Bir Gün Tek Başına

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.098
Gösterim
Adı:
Bir Gün Tek Başına
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
744
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891876
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bir Gün Tek Başına
Bir Gün Tek Başına
Bir Gün Tek Başına
27 Mayıs 1960 darbesi öncesini konu alan dönemin Türkiye'sinin, Beyazıt Meydanı'ndan çatışanların hikâyesi. Bir Gün Tek Başına beyazperdeye uyarlanıyor. Vedat Türkali senarist, yönetmenliğini ise oğlu Barış Pirhasan ve torunu, Barış Pirhasan'ın oğlu Yusuf Pirhasan paylaşıyor.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürdürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri… Yaşam, Kenan'a kendini b,r kez daha sınama olanağı verir.

Vedat Türkali'nin ilk romanı 30 yaşında..
* Bir Gün Tek Başına... Yeri benim için çok ayrı bir kitaptır. O yüzden yazım biraz uzun olacak ama okuyun lütfen, sıkılmazsınız :)

* Uzun yıllar evvelinden bahsedeceğim. Fakülteye ilk girdiğim günler... Türk Dili hocamız inceleme ödevim için bu kitabı vermişti bana. Az buçuk araştırma yapınca bir aşk hikayesi olduğunu okudum ve hayal kırıklığına uğradım. Çünkü oldum olası aşk romanlarını okumaktan hoşlanmam ben. Romantizmi pek sevmem. O yüzden burun kıvırmıştım kitaba. Niye benim payıma bu düştü diye canım sıkılmıştı. Zaten kitabın adından da sonu belli değil miydi bu aşkın, ne gereği vardı bu kadar kalın bir kitabı okuyup incelemeye... Hani tükürdüğünü yalamak diye bir deyim vardır ya, heh işte onu gerçekleştirdim. Hem de üç kere... Yani o tuğla gibi kitabı üç kere okudum. Benim için değerli olan insanlara da okuttum. Beni hem Vedat Türkali gibi bir usta yazarla hem de bu romanla tanıştırdığı için hocama da çok minnettarım. Kulakları çınlasın.

* Ankara'da siyasi olayların fokur fokur kaynadığı bir fakültede okuyan ve bu durumlardan çok da uzak kalamayan bir üniversiteli olarak kitaptan etkilenmemem elde değildi zaten. Haftalarca beynimin içinde Günsel ve Kenan'ın iç sesleriyle okula gidip geldim. Kitabı okumuş olanlar neden bahsettiğimi hemen anlamışlardır.

* Peki kitap bir aşk romanı mı gerçekten? Tam olarak hayır. Arka fonda siyaset dönerken ön tarafta yasak bir aşk peydah olur. Günsel ve Kenan'ın aşkı... Öyle anlar gelir ki arka fonda aşk sessizce ilerlerken; ön tarafta politik oyunlar, siyasetin kirli yüzü ve darbeli günlerin acısı peydah olur. O yasak aşk da payını alır bundan. Kitabın sonunu belirler. Eğer bir aşk romanı beklentisi içinde okursanız hayal kırıklığı yaşatabilir size ya da siyasi bir roman olarak okursanız tatmin olamayabilirsiniz. Aşkı, güvensizliği, siyasi romantizmi, insan ilişkilerini, kişilerin iç dünyasını ve ülkemizin yakın tarihinden kesintileri barındırır bu kitap...

* 27 Mayıs 1960 askeri darbesi öncesi Türkiye'sindeyiz.... İnsanın kendi babasına bile güvenmediği, her an herkesten şüphelenildiği, solcuların rakı sofralarında memleket kurtardığı, akşam vakitlerinde köşe başlarında isimsiz ölümlerin olduğu, yaklaşan darbenin ülkeye göz kırptığı günler... Yıllar öncesinde karakolda yediği iki tokat darbesiyle arkadaşlarını satan, çevresindeki herkese ve özellikle kendisine olan güvenini yitirmiş eski bir devrimci Kenan ve işçi sınıfı fakir bir aileye mensup gururlu, başı dik ve bir o kadar da inatçı bir devrimci olan üniversiteli Günsel arasında hiç beklenmedik zamanda alevlenen bir yasak aşkla başlar kitap. Herkes sıradan çalkantılı bir aşk hikayesi beklerken olaylar birden beklenmedik hal alır ve okun yönü ülkedeki çalkantılı olaylara döner.

* Romanı bende etkileyici kılan en önemli şey Vedat Türkali' nin kalemi oldu. Çünkü çoğu yerde karakterlerin iç sesleriyle anlatmış olayları. Adeta kitabı okumuyorsunuz da o kişinin beyninde yaşıyormuşsunuz gibi. Kendilerinden en emin oldukları durumlarda bile aslında beyinlerinde ne fırtınalar koptuğuna şahit oluyorsunuz. İyi yönleriyle kötü yönleriyle karaktere kendinizi yakın hissediyorsunuz.

* Zaten kitaptaki karakterler çoğu romanda olduğu gibi iyilik timsali kahramanvari tipler değil. Çünkü kolaydır sağlam kişilikleri anlatmak. Yüzeysel, hata yapmaya meyilli - hatta karaktersiz ve ahlaksız da diyebiliriz -siyasi romantizmin dar kalıplarında sıkışıp kalmış sıradan insanları anlatmak ve sevdirmek zordur. En basitinden baş karakter Kenan... Yeri geliyor kendisine "Hay senin kalıbına tüküreyim, sen nasıl bir erkeksin?" diyorsunuz. Hatta bir röportajında Vedat Türkali de Kenan'a nefret kusmuştur. İlk okuduğumda ben de kendisine çok kızmıştım ama ikinci kez okuduğumda, kendimi Günsel'in yerine koyunca çok sevmiştim Kenan'ı.

* Kitap hakkında daha teorik bilgiler verecek olursak, Vedat Türkali' nin ilk romanıdır bu. Vedat Türkali'yi gerçek bir yazar yapmıştır. Küçük burjuva duyarlılığı olan Vedat Türkali bunu da romanına yansıtmıştır. Güven olgusu üzerine yazdığı ilk romanıdır ayrıca. Bu konuda bu kadar hassas olması hem Kenan gibi bir karakter yaratmasına hem de "Güven" isimli iki büyük ciltlik eser daha yazmasına neden olmuştur. O çok meşhur "Bekle Bizi İstanbul" şiirini de ilk bu kitapta yayınlamıştır. Kitapta yarattığı Baba karakteri Hikmet Kıvılcımlı'ya, üniversite olaylarında ölen üniversiteli genç karakter de Turan Emeksiz'e işaret eder.

* Bir Gün Tek Başına demiş ya Vedat Türkali kitabın adına, aslında kitaptaki bütün karakterler iç dünyalarında yalnızdır. Tek başlarına... Ve bir gün hepsi dış dünyalarında da tek başına kalmaya mahkum olacaktır.

* Ne zaman aklıma gelse hep sorgularım aslında. Ahh Kenan... Çelmeseydin Günsel'in aklını ne olurdu? Peki Günsel? Kanmasaydın Kenan'a ya da güveneceksen sonuna kadar güvenseydin, böyle mi olurdu? Hadi bunlar karakterdi ve kurguydu diyelim. Ya güzelim ülkem? Nasıl günlerden geçtin ki böyle, yerde gezen karıncandan tut gökte uçan kuşuna kadar hayatlarını tarumar ettin!

* Eğer hala Vedat Türkali ile tanışmadıysanız, zaman kaybetmeyin ve bu kitabıyla başlayın derim.

* Kitabı ilk okuduğum ve incelediğim dönemlerde çokça çalınan bir şarkıyı da paylaşmak istedim sizinle. Her ne kadar tarzım olmasa da o dönemlerde ne zaman duysam, meyhane havasından mıdır, içinde okuduğu şiirlerden midir nedir bilmiyorum ama Günsel ile Kenan aklıma gelirdi. Hala duydukça kitaptaki yaşananları hatırlamamam mümkün değil.

