1000Kitap Logosu
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Bir Kadının Hayatından 24 Saat

Bir Kadının Hayatından 24 Saat

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.0
17,4bin Kişi
77bin
Okunma
16,2bin
Beğeni
340bin
Gösterim
116 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 17 dk.
Adı
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Basım
Türkçe · Türkiye · Anonim Yayıncılık · Mayıs 2020 · Karton kapak · 9786053033219
Orijinal adı
Vierundzwanzig Stunden aus dem Leben einer Frau
Diğer baskılar
5 mağazanın 195 ürününün ortalama fiyatı: ₺7,51
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
2 sa. 51 dk.
8.0
10 üzerinden
17,4bin Puan · 2200 İnceleme
Oğuz Aktürk
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'ı inceledi.
80 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
BİR KADIN VE 24 SAATİ UZERİNE
YouTube kitap kanalımda bu kitabın da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: youtu.be/a3ctaLux8B4 Bir kadının 24 saati daha ne kadar derin anlatılabilirdi? 24 saate düşünemeyeceğimiz kadar ruhsal devinim sığdırmayı olağanüstü bir şekilde başarabilen adam bu Zweig. Biz fani insanlar olarak günün yarısını yatmakla geçirdiğimiz sürece Zweig medeniyetleri seviyesine ulaşamayız muhtemelen. Kendisine ait okuduğum 4. kitap ve Zweig'a kendimi bu kadar yakın hissetmemin nedeni, anlattıklarında geçmişime dair parçalar bulmam oluyor. Bu parçalarım, Zweig'ın kitaplarını o kadar iyi anlayabilmemi sağlıyor ki adeta yaşıyorum onları. Zweig'ın bugüne kadar okuduğum 4 kitabında da kilit karakterlerin isimleri ya tek harfliydi ya da hiç verilmemişti. Dr. B, Mrs. C, R. gibi. Bu olayı vermek istediği mesajı isimlere takılmadan vermek istemesinden dolayıdır diye düşünüyorum. Kafka’nın Dava kitabında da K. vardır mesela, isimsiz ve bilinmeyen bir kişilik gibi ruhunu arar ve sorgular durur. Kitaba geçmek gerekirse; 1920'li yılların sonunda yazılmış olan kitabın bazı kısımlarında siyasi göndermeler yapıldığını düşünüyorum. Mesela yemek masasında çıkan tartışmanın esas sebebi yazarın da belirttiği gibi birbirine düşman dünya görüşlerinin öfke içeren karşıtlıklarını ortaya koyma isteği diye düşünüyorum. Bunu bir Hayvan Çiftliği sonu gibi düşünebiliriz aslında. İnsanları, hayvanları ülkeler gibi düşünüp onların yaptığı tartışmayı ülkeler bazında açıklayabiliriz. Mesela bu kitapta da İngiliz Mrs.C hakkında bahsi geçen, "Varlığı hissedilmese de, hepimiz üzerinde özel bir güce sahipti." söylemi bence çok şey ifade ediyor bu konuda. I. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra yazılmış bu kitabın bu örnekler gibi bazı kısımları İngiltere'nin kozları elinde tuttuğunun bir göstergesi olarak düşünülebilir. Mesela farklı bir bakış açısı olarak, kumar masasında olanları savaşın tarafları gibi düşünecek olursak, savaşı kimse kazanamıyor. Çünkü her zaman kumarhane kazanıyor ihtimaller kumarhane lehinde olduğu için. İşte belki Zweig da kumar üzerinden savaşmanın saçmalığını böyle bir betimlemeyle bize anlatmış olabilir diye düşünüyorum. Bir krupiyer var, tamamen ruhsuz. Sadece işini yapıyor, ruleti döndürüyor ve savaşı başlatmış oluyor. Bu savaş için de insanlar her şeyini verip sonucunda da yine her şeyini kaybetmiş oluyorlar. Zaten Zweig da Satranç kitabında olduğu gibi insanların psikolojik hegemonyasını siyasi konularla rahatlıkla birleştirebilecek türden bir yazar. Esas konuya gelecek olursak. Kumar ya da kitapta bahsi geçtiği gibi rulet oynarken insanların ellerinin ve vücutlarının hareketlerinin nasıl olduklarını çok iyi bildiğimden dolayı, Zweig'ın bu kitabını da çok çok iyi bir şekilde özümsedim. 