Bir Kadının Penceresinden

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.391
Gösterim
Adı:
Bir Kadının Penceresinden
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812675
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Kadının Penceresinden, 70’li yılların önemli yapıtlarından biridir. Toplumsal, siyasi, etik birtakım değerlere odaklanan kitap; evli, üç çocuk sahibi ve soğuk bir genç kadın olan Filiz’le, Selim adındaki evli ve devrimci bir genç adamın yasak aşk ilişkisini anlatır. Psikolojik bir okumanın da göze çarptığı bu kitapta Oktay Rifat kadın kahramanının sınırlarını zorlamadan, onun dünyasının elverebileceği ölçüde çerçeveyi kurar.
Şiirleriyle tanıdığımız Oktay Rifat’a farklı bir pencereden bakmak,70’li yıllardaki Türkiye’yi az da olsa tanımak, bize toz pembe gelen o Yeşilçam filmelerinden sıyrılmak icin ideal bir kitap.
Roman içinde sizin de olduğunuz âşinâ zaman ve mekânda geçiyorsa eğer, gene aynı dönemlerin siyah beyaz filmlerini nasıl seyrederseniz, işte öylece okuyorsunuz: Yâni hikayeden çok arkadaki şehir dekorunun, biraz da belgesel tadında, keyfini sürerek; 70’li yılların İstanbul’u, Boğaz… Romanın sessiz, şiirsel ve eşsiz fon müziği…

Kitabın başında “Anlatacağımız öykü 1975 Türkiye’sinin İstanbul’unda geçer. Şimdilerde moda olan bir terimle az gelişmiş bir toplumdur 1975 Türkiye’si. Az gelişmişlik kendine özgü bir varoluş biçimidir ki ulusal renge karışır ve yaşamın her kertesinde kendini duyurur. Yürümekten giyinip kuşanmaya, alışveriş etmekten sevişmeye, sanattan bilime, hukuktan politikaya dek her alanda onu başka bir yüzle görürsünüz.” diye başlayan uzunca bir “az gelişmişlik açıklaması” var.

Bugünle kıyaslanınca, 40 yılı geçmiş, tabiatiyle bazı farklar olacak… gelgelelim temelde kunt, değişmez bir asıl çekirdeğin yaşını hiç göstermeyen “az gelişmiş” parlaklığıyla bir yıldız gibi dâimî ışıltılarıyla(!) hâlâ ensemizde boza pişirdiğini de görmezden gelmek olmaz. Hâsılı, eski hamam, eski tas.

Sade, akıcı… Oktay Rifat şiir gibi yazmış. Şiir deyince ilk hatırıma gelen de:

Kadeh

Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü

Oktay Rifat Horozcu
Yazarın karakterin iç dünyasını yaşatmasını sevdim. Sanki Filiz'in hissettiklerini ben hissediyormuşum gibi geldi. Akıcı bir romandı. Konusu bana kalırsa drama daha yatkın. Bitmesini istemeyeceğim bir şekilde bitti. Yaşanması gereken çok şey vardı aslında romanda. Ama o dönemi yansıtan eserlerdeki konularla benzerlik fazlasıyla gösteriyor
Oktay Rifat'ın şiirselliğini kitapta tamamen hissediyorsunuz. Birbirine ardına dizilip birbiri ardına değişik duygular yaratan o kelimeler sizi alıp başka yerlere götürüyor. Bazen Filizle birlikte Bedri'den nefret ediyorsunuz, bazen denize bakıp dalıp gidiyorsunuz. Sadece kapak arkasında yazanlar için bile okunabilecek bir kitap. Sadeliği ile etkileyici. Sonunda içinizde bir burukluk yaratsa da aklınızda hep o güzel sevdalar.
Türk şiirinin büyük ustalarından Oktay Rifat'ın ilk romanı. Evliliğini belirli bir aydınlar ortaminda sürdüren 3 çocuga sahip kadının bir devrimciyle olan aşkını anlatıyor. Ve o zaman ortamını, toplumun ilişkilerini bize aktarıyor romanında. Eşinden yeterli sevgiyi görmeyen kadın, önce cevresinden sonra kendisinden uzaklaşıyor taki Selim ile karşılaşıncaya kadar. Onda eşinde görmediği sevgiyi, degeri hissediyor. Her ne kadar bu yasak aşk onu vicdanını rahatsız etsede devam ediyor ilişkisine, lakin bir gün ayrılacaklarını biliyordu çünkü ikisi de başka kişilerle evliydi. Bir film izlemiş gibi oldum bu kitabı okurken. Anlatımı çok akıcıydı uzun zamandır bu tür bir kitap okumamıştım , iyi geldi :
Roman 1975’li yıllarda Filiz adlı bir kadının üç çocuğu ile hayata tutunmasını anlatıyor. Evliliğinden memnun olmayan Filiz kendisine bir yasak aşk bulur. Yasak aşk ekseninde kocası, çocukları, İstanbul, Boğaz anlatılır. Oktay Rıfat’ın üslubu oldukça başarılı, cümle kuruluşları, betimlemeler, tasvirler yerinde. Sadece kitabı okurken Filiz’ in yasak aşkı pek bi zorlama duruyor. Bu yüzden romandaki aşk biraz etkisini yitirmiş. Yazarın ev içine ve eşyaya aynı zamanda Boğaz’a bakışı oldukça farklı ve güzel. Kitap sakin bir sonbahar akşamı dinginliğine. Durağan şekilde ilerleyip beklenmedik bir şekilde bitiyor.
1975 yılının azgelişmiş Türkiye'sinde geçen bir hikaye.Dönemin şartlarında, istemediği eşi ve hayatı kabul etmek zorunda kalan Filiz'in sözde aydın eşi Bedri tarafından nasıl hastalıklı bir şekilde, devrimci Selim' e yönelişini anlatan bir yasak aşk hikayesi.