* https://youtu.be/sWy8X_7GA_k

* Son olarak; Vedat Türkali' nin bu kitabında hem aşkı hem siyaseti nasıl da harmanladığını gösteren bir alıntıyla bitirmek istiyorum yazımı. Romanın can alıcı bir yerinde şöyle der Kenan:
"Ülke sallanıyor,
iktidardakiler sallanıyor,
herkes bir şey bekliyor.
Ben Günsel'i bekliyorum..."
Kalemler ustalaştıkça üzerine söz söylemek de aynı oranda zorlaşıyor. Geçtiğimiz aylarda aramızdan ayrılan Vedat Türkali de bu isimlerden...

Bir Gün Tek Başına, 60 Darbesi döneminde geçmektedir. Hani bir söz vardır, "Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin"; işte bu cümlede bahsi geçen devir sanırım o devirdir. Kimin polis kimin halk, kimin sağcı kimin solcu ya da kimin güvenilir kimin ispiyoncu olduğunun bilinmediği bir dönemdir. Ne sevgili, ne arkadaş ne de ekmeğini bölüştüğün dosta güvenebilirsin... Ve bu dönemde filizlenen bir yasak aşkı konu almaktadır kitap.

Kitabın ilk yarısı karakterlerin ve kurgunun oturması adına daha çok bu yasak aşk üzerine kuruluydu. Kisisel olarak mantıksallaştıramadığım bir durum olduğu için de günün sonunda karakterleri özümseyemedim. Ancak ne zaman ki ilişki, sayfalardaki ağırlığını kaybedip yerini daha çok arka planda kalmış olan siyasi olaylara bıraktı, o zaman kitaptan aldıüım zevk de katlandı.

Usta'nın kalemine, diline söyleyecek zaten lafım yok. İyi ki yazmış...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.316 Oy)19.074 beğeni43.405 okunma3.018 alıntı183.043 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.895 Oy)8.853 beğeni26.349 okunma2.661 alıntı114.850 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.553 Oy)8.834 beğeni28.725 okunma833 alıntı139.738 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.576 Oy)9.084 beğeni25.369 okunma1.547 alıntı126.703 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.476 Oy)7.878 beğeni21.392 okunma4.009 alıntı129.464 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.719 Oy)13.421 beğeni34.546 okunma3.408 alıntı146.150 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.244 Oy)5.887 beğeni15.592 okunma1.757 alıntı67.026 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.658 Oy)5.768 beğeni19.679 okunma836 alıntı101.271 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.706 Oy)11.453 beğeni28.517 okunma1.574 alıntı149.503 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.019 Oy)6.364 beğeni16.827 okunma2.901 alıntı86.131 gösterim
Türkali'nin başyapıtı olan bu kitap, 1960 Darbesi öncesinin siyasal ve toplumsal olaylarına ışık tutuyor. Günsel: cesaretli, kararlı genç,sol görüşlü bir kız. Kenan: korkak,çelişkili,orta yaşlı, evli bir erkek. Günsel pratikte, Kenan teorikte sol görüşün temsilcisi. Günsel ve Kenan ekseninde gelişen olaylar Türkali'nin üslubunda doruğa ulaşıyor. Kenan ve Günsel'in iç sesleri gerçekçiliği daha önce görülmemiş bir boyuta taşıyor ve okurunda inanılmaz bir tat bırakıyor. Kitabın sonu çok çarpıcı bir şekilde güven duygusunun sorgulanmasının aynı zamanda o dönemin sosyolojik yapısının bir göstergesi. İnsanların en yakınından şüphe ettiği yılların kanıtı niteliğinde. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bu kitap yazıldığı dönemde o kadar etkili olmuşturki 1970'lerin ortalarından sonra doğan kız çocuklarına Günsel ismi konulmaya başlanmıştır. Son olarak değineceğim Türkali'nin Bekle Bizi İstanbul şiiri nin kitapta yer alması yazarın çok yönlülüğüne ve kişiliğine bir selam niteliğinde.

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle.
Parklarınla,köprülerinle,kulelerinle,meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle.
Ve bir kuruşa Yeni Hayat satan
Tophane'nin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi.
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi.
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanatını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın.
https://violetpetrichor.blogspot.com.tr/...r-gun-tek-basna.html

Öğretmenlikten ihraç edildikten sonra eşinin desteğiyle kitapçılığa başlayan eski devrimci, 'yılgın küçük burjuva' Kenan ile incelikli, sakin, kararlı, inançlı, inatçı felsefe öğrencisi Günsel'in aşkı, 1960 darbesinden sekiz ay önce başlıyor ve darbeye bir gün kala sona eriyor.

Öğrenciyken, komünist örgüt üyesi olmakla suçlanarak gözaltına alınan Kenan karakteri, Vedat Türkali'nin, bu ilk romanının ardından gelecek diğer kurgu eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkacak olan ve ülkedeki siyasi gelişmelere karşı olan aydın-burjuva duyarsızlığı ile kaypak devrimcilere yönelttiği eleştirinin ilk örneğidir. Polisle -devletle- yaşadığı bu ilk tecrübenin ardından devrimci çevresinden uzaklaşmış, kendi ailesini kurmuş ancak kendi hayatını, kelimenin tam anlamıyla uzaktan izleyen; ne ailesiyle, ne arkadaşlarıyla ne de yaptığı işle bir türlü bağdaşamamış, iradesiz, başından hiç eksik olmayan küçük gri bulutuyla çökük omuzlarına durmadan yağmur yağan huzursuz, huysuz, bir çıkış yolu bulamadığı zaman şiddete bile başvurabilen bir adamdır.

"Kişiliğinde çelişik eğilimler barındıran, duygu ve düşünceleriyle hayat pratiği arasındaki mesafeyi bir türlü kapatamayan Kenan'ın maddi pratiklerinden çok iç yaşantısı üzerine kurgulanan roman, bu iç yaşantının, o dönemin küçük burjuva aydınının genel insani durumunu temsil edişiyle Kenan'a hem bir karakter hem de bir tip niteliği kazandırıyordu." (insanokur.org, A. Ömer Türkeş).

Kenan öylesine 'arada kalmış' bir karakterdir ki, Günsel ile ettiği kavganın ardından kendini şehre uzak işçi mahallerine sürüklenmiş olarak bulduğunda, devrimci, 'halktan yana' duyguları alkolün de etkisiyle içinden taştığında, gecenin sonunda aslında hiçbir yere ait olmadığını hem bedensel hem de ruhsal acı eşliğinde keşfeder. Kenan'ın işçilere bakışı ayakları yere basmayan romantik aşık havası taşır. İşçilerle arasında geçen diyaloglardaki ayrılıklar, Kenan'ın olmayı istediği yerden ne kadar uzakta olduğunu trajik/komik bir şekilde gösterir.

Günsel ise Kenan'ın her açıdan zıddı bir karakterdir. Kararlı ve inatçıdır, her şeyden önce. İnançlı bir devrimcidir ve dönemin öğrenci hareketlerinin tam ortasında yer alır. "... Günsel, düşünceleri, dinamizmi ve olaylar karşısındaki cesur tavrı ile Kenan'ı etkiler. Kenan'ı Günsel'e iten bir başka önemli unsur da bu genç kızın aile ve arkadaş çevresidir. Ağabeyi, ağabeyinin 'Baba' lakabıyla anılan arkadaşı, işçiler ve üniversite öğrencileri Kenan'ın düşünce ve duygu dünyasını alt üst ederler." (İki Roman, İki Bakış, Bir Siyasi Olay; Tülin Arseven)

Kenan'ın karısı Nermin ve bir türlü anlaşamadığı halde arkadaşlığını inatla sürdürdüğü Rasim ise ülkenin 'öbür yüzünü' temsil eder. Eşinin isteğiyle, kızının doğumundan sonra işini bırakan, evine ve kocasına bağlı Nermin ile iktidarla 'iyi ilişkileri olan', yaşam tarzıyla devrimci hareketin tam karşısında yer alan Rasim ise Kenan'ın içinde bulunduğu 'arada kalmışlık' hissini daha da pekiştirir.

"Roman sadece dönemin siyasi yaşantısını ve karakterlerin aşkını başarıyla anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterler üzerinden insan psikolojisine ve davranışına yönelik derin çözümlemeler sunuyor. Dönemin karanlık ve boğucu yapısındaki özgürlük arayışı bu çözümlemelerle birlikte okuyucuya geçiyor." (http://www.soylentidergi.com)

Günsel'in ağabeyi Hasan'ın arkadaşı ve yakın çevresinde saygı gören 'Baba' karakteri, esas itibariyle Vedat Türkali'nin yansıtıcı bilincidir. TKP, toplum, devrimci hareket gibi konularda ana karakterleri bilgilendirir, yönlendirir. Bu karakter, her birinde farklı isimler altında kurgulanmış olarak yazarın diğer kitaplarında yeniden ortaya çıkar.

Romanın -ve yazarın diğer tüm romanlarının- arka planında tarihsel ve siyasi gerçeklerden örülmüş bir ağ vardır. Yazar, eserin kurgulandığı dönemde yaşanan olaylardan yeri geldikçe bahseder ancak romanın önüne geçmesine izin vermez; bu olaylar ana başlıklar halinde verilir. Böylece ülkenin içinde bulunduğu karışık durum okuyucu için genel hatlarıyla resmedilir.

Kaynaklar:
http://www.edebiyatvesanatakademisi.com
http://www.insanokur.org
http://www.edebiyatdefteri.com
http://www.soylentidergi.com
Tülin Arseven, İki Roman, İki Bakış, Bir Siyasi Olay: Bir Gün Tek Başına ve İzmir'in İçinde Adlı Romanlarda 27 Mayıs İhtilali
Yazar romanında; Çelişkiler Türkiye'sinde 1960 darbesine giden bir süreci, öğrenci olaylarını, idealist devrimci kız Günseli ve Kenan'ın aşkını yalın bir dille anlatmaya çalışmış. Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar çok gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Kitabın ana karakterinin yaşadığı bütün pişmanlıkları, kararsızlıkları, güvensizliği siz de içinizde hissediyorsunuz. Onunla beraber sizde sürükleniyorsunuz gerçekten güzel bir roman. Okumayan arkadaşlara tavsiye ederim.
.
Herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap. O kadar güzeldi ki hiç bitmesin istedim. Ön planda aşk arka planda siyaset olan bi roman. Evli olmasına rağmen Kenan’a hiç ama hiç kızamadım. ne güzel sevdin Günsel’i...
Bu ve diğer kitaplarını çok severek okudum.Benim için edebiyatta Vedat Türkali ve Yaşar Kemal birinci sıradadır.Yaşar Kemal'i kaybettik ,Vedat Türkali sen çok yaşa.
Ben inandım Günselin güzelligine, Kenanın samimiyetine.Ne güzel ne yalındı anlatım. Aşkı anlatmadı hissettirdi. Dönemi anlatmadı yaşattı. Günsel! Derken ismin ahengini bile sevdirdi Vedat Türkali. İçsesleri getirdi yerleştirdi içime. Belirginleştirdi yeşertti içimde. Kitap daha bitmedi. Yorum yapmak için sabirsizligimi yenemedim. Çelişkiler, yalnızlık, çürümüşlük, yalınlık .. Ellili yıllar ama bunlar hiç yabancı değil yaşadığım döneme!
Okuduğum ilk Vedat Türkali kitabı. Dili çok rahat, sade bir kitap. Okunma ve olayları açısından gayet sade bir dille yazılmış. Siyaseti romanda olayların içine sıkıştırması okuyucuyu sıkmıyor. Vedat Türkali'nin okuduğum ilk kitabı olduğu için iyiydi diyebilirim. Umutlarda buluşmak dileğiyle:)
Vedat Türkali'nin 30 yaşındayken kaleme aldığı ilk romanı. Psikolojik çözümlemeler insanın içini baymadan kitabın temasını oluşturmuş bir aşk, bir aldatma, bir tarih, bir dönem romanı. Müthiş anlatım tarzıyla 3 günde bitirdiğim ve herkese şiddetle tavsiye ettiğim, Vedat Türkali'nin diğer kitaplarına yönelmemi sağlayan bir başyapıt...

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürdürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri… Yaşam, Kenan'a kendini bir kez daha sınama olanağı verir.

Böylesi bir konuya sahip roman, 1960 darbesi öncesini konu alan dönemin Türkiye'sinin, Beyazıt Meydanı'ndan çatışanların hikâyesi üzerine kurulu. Bir Gün Tek Başına beyazperdeye de uyarlanıyor. Vedat Türkali senarist, yönetmenliğini ise oğlu Barış Pirhasan ve torunu, Barış Pirhasan'ın oğlu Yusuf Pirhasan paylaşmış.
Yazarın okuduğum ilk romanı, bazı önyargılarımdan mesafeliydim Türkali'ye ancak önyargının ne kadar yanlış olduğunu ve nelere yol açabileceğini bir kez daha gördüm. Kitap Türk okuyucu tarafından kesinlikle okunmalı, gerek anlatımdaki farklılığı gerek konusu ile dolu dolu bir roman. 27 Mayıs ihtilalinden hemen öncesi Türkiye, Menderes'in baskı ve korku rejimi altında. İmkansız bir aşk ve Benim de aşık olduğum Günsel. Keyifli okumalar.
Vedat Türkali’nin “Bir Gün Tek Başına” romanı, hızlı okumalarımdan birisi oldu. Yaklaşık 750 sayfalık romanı 8 günde bitirdim. Romanın dilinin akıcılığı kadar, hikâyenin sarıp sarmalayan yanı da, okumamı hızlandıran bir etken oldu.

Türkiye’nin en çok tartışılan ve hatta kimliklerin keskinleştiği bir döneminin romanı olmasına karşın, hikayenin merkezi daha çok Türk solunun daha marjinal bir kesimine kayıyor. Ancak kitabın 1973 yılında yazıldığını düşünürsek, bu marjinalliğin günümüz için geçerli olduğunu, ama dönem itibari ile yükselen bir eğilimi temsil ettiğini söyleyebiliriz.

Karakterlerin son derece güçlü olduğu ve çok derin işlendiği bir roman “Bir Gün Tek Başına”. O kadar ki, romanın çok büyük bir bölümünü doğrudan kahramanların zihninin içinden takip ediyoruz. Aslen bu oldukça zor bir teknik. Çok fazla sırıtabilecek ve yazarın okur karşısında güçsüz kalmasına neden olabilecek bir yöntem. Çünkü beyin okumak, düşüncenin nasıl aktığı ve yön aldığı, beyinde kararın nasıl verildiği tam bir bilmece iken, Vedat Türkali, zihnin içindeki gelgitleri, münazaraları, kapışmaları bizlere an ve an yaşatıyor. İnsanın en güçlü ve kararlı gözüktüğü anlarda dahi beyninde dönen fırtınalara şahit oluyoruz. Beraberinde takıntılar, kilitler, şablonlar ve kaçınılmazların beyinde nasıl rol aldığını görüyoruz.

27 Mayıs darbesinden (ki bugüne devrim mi denir darbe mi denir konusunda dahi bu ülkede bir fikir birliği oluşmuş değil) bir gün öncesine kadar ilerleyen ülkenin karmaşa günlerinin içinde, TKP’ye yakın devrimci bir üniversiteli genç kız ile orta yaşlı bir devrimci eskisinin aşkını konu alan roman, küçük burjuva bireyinin çıkmazlarını konu ediniyor. 1970’lerin egemen kavramı olan sınıf çelişkileri, romanın has kahramanı olan Kenan üzerinden aktarılıyor. Ancak ne gariptir ki, bu kavramlar günümüz insanlarının bir çoğuna yabancı ve siyasal alt kültürü olmayan kişiler tarafından okunduğunda, bu kitabın oldukça marjinal bir eser olarak değerlendirilmesi mümkün.

Bir dönem romanı olan eserde, 1960 darbesine giden yolda, günümüzün sol fikirleri açısından da çözümleyici bir çok nokta var. Günümüzün ulusal solcuları ile, Markist geleneğe daha bağlı sosyalist sol ya da evrensel değerleri önemseyen özgürlükçü (liberal) sol kesimler arasındaki farkları hemen hemen 1960 darbesi öncesinde de görmek mümkün.

Kitabın kahramanı Kenan, farklı fikriyatta olan okurların tamamının tepkisini üzerine çeken bir karakter. Yani hangi açıdan baksanız negatif. Küçük burjuva değerlerden kaçmak isteyen ama bunu ailevi tüm değerleri yıkarak yapmak isteyen bir kara karakter. Kenan etrafındaki iki kadın olan eşi Nermin ile sevgilisi Günsel de özgün karakterler olarak romanı güçlendiriyor. Nermin bir yanı ile ailesini kurtarmaya çalışan dişi kuş olarak tüm merhameti üzerine toplarken, bir yanıyla da onursuz duruşu ile iğreti bir görünüm kazanıyor. Günsel bir yanıyla aile parçalayıcı kötü kadın damgası yeme riskini taşırken, diğer yanı ile devrimci karakteri ile burjuva değerlerini yadsıyan duruşu ile hayranlık uyandırıyor. Tüm bunlar, temiz ve günahsız insanın olmadığı dünyanın, en gerçek hali ile romana sızdığını ve bu nedenle ilgi çektiğini bize ispatlıyor.

Romanda yer alan Baba karakteri zaman zaman didaktik bir rol alsa da, aslen Vedat Türkali’nin okura mesajlarını ilettiği bir görev ediniyor.
Benim romanda en çok ilgimi çeken sahne, Kenan’ın bir sinirlilik ve bunalım anında, nereye gittiğini bilmediği bir trenle Kazlıçeşmeye gelip, bir gecekondu mahallesinde girdiği bir meyhanede yöre sakinleri ve işçilerle yaptığı sohbet ve kavga oldu.

Keyifle okuduğum bir romandı. Daha önce “Yalancı Tanıklar Kahvesi”ni okuduğum Vedat Türkali’nin sıradaki romanı Güven I ve II olacak büyük olasılıkla. Çok yakın bir zamanda yitirdiğimiz yazarımızı saygı ile anıyorum.
.. boynuna sarılmak, öpmek öpmek, acıyan yaralarını göstermek, çektiklerini açık açık anlatmak ona, kapkara bir dünyaya birlikte sövmek onunla..
"Taşları sürekli dönen bir değirmendir kafa dediğin, arasına bir şey koymazsan, kendi kendini öğütür, bitirir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Gün Tek Başına
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
744
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891876
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bir Gün Tek Başına
Bir Gün Tek Başına
Bir Gün Tek Başına
27 Mayıs 1960 darbesi öncesini konu alan dönemin Türkiye'sinin, Beyazıt Meydanı'ndan çatışanların hikâyesi. Bir Gün Tek Başına beyazperdeye uyarlanıyor. Vedat Türkali senarist, yönetmenliğini ise oğlu Barış Pirhasan ve torunu, Barış Pirhasan'ın oğlu Yusuf Pirhasan paylaşıyor.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürdürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri… Yaşam, Kenan'a kendini b,r kez daha sınama olanağı verir.

Vedat Türkali'nin ilk romanı 30 yaşında..

Kitabı okuyanlar 713 okur

  • Burak
  • Emel
  • Gün İlke Yıldırım
  • Beatrice
  • Özcan
  • Sevilay Gürel
  • NESLİŞAH KARADENİZ
  • Liliyar
  • sydney carton
  • Els

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.3 (7)
9
%1 (3)
8
%0.3 (1)
7
%0.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları