Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü

8,4/10  (213 Oy) · 
528 okunma  · 
203 beğeni  · 
4.130 gösterim
Stefan Zweig'ın psikolojiye ve Sigmund Freud'un öğretisine duyduğu ilgiyi yansıtan Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı yapıtlarını bir araya getirdiğimiz bu kitap, yazarın öykü sanatındaki olağanüstü becerisini gözler önüne seriyor. İnsan ruhunun en karmaşık duygularından biri olan tutkuyu olanca canlılığıyla dile getiren öyküler bunlar. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, duygularının peşinden korkusuzca giden bir kadının apansız yön değiştiren yaşamını konu ediniyor. Bir Yüreğin Ölümü ise, ruh ikizini Lev Tolstoy'un unutulmaz kahramanı İvan İlyiç'te bulduğumuz yaşlı bir adamın ailesinden ve yaşamdan uzaklaşmasını öykülüyor.

Düşsel ve tarihsel karakterler üzerine yazdığı biyografilerinde olduğu kadar öykülerinde de karakterlerini kendine özgü derin, incelikli ruh çözümlemeleriyle betimleyen Zweig'ın bu kitapta buluşturduğumuz iki uzun öyküsü, edebiyat tarihinde Freud'un çözümlediği yapıtlar arasında yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2012
  • Sayfa Sayısı:
    126
  • ISBN:
    9789750710551
  • Orijinal Adı:
    24 Stunden Aus Dem Leben Einer Frau / Untergang Eines Herzens
  • Çeviri:
    Gülperi Sert
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hesna S. 
17 May 22:30 · Kitabı okudu · 3 günde

Sitede kitaba dair çok güzel incelemeler var ama benim kafama takılan ve sorgulamak istediğim birkaç noktaya değinmek istiyorum.

İlk olarak; Zweig, psikoanaliz yapabilme ve betimleme yeteneğinin o kadar farkında ki bunu hemen hemen her karakterinde kullanıyor. Zevk alıyor adeta. En küçük tavırları bile detaylarla anlatarak özümsememizi ve gözümüzün önüne getirmemizi sağlıyor.
Mesela; Bir Kadının Yaşamından 24 Saat isimli öyküsünde, hiç kumarhaneye gitmemiş bir insan olarak kurpiyerlerin el hareketleri ve mimiklerini beynimde canlandırabildim. Ayrıca Bir Yüreğin Ölümü öyküsünde babanın o kalp sıkışmasını, içten içe acı çekme sürecini sanki ben de yaşadım.
Öte yandan, bu betimlemeleri yaparken yazarın bazı şeyleri ve kendisini çok tekrar ettiğini düşünüyorum. Sürekli aynı şeyleri yineliyor gibi... Acaba Zweig'ı asıl Zweig yapan da bu mu?

İkincisi; Zweig, erkek bir yazar olarak kadınları nasıl bu kadar içselleştirebilmiş merak ediyorum. Bir kadının ruhunu, isteklerini, olaylara bakış açısını nasıl bu kadar iyi anlatabilir? Ayrıca seçtiği baş kadın karakterler genelde hep bir ahlak çöküntüsü yaşayan kadınlar... Hatta Bir Yüreğin Ölümü öyküsünde yan karakter olan kadınlar bile o şekilde anlatılmış. O dönemde acaba toplumun kadınlara bakış açısı nasıldı? Ya da Zweig özel yaşamında kadınlarla ilgili nasıl tecrübeler yaşadı da hem bu kadar içselleştirebildi hem de anlattığı kadın karakterlere ahlaki bir eksiklik ekledi? Bu da ayrı bir merak konusu...

Üçüncüsü; Zweig, karakterlerini bize yansıtırken onları derinlemesine anlatıyor, onlara hatalar yaptırırken bile onları anlayabilmemizi ve suçlamamamızı sağlıyor. Zamanla karakter kendisini ve çevresini sorgulayarak, kendi içinde mücadele vererek edebiyatta "climax" denilen o doruk noktasına ulaşıyor. Ve kaçınılmaz son: Çöküş... Öyle ki, siz karakteri o vardığı çöküş noktası sayesinde daha çok kendinize yakın ve samimi görüyorsunuz. Daha çok seviyorsunuz ve sorgulayamıyorsunuz. Tıpkı yazarın kendi yaşadığı çöküşler gibi...Acaba Zweig bu durumu kendi hayatını şekillendirirken de kullandı mı diye insan düşünmeden edemiyor.

Kitap bence başlarda herkese hitap etmeyebilir. Yani ağır ve sıkıcı gelebilir. Ama ısrarla devam etmenizi ve o beklenen sona ulaşmanızı tavsiye ederim.
Özellikle Bir Yüreğin Ölümü hem başlangıcıyla hem de bitişiyle bende ayrı bir yer edindi bile...

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
04 May 09:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Unutmak isteriz bize acı veren ve içimizi acıtan olayları, unuttuk bir daha hatırlamayız sanırız. Lakin bir gün bir olay tekrar hatırlatır bize o yaşananları ilk gün ki gibi sıcaklığı ve can yakıcı haliyle… Tıpkı Mrs. C hanımın 24 yıl önce yaşadığı gibi. Evet, 24 saat bir ömür içinde çok kısa bir zaman dilimi, ama o 24 Saat içinde yaşanılanlar belki 24 yıla sığmayacak kadar özel ve acı doludur. Mrs. C bir hayat kurtarma adına yaptığı iyiliğin sonunda yaşadıklarını hayretler içinde okuyacaksınız.
Ah be Stefan Zweig, roman kahramanın Mrs. C gibi bir kurtarıcıyı mı bekledin? Gelseydi vazgeçer miydin intihardan?

Bir Yüreğin Ölümü
Babalar aile reisliği ve toplumun onlara yüklediği sosyal statü nedeni ile Anneler kadar ön planda değildirler. Oysa aile için bir dağdır baba. Kâh sırtlarını yasladıkları, kâh gölgesinde güneşlendikleri. Babalar bütün evlatlarını çok severler kuşkusuz. Ama kız çocukları başkadır, daha bir özen gösterir, üstüne titrerler, gözlerinden bile sakınırlar. Babalar Emri Hak vaki olmadan da ölürler, ciğerpareleri kız çocuklarının yuvasından ayrıldığı gün ilk ölüm acısını tadarlar.
Stefan Zweig de bu öyküde Yıllar boyu eşi ve kızının mutluluğu için çalışmış, onların rahatı ve sosyal statüleri açısından elinden gelen her şeyi yapan bir adamın, gerçekten sevilmediğini ve kendisinden utanıldığını öylesine derin işlemiş ki! Bu hikayede yaşlı adam Salomonsohn’ un acılarını yüreğinizin derinliklerinde hissediyorsunuz.
Sahi bizim aldatılmışlıklarımızı ve ruhi kirliğimizi ne temizler? Yıkanmak mı? Uyumak mı? Unutmaya çalışmak mı? Yoksa ölüm mü?...

Kitap olarak kısa sürede okunsa da, etkisi ve acısı uzunca sürecek bir eser

Kübra 
 25 Haz 22:49 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat öyküsünü konusu beni sıktığı için sevmedim. Zaten Zweig'ın eserlerinde; anlattığının pek bir önemi yoktur, anlatışıdır önemli olan. Karakterle yükselir, karakterle alçalırız. Ona kızar, hak verir, onunla boşluğa düşeriz. Bize bütün duyguları tutkulu bir şekilde hissettirir. Yeterince ''hissedince'' de görevi biter ve hikâye de biter. Önemli olan dibi görmektir.

Başlangıçta geçen mekân ve olaylar ilgimi çekti fakat bu anlatılanlar asıl anlatılacaklara bir tür zemin hazırlamak ve küçük bir renk vermek için öyküye katılmıştı. Buradaki kişilerden biri, 24 sene önce 24 saatte başından geçenleri ve onu nasıl etkilediğini, buradaki başka bir karaktere anlatmaya başlıyor. Orta yaşlı bir kadın ve genç bir adam... Aklınıza bir aşk hikâyesi gelmesin, burada aşk yok. Burada gaz var, bir insan durduk yere kendisini nasıl gazlar. Burada besle kargayı oysun gözünü, iyilikten maraz doğar, su testisi su yolunda kırılır atasözlerinin neden ortaya çıktığı var da denebilir.

Bir adam düşünün: Hayatını çok kaliteli şartlarda ve itibarla yaşayabilecekken betsiz bereketsiz işlere bulaşıp kazanma hırsıyla gözü dönmüş. Bir kadın düşünün: Yapacak iş bulamamış gibi bazı yerlerde gezen, ardından bazı iyiliklerin peşine düşen ve verdiği kıymetin üstüne bir anda bir nehre düşmüş de sularında sürükleniyormuş havalarına giren; fakat nehir yok, sürüklenme yok bu tamamen kendi uydurması. Sonra da nehir suçlu. Hayır, nehir suçlu değil, nehrin suyuna güvenilmeyeceği apaçıkken ayağını sokup cibilicibilişakşakşak yüzebileceğini düşünen sen suçlusun. Terbiyesiz kadın, ondan sonra üzülürsün tabi. Üzül. Hak ettin sen. Bir insana hangi açıdan bakacağının açısını kaydırırsan, iyiliğin suratına terlik gibi döner şırrrakk diye. İyilik de tartışılır yani. Dozunda bırakmayınca olan oldu diyeceğimiz bir öykü.

İnsanların ellerinin ve hareketlerinin tasvir edildiği bir yer vardı. Orada çok sıkıldım; fakat Zweig kendisini okutturan bir yazar. Kesinlikle ona çok saygı duyuyorum ve daha okurum onu, merak ettim diğer yazdıklarını.

Diğer öykü Bir Yüreğin Ölümü. Konusu ve işleyişi bakımından bu daha çok ilgimi çekti. Yaşlı bir adam, karısı ve 19 yaşındaki kızı bir seyahate çıkarlar. Adam gece yarısı karnında bir ağrıyla uyanır, ayağa kalkıp yürüyünce kendisini daha iyi hisseder ve şöyle bir turlayım der; fakat o gece dip dibe yaşadığı insanların gerçek yüzlerine uyandığını fark eder…

Bu fedakar babanın, bu fedakar kocanın içine düştüğü boşluğu ve üzüntüyü o kadar hissediyorsunuz ki onu o boşluğa düşürenlere dönüp bir güzel tükürmek istiyorsunuz. İşte şöyle; https://www.youtube.com/watch?v=KfC_RNKFL7U

Yanı başınızda anneniz, babanız yahut kardeşiniz, belki karınız ya da evladınız kara bir derde düşmüş gibi dolansa ne yaparsınız? Bir karikatür vardı, bir deli kafasında huni ‘’o zaman dans’’ diyordu. Evet dans önemli arkadaşlar. Birileri derde düşünce dans edelim, çünkü bize ne?

Bu hikaye gerçekten güzeldi. Bana bir kez daha pasif olmamak gerektiğini anlatan bir öğüt gibiydi. Bir şeyler illa ki yaşanacak. Ya olaylara parmağımızı basarız, imzamızı atarız ya da olaylar geçer gider, biz de içinde birilerinin bizi koydukları yerde bakarız. İnsanlar etkisiz eleman olmaktan memnun olmazlar, çünkü bu rahatsız eder, güçsüz hissettirir. Çünkü insan düşler ve düşlediği de el eliyle hiç olmaz. Hayatınıza kendi damganızı vurmaktan korkmayın. Sonuç istediğiniz gibi olmayabilir. Ama en azından sizin etkinizle olur olacak olan. Keyifli okumalar.

Umut 
13 Oca 13:48 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Bu öyküde bir otel odasında hiç tanımadığı bir kadına, üzerinden yıllar geçse de unutamadığı bir günü anlatan yaşlı Bayan C’yi dinliyoruz. İlk defa kumarhanede gördüğü bir adama yardım etmek için onunla iletişim kurduğu andan itibaren Bayan C için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. İki kişi, iki tutku ama iki farklı tutku: biri aşk, biri kumar. İnsan bir tutkuya kapıldığında (bu aşk,kumar veya başka bir şey olabilir) vazgeçebileceklerinin sınırı var mıdır? Ya da bir tutkuyu ne durdurabilir? Toplumun ahlak kuralları, din, korku...
Bayan C vasıtasıyla Zweig yine kelimeleri ustaca kullanarak yoğun ve doyurucu bir anlatımla bize ulaştırıyor. Mola vermek için elimden bıraktığımda huzursuz oldum çünkü aklımda hep Bayan C’nin anlattığı o 24 saatin sonunda ne olacağı vardı.. Zweig her kitabında bir insan duygusunu derinlemesine ele alıyor. Burada da tutkuyu derinlemesine anlatmış bize. Her gün yaşadığımız ve aslında çok tanıdık olan hisleri kelimelere yükleme işini gerçekten çok iyi başarıyor bu yazar.

Bir Yüreğin Ölümü
Zweig eserlerinden okuduklarım arasında en çok etkilendiğim buydu. Kesinlikle Stefan Zweig şimdiye kadar bendeki zirvesini bu eserle yaptı. Bir adam düşünün kızı ve eşine güzel bir yaşam sunmak için hayatı boyunca çalışmış. Kızı ve eşine sunduğu yaşamla onlara bir sosyal statü kazandırmış ancak kendisi o statüye ulaşamamış. Peki neden? Çünkü ailesinin yaşam kalitesi yükselirken o hala çalışıyordu. O hep çalıştı. Çalışırken yaptığı fedalar yüzünden hem ailesinden hem toplumdan hem de yaşamdan kopmuştur. Bu adam ailesiyle birlikte tatile gitmiştir. Ancak ne kızı eski kızı ne eşi eski eşidir. Eser bu adamın iç konuşmaları, düşünceleri ile şekilleniyor. Yukarıda diğer öyküde belirttiğim gibi hisleri, düşünceleri kelimelere yüklemekte kesinlikle çok başarılıydı. Ailesi için çalışırken ailesi dahil her şeyden uzaklaşan adamın, etrafındaki her şeye yabancı olan adamın öyküsünü okumalısınız.

fazi 
06 Haz 01:32 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Can Sanat Yayınları'nın 2009'da iki 'novella' olarak basımını yaptığı, yine Zweig'e bir kez daha hayran kaldığım iki eser okumanın karşı konulmaz sevincini yaşıyorum.. Okumadığım bir kitabı kalmayana kadar devam edeceğim Zweig okumaya ve tabi ki kendimce inceleyip hislerimi paylaşmaya.. Uzun gelebilecek bir inceleme olacak ancak iki eseri de yorumlamaya çalışacağım..
(Ben yine e-kitap olarak okudum. Başka bir incelememde değindiğim gibi d&r sayesinde onlarca Can Sanat Yayınları e-kitap satın aldım.)
Aralık 2013 8. Basım esas alınarak hazırlanan 1. E-kitap sürümünü okudum. Çeviri çok akıcı ve neredeyse hatasızdı.
İlk 'uzun öykü' Bir Kadının Yaşamından 24 Saat idi. Bir pansiyonda tatil yapan insanlar, ansızın gelen bir gencin de katılmasıyla, onu da aralarına alarak tatile devam ederler. Ancak hiç beklemedikleri bir şey olur, bir kadın eşini ve çocuklarını geride bırakarak yeni tanıştığı bu adamla kaçar. Pansiyon halkı bu olayı uygun bulmayarak birçok yorumda bulunur. Yeni tanıdığı bir adamla nasıl gittiği, aslında adamı önceden de tanımış olabileceği, bir kadının çocuklarını nasıl ardında bırakabileceği gibi cümlelerle tanımadıkları Henriette hakkında konuşurlar. Ancak beklediğimiz üzere, anlatıcımız kadını savunur. Ve kendisini dinleyen Mrs. C. onunla konuşmak, hayatının 24 saatlik bölümünü ona anlatmak ister. Bir kadının hayatının nasıl değişip, tutkuların insanları nasıl etkisi altına alabileceğini okuyacaksınız..
İkinci 'uzun öykü' ise Bir Yüreğin Ölümü. Bu novellada kızı ve eşi ile tatile giden
Solomansohn'un yaşamı sorgulamasını anlatmış yazar. Büyük bir sinir harbi içerisinde okudum ben eseri. Gece; ağrıları ile baş etmeye çalışırken, odanın kapısında kızını görüp sonra düşünmekten kendisini alamadığı bir olayın içine düşer ve ailesi tarafından sevilmediğini, sadece parası için kullanıldığını, aslında hayatta hep yalnız olduğunu anlar Solomansohn.. Sürekli olarak iç sesini duyduğumuz kahraman, inanıyorum ki okuyan herkesin öfkelenmesine hatta çevresi hakkında düşünmesine neden olmuştur. Her cümleyi sorguladım, Solomansohn'a üzüldüm, ya başıma gelirse dedim okurken..
İki uzun öykü de hem umutsuzluğu, hem hüznü barındırıyordu içinde. Hayatı, insanları, duyguları böylesine etkili bir dille yazan, her koşulda yazdıklarıyla okuyucuyu kendine bağlayan ve okudukça daha çok okumak istediğim Zweig'i kelimelerle anlatmak olanaksız..

Beyza Yuksel 
22 Eki 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Stefan Zweig iki müthiş öyküden oluşan bir kitap sunuyor bizlere. İki öykü de o kadar etkileyici ve o kadar sürükleyici ki başlamamla bitirmem bir oldu.
İlk hikaye olan Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, bir kadının yıllar boyunca içinde taşıdığı bir kez daha anlatıp artık geçmişin sayfalarına bırakmak istediği bir hikayeden oluşuyor. Yazar tutku insanı ne hale