Bir Gün Tek Başına

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.053
Gösterim
Adı:
Bir Gün Tek Başına
Baskı tarihi:
1975
Sayfa sayısı:
648
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milliyet Yayınları
1974 Milliyet Yarınları Yarışma Birincisi
752 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir aşk hikayesinin arka fonunda dönemin siyasi panoramasını içeren bir eser. O dönemle ilgili bilmediğim bir çok şey öğrendim. Okumanızı Tavsiye derim.
752 syf.
·Puan vermedi
27 Mayıs ihtilal arifesinde Türkiye, ustaların ustası #vedattürkali büyüteci tutmuş göremediklerimizi göstermiş. Kentsoylu Türk aydını uğraşları, korkuları, çabaları, tutunamayışı, devrimcilik oyununda hep diskalifiye olup hep yalnız kalışı. İlk kez lisede okuyup çok etkilenmiştim, anlatılan herşey hala taptaze, hiçbir şeyin değişmediğini görmekse çok ürkütücü #vedattürkali #birgüntekbaşına #kayıpromanlar #güven
752 syf.
·9/10
Ne diyeyim şimdi. Bu nefis, harika, kült olmuş eseri yazdığı için Türkali'ye ne kadar teşekkür etsek azdır. Bir arkadaşımın şiddetli tavsiyesiyle alıp okudum ve arkadaşa her daim teşekkür ediyorum. Burada çok güzel yazılar yazılmış, üzerine söylenecek, makaleler yazılacak bir eser hakkında cidden çok sıkı incelemeler yazılmış. O arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum. Özellikle Hesna Suàrez adlı okur arkadaşımızın incelemesi çok iyi olmuş. Bu yüzden sadece okuyun seversiniz bizce deyip susuyorum.
608 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
bir çok yönden başyapıt... Vedat Türkali'nin akıcı dili ve hızlı gelişen olaylarla okuru bir anda karekterlerin içine dahil etmesi muhteşem. Romanın kahramanları yakından tanıdığımız olarak ete kemiğe bürünüyorlar... Onların bütün duygularını içselleştirmek, yaşamak çok güzeldi. Eğer bir kitap okuyacaksam bu, Bir Gün Tek Başına gibi bir hikaye ve yazar olmalı... Türkali'nin önünde saygı ile eğiliyorum...
752 syf.
·Beğendi·10/10
Usta yazar Vedat Türkali'nin, taraf olanlarının ihtilal, karşıt olanlarının darbe dediği 1960 lı yılları konu alan 750 sayfalık muazzam dönem romanı ile karşınızdayım...
Öncelikle şunu belirteyim, romanda bilinçakışı yöntemini o kadar güzel kullanmışki, ikili diyaloglarda karakterlerin beyninin içinde hissediyorsunuz kendini...Şimdi ben buna siyasi roman desem, anlatılan aşka haksızlık ederim, aşk romanı desem, yakın tarihe haksızlık ederim...Bu kadar uzun bir roman ancak bu kadar dolu olabilirdi...
Birazcık konusundan bahsedersem, o yıllarda yine fokur fokur kaynayan bir Türkiye, CHP-DP, İnönü-Menderes gerilimi, Üniversitelerde patlak veren, sokaklara taşan olaylar... Dış siyasette ki tutarsızlık, ve bu coğrafyanın makus kaderi; kardeşi kardeşe vurdurtma. Ve en sonunda askeri müdahaleye kadar uzanan olaylar olaylar olaylar...
Ve bu olayların arasında filizlenen yasak bir aşk...Kırklı yaşların başında fikirleri devrimci eylemleri burjuvai evli bir adam olan Kenan ile, Üniversitede felsefe son sınıf öğrencisi aileden Devrimci Günsen'in aşkı...
Epey uzun olduğuna bakmayın, dili, konusu, heyecanı su misali akıp gidiyor sayfalar, tavsiye ederim efenim... Bir de kitabın içeriğinde, yazarın kendine ait Bekle bizi İstanbul şiiri var ki, açın Edip Akbayram'dan dinleyin tekrar, çok güzel gidiyor:) HARAMİLERİN SALTANATINI YIKACAĞIZZZ!!! O zaman şöyle diyelim, parti ve şahıs ayırmadan haramilerin saltanatı yıkıla, koltukları kıçına kaçaaa
752 syf.
·11 günde·9/10
Kitap hakkında ne yazsam hep bir eksik kalacağını düşünüyorum. Şimdiden sürçülisan ettiysem affola. Keyifli okumalar dilerim.

Vedat Türkali 1960’ların Türkiye’sinde siyasi olayları bir aşk üçgeni ile harmanladığı ve karakterleri gerçekçi şekilde oluşturduğu bir kitaptır. Karakterlerden Kenan’ın kendisini acımasızca eleştirmesi ile başlayan kitap, Kenan’dan yaşça küçük olan Günsel’e aşık olması ile devam etmektedir. Kitap okuyucuyu olaylar içerisi kolayca sürüklemektedir.

Kenan’ın eşi olan Nermin ve kızı Zeynep Kenan’ın kendisi ile olan hesaplaşmasından habersiz hayatlarını sürdürmekte. Kenan’a olan bakış açım ise kızgınlık ile acıma arasında gidip gelmekte. Kenan oldukça bencil, korkak ve yaşam içerisinde yerini bir hayli sorgulamakta, siyasi olaylarda ise oldukça pasif bir kişiliğe sahip. Aşık olduğu kadın Günsel genç, kendisine yer yer çok güvendiği yer yer hiç güvenmediği, siyasi olaylar içerisin aktif olmaktan çekinmeyen, rol modeli abisi olan bir kişiliğe sahip. Kenan ve Günsel’in aşkları ise doyumsuz, tutkulu ve sorunlarla dolu. Kitapta karakterlerin kendileriyle konuşmaları ise çok güzel şekilde işlenmiş. O dönemin Türkiye’sinde “şüphe” duygusu ise karakter üzerinde gezinmekte. Bencilliği, güvensizliği, kalp kırıklığını ve aşkı bu kadar güzel başka nasıl anlatılırdı kitap bilemiyorum. Okurken büyük keyif aldım. Tekrar belirmek isterim ki ne yazsam kitap hakkında hep bir eksik olacak hissi ile yazımı bitiriyorum.
752 syf.
·
Tek kelimeyle bayıldım. Okudukça içinde kaybolup gittim. Zaten tarzını sevdiğim bir yazar. Beni yanıltacak bir kitabı şimdiye kadar hiç olmadı. Keşke böyle kitaplar okumayı hiç bırakmasak. Bilgilensek ve ilerlesek.
752 syf.
·6 günde·9/10
Öncelikle spoiler (tat kaçıran) içeren bilgiler vermemeye gayret edeceğim. Sadece eserdeki kahramanlara dair bazı tahliller barındıracak incelemem. 750 sayfalık emeğinizin büyüsünü bozamam asla.

Nereden başlamalı bilemiyorum cidden. Hacmine aldanıp da uzak durduğunuz kitaplar silsilesine Bir Gün Tek Başına’yı eklemeyin.

Kitabı bitirip de bir köşeye koyduktan sonra şöyle bir geriye çekilip sırtımı yaslayıp ‘neler yazıyormuşsun sen böyle’ dedim. Zira bu benim ilk Türkali eserim.

İncelemeyi hakkıyla yapma adına Asım Bezirci’nin Seçme Romanlar adlı eserinden de faydalandım çokça.

26 Mayıs 1960 romanın sonlandığı tarih. Bu tarihten önceki 8-9 aylık dönem anlatılmakta.

Eseri Tek bir çatı altında değerlendirmenin yanlış olacağını düşünüyorum. Zira bu hem bir ‘siyasal ve tarihsel roman’ hem ‘bir aşk romanı’ hem de ‘küçük burjuvazi umursamazlığını’ anlatan bir romandır.

Baş kahramanımız Kenan. Edebiyat Fakültesini bitirip bir süre öğretmenlik yapmış fakat 1946’da katılmış olduğu solcu eylemler sonrası kabuğuna çekilip yılgınlığa düşmüş ve beraberinde bir Kitabevi açmıştır.

Eşi Nermin’de kendi gibi eğitimli ve öğretmenliğe ara vermiş biridir. Tutkuyla başlayan evlilikleri yıllar geçtikçe sarsılmaya başlamıştır.

Yine yakın arkadaşları Rasim ‘her devrin adamı’ diyebileceğimiz tiplerdendir. Belki de Türkali’nin okuyucu ile arasına en çok girip eleştireceği tiptir. Ve sonrasında Kenan’ın bir mekanda karşılaşıp vurulacağı felsefe öğrencisi, devrimci Günsel.

Eser başarısını ‘zayıf, eksikli, yanlışlı bir kişinin romanın baş kişisi olmasına rağmen’ bizleri rahatsız etmeyecek derecede hatta onunla özdeşleşebilecek noktaya getirmesinde saklıyor kanımca.

Bakınız ne diyor Kenan için Vedat Türkali:

“ Romanda açık seçik koymaktan kesinlikle kaçındım ya, ben Kenan tipini sevmem, karşıyımdır ona. Devrini kapatmış olması gereken bir baş belası tipidir Kenan bence. Yazık ki kapatamadı. “
Ve siz romanı okurken bu Türkali görüşünü neredeyse hiç hissetmiyorsunuz. Başarı bunda gizli bence.

Kahramanların iç konuşmaları, devrin siyasi bunalımı, askeri baskılar, işkenceler, fikirler ve daha nicesi bu eserin konusu.

Buyurun.
752 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Vedat Türkali gibi bir yazarın eserine de inceleme yazmak epey zor olacak ama yine de birkaç satır yazmadan geçemedim.
Katakterler o kadar sevimsizdi ki bu kadar bencilliğin içinde yine de kitabın sonunu getirmeden merak dinmedi.
Her karakterin ayrı ayrı bencil yanları vardı ama tabiki kimse baş karakter Kenan kadar bencil olamamıştır. İşin kötü tarafı onun düşüncelerini okurken de hak verebiliyor insan.
Okuduğum birçok iç ses içeren kitap vardı ama sanırım ilk defa bu kadar kafalarının içinde yaşadım. Kah Kenan oldum, kah Günsel, bazen de Nermin. Ama ne olursa olsun Nermin in hakkında Kenan ve Günsel’in içsesleri hep rahatsız etti beni. Rasim in ne olduğu ortadaydı, ben buyum diyordu, bu nedenle onun hakkında bir takıntıya düşmüyor insan ama Kenan benim en nefret ettiğim “aydın kesim” olduğunu iddia eden yobazlardan. Tam net ifade edemesem de okurken sürekli Kenan’a sövdüm sanırım.
Bu karakterlerin hepsi, yaşanılan yasak aşk ve diğer ilişkiler dönemin siyasi olaylarını aktarmak ve o dönemdeki halkın durumunu anlatabilmek için kurgulanmış karakterler. 1960 yılındaki siyasi olaylar, İsmet Paşa - Menderes çekişmesi, halktan tüm kesimlerin birbirine güvensizliği, oyun içinde oyunlar, maşa olarak kullanılan gençler, ezilenler, yenilenler, yıkılmayanlar,direnenler ve korkaklar, herkes bu siyasi çemberden nasibini alıyor.
Baba karakteri ile Hikmet Kıvılcımlı ‘ yı anlatan Türkali ilk romanı olmasına rağmen hem siyasi bilgilerini hem edebiyatı çok iyi işlemiş eserinde.
Karakterlerinden bu kadar nefret edip te bayıldığım bir kitap olmamıştı daha önce, bu yönden değişik bir deneyim oldu.
Son olarak ister 60 sene öncesi olsun ister 160 bizim tarihimiz hep aynı çalkantılarda, bugüne bakınca da çok değişik şeyler değil ne yazık ki deyip üzülüyor insan.
752 syf.
·52 günde·Puan vermedi
Dost tavsiyesi her zaman en iyiler oldu hayatimda. Kendimden kaçmak isterken kendimi bulduğum bir kitap daha.
Saatlerce , sabahlara kadar heycanla aşkla, tutkuyla okudum.
Tarihin tekrardan ibaret olduğunu bir kez daha gördüm. Yakın tarihte yaşadığımız şahit olduğumuz olaylar ( siyasi ve politik),
Yaşım itibariyle büyüklerimizden duyduğumuz ve ve kitaplardan okuduğumuz üzücü trajik olaylar, yaşantılar hepsi aynı. Değişen tek şey karakterler. Okuyun, okutun arkadaşlar
752 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Kenan,Günsel, Nermin. Nasıl bir hüzün sardı parmak uçlarıma kadar... Akılalmaz bir şekilde sürükledi, boşluğa bırakıldı... Bir gün tek başına değil hep mi tek başındaydı?
"Hani dindarsınızdır diye söylüyorum. İçinizdeki Allah korkusu önleyemiyor mu böyle bir hırsızlıktan yararlanıp milletin parasını çalanlara ortaklık etmeyi?"
Duygulu olmamız acı gerçekleri önceden görmemize, duymamıza yarıyor. Vurdumduymaz olan geçsin karşı yana. Geçmiyor mu?...
Vedat Türkali
Sayfa 375 - Epsilon Yayınevi
Başkaldırma duygusuyla suçluluk öylesine tez yer değiştiriyordu ki en ağır aşağılama sözlerine bile ne tepki göstereceğini kestiremiyordu.
Vedat Türkali
Sayfa 345 - Epsilon Yayınevi
Seviyorum bu adamı... Gerçekten seviyor muyum? Sorulacak şey mi? Niye başkası değil de bu? Ne bileyim? Rastlantı belki de. Belkisi falan yok, düpedüz rastlantı...
Vedat Türkali
Sayfa 344 - Epsilon Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Gün Tek Başına
Baskı tarihi:
1975
Sayfa sayısı:
648
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milliyet Yayınları
1974 Milliyet Yarınları Yarışma Birincisi

Kitabı okuyanlar 1.191 okur

  • BURAK B
  • Zilan turan özen

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları