Adı:
Bir Geyşanın Anıları
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
559
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754059700
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoirs Of A Geisha
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Bir Geyşanın Anıları
Bir Geyşanın Anıları
'Bu destansı roman hızla yok olan bir dünyayı gözler önüne seriyor.' 
- The Times- 
'Büyüleyici... anlatı sanatının en güzel örneklerinden biri... okumaya doyulmuyor.' 
- Observer- 
'İnanılmaz bir düş dünyasına sahip olan Golden, Sayuri'nin anılarını şiirsel bir dille anlatıyor.' 
- Independent- 
'Bu olağanüstü kitap yok olmuş bir dünyayı tün ayrıntılarıyla okurlara sunuyor.' 
592 syf.
·10 günde·9/10
Anlatımı su gibi akıcı, betimlemeler gerçekten çok başarılı. Kitabı okuduktan sonra filmini izlemek ne kadar mantıklı olur bilmiyorum ama kafamda tasarladıklarımı biraz daha görsel hale getireceğini umuyorum. Kitap gibi olamaz kesinlikle farkındayım, zaten aynı tadı beklemiyorum.
Küçücük bir kız çocuğunu, genç bir kızı, çırak bir geyşayı, yetişkin bir geyşayı, olgun bir kadını nefis bir şekilde aktarmayı başarıyor kitap size.
592 syf.
Küçük bir kız çocuğu düşünün ailesi tarafından satıldığı ve küçük yaşında geyşa olmak için yetiştirildiği Sayuri'nin hayatını okuyoruz. Yaşadıkları çok üzdü çok etkilendim, sanki okumuyorda dinliyormuşum hissi yarattı. Yazar asıl hikâyeyi çarptırarak ünlü geyşa, Mineko Iwasaki'nin hayatından esinlenerek yazmış olsa da severek okudum. Baskıda hata vardı yazım hataları ama buna rağmen sıkılmadım okurken.
592 syf.
·7 günde·9/10
Okumaya başladığınız anda bitirmek isteyeceğiniz, Japon kültürü ve geyşalık kavramı üzerine çok farklı ve yeni şeyler öğreneceğiniz müthiş bir hayat hikâyesi.
Ailesi tarafından satılarak geyşa olmaya zorlanan küçük bir kızın, acılarla olgunlaşması ve sevdiği erkeğin gözleri önünde farklı farklı erkeklere hizmet etmek zorunda kalması çok etkileyici bir dille anlatılmış. Taa ki... Gerisi sürpriz!
Ben çok etkilendim, merak ediyorsanız size de tavsiye ediyorum.
592 syf.
Okunmaya değer..Farklı kültür,farklı hayatlar. Ama aynı olan başroldeki kadınlar.
592 syf.
Oldukça akıcı bir dille anlatılmış sanki yüz yüze hikayeyi dinlemişim gibi hissettim.bir yaşam kültürü olan geyşalık tüm ayrıntılarıyla anlatılmış.
592 syf.
·Beğendi·8/10
Küçük bir kız. Annesinin ölümü üzerine babası onu geyşa olabilmesi için yaşadığı balıkçı köyünden gönderir.
Ve kızın geyşa evinde yaşadıkları...sürükleyici bir eser.
592 syf.
·9/10
Ah sayuri ah ne çektin be kızım ne güzel bir kitaptı hele ki sonu şairane muhteşem ötesi yer yer güldüm yer yer ağladım en kısa zamanda filmini de izleyeceğim.
592 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Kitabın adı, konusu hakkında gayet net bir bilgi verdiği için daha detaylı açıklamalar yapmaya gerek yok sanırım. Ama yıllardır okumak istediğim göz önüne alınırsa, yüksek beklentimi karşıladığını söyleyebilirim. Başlangıçta hikayenin içine girmekte biraz zorlandım ama ilerledikçe kendimi iyice kaptırdım. Hatta okurken gözümde öyle güzel canlandırdım ki, şimdi film beklentimi karşılayamazsa diye izleyemiyorum. Ama siz de okumakta benim gibi geç kaldıysanız, daha fazla oyalanmayın derim. Tavsiyemdir. =)
Sayuri'nin okiya'dan kaçması bir ara beni mutlu etse de hüzün dolu bir roman.çok beğendim.ayrıca japon kültürü ve geyşa hayatı ile ilgili bilgi edinebileceğiniz bir kitap.
592 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Siz de benim gibi kimmiş bu geyşalar, diye merak edip haklarında biraz bilgi edinmeye kalktıysanız muhakkak bu kitapla karşılaşmışsınızdır. Ve kitabın kapağını açtığınızda, " Bir zamanlar Kyoto'nun en ünlü geyşalarından birinin anılarından uyarlanmış gerçek bir hikaye." yazısını -kelime kelime aktaramamış olabilirim- görmüşsünüzdür. İşte bunları görünce haliyle ben de heyecanlandım. Karakterler ve kurgu gerçek olmasa bile geyşaların yaşam tarzları, bembeyaz makyajlarının sakladığı sırları öğrenebilirim sandım. Üstüne bir de kitabın teşekkür bölümünde yazar, kendisine kalbini açıp ona anılarını anlatan geyşa Mineko Iwasaki'ye teşekkür edince "Tamam!" dedim. "Budur, aradığım kitap." sonra herkesin yapacağı gibi Mineko Iwasaki'yi Google ustaya sordum. Ne çıksın! Ablamız gerçekten Kyoto'da geyşalık yapmış, gerçekten yazar amcaya anılarını da anlatmış. "Eee?" dediğinizi duyar gibiyim. "O zaman neden hayal kırıklığına uğramış gibi yazıyorsun?" E ablamız cici yazar amcaya demiş ki , beni teşekkürler bölümüne falan koyma, bizim bir gizliliğimiz var olmaz yani demiş. Amca ne yapmış? Baaam! "Bana kalbini açan Mineko Iwasaki'ye teşekkür ederim." Görüldüğü gibi yazar amca bayağı zeki. Bununla kalsa bir nebze... Mineko ablamıza göre, yazarın kitabının neredeyse yarısını ve baş kahraman Sayuri'nin geyşalık kariyerinin dönüm noktası olan "bekaret açık arttırması" yani "mizuage" konusu yalanmış. Mineko ablamız," Ben 21 yaşında isteğimle,bana para ödenmeksizin bekaretimi verdim." diyor. Yani geyşalık kültüründe bekaretler açık arttırmaya çıkarılmıyor Mineko ablamıza göre. Gönül Mineko ablaya inanmak istiyor. Yazar amcamıza gerçekleri çarpıttığı yönünde dava da açıyor ablamız. Sanırım tazminat alıyor ancak o kısım hakkında pek bir bilgim yok. Ancak Mineko ablamıza bütün kalbimizle inanıp onu desteklememize engel olan da bir kısım var ki bunu gözardı edemeyiz. Kitap yayımlandığında ve çok satanlar listelerini zorlarken Mineko ablamız gizliliği bozduğu için ölüm tehditleri alıyormuş. Tabi bu üzücü bir durum ancak ölüm tehdidi alan biri daha önce söylediği söylenen şeyleri yalanlarsa ona ne derece güvenilebilir? İkisinin de safbgerçekleri anlatmadığı zaten ortada. Bu şekilde işin içinden çıkamayacağım için ben okuduğum roman üzerinden yargıda bulunmaya karar verdim.

Sayuri adlı küçük bir kızın geyşa olarak yetiştirilmek üzere satılması ile başlıyor hikaye. Sayuri gerçekten güzel bir kız. Güzelliğini daha da arttıran Japonlar'da nadir görülen mavi gözleri var. Havalı değil mi? Düşünsenize herkesin gözleri kahverengi siz bütün bu insanların arasında mavi gözlere sahipsiniz. Daha da havalı olan bu gözlere buldukları açıklama. Kişiliğinde fazla su bulunuyor annesi gibi. Bu yüzden de yaşamında su gibi oradan oraya akmak var. Babası gibi durgun değil yani kişiliğinde tahta yok. Yazar amcamız Cem Yılmaz hayranıymış. Bu yüzden 4 elementten birine tahta deme kararı alıp insanların kişiliklerine katmaya karar vermiş. :D İşin şakası bir yana hoş olmuş.
İşte bu oradan oraya akmak kişiliğinde olan küçük kız, küçük köyünün huzurlu hayatından Kyoto'nun geyşa bölgesi Gion'a getirilir. Geyşa olmak her türlü zor zanaat 1K sakinleri. Kadınlar hem küçükken satıldıkları yetiştirme evlerinde hizmetçi gibi çalıştırılıyor hem de geyşa okullarında şamisen, dans, şan ve çay töreni dersleri alıyorlar. Bütün ömürleri boyunca bu okula gitmeye devam ediyorlar. Japonya'da günümüzde de hizmet içi eğitimde ömür boyu eğitimin devam ettiği gibi geyşalar da paslanmamak için okullara gitmeye devam ediyor. Hemen okul bitse de, bir iş bulup asla kendimizi geliştirmeyelim diyen bazı şahsiyetleri anımsayabilirsiniz. Özellikle öğretmen oldukları halde kendilerini geliştirmeyip fosilleşen bazı yaratıklar da var ki eğitim sistemimizin somut örnekleri. Japonlar'ın çalışkanlığı, eğitime verdikleri önem , sadece erkekleri eğlendirmek için bile olsa onları ömür boyu okumaya yönlendirebiliyor gördüğünüz gibi. Tabii her şey okuyup sanat öğrenip icra etmek olsa , birilerini mutlu etmekten mutluluk duyup hayatını daha çok sevebilirdi Sayuri. Ancak onun başarısını kıskanan hemcinslerinin öfkesi, gencecik bedenine göz diken yaşlı adamlar, göz dikmeleri yetmiyormuş gibi bir de bekareti üzerinden açık arttırma yaptıkları gerçeği var. Şimdi size böyle çok acayip bu yüzden de iğrenç geldi değil mi? Vay caniler, dediniz böyle pislik olur mu?
Tabii ki iğrenç, tabii ki pislik ancak Türkiye'deki bazı durumlar da hiç de öyle aman aman farklı değil. Bakirelik kontrolü yapılmış , yaşı gelmiş kızlarımız makul bir fiyata, gerek altın miktarı gerekse başlık parası, kurbanlık satılır gibi pazarlık da yapılarak satılmıyor mu? Üstelik bu eğleme gerçekten de "kız satmak" diyorlar. Gördünüz mü?! O kadar da farklı değil ha? İğneyi kendimize batırmayı da düşünmeliyiz ara sıra .

Dışarıdan muhteşem gözüken şeylerin içeriden çürümüş olması günlük hayatta bile sık rastladığımız bir durumdur. Dışarıdan bakınca kelime anlamını da karşılayacak şekilde yetenekli sanatçılar, görkemli kimonoları, değişik makyaj ve saçlarıyla sanatçı olmalarının yanında adeta "yürüyen sanat eseri" olan geyşalar; içeriden açık arttırmada satılan bekaretleri, kimonolarını ve eğitim masraflarını karşılamaları karşılığında metresleri oldukları "danna"ları, muhteşem görünmek uğruna bozulan ruhsal durumları ve sağlıklarıyla doğanın her şeyin tezatıyla varolduğu gerçeğinin somut örnekleridir.
Sayuri'nin hikayesi yani bu roman içindeki aşk, entrika, kadın ticareti, fahişelik gibi konularıyla benzerlerini andırıyor. Ancak bu kitabı okunabilir çekicilik düzeyine çıkaran şey benzerlerini andıran konulara sahip olması değil. Doğruluğundan emin olamasak da hatta doğru olmamasını umsak da bize yepyeni bir kültürün kapılarını açmasıdır.
592 syf.
·Beğendi·10/10
Bir geyşa'nın anıları

Burada anlatılanlar baştan aşağı kurgu olsada 1930-1940 yıllarının japonyasında bu ve benzeri geyşalardan çokça söz etmek mümkündür. Hatta iş belli bir yerde o noktaya geldi ki Geyşalığı sanat statüsünde görmeye başladılar. Ne var ki bu bir zamanların Amerikan hippi akımı gibi kısa ve parlak bir ışık etkisinde bir an yandı ve kayboldu. Zaten öyle de olmalıydı. Çünkü 2. dünya savaşından sonra hümanizm ön plana çıkarak "insan'a" tarihin en büyük değeri verildi. Dünya bu haldeyken japonya gibi savaş atlatmış ve kendini derhal toparlamaya çalışan bir ulusun da Geyşa gibi bir kavramla anılması düşünülemezdi.
Gelelim Sayuri'nin dünyasına...
Pek çok japonun adını duymadığı bir balıkçı kasabasında doğan sayuri ablası, anne ve babasıyla yaşamaktayken annesi ölümcül bir hastalığa yakalanır ve bu esnada bir tesasüf eseri bay tanakayla tanışır. Kısa sürede ablasıyla kyoto bölgesinde zengin iki aileye satılırlar. Abla genelev tarzı bir yerde çalıştırılırken Sayuri Geyşa olması için eğitilmektedir. Ablasını bulup beraber kaçma planı yapan iki kardeş Sayuri'nin evden kaçmak için çatıdan düşmesiyle gerçekleşemez. Abla kaçar fakat Sayuri hizmetçi yapılarak cezalandırılır. Bir gün yolda bir siparişi getirmek üzere giderken yaşı hayli geçkin olmasına rağmen çok yakılıklı olan biriyle karşılaşır. Bu bir elektrik şirketinin patronu ve başkanıdır. Başkan sayuri'ye bir mendil verir ve kızın hayatında köklü değişiklikler başlatan bu karşılaşma hikayenin sonunda açıklığa kavuşur.
Sayuri'nin kalmak zorunda olduğu Okiyaya da Hatsumomo isminde henüz Geyşa olan birisi yaşamaktadır. Bu kişi zeki, kurnaz ve kafası gayet çalışan birisidir. Bir kaç defa sayuri'ye iftira atarak onun ağır şekilde borçlanmasını sağlamıştır. Hatsumomo'nun düşmanı olan mameha isminde başka bir geyşa sayuri'ye yardım etmek ve onun ablası olmak için anneden izin ister. Bir takım anlaşmalar sonucu mameha'nın isteği kabul görür. Ve sayuri bu günden itibaren gözde bir geyşa olmak için elinden geleni yapar. Tüm kalbur üstü kişilerle arasını yapar tanınıp sevilen ünlü bir isim olur. Savaş sırasında tüm etkinliklerini ve şaşaalarını kaybeden bu grup savaş sonu enteresan bir kyotayla karşı karşıyadırlar.
Finalde ise Amerika'ya yerleşerek orada bir çay evi açan sayuri sonunda Başkana içinden geçenleri açabilmiş ve onun dannası olmayı başararak yıllar önce mendili aldığı günün tüm Gizemlerini çözebilmiştir. Bu sırada Anne ile başkan ölmüşlerdir...
Hikayeyi kendi ağzından anlatan Geyşa sayuri, son satırlarını bay tanaka'yı anarak tamamlar. Mameha'nın Sayuri'ye söylediği şu hazin cümle kitabın ana temasıdır... "Mutlu hayatlarımız olsun diye geyşa olmuyoruz; başka seçeneğimiz olmadığı için geyşa oluyoruz."

Gelelim bizdeki Geyşalığa...
Bilirsiniz bizde bu kavramın tam karşılığı olamaz. Hele hele Osmanlı döneminde sözü anılamaz. Çünkü osmanlılarda kadının yeri ve konumu oldukça farklıdır. Osmanlı kadını rütbe ve payesi ne olursa olsun katiyen belli sınırlarda yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştır. Bunun sebepleri başında İslam dinini yalan yanlış yerinden yaşamaya ve yaşatmaya çalışan güruh gelir. Bu kişiler öyle insanlardır ki içlerinden geçeni Kur'an ın emriymiş gibi anlatma alçaklığında bulunmuşlardır. Tamamı böyledir diyemeyiz elbette fakat büyük kısmı maalesef bu ve benzerini yaşatmış, halkı yanlış yönlendirmiştir. Son dönemde verilen fetvalar bunun en belirgin örnekleridir...
Öte yandan Türk insanının inanç sistemi böylesi bir yaşantıyı karakteri gereği asla kabul etmeyeceltir.
Son olarak naçizane bir fikrimi daha belirtmek isterim. Bu kitap öyle edebi yönden derin ve eğitici yada yönlendirici değil. Boş zaman değerlendirmekte birebir gibi geldi bana. Aksi düşünülerek okunmamalı bence. Şimdiden iyi okumalar...

Vesselam...
592 syf.
·4 günde·6/10
Uzun ama okuyana pek bişey katmayan bir kitap olmus. Hikaye kurgu sürükleyici merakla okuyorsunuz ama kitap bittiğinde size bişey katmiyor. Vakit öldürmek istemiyorum derseniz hiç başlamayın derim. Kitapli saatler.
''Bazı kızlar akıllıdır,bazıları ise budaladır.Sen hoş bir kızsın,ama budalalar sınıfındansın.Tek başına bu dünyada yaşayamazsın.İnsanların ne yapman gerektiğini söyleyecekleri bir yere gönderiyorum seni.Onlar ne derlerse yap,o zaman hep seninle ilgilenenler olur.’'
Kişiliğinde su bulunan kişiler, akacakları yeri kendileri seçmelidir. Yapabilecekleri tek şey, hayatının manzarasının onu götürdüğü yere akmaktır.
"Babamın yüzü kırışıklıklarla doluydu ve her kırışığa bir sorunu yerleştirmişti,öyle ki,artık bu yüz onun yüzü değil de,her dalında bir kuş bulunduran bir ağaç gibiydi."
''Hatsumomo’nun kıyafetinin değeri, bir polisin ya da tezgâhtarın bir yılda kazandığı paraya eşitti. Ancak Hatsumomo’ya şöyle bir baktığınız zaman, paranın hiçbir kadını onun kadar çekici yapamayacağını düşünebilirdiniz.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Geyşanın Anıları
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
559
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754059700
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoirs Of A Geisha
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Bir Geyşanın Anıları
Bir Geyşanın Anıları
'Bu destansı roman hızla yok olan bir dünyayı gözler önüne seriyor.' 
- The Times- 
'Büyüleyici... anlatı sanatının en güzel örneklerinden biri... okumaya doyulmuyor.' 
- Observer- 
'İnanılmaz bir düş dünyasına sahip olan Golden, Sayuri'nin anılarını şiirsel bir dille anlatıyor.' 
- Independent- 
'Bu olağanüstü kitap yok olmuş bir dünyayı tün ayrıntılarıyla okurlara sunuyor.' 

Kitabı okuyanlar 1.424 okur

  • Şadan Çağlar

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları