Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo

·
Okunma
·
Beğeni
·
19.391
Gösterim
Adı:
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
136
ISBN:
9786053609902
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Dernier Jour D'un Condamne
Çeviri:
Volkan Yalçıntoklu
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis'e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l'Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852'de Louis Bonaparte'ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859'da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870'de Fransa'ya döndü. 1871'de Paris Komünü'nü desteklemese de komüncüleri savundu. Victor Hugo 1829 yılında yayımladığı Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı romanıyla idam cezasına taviz vermez bir tavırla karşı çıktı. Klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alan Notre-Dame'ın Kamburu ve Sefiller adlı romanlarıyla dünya edebiyat tarihine geçti.
(Tanıtım Bülteninden)
Victor Hugo'nun romanlarında en çok kullandığı ''sefil'' sözcüğünü ilk kez bu romanda kullanmıştır.Hugo bundan yaklaşık iki asır önce idam gibi korkunç bir cezalandırmanın insanlığa faydası olmadığını fark edip toplumu bilinçlendirmek için yazmıştır ve ilk basıldığında ismini saklamıştır..O devirdeki insanların idamı zevkle izlediğini vurgulamış ve bunu eleştirmiştir.Bir insan ne kadar da büyük suç işlese bile idamı hak etmediğini savunur.Yok etme gücü sadece tanrıya özgü olduğunu savunur.Cezayı verip insanı yok etmek yerine suçluları iyileştirmeyi öğütlemiştir.1829 yılında verdiği bu öğütler ancak 1982 yılındaki sosyalist parti tarafından gerçekleştirilmiştir.Okunması gereken bir klasik olduğunu düşünüyorum.
Victor Hugo'dan kısa sayılabilecek ama insanda çok derin izler ve düşünceler bırakan bir eser. Bir idam mahkumunun, mahkumiyetinden, giyotinle idam edilişine kadar geçen zamandaki iç dünyasını yansıtan muhteşem bir kitap.

Yazar burada, bu durumdaki bir insanın yaşayabileceği duyguları belkide en hafif şekliyle bize yansıtıyor. Çünkü böyle bir olayda insanın soğukkanlı ve her şeyi kabullenişi gibi bir duygu seli içerisinde olması mümkün değil. Örneğin: ölümüne saatler kala insan, bırakın rüya görmeyi uyuyamaz bile. O yüzden de buradaki anlatım bana göre o insanın yaşayabileceği en hafif iç duygularıdır. Ama buna rağmen, bu kadar hafif anlatım bile okuıyucu üzerinde, acı bir duygusallık ve idam karşıtlığı sağlamaya yetiyor. Zaten yazarında vermek istediği mesaj idamın ne kadar acı ve gereksiz bir ceza olduğunu bildirmektir. Bunda da insan vicdanında başarıya ulaşıyor ama gerçek dünya da maalesef dileği gerçekleşmiyor. Çünkü dünyanın bir çok ülkesinde her gün bu acılar yaşanmaya devam ediyor.

Ben kitabı, insanın iç dünyasında gerçekten derin izler bırakan bir kitap olarak değerlendiriyorum ve kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum.

Benzer kitaplar

İdam Mahkumu!
Bağlayın ellerini, çırpınmasın ölüme giderken! Saçlarını da tıraş edin, kesilen kafası güzel görünsün! Gömleğinin boynunu kesmeyi unutmayın, bıçak güzelce koparsın kafasını!
Ha birde söyleyin dışarıdaki insanlara, az kaldı istedikleri vahşet gelmek üzere!
Merhamet diyorum, doğadaki tüm canlılarda sınırsızca bulunan merhamet neden biz insanoğlunda yok?

Büyük bir meydan canlanıyor zihnimde. Meydanın tam ortasında, bıçağı ışıl ışıl parlayan bir giyotin! Ama nedendir bilmem, gözüm giyotinin bıçağına boynunu dayayan adamda değil, bu vahşeti dört gözle izleyen kafalarda.
Nasıl bir vicdansızlıktır ki, ölen bir insanın ölümünü zevkle izleyebilenler var. Vardı..
Halka ibret olsun diye kesilen baş, aslında sadece halka zevk veriyordu. Kana susamış, masum görünen yamyamların önüne atılan zavallı bir baş!

Merak ediyorum, giyotinle olmasa da insanların canını vahşice alan ve buna seyirci kalan milyonlar hala neden kana doymuyor?
İşlediği suçtan dolayı idama mahkûm edilen birinin kendisini idama götüren süreci aşırı detaya girmeden çok güzel bir şekilde anlatıyor.

Hugo'nun bence bu kitabı kaleme alış sebebi olarak; idamın hiçbir işe yaramadığını göstermeye çalışmas, toplumun idamı bir aktivite olarak görerek idam anını panayır alanına çevirmesi. Mahkumun bu anları yazıya dökerek çektiği sıkıntıların adli merciler ve kral tarafından anlaşılarak bu cezanın ortadan kaldırmayı amaçladığını düşünüyorum.

2 gün önce suçsuz yere 4 ay cezaevinde kalan masumluğu anlaşılınca salıverilen bir dostum ve ortamdaki gardiyan arkadaş ile cezaevi ve mahkumluk konulu sohbetimiz neticesinde bu kitaba başlayıp bitirdim. Filmlerde görmeye alıştığımız hapishane şartları nerdeyse aynı minvalde devam ettiğini öğrenmem hoşuma gitmedi. Suçlu yada suçsuz bu tarz bir cezaya çarptırılmak insanı çıldırtma boyutuna kısa zamanda çok rahat bir şekilde getirebileceğini, sayfalar ilerledikçe aynı imkanlarda ben olsam kendimi kaybederim dedirten bir şaheser olmuş. Bazı suçlarda acaba ölen mi suçlu, öldüren mi? Sorusunun cevabı çoğu zaman ölen suçlu olarak cevap buluyor. Okuyunca anı canlandırarak dizlerinizin bağı çözülmüş kendinizi giyotine hazırlarken bulabilirsiniz. İyi okumalar.
Kendimi mahkumun yerine o kadar koymuşum ki, elim sürekli boynuma gitti.
İçimde sürekli mide bulantısı baş kaldırdı.
(Yine baş yazmışım. Uzun süre baş sözünü duymak istemiyorum.)

"Ne geçecek ki" diyor " benim başımı alınca insanların eline." mahkum. (yine baş dedim :(( )
Bazen af etmek lazım.

Mutlaka okumalısınız.
Saat 03.11
Kitabı açtığımda saat 01.00'i gösterirken ne kadar mutluydum oysaki.Sessiz geçen gecemin tek sorunu belki de sadece uyku denilen hazzın henüz bana uğramamış olmasıydı.Başucumda duran Victor Hugo'yu açmamla bitirmem bir oldu.Ben okurken çabuk sıkılan ve sık sık mola veren biriyim ve bu eseri okurken bırak mola vermeyi yerimden dahi kımıldamadım.

Bu trajik kitabın konusundan uzun uzadıya bahsetme ihtiyacı duymuyorum zira eserin adı çok şey hakkında ipucu niteliğindedir.Ama Victor Hugo hakkında üç beş övgü dolu cümle etmeden incelemeyi bitirmek istemiyorum.Dönemin zihniyeti öyle bir zihniyet ki yapılan bu insan kıyımından zevk alıp alkışlayan ve piyes izler gibi izlemeye gelen bir topluluk.Böyle bir zamanda idama,giyotine,ölümlere çok sert bir tepki göstermiş V. Hugo.Topluma rağmen toplumu karşısına alarak toplum için bir şeyler yapmaya çalışmış gerçek bir sanatçıdır benim gözümde.

Sanırım bu eser sayesinde bu gece bana rahat bir uyku yok.Hatta iki üç gün etkisinden kurtulamayabilirim ama iyiki varsın Hugo. :)
Son 24 saati kalan bir mahkum. Sadece 24 saat... Arkasında bırakacağı iki anne ve bir kız evlat. Suçlu bir şekilde anılacağı utanç dolu bir idam. Üstelik Giyotin ile infaz edileceği bir idam.

Giyotin nedir? Giyotin, idam mahkûmunun başını kesmek amacıyla, doktor tarafından icat edilmiş bir çeşit idam aracı. Giyotin 1792 yılında kullanılmaya başlanmış. İdam bir anda gerçekleşmiyor, acı verici bir süreç oluyormuş. Hatta bu dönemde, ölüm acısız ve hızlı olsun diye kurbanın ailesi cellatlara para bile teklif ediyormuş. Zamanla izlemek o kadar popüler bir eğlence haline gelmiş ki, programların satışını yapmaya başlamışlar. İnsanlar idamı izlemeye çocuklarıyla beraber gelirlermiş.
Ne kadar vahşet dolu bir şey! Bir insanın acı bir şekilde ölümünü, çocuğun ile birlikte izlemek, bunu da normal bir şeymiş gibi çocuğuna empoze etmek! İşte bu eser bize insanoğlunun şiddetten beslendiğinin kanıtıdır. Biz insanların asıl sorunu bu bence; empati yapamamak. Kendimizi başkalarının yerine koysak belki de bu kadar acımasız olamayız.

