayıftan, yenik düşenden hiç haberimiz olmuyor... Mungan'ın deyimiyle,
'Resmi tarih hegemonyasının, dilinin, söyleminin, red ve inkar politikalarının, geniş kesimlerin gerçekleri bilme, öğrenme tutkusu, adalet arayışı ve vicdani gereklilikler karşısında gün günden zayıf düştüğü bir dönemden geçiyoruz." Syf:11

Yaşamım boyunca tecrübe ettiğim ve beni memnun kılacağına inandığım bir şey varsa; 'SORGULAMAK'tır. Kimi ve neyi olduğunun hiçbir önemi yok. Gayem hakikati öğrenmektir. Ve bunu Descartes'in metoduyla,
"Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun her şey hakkında şüphe et."
Ve gerçeği öğrenmemin bana getirisi yanında, kaybetmiş olduğumun çok bir önemi kalmıyor.

Çünkü şuna inanırım;
“Evrendeki en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.” Albert Einstein

Saroyan'dan şu alıntıyı da buraya bırakıyorum;
"İnsanları insanlık dışına çıkaran, izleyen diğer
insanları insanlıklarından utandıran olaylara bakarken, sorunu, bozukluğu, çıldırmışlığı ve benzeri tüm olumsuzlukları şu ya da bu halkın değil, tüm insanlığın mayasında görüyorum."
Sanırım daha fazla söze gerek yok...

Mungan etkinliği kapsamında okuduğum bu kitap, 23 farklı kalemin lezzetiyle buluşturdu beni. Her ne kadar tattığım lezzet acıysa da 'iyi ki okumuşum'.Bunun için etkinliği düzenleyen Nausicaä teşekkür ederim.

Bugün tanışmış olduğum bu parçayı, kitabın anısı ve kefensiz ölülerin saygısı için buraya bırakıyorum;

https://youtu.be/5KaTlELBFmI
Kitabın moderatörü Murathan Mungan arka kapakta kitabın yazılış hikâyesini çok güzel dile getirmiş:
"Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır. İlle de içinde olmaları gerekmez.
Bazen bir ucunun kendisine değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir. Ben de bu kitap için yazarlardan bunu istedim:
Bir Dersim hikâyesi anlatmalarını..."

Anadolu'nun geçmişte yaşamış olduğu acı ve kıyımlara merakım olduğu için, özellikle Dersim konusunda araştırmalar yapıp, yaşamış kişilerden anılarını dinlediğim için kitaptaki hikâyeleri okurken hiç yabancılamadım.

Kitabı okurken bunların gerçekten yaşandığını düşündükçe eminim tüyleriniz ürperecek.

Kitapta, Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı'nın birer öyküsü yer alıyor. Ayrıca yazarların hepsinin iyi birer öykü yazarı olması da kayda değer.

Mutlaka okunması gereken bir seçki. Eminim okurken tüyleriniz ürperecek, gözyaşlarınız süzülecek.
İnsanı çarpan bir kitap, yüreğinizin yanmaması mümkün değil okurken. En çok da bir insanın bunları yapabilecek olmasına inanmak istememenizdir sizi çarpmasının nedeni.
Yazarın önsözde belirttiği gibi;
''... edebiyat kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için yapılır. İyi edebiyat insanlara gerçekleri algılama,hakikatleri üstlenme,
sorumluluk alma,gerçeğe dayanma gücü kazandırmak ister. Kırımları,kıyımları, katliamları halklar yapmaz, zihniyetler yapar. Barbar olan iktidarlar ve onun kurumlarıdır. Sosyolojik kumaşı amaçlarını gerçekleştirmek için devletin ideolojik aygıtlarıyla dokumak, ''iktidar olma''nın polikasıdır. Bu nedenle mücadele edilmesi gereken halklar, uluslar değil, zihniyetlerdir. İyi edebiyat bunu bilir, bunu gösterir...''
Bu yüzden bu kitap okunmalı.
"Herkesin bir Dersim hikayesi vardır "
Kalbimde ağrıyla okuduğum tek kitap. Bir çok kişinin düşüncesiyle yazılmış bu kitap, insanların yaşadığı acıları, korkunç şeyleri ve yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkartıyor. Üstelik bu kitapta yazanlar sadece bir kısmı, daha kim bilir neler yaşanıp tarihe karışmıştır Dersim'de…
Kitaptaki hikayelerin farklı yazarlar tarafından ve farklı açılardan kaleme alınmış olması kitabı tek düze olmaktan çıkarmış. Okurken çok etkilendim... Üstünde gezindiğimiz toprakların çok acıları sakladığını bir kez daha hatırlattı.
Behçet Çelik ve Şule Gürbüz öyküleri daha dikkatle okunmalı. ..
...öyle ya herkesin bir dersim hikayesi vardır....
Her mungan seçkisi gibi bu da güzeldi.
#alıntı
“ Kızım doğdu, bana sormadan adını Elida koydular. Yıllar sonra şair Cemal’in soyadındaki bir ‘y’ harfini çıkardığını duyunca, bunu gizli bir mektupla bana gönderdiğini anladım. Y harfini alıp kızımın adının başına ekledim, Yelida oldu. Ama kızım beni annesi değil ablası biliyordu. Aile karar vermişti. Bir çocuktan bir çocuk doğmaz, sen ona ancak abla olabilirsin, demişlerdi. Ben gülmekle ve yıllar sonra ona bir harf vermekle yetindim. “
.

Acı her dilde aynı anlama gelir, farklı şekilde yaşanır. Yaşayan bilir bu anlamı.. Size göre acı nedir desem ? Bir yakınını kaybetmek gibi bir cevap alabilirim belki. Peki bütün tanıyıp bildiklerinizin, yakınlarınızın hepsinin birlikte hunharca katledilmesi nasıl bir acıdır? Bunu da yaşayan bilir herhalde. Biz ise ancak anlatıldığı yada okuyabildiğimiz kadarını bilebiliriz. Zira arşivler gizlenmekte..

Kitap yirmi üç adet yazarın hikayelerinin Murathan Mungan tarafından seçilmesiyle oluşturulmuş. Ben sadece çok azda olsa anlamak adına okuyun diyorum. Keyifli okumalar.. ️
Acının toprakları Anadolu.. Her dönem çeşitli bir yerinde acıya şahitlik etmiş. Bu kitapta da Dersim acısını yaşamış insanlarin ya da kenarından köşesinden buna şahitlik etmiş insanların hikayeleri bulunmakta. Hep acıyi yaşayanların hikayelerini biliriz yada onlar anlatılır. Birde acıyı yaşatanlar vardır isteyerek yada istemeyerek... Lori Lori ve Yıllar Önce Ben Bir Meydandaydım başlıklı hikayeler acıyı yaşayatanlarada dikkati çekiyor. Güzel bir derleme olmuş her ne kadar acıdan bahsediyorsada..
Murathan mungan moderatörlüğünde doğulu batılı pek çok yazarın "dersim" hakkında yazdığı hikayelerin biraraya getirilmesinden oluşan bir seçki kitap. Konu hakkında önyargısı olanlar için okuması zor gelebilir çünkü her yeni hikaye meselenin insani tarafında duran birisi için birer tokat niteliğinde. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta da mahallenin dışındaki yazarların yazdıkları hikayelerde hep bir dersimli nene/dede figürüyle okuru cok zorlamadan, benzer hikayelerle yola çıkmaları oldu. Oysa o topraklardan gelenlerin hikayelerinden yansıyan acı bambaşka idi, okudukça baş etmekte zorlanıyor, bu topraklarda bunca acının yaşanmış olmasına şaşırıyor insan.
Haydar Karataş'ın öyküsü oldukça o topraklara ait. Diğerleri o duyguyu vermekte Haydar Karataş kadar başarılı değiller. Bu başarısız oldukları anlamında değil. O topraklarda yaşayanlar bunu daha iyi anlatır diye düşünüyorum. Ayrıca o öyküde geçen o gözleri görmeyen adam... Bir de bir patika yolu bulunca başka bir köye görmeyen gözlerle gitmesi.... Tarifsiz...
değişik kalemlerden birer dersim kurgusu eşliğinde yazılan kitap her ne kadar eksik ve değinilmemiş konular ardında bırakmış olsada okunalası bir kitaptır.
İnsanı öldürerek susturacağını sanan hükümetler, Anadolu'da sazı ve toprağı susturabilseydi, Dersim acısı bir daha da konuşulmayacaktı belki. Tabii bir de masal anlatıcıları...
Murathan Mungan
Sayfa 89 - Metis Yayınları
İnsanı öldürerek susturacağını sanan hükümetler, Anadolu'da sazı ve toprağı susturabilseydi, Dêrsim acısı bir daha da konuşulmayacaktı belki. Tabii bir de çîrok anlatıcıları...
Daralınca kapıya çıkmak bile iyi geliyor. İki dakika dünyayı görmek, yağmur çamur bile olsa içerisinden iyidir.
Murathan Mungan
Sayfa 18 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Dersim Hikayesi
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753428729
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Onca uygarlığın kurulduğu, dağıldığı, el değiştirdiği; onca dilin, dinin, inancın, kültürün yaşadığı, çatıştığı, iç içe geçtiği zorlu bir coğrafya burası. Ve her geçen gün biraz daha öğreniyoruz bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli bir toplu mezarın yattığını...Toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğünü..."

"Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır. İlle de içinde olmaları gerekmez.
Bazen bir ucunun kendisine değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir. Ben de bu kitap için yazarlardan bunu istedim:
Bir Dersim hikâyesi anlatmalarını..."
-Murathan Mungan-

Seçkide, Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı'nın birer öyküsü yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 71 okur

  • Asme Vejino
  • Ceyhun Uluğ
  • Ozge Catar
  • Cansu
  • NESLİŞAH KARADENİZ
  • Burhan Saydut
  • Su Ökdemir
  • Wenda
  • Ayhan Özdemir
  • Ezgi Dölek Atan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (8)
9
%20.8 (5)
8
%20.8 (5)
7
%12.5 (3)
6
%4.2 (1)
5
%8.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0