Bir İdam Mahkumunun Son Günü

8,5/10  (297 Oy) · 
749 okunma  · 
210 beğeni  · 
6.731 gösterim
Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis'e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l'Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852'de Louis Bonaparte'ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859'da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870'de Fransa'ya döndü. 1871'de Paris Komünü'nü desteklemese de komüncüleri savundu. Victor Hugo 1829 yılında yayımladığı Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı romanıyla idam cezasına taviz vermez bir tavırla karşı çıktı. Klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alan Notre-Dame'ın Kamburu ve Sefiller adlı romanlarıyla dünya edebiyat tarihine geçti.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786053609902
  • Orijinal Adı:
    Le Dernier Jour D'un Condamne
  • Çeviri:
    Volkan Yalçıntoklu
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mahmut Çayır 
21 Kas 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 3/10 puan

Victor Hugo’nun, görüşlerini insanlara empoze etmek için yazmış olduğu bir eser. Benim okuduğum yayınevinde mahkumun suçu belirtilmemişti, başka yayınlarda, ailesi için yanlışlıkla birini öldürmüş olduğu yazıyormuş. Bu önemsiz bir ayrıntı çünkü mahkum ne kadar suçlu ya da masum olursa olsun, tasfirler mahkumun “suçsuz” olduğuna inandırıyor okuru. Suçsuz birinin idam edilmesi elbette zulümdür. Eserin bıraktığı etkinin sebebi de budur.

“Hugo çocuk yaşta, İspanya’da idama götürülen bir mahkumun yoldan geçişini izlemiş ve 16 yaşındayken, bir kızın, Adalet Sarayı önünde kızgın demirle cezalandırılışı sırasındaki dayanılmaz feryatlarını unutmamıştı.” Yazıyor önsözde. Bu olaylar üzerine idama karşı çıkan bir görüşe sahip olduğu düşünülüyor. Aklıma şu soru geldi; acaba Victor’un 19 yaşında boğularak ölen kızı, bir cani tarafından katledilseydi ve Victor kızının dayanılmaz feryatlarını duymuş olsaydı yine de idama karşı çıkar mıydı?

“En iyi kural, kuralsızlıktır.” Sloganı ile hareket ederek, anarşiyi göz ardı eden Romantikler’in öncüleri arasındaki Victor Hugo, hümanizminde savunucularından. Ölümünden sonra yayımlansın istediği 5 cümle arasında; “Bütün ruhlardan benim için dua etmelerini rica ediyorum. Tanrı’ya inanıyorum.” var. İyi de Hümanizm’in temellerinde Tanrı’yı reddetme de var. Bu ne yaman çelişki Victor?

“Ne olursa olsun idam olmamalı.” Sözü Müslüman için çok tehlikelidir, zira Şeriatta idam var. Lütfen bunu göz önünde bulundurarak yorum yap Ehli İslam. Hümanizm, içinde Sekülerizme büyük yer ayıran, İslam düşmanı tuzaklardan biridir. Sakın bu tuzağa düşmeyin!

İdamını isteyecek kadar nefret ettiği biri olmayan şanslı insanlar, görüyorum ki empati eksikliği çekenlerdensiniz. Şansınız daim, empatiniz bol olsun.

Hümanizimi sağlığa uyarlarsak, kangren tedavisini cinayet ile bir tutmuş oluyoruz. Ne suç işlerse işlesin kimse ölmemeli. Ya ne yapılmalı? Ömür boyu hapis işkencesi ile mi cezalandırılmalı? Ölüme onay yok ama işkenceye var öyle mi? Ya da en iyisi hiçbir şey yapmamak. Güçlü güçsüzü ezsin.

Kendi içinde bile tutarlılık barındırmayan bir akıma kapılmak için fazla zorlanmış olmalılar…

“Sanki haftalar değil de yıllar önce, ben de herkes gibi bir insandım. ” sözleriyle başlayan roman, hümanizmin en önemli eserlerinden bana göre. Mahkum, mahkemede cezasına karar verilirken, kürek mahkum olması için direnen savunma avukatını sert biçimde durdurur: “ Yüksek sesle haykırarak yinelemek istiyordum! Yüz kez ölmeyi tercih ederim!” der. Victor Hugo, mahkumun durumu için bizi karar hakimi pozisyonuna da sokmuyor. Mahkumun suçlu ya da suçlu olmaksızın durumuna bakılmaksızın, verilen cezanın her koşulda insanlık dışı olduğuna dikkat çekiyor. Ben zevkle okudum, dönem şartlarıyla birlikte değerlendirdiğim de gerçekten kaliteli bir eser. Okumanızı tavsiye ederim.