0 sayısı olduğu sürece ihtimalin sadece kırmızı veya siyahla ibaret olmadığı (yani %50-%50 değil) bir oyun olduğu için her zaman kumarhane daha avantajlı. Kitapta geçmişime benzettiğim diğer bir konu ise zamanında yanıma oturmuş bir adamın o masa başında kaybettiği sürece Lehçe bir şeyler söylemesi, sürekli Lehçe kötü sözler ve karışık cümleler kurmasıydı. Ellerini gerçekten de çok kullanırdı, hırslıydı ve masaya da sürekli vururdu. İşte ben bu adam sayesinde bu kitaptaki adamı anlayabiliyorum. Kitaptaki adamın gidip kiliseye Lehçe karışık sözlerle dua etmiş olmasını yanımdaki adamın Lehçe küfürleriyle eşit tutuyorum. Çünkü, kumar öyle bir şeydir ki siz istemeseniz de o sizin peşinizden gelir. Kiliseye gidip böyle bir şey için dua ederseniz o size aynı dilde küfür olarak geri döner. Kitapla ve benim hayatımla bağdaştırdığım gibi. Bu konuda bir garip yön ise Mrs. C'nin Anglikan mezhebinde olması. Bu mezhepte papazla vaftiz değil de insanlara derdini anlatarak ve insanlarla konuşarak gelen bir vicdan vaftizi var. O yüzden kitabın sonunda her şeyini anlatabileceği bir kişi bulduğu için kendi vicdanını bu konuda temize çektiğini düşünüyorum. Mrs. C'nin yardım etme niyetiyle ileriye doğru yürüme düşüncesi ve herkese öğretildiği gibi kuşaktan kuşağa aktarıldığı kadarıyla sokakta yabancı bir erkekle konuşmanın ayıp olduğu düşüncesi arasında kaldığı ikilem kitabın dönüm noktası. Fakat şöyle garip bir şey var aslında bu iki seçenekten herhangi birisi çıksa da adamın kaderi etkilenmeyecekmiş gibi. Sonuçta olan sadece Mrs. C'ye oluyor ve adam C ile tanışmasaydı da yapacağı şeyi yapıyor. Burada Mrs. C'nin çabası, vicdanı ve fedakarlığı ön planda. Sonucunun olumlu olmayacağı ihtimali bile olsa verilen manevi çaba çok iyi anlatılıyor. Psikolojinin uç noktalarını da hissettiğim bir kitap oldu yine. Merakın, mistisizmin, fedakarlığın uç noktaları. Zweig'a anılarımı kitaplarda yaşattığı için minnettarım.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
OKUYACAKLARIMA EKLE
26
548
Cemile
Bir Kadının Hayatından 24 Saat'ı inceledi.
120 syf.
·
1 günde
Tatil için geldikleri yerde eşini ve çocuklarını , kısa bir zaman önce tanıştığı biri için terkeden bir kadının öyküsü .. Daha sonra onlarla beraber kalanların arasından bir gencin olaylar hakkında herkesin aksi düşünmesi ve yaşanılan olayla benzerliği olduğunu düşünen başka bir kadının; bu gence , gençliğinde kendi yaşadığı sadece yirmi dört saatlik bir anısını anlatması ve tabi bu yirmi dört saat sanki aylarca sürmüş gibi hissettiriyor okurken bence .. Yazarın tıpkı diğer bir çok kitabı gibi kadın kahramanı , yine mükemmel şekilde kadın psikolojisine değinmesi , çok güzel , çok beğendim , okuyun tavsiyem..
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
OKUYACAKLARIMA EKLE
30
Hülya《ŞİİRGÂH》
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'ı inceledi.
71 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Eğer bir kadınsa yaşayan; yaşanan yirmi dört saat, hissedilen bir ömür sürer ve yıllar geçsede izi kalır...Asıl anlatılmak istenen insanları anlamadan yargılamamak,ve diğer anlatılmak istenende Stefan Zweig de tutkunun bir kadına neler yaptırabileceğini ve davranışlarımızın her zaman rasyonel sebeplere dayanamayabileceğini anlatmaya çalışıyor zweig.... Psikoloji ile alakalı kitapları okumayı sevdiğimden, insan ruhunun derinliklerini araştıran öyküler de ilgimi çeker hep. bir kadının yaşamından 24 saat bu açıdan çok etkileyici. psikolojik öykü olduğundan sıkıcı olduğu sanılmasın,aksine çok akıcı ve sonunu merak ettiriyor. Evli ve iki çocuklu bir kadının henüz birkaç saat içinde tanışıp etkilendiği bir adamla ortadan kaybolmasını konu edinen bir kitap. kurgusu sağlam olmamasına rağmen yazar psikolojik çözümlemeleri, ruhsal betimlemeleri çok iyi vermiştir. eserde insanların tutkularının altında yatan haklı veya haksız nedenlerini yadırgamadan psikolojik boyutlarını ele alınıyor. kısa ama etkileyici bir eser. zweig kadın erkek ilişkilerini eserinde hemen hemen tutku, ihanet, aşk vs gibi temaları işlemiş... Kitaptan bir cümle,okumak isteyenlere fikir verebilir belki. "bir kadının,hayatının bazı anlarında istemeden ve farkında olmadan bazı gizli güçlerin esiri olabileceği gerçeğini reddetmesinin altında; insanın kendi iç güdülerinden,doğasındaki şeytanlıklardan korkmasının yattığını, bazı insanların kendilerini "kolay baştan çıkarılanlar"dan daha güçlü,daha namuslu,daha temiz hissetmekten zevk aldıklarını söyledim."
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
89