Bir Düğün Gecesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.491
Gösterim
Adı:
Bir Düğün Gecesi
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
362
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Bir Düğün Gecesi
Bir Düğün Gecesi
Türk Edebiyatı'nın en güzel giriş cümlelerinden biriyle açılıyor Bir Düğün Gecesi;
"İNTİHAR ETMEYECEKSEK İÇELİM BARİ!"


"Dar Zamanlar" üçlemesinin ikinci kitabı olan Bir Düğün Gecesi, 68 kuşağının bir üyesi olan Ayşen ile 12 Mart İhtilali'ni düzenleyen generallerden birinin oğlu olan Ercan'ın düğünüyle başlıyor.

Kitap, 12 Ana bölüm ve 12 alt bölümden oluşmakta, Üçlemenin ilk kitabı Ölmeye Yatmak'da ana karakter olan Aysel bu kitapta anlatıcı konumunda değil, Aysel'in kocası Ömer bölümlerin çoğunda anlatıcı durumunda, Aysel'in kardeşi Tezel, yeğeni Ayşen ve Ömer'in eski öğrencisi Tuncer'de bazı bölümler de anlatıcı olarak görünüyor.
Bir Düğün Gecesi 3-4 saatlik bir zaman diliminde geçmesine rağmen şimdi ve geçmiş tekniğini kullanarak yer yer bize karakterlerin gözünden geçmişe de götürüyor.
Bilinç akışı tekniğinin muazzam kullanıldığı kitapta, genel anlam da çok fazla iç monolog ile de karşı karşıyayız.

Edebi değer anlamında Ölmeye Yatmak'a göre daha yatkın, aynı zamanda karakter çeşitliliğinin fazla olması ve sahneleme tekniğinin ilmik ilmik kullanılması ilk kitaba göre daha güzel bir edebi keyif bırakıyor.

12 Mart döneminden sonra yazılan kitap, düğüne gelen konukların farklı toplumsal sınıflara mensup olması,toplumsal yapıyı incelemesi ve 70'ler döneminin toplum düzenine ışık tutması anlamında bir dönem kitabı niteliğinde.
Ordu-Siyaset ilişkisini, 12 Mart döneminden önceki Öğrenci hareketlerini,Sol-Sağ ayrımını,burjuva toplumunun değişimini yarı-gerçek bir belgesel niteliğinde okuyoruz hem de düğüne gelen karakterler üzerinden analiz ediyoruz.

Dar Zamanlar üçlemesinin ilk kitabı Ölmeye Yatmak'ı okurken çok keyif almıştım,Bir Düğün Gecesi'nde ise aynı duyguları yaşadım ve çok keyif aldım, beni edebi anlamda çok tatmin etti kitap.
Üçlemenin son kitabı Hayır...'ı da okumak için sabırsızlanıyorum,ismi dâhi çok merak uyandırıcı.

Son olarak en sevdiğim alıntı ile kapatıyorum tüm kitapseverlere tavsiye ederim, Keyifli okumalar...

Ama şuramda bir bulantı. Gitmiyor, geçmiyor. İnsanlar arasında durmadan mikrop gibi yayılan bir hastalığın bulantısı bu. Kuşku ve güvensizlik. Bunları böyle böyle düşünmek zorunda kalışım... Yoklaya yoklaya yaklaşmak herkese. Şu anlamda ya da bu anlamda.(syf:86)
"Dar Zamanlar" üçlemesinin, Ölmeye Yatmak'dan sonraki ikinci kitabı..
Kitap bir düğün gecesindeki 2-3 saatlik zamanda geçmektedir. Ama bu sürede 1970li yıllardaki Türkiye portresi çok güzel bir şekilde çizilmektedir.
Bu dönemdeki gençlerin psikolojisini, sağ-sol ayrımını, üniversitelerdeki protestoları, sınıf farklarını başarıyla aktarmıştır.
İlk kitaba kıyasla tarihi bilgi zenginliği daha az olmasına rağmen edebi yönden ben (Kendi adıma) çok daha fazla tatmin oldum. Bir düğünde gerçekleşen bir olayın farklı kişilerin bakış açısından aktarılması bana farklı geldi. Ayrıca, anlatıcı kişiler arasındaki geçişler de oldukça yaratıcı ve keyifliydi.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.277 Oy)19.039 beğeni43.307 okunma3.012 alıntı182.667 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.880 Oy)8.835 beğeni26.290 okunma2.645 alıntı114.508 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.458 Oy)7.862 beğeni21.348 okunma3.977 alıntı129.112 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.536 Oy)8.819 beğeni28.654 okunma840 alıntı139.429 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.697 Oy)13.397 beğeni34.476 okunma3.386 alıntı145.826 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.560 Oy)9.065 beğeni25.308 okunma1.502 alıntı126.323 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.987 Oy)5.397 beğeni17.294 okunma1.000 alıntı60.068 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.412 Oy)3.911 beğeni12.947 okunma1.191 alıntı52.856 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.647 Oy)5.753 beğeni19.632 okunma830 alıntı100.982 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.440 Oy)8.017 beğeni22.741 okunma826 alıntı89.566 gösterim
Bitmesin istediğim bir kitap oldu.
Dar Zamanlar Üçlemesi'nin ikinci kitabı. Birincisini okumamıştım, elime geçince ortadan başladım ama okumakta zorlanmadım.
Bir düğün gecesinde 3- 4 saatlik zaman diliminde bütün kahramanların iç dünyasına ayna tutuyor yazar. Ve bunu öyle ustalıkla yapıyor ki... Beğenmediğimiz , yadirgadiğimiz ya da çekindiğimiz insanların duyguları ne kadar bize yakınmış, ne kadar bizdenmiş. Biz aydiniyla avamiyla, güçlüsuyle zayifiyla, genciyle yaşlisiyla ne kadar aynıyız. Ama ne kadar da farklıyız.
Sözlerimizin, tavirlarimizin karşımızdaki insanlarda uyandırdığı karşılığı nasıl da farkedemiyoruz. Birbirimize ne kadar muhtacız. Yumuşak bir sese, tatlı bir bakışa...
Bunca kahramanın dünyasına girince zihnimde bu düşünceler oluştu. Kitap hakkında söylenecek daha çok söz var ama bunlar benim kitabı çok iyi diye nitelememe yetti.
Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
İyi okumalar
Adalet Ağaoğlu'nun okuduğum üçüncü kitabı. Ve hiç fire vermedi, diğerleri gibi bu eserini de çok beğendim. Adından da anlaşılacağı gibi roman bir düğün gecesini anlatıyor. Yalnız bu düğün sıradan bir düğün değil. Protest bir roman olduğu için düğünde 1970'ler Türkiyesi'nin yozluğunu, çürümüşlüğünü, kokuşmuşluğunu harika tespitlerle ele almış. Utanmasam bütün kitabın altını çizecektim. 12 Mart döneminde içeri alınmış ,sonra içlerinde bulundukları solcu kesim tarafından dışlanmış 3 aydın karakter üzerinde yogunlaşan bir romandır. Toplumsal sorunları çok iyi yansıtmış ve tasvirleri inanılmaz diri. Kendinizi gerçekten düğünde zannediyorsunuz.
Postmodern tarzda yazılmış tam bir dönem romanı.Bilgi bakımından doyurucu.Dilinden, özellikle de bazı cümlelerinden çok etkilendim.Yazarla geç ama güzel tanıştık diyebilirim. Bu ilk ama son olmayacak.Yazarın diğer romanları şimdiden sırada beni bekliyor.
Ah Tezel!

Başlarda, yine "ben nerelere geldim, hangi çıkmaz sokaklarda, hangi yanlış yollarda yürüyorum" soruları ile sayfaları çevirmeye devam etsem de, Tezel ile birlikte tüm pencereler açıldı. Tertemiz hava zihnime doldu. Tüm duygularımı uyandırdı.

Mükemmel bir kitap, okuyalım.:)
Bu kez birebir Aysel'in olmadığı bir kitapla karşı karşıyayız. Adalet Ağaoğlu, üzerinde durulması gereken her bir karakter için yeterince yer ayırmış, kendine özgü üslubunu geliştirmiş ve bu kez de yetmişli yıllara giderek gerçekliği olabilecek en iyi şekilde yansıtıp eleştirmiş. İlk kitaptaki Aysel'in ölmeye yatışı gibi, burada da kısa bir zaman diliminden, yani bir "düğün gecesi"nden yansıtılmış düşünceler bütünüyle burun buruna geliyoruz. Yine dikkatli gözlerle bakarsak eğer, bu "Bir Düğün Gecesi"nin 12 Mart ile olan sembolik ilişkisini görebiliriz.

Okuduğunuz zaman dikkatinizi çekti mi çekecek mi bilmiyorum, ama fark ettiyseniz, Ölmeye Yatmak'a kıyasla daha yetkin bir dil önümüze geliyor. Fakat buna ve birçok açıdan çok beğenmeme rağmen bu kitap, ilkinin yerini alamaz benim için. Dikkatli okumalar.
O kadar çok beğendim ki anlatamam. Bir kere bana çok farklı şeyler hissettirdi okurken. Her sayfayı büyük merakla çevirip okudum.Tavsiye ediyorum muhakkak okuyun bence romanseverler bu kitaba bayılacak.
kitabın sloganı kendi sloganım oldu. Müthiş bir dille yazışmış hiç sıkılmadan karakterlere bağlanarak okuyacaksınız.

''intihar etmiyeceksek içelim bari''
Sınıf çatışmasının altının kalın kalın çizildiği, hayatın istenmeyen bir yaşana zorlaması karşısındaki çaresizliğin, bir kuşağın aile, sosyal çevresi ve kendi iç dünyasındaki çatışmalarının birkaç saatlik bir düğün sahnesiyle gösterildiği, Ayşen, Ömer, Tezel (en samimi kahraman), Aysel ... gibi kişilerle ve bu kişilerin bilinç akışı/iç konuşma tekniğiyle çatışmalarının görünür kılındığı bu anlatı türünün güzel bir örneği. Vedat Türkali’nin Bir Gün Tek Başına romanı okumuş ve beğenmişseniz, bakış açınızı sol kafaya doğru biraz daha genişletecek bir anlatı, üst kurmacaya yer verilmesi, okura boş alan bırakması gibi sebeplerden post-modernist bir roman. Bu tarz edebi anlatıların okurları ayrı bir dikkat gerektiğini bilir, bazı bölümleri birkaç kez okumaktan keyif alan, ayrıntı takibini yapabilen, sol düşünce yapısını anlamak isteyen, anlayıp hoşuna giden okurlara nasıl geçtiğini anlamadığını zihinsel bir yolculuk vaat ediyor, keyifli okumalar “Aşkın düğünü kendisidir.”
Adalet Ağaoğlu ile tanıştığım kitap...

Farklı bir anlatım tarzı benimsemiş yazar. Bu anlatım tarzında okuduğum ilk kitap. Kitapta genel olarak yer alan zaman bir düğün gecesi ama kahramanların anlattıkları ve düşündükleri yardımıyla düğün gecesinden ayrılıp geçmiş zamana giderek kahramanların geçmişteki yaşantıları hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz.

Kitap bölümlerden oluşuyor, her bölümde bir kahramanın bakış açısından düğün gecesinde yaşananları, kahramanın düşüncelerini, geçmişteki olaylara kahramanın bakış açısını ve kahramanın yaşadıklarını öğreniyoruz. Bu yüzden bu anlatım tarzının benimsenmesi olaylara ve kahramanlara birçok değişik açıdan bakmamızı sağlıyor.

Kitapta zengin kesimin alışkanlıkları, dünya görüşü, ilişkileri vs. eleştirel bir bakışla ele alınıyor. Yakın geçmişin siyasi ve sosyal olaylarının insanların yaşamına etkileri ile ilgili ipuçları bulmak mümkün. Kahramanların yaşamlarının görünen yüzü ile gerçek arasındaki farklılıklar samimi bir anlatımla ele alınmış. Güce ve paraya düşkünlük, aile ilişkilerinin kopukluğu, aydınların sorunları, insan ilişkilerinde sahtelik kitapta anlatılan konulardan sadece birkaç tanesi. Her açıdan sosyal bir roman.

Kitapta yaşam tarzları, dünya görüşleri, ekonomik durumları, eğitim seviyeleri birbirinden farklı birçok kahramanı bulabiliyoruz.


***** Bu kısımdan sonrası kitapla ilgili keyif kaçıran ayrıntılı bilgi içerir. *****


Kitapta sıkça geçen 'Tezel' ismi başlarda çok tuhafıma gitmişti. Ama sonraları kitapta sevdiğim karakterlerden biri olmaya başladı. Farklı dünya görüşü ve aile çevresinin sahteliklerinin içine girmek istemeyişini çok beğendim. Hayallerinin peşinden gidip olmak istediği insan olmuş, bu da onun aile çevresinden dışlanmasına sebep olmuş, belki de onlardan kendi uzaklaşmıştır, okuyucunun yorumuna göre değişir. Aile çevresindeki insanların paraya tapmalarına, fikirleri sorgulamadan kabullenmelerine, suya sabuna dokunmaz hallerine karşı cesur bir duruş sergilemiştir.

Ayşen'e çok üzüldüm. Arkadaşları arasında dışlanması, ailesinin ona karşı tavırları, halasının kocasına(Ömer'e) olan duyguları, sevmediği bir adamla evlenmesi... Her açıdan kitabın dram kısmını sırtlanan Ayşen olmuş.

Kitabın çok beğendiğim kısımlarından biri de Yıldız ve Tuncer'in aşklarıydı.
'' Bir gün olsun birdenbire kaldırım taşları üstüne oturup da, ağlamadı bunlardan biri be! İçlerinden bir kez bile, yolda gördükleri sevgi dolu bir çifte üçüncü kişi olarak sarılmak geçmedi. Elbiseleriyle kendini suya atan da olmadı hiç. Taksi şoförlerine hep istedikleri parayı verdiler. Ne daha azını vermek için kavga ettiler, ne çoğunu vermek akıllarından geçti. ''
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 44 - Everest Yayınları
"Ama art arda kopuşların hüznü değil bendeki. Art arta kopa kopa kopacak tek şeyi kalmamış olmanın hüznü. Hüzün duyulması gereken her şeyden hiç hüzün duymamak, altından kalkılması en ağır hüznü yığıyor üstüme. Biri olmalı. Birini aramalıyım. O birinin karşısında hiç konuşmayabilirim. Sürekli susabilirim. Yine de çok konuşmuş gibi, içime durmadan yığılan ağırlığı, adına yalnızlık denen bu kötü yükü atabilirim üstümden."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Düğün Gecesi
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
362
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Bir Düğün Gecesi
Bir Düğün Gecesi

Kitabı okuyanlar 176 okur

  • Furkan Güreci
  • Berna Sevindik
  • a

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0