Aysel 
17 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kendimi mahkumun yerine o kadar koymuşum ki, elim sürekli boynuma gitti.
İçimde sürekli mide bulantısı baş kaldırdı.
(Yine baş yazmışım. Uzun süre baş sözünü duymak istemiyorum.)

"Ne geçecek ki" diyor " benim başımı alınca insanların eline." mahkum. (yine baş dedim :(( )
Bazen af etmek lazım.

Mutlaka okumalısınız.

kitap Dostoyevskinin de dediği gibi "ölüm mahkumunun son gününe , son saatine, hatta son dakikasına kadar anılarını yazdığı şekilde bir yöntemle anlatılmıştır." insanlaştıran duyguların mekan zaman yer farketmeksizin olduğunu yazar çok güzel anlatmış tarih boyunca uygulamada eksiklik gösteren ceza hukukuna, bir devrimin olduğu Fransız yıllarında anlatılması ayrı bir tamamlayıcılık olmuş. bu arada kitabın önsözünü muhakkak okuyun

mustafa tamer akder 
24 Eki 2014 · Kitabı okudu · 9/10 puan

bu kitap insanların genelinin empati kuramayan vicdanı görse tanımayacakların ne kadar acımaz olabileceklerini çok güzel bir şekilde tasvir edilmiş idam mahkumunun duyguları gelgitleri çok iyi yansıltılmıştır hata yapan insanların tekrar topluma adaptasyon eğitimi verilmemesi ve düzgün bir gözetim altında toplumla kaynaştırılmamasını ince bir şekilde eleştirilmiş herkesin bir kere okuması gereken bir kitap

Suat Özmen 
03 Şub 20:58 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Bir İdam Mahkumunun Son Günü..Hemen akla ölüm geliyor haliyle. Ölümden başka ne olabilir ki zaten. İliklerimize kadar yaşarız ölümün soğuk halini. Doğarken, büyürken, yaşarken, reddedilirken, aşık olurken,uyurken veya kitap okurken. Yanı başımızdan ayrılmaz ölüm meleğimiz, her karar alışımızda usulca seslenir bize ve bazen de soğuk eliyle dokunur omzumuza. Her zaman ki korkunç kahkahalarını atıp, burdayım der. Hissetirir varlığını bize. Bazen de elimizde idam ipimizi tutup, bilinçsizce, hoyratça, umursamadan devam ederiz hayatımıza. Bir anda başımızı o ipin içinden geçirip defalaca kendimizi öldürdüğümüzü bilmeden, bilemeden. Farkında olmayız çoğu zaman. Kim bilir kaç defa öldürdük kendimizi ya da başkalarının kalbini kırarak, acı vererek ölümlerine sebeb olduk. Bunu bilebilir miyiz ya da bilmek ister miyiz? Bilmesek daha iyi olur sanki. Ama bildiğimiz tek şey var o da varlığından bi haber olduğumuz o idam ipinin her zaman elimizde olduğu..

Bir İdam Mahkumunun Son Günü'nü Hasan Ali Yücel Klasiklerinden okudum. Sonradan fark ettim ki okuduğum son kitaplar ( İvan İlyiç'in Ölümü, Sis, Gece Yarısı Güneşi) ölüm kavramını ve insanın başından geçen olaylar ve çektiği sıkıntılardan dolayı ölüme giden süreci anlatan kitaplar olmuş. Herhalde elimdeki idam ipiyle çoğu kişiye acıya vermiş veya ölümüne sebeb olmuş olacağım ki böyle kitaplar seçmeme neden olmuş. Artık farklı tür kitaplar okumalıyım ve elimdeki idam ipini bir süreliğine bir kenera bırakmalıyım.

Spoiler olabilir. Olaya girmeden önce önsözden bahsetmek istiyorum. Nerdeyse otuz sayfalık bir önsöz var. Önsözde Victor Hugo'nun kitabı ilk yayınladığı zaman isminin bulunmamasını, idam ve ölüm konusundaki düşüncelerini yazıya dökme konusunda tereddüt etmesini ve anlaşılıp anlaşılmayacağını düşünmesi ve sonradan düşüncelerinin anlaşıldığını görüyorsunuz. Ayrıca yazarın böyle bir kitap yazmasını tetikleyen olayın ne olduğunu, dönemin zihniyetini, toplum ve yönetime ağır eleştirilerin bulunduğu, anlaşılmamak korkusuyla tereddüt eden yazarı görüyorsunuz. Yazmaya başlarken kendisine ağır eleştirilerin geleceğini ve anlaşılmayacağını ama gelecekte onun bu düşüncesinden dolayı takdir edileceğini belirtiyor yazar. Takdir edilmeyi beklemek bir yazar için ne kadar doğru bilemiyorum ama anladığım manada takdir edilmek ise bu konuda Hugo'ya katılmıyorum. Bunun yanı sıra o zaman ki yönetimin ölüm cezasını duygu ve düşüncesi farklı insanları bir adım öne çıkarıp canlarını almasını, idamın toplumu budamak, dallarını koparıp, kellesini uçurup insan kanına doymak bilmeyen birşey olarak görüyor yazar. Ve öyle de zaten. Nerede görülmüş, duygu ve düşüncesi farklı diye insanları tecrit edip derdest etmek. Ama günümüzde bile yaşanan şey bu. O farklı diye idam istemek, idama sürüklemek. Düşünmesi bile kötü birşey.. Önsöz de ayrıca topluma ağır bir eleştiri var. Fransa'nın meşhur Greve Meydanına insanların giyotinle idam edilmesini büyük bir zevkle izlemesi ve insanların duyarsızlıkları ve acımama duygusunu görebilirsiniz. Önsözün kendisi ayrı bir kitap zaten. Diğer yayınlarda var mı bilmiyorum ama İş Bankası yayınlarında Trajedi Hakkında Bir Komedi diye kısa bir bölüm var. Burda yazarın yazmış olduğu kitaba karşı bir eleştiri var. Alışılmışın dışında bir konu (idam) olduğu için bazı çevrelerce kitap olarak görülmüyor. Bir nevi dalga geçiliyor burda ama yazarın böyle bir şey yazması onun farklı olduğunu gösteriyor. Ona karşı yapılan eleştirileri kitabına eklemesi ve bizi saatler sonra başlayacak olan idama hazırlaması önemli. Eğer önsöz okunmazsa devamı da okunmamalı diye düşünüyorum. Önsöz bana göre en etkileyici yerdi.

''Beş haftadan beri beni varlığıyla donduran, ağırlığıyla ezen bu tek düşünceyle yaşıyorum.'' diye başlıyor idama mahkum edilen birisinin son günleri. Bu bölüm kısa olmasına rağmen sindirilerek ve dikkatli bir şeklide okunmalı. Ağır psikolojik analizler içeriyor bu bölüm. İdamını bekleyen birisinden ziyade önsözdeki gibi duyarsızlaşmış topluma ve amacından çıkmış yönetime eleştiriler de var. Dışarda eğlenen, özgürce nefes alabilen kaç kişi benden ölecek gibi sorular soruyor mahkum. Ölüme giden birisinin bir teselliye ne kadar muhtaç olduğunu ama bunu insanın kendini kandırmaktan başka birsey olmadığını sadece ölüm düşüncesini bir an unutmamıza neden olacak birşey olarak görüyor. Unutumadığı üç kişi var . Annesi, eşi ve kızı. Üç kadın. Onlara ne kadar acı verdiğinin vicdan azabıyla tutuşuyor mahkum. Burda bahsetmek istediğim iki mesele var. Birincisi mahkum son anında celladından ve hakimden bağışlanmayı istiyor. En azından ölüme gülerek gitmeliydi veya dik durmalıydı. Belini büküp bağışlanmayı istemesi o anki ruh halinin vermiş olduğu düşünce mi ya da kızını tekrar görme arzusu mu bilemiyorum. Bence öyle olmamalıydı. İkincisi yazar kitabı muhteşem bir sonla bitirmiş. Muhteşemden kastım ölüm değil tabii ki. Kapıyı açık bırakmış yazar. ''Sanırım merdivenden çıkarıyorlar'' diye bitirmiş yazar. Yani giyotinde idam edildiği belli değil. Ben mi farklı bir açıdan baktım bilmiyorum ama yazar burda idamın son kararını bize bırakmış bence. Bizim idama veya ölüme karşı düşüncemiz mahkumu öldürüp öldürmediğimizi belirleyecek. Son karar yine okuyucuda. Belki de hala yaşıyordur ve kızıyla birlikte vakit geçiriyordur.

Hakan TEKİN 
 04 Tem 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Attığı her adımda, geçen her saniyede, düşlediği her anıda ölür mü insan? Bir insan yaşarken ölür mü? Yaşayan birine ölü denir mi? Bir İdam Mahkumu ise...

Kitabı okumaya başlamam zaten ayrı bir hikaye bunu okumam için bana vesile olduğun için sana ayrıca teşekkür ederim.Şu an çok karmaşık duygular içerisindeyim bir insanın ölüme giderken yaşadığı acılar çektiği psikolojik baskıyı an ve an yaşadım sanırım.Yaptığı tasvirler.bu acıları çektiği yerler,çamura bulanmış yağmurda ıslanan ve bir insanın ölümünü izlemeyi heyecan içinde bekleyen insanlar an ve an gözümde canlandırdım.
Korku,acı,umut ile dolu bekleyiş içerisindeki bir mahkuma her ne yapmış olursa olsun bir insan olarak içimde çok büyük bir merhamet duygusu gelişti.Ama bazende diğer pencereden bakmak lazım olaylara.Yine de bir insana ölüm cezası vermek ve bunun ağırlığını taşımak çok zor bir baskı olsa gerek.Çok ince bir çizgi.İnsan bazen çok sevdiğiniz birine zarar veren için bile bunu yapamaz diye düşünüyorum.Benim için en zor okuduğum satırlar çocuğu ile geçirdiği anlardı ki burda göz yaşlarımı tutamadım.Bence mahkum orda ölmüştü zaten...............

Muzaffer Akar 
06 Oca 14:06 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

XIX. Yüzyılın başlarında yazarın 26 yaşında yazdığı, Dünya Edebiyatında mihenk taşı olabilmiş sarsıcı bir kitap. İsminden konusu belli yazarın anlatımını da bilmeyen yoktur zaten (Sefiller). Benim en çok ilgimi çeken Dünyada ilk defa anlatıcının romanın kahramanı olması ve edebiyatta bir çığır açması, diğeri de yazarın çok genç yaşta sahip olduğu olaylara bakış açısı ve irdeleme yeteneği. Dehaya saygı göstermemek imkansız.

Pelin Tunç 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kitabın önsözü... Beni fazlasıyla sarsan kısmı. Dönemin yaşantı biçimini özellikle ceza sisteminin yapısı, bu doğrultuda halkın idama karşı tepkileri, Krallıkla yönetilen sistemin ceza sistemine yönelik aldıkları kararlar... Beni derinden sarsan özellikle bu saydıklarıma tekabül edecek yaşanmışlıklar. İdam sahnesinde görmek ve duymak istemediğiniz ayrıntıların hepsi önsözde. Geçmişin ilkelliği yaratıklara mahsus ceza yöntemlerini okumak ister istemez bilincinizde belli görüntülerin oluşmasına vesile oluyor ve bundan kurtulamıyorsunuz bir de sabah okumaya başlayınca modunuz düşüyor.

Hükümet tarafından oluşturulan idam hükmü, kelimelerle oyun yapılarak mantıklı bir algılayış yaratmaları bir de süslemeler eklenerek halkı tesir altına alması, kitleleri peşinden sürüklemesi... günümüzde de değişik türevlerini görüyoruz.

Keyifle okuyamacağınız mutlaka okunması gereken kitaplardan...

Kitaptan 167 Alıntı

''İdam mahkumu! Peki neden olmasın? İnsanlar -buna hangi kitapta rastladığımı bilemiyorum- fakat yalnızca güzel şeylerden bahseden bir kitapta, bütün insanlar, günü meçhul bir infaza mahkumdurlar diye okuduğumu hatırlıyorum. Peki, o halde benim durumumda değişen ne vardı ki?

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 38)Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 38)
Hakan TEKİN 
04 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kalbimin öfke ve acıyla dolduğunu duyumsuyorum. Safra kesem patlamış gibi. Ölüm insanı ne kadar da hırçın yapıyor...

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 121 - Can)Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 121 - Can)

Kendi deyişleriyle bana ağır muhabbeti, argo konuşmayı öğretiyorlar. Bu, genel konuşma diline iğrenç bir tümör, bir siğil gibi eklemlenmiş bir dil. Bazen ilginç bir tutarlılığı, bazen de ürkütücü bir özgürlüğü var.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor HugoBir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
Derya Berber Tali 
24 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 7)Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 7)

Ne yazık! Dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek!sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak!

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 107)Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 107)

İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 105)Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 105)

Umut, tıpkı etrafımdaki güneş gibi, içimde parlıyordu.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 34 - antik batı klasikleri)Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo (Sayfa 34 - antik batı klasikleri)