Aşk hikayesi gibi görünse de benim dikkatimi çeken bir kadının yasak aşkı değil nasıl "gerikalmış ya da azgelişmiş' sıfatının insan ruhuna işlendiği.Kitap diyor ki; bu sıfatı bir ülkeye vermek ne demekse insana vermekte o demek.Gerikalmış insanlığın, kadın ruhunda yansıması vücut buluyor.

Tek derdi evi,mutfağı,çocukları olan,düşünme ve hissetme yetisini kaybetmiş,robotlaşmış insan olma erdeminden uzak bir kadın.Değer vermeyen,sevmeyen,anlamayan,başka erkeklere yol veren ve bunu bilerek isteyerek çekinmeden iğrenç şekilde dile getiren eş(!) Bu aşağılanma ile mutsuzluğu tabanında, en derininde yaşayıp göbek bağı gibi kendine bağlayan kadın!

Ne olduğunu anlamadan birini sevdi.Ilk kez 'ruhu,hisleri' olduğunu hissetti.Ilk kez olamayacağını bildiği halde sımsıkı tutundu...Sonrası kitapta.

Kitabı okurken dönem şartlarında değerlendirmek çok önemli.Bugün her şey daha farklı olurdu elbet.Siyah beyaz bir film izledim sanki.Oktay Rifat roman yazmış ama sanki şiir okudum öyle naif,samimi geldi satırlar.

Ne demiş Nâzım Hikmet;

Kimi der ki kadın;
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın;
Yeşil bir harman yerinde,
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki hayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Kimi der ki çocuk doğuran..
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım, bacaklarım, başım,
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır...
Tam bir düşünce denemezdi buna. Sakız gibi uzayan, ağdalı bir düş gibiydi bunlar.
Aşka giden yolda o kapı niçin açılmazdı bir türlü? Öbür yakaya geçemeyecek miydi hiç! Çoğunlukla böyleydi bu. Hep bir şeyden ve bir yerden uzak o bekleyiş!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kadının Penceresinden
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812675
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Kadının Penceresinden, 70’li yılların önemli yapıtlarından biridir. Toplumsal, siyasi, etik birtakım değerlere odaklanan kitap; evli, üç çocuk sahibi ve soğuk bir genç kadın olan Filiz’le, Selim adındaki evli ve devrimci bir genç adamın yasak aşk ilişkisini anlatır. Psikolojik bir okumanın da göze çarptığı bu kitapta Oktay Rifat kadın kahramanının sınırlarını zorlamadan, onun dünyasının elverebileceği ölçüde çerçeveyi kurar.

Kitabı okuyanlar 56 okur

  • İklim
  • Cesur Karagül
  • SADIK PAŞA KURTULUŞ
  • Hsyn
  • Hadiye öztürk
  • Sibel Doğan
  • Sevda Coşar
  • Dilek Erol
  • Gözde Özen
  • İzgi Ekinci

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%29.4
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%5.9
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%11.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.4
Erkek
%17.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (3)
9
%11.1 (2)
8
%27.8 (5)
7
%33.3 (6)
6
%5.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%5.6 (1)