Victor Hugo, bu romanla idam cezasına taviz vermez bir tavırla karşı çıkar. İnsanların idam hakkında pervasız düşüncelerini de dile getirir. Yazarımız kitabında idam mahkumunu okutmuyor, adeta yaşıyor ve yaşatıyor. Okuyanları ikilem içerisinde bırakıyor. Acaba bu mahkum bu cezayı hak ediyor mu etmiyor mu? diye düşünüp duruyoruz. İdam Mahkumunun suçu açıklanmıyor, bu da kafalarda bir soru işareti bırakıyor. Birazcık empati kurabilmek için kesinlikle okunması gereken eserlerden biri. Bence Victor Hugo 'ya başlamak için de iyi bir seçenek. İyi okumalar dilerim :)
Böyle bir kitaba nasıl bir inceleme yapılır? Zira konusu itibariyle ve içindeki psikolojik tahlillerle insanı derin düşüncelere sevk ediyor. Victor Hugo idama karşı kesin tavrını kitabın her bir sayfasında göstermiş. Okurken bir insanın suçu ne olursa olsun idam edilmeli mi? Ben o idam mahkumunun yerinde olsaydım neler hissederdim? Peki hadi o suçlu ya geri de kalan ailesine ne olacak? Onlar da sonuçta toplum tarafından damgalanacaklar.. gibi birçok soru geliyor insanın aklına. İdam mahkumu derin düşünceler içerisindeyken onun idamını izlemek için meydana toplanan yığınla meraklı insanları da çok iyi işlemiş kitabında. Kasap et derdinde koyun can derdinde misali mahkum canının derdindeyken, kalabalık etkileyici bir şov izlemenin peşinde. Tuhaf!!! Adalet kime göre ne şekilde işliyor? Mahkum olan herkes acaba gerçekten suçlu mu? Dışarda olanlar ne kadar suçsuz? Derin düşüncelere sevk eden bu kitabı tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
kitap Dostoyevskinin de dediği gibi "ölüm mahkumunun son gününe , son saatine, hatta son dakikasına kadar anılarını yazdığı şekilde bir yöntemle anlatılmıştır." insanlaştıran duyguların mekan zaman yer farketmeksizin olduğunu yazar çok güzel anlatmış tarih boyunca uygulamada eksiklik gösteren ceza hukukuna, bir devrimin olduğu Fransız yıllarında anlatılması ayrı bir tamamlayıcılık olmuş. bu arada kitabın önsözünü muhakkak okuyun
bu kitap insanların genelinin empati kuramayan vicdanı görse tanımayacakların ne kadar acımaz olabileceklerini çok güzel bir şekilde tasvir edilmiş idam mahkumunun duyguları gelgitleri çok iyi yansıltılmıştır hata yapan insanların tekrar topluma adaptasyon eğitimi verilmemesi ve düzgün bir gözetim altında toplumla kaynaştırılmamasını ince bir şekilde eleştirilmiş herkesin bir kere okuması gereken bir kitap
Kitabın içerisinde editörün spoilerı var. Yarısında kitabın sonunu öğrendim dipnot yüzünden. İş Bankası Yayınevinin ki öyle en azından. Bir süre umutla okumuştum halbuki...
Attığı her adımda, geçen her saniyede, düşlediği her anıda ölür mü insan? Bir insan yaşarken ölür mü? Yaşayan birine ölü denir mi? Bir İdam Mahkumu ise...
Kalbimin öfke ve acıyla dolduğunu duyumsuyorum. Safra kesem patlamış gibi. Ölüm insanı ne kadar da hırçın yapıyor...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
136
ISBN:
9786053609902
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Dernier Jour D'un Condamne
Çeviri:
Volkan Yalçıntoklu
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis'e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l'Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852'de Louis Bonaparte'ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859'da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870'de Fransa'ya döndü. 1871'de Paris Komünü'nü desteklemese de komüncüleri savundu. Victor Hugo 1829 yılında yayımladığı Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı romanıyla idam cezasına taviz vermez bir tavırla karşı çıktı. Klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alan Notre-Dame'ın Kamburu ve Sefiller adlı romanlarıyla dünya edebiyat tarihine geçti.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.664 okur

  • Eslem Önal
  • Niyal
  • Erdem
  • Handan Erdoğan
  • Murat Gökhan
  • Mahir Amca
  • Sevda Yıldırım
  • Oğuzhan Yıldırım
  • Dilara Babuç
  • Zeynep Bostan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%9.7
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%32.3
35-44 Yaş
%16.4
45-54 Yaş
%3.8
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.9
Erkek
%42.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (320)
9
%25.5 (263)
8
%23.5 (242)
7
%13.8 (142)
6
%3.4 (35)
5
%1.2 (12)
4
%1.1 (11)
3
%0.5 (5)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları