Bir Gün Tek Başına

8,7/10  (101 Oy) · 
301 okunma  · 
98 beğeni  · 
2.975 gösterim
27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri...Yaşam, Kenan'la kendini bir kez daha sınama olanağı verir...

Vedat Türkali'nin ilk romanı 30 yaşında...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2004
  • Sayfa Sayısı:
    744
  • ISBN:
    9789752891876
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mithril / Luthien 
22 Şub 02:13 · Kitabı okudu · 50 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kalemler ustalaştıkça üzerine söz söylemek de aynı oranda zorlaşıyor. Geçtiğimiz aylarda aramızdan ayrılan Vedat Türkali de bu isimlerden...

Bir Gün Tek Başına, 60 Darbesi döneminde geçmektedir. Hani bir söz vardır, "Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin"; işte bu cümlede bahsi geçen devir sanırım o devirdir. Kimin polis kimin halk, kimin sağcı kimin solcu ya da kimin güvenilir kimin ispiyoncu olduğunun bilinmediği bir dönemdir. Ne sevgili, ne arkadaş ne de ekmeğini bölüştüğün dosta güvenebilirsin... Ve bu dönemde filizlenen bir yasak aşkı konu almaktadır kitap.

Kitabın ilk yarısı karakterlerin ve kurgunun oturması adına daha çok bu yasak aşk üzerine kuruluydu. Kisisel olarak mantıksallaştıramadığım bir durum olduğu için de günün sonunda karakterleri özümseyemedim. Ancak ne zaman ki ilişki, sayfalardaki ağırlığını kaybedip yerini daha çok arka planda kalmış olan siyasi olaylara bıraktı, o zaman kitaptan aldıüım zevk de katlandı.

Usta'nın kalemine, diline söyleyecek zaten lafım yok. İyi ki yazmış...

Güler Ayata 
18 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Tek kelime ile HARİKA bir kitap. İyi ki inatla yarım bıraktığım kitabı yeni baştan okumuşum. Kenan keşke başka bir türlü son hazırlasaydı hayatına. ŞOK oldum ve çok ÜZÜLDÜM :( Yeniden okumaya en başından başladım. Bazen insanın kendini zorlaması gerekiyormuş. Hiçbir kitap yarım bırakılmamalı, aynen yarım kalmaması gereken hayatlar gibi...............................

Özge 
23 Nis 22:44 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öğretmenlikten ihraç edildikten sonra eşinin desteğiyle kitapçılığa başlayan eski devrimci, 'yılgın küçük burjuva' Kenan ile incelikli, sakin, kararlı, inançlı, inatçı felsefe öğrencisi Günsel'in aşkı, 1960 darbesinden sekiz ay önce başlıyor ve darbeye bir gün kala sona eriyor.

Karakterlerin iç dünyalarına sürüklendiğimiz romanda, 'Kanlı Perşembe' olarak anılan 28-29 Nisan'da İstanbul'daki öğrenci gösterileri gibi 27 Mayıs darbesine giden yolu döşeyen olayları da arka planda izliyoruz.

Siyasi bir roman olarak değerlendirilmesine rağmen, sıcacık bir aşk romanı aslında; tesadüfen yeşeren bir aşkın siyasetin gölgesinde nasıl solup gittiğinin romanı.

BARAN 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazar romanında; Çelişkiler Türkiye'sinde 1960 darbesine giden bir süreci, öğrenci olaylarını, idealist devrimci kız Günseli ve Kenan'ın aşkını yalın bir dille anlatmaya çalışmış. Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar çok gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Kitabın ana karakterinin yaşadığı bütün pişmanlıkları, kararsızlıkları, güvensizliği siz de içinizde hissediyorsunuz. Onunla beraber sizde sürükleniyorsunuz gerçekten güzel bir roman. Okumayan arkadaşlara tavsiye ederim.
.

DENİZ 
26 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu ve diğer kitaplarını çok severek okudum.Benim için edebiyatta Vedat Türkali ve Yaşar Kemal birinci sıradadır.Yaşar Kemal'i kaybettik ,Vedat Türkali sen çok yaşa.

Feride Tuğrul 
18 Oca 08:25 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum ilk Vedat Türkali kitabı. Dili çok rahat, sade bir kitap. Okunma ve olayları açısından gayet sade bir dille yazılmış. Siyaseti romanda olayların içine sıkıştırması okuyucuyu sıkmıyor. Vedat Türkali'nin okuduğum ilk kitabı olduğu için iyiydi diyebilirim. Umutlarda buluşmak dileğiyle:)

Muzaffer Akar 
03 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın okuduğum ilk romanı, bazı önyargılarımdan mesafeliydim Türkali'ye ancak önyargının ne kadar yanlış olduğunu ve nelere yol açabileceğini bir kez daha gördüm. Kitap Türk okuyucu tarafından kesinlikle okunmalı, gerek anlatımdaki farklılığı gerek konusu ile dolu dolu bir roman. 27 Mayıs ihtilalinden hemen öncesi Türkiye, Menderes'in baskı ve korku rejimi altında. İmkansız bir aşk ve Benim de aşık olduğum Günsel. Keyifli okumalar.

Aslı T. 
12 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Dönem filmi tadında bir roman. 27 Mayıs 1960 darbesi öncesini konu etmiş. Siyaset ve aşk iç içe. Karakter tahlilleri çok başarılı, özellikle Kenan ve Günsel'in iç seslerinin anlatıma dâhil olması kitabı çok samimi yapmış. 742 buçuk sayfayı okurken kitabın temposu hiç düşmedi âdeta.

gzd 
10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Türkiye 1960 darbesine doğru adım adım giderken son 8 ayında Günsel ve Kenan'ın aşkını okuyoruz.Bu kaotik ortamda kaotik bir aşk bu...
Vedat Türkali'yi ilk yalancı tanıklar kahvesi kitabıyla tanımıştım.Bana göre o kitap daha güzeldi.

Ermiş Francesco 
19 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

1960 darbe döneminde insanı sarsan bir aşk romanı.Evli bir adamın genç bir kıza olan aşkı insanı sarıp içine alan bir roman. Vedat Türkali nükteli, sade ve içten bir anlatımla kullandığı dilinden dolayı Kitabın etkisinden kurtulamıyorsun uzun bir süre.

3 /

Kitaptan 52 Alıntı

yasemin 
17 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Taşları sürekli dönen bir değirmendir kafa dediğin, arasına bir şey koymazsan, kendi kendini öğütür, bitirir."

Bir Gün Tek Başına, Vedat TürkaliBir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
Çiğdem Aksoy Kahraman 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dünyaya bir daha ki gelişimizde düşünürüz! O zaman da at mı, it mi, kertenkele mi, ne olacağız kim bilir? Belki de cansız taş! En iyisi doğaya karışmak, bir kaya olmak açık deniz kıyısında!

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 408)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 408)
Mithril / Luthien 
14 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Peki Nazım? O büsbüyük ozan. Niye ondan dizeler mırıldanmıyorsun? Onu da mı unutturdular iki tokatta? Yasaklar böyle ezip kalıba sokar işte.

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 21)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 21)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Halksız, işçisiz demokrasi olur mu be? Koyun sürüsü ettiler milleti...

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 231)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 231)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Halkın gözü ne vakit açılacak? dedi. Bu kez yine baktım da halk öylesine uykuda ki... Çıkın Anadolu'ya umutsuzluk çöküyor içinize...

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 129)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 129)
Nihan 
12 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"İnsan içinde bulunduğu ortama göre insandır. Koşullar bu! Ne yapalım... Seviyorum seni."

Bir Gün Tek Başına, Vedat TürkaliBir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
Onur Özkan 
30 Ağu 2016 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

İstanbul
İSTANBUL


Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 535 - Eylül 1944 Akşehir)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 535 - Eylül 1944 Akşehir)
BARAN 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

32’ de Elazığ cezaevinde bir Memedimiz vardı bizim. Kara kavruk oğlan. Sovyet sınırındaki bir karakolda askerlik yapmış. Sonra gelmiş memlekete; bir gün kahvede, ’’Rusların karakolları fena değildi, aç değildiler,’’ gibi bir söz etmiş. ‘’ Komünist oldun.’’ deyip bizim yanımıza tıktılar bunu. Beş vakit namazında. Cin gibi bir oğlan. ’’ Okuman yazman var mı?’’ dedik. ‘’ Harfleri tanıyorum da bir birine vuramıyorum ‘’ dedi. Okuyamıyordu. Epey kaldı bizimle…. Bir gün ‘’ Ne vakit gözü açılacak,ne vakit gerçekleri görecek bu halk ‘’ gibisine dertleşiyoruz.. ’’Baba.’’ dedi, ‘’ bu millette benim gibi, harfleri tanıyor da bir birine vuramıyor.’’

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 124)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 124)
BARAN 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

‘’ Soğuğa nerelisin demişler, aslen Erzurumluyum ya Sivas’ta eğlenirim demiş’’

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 103)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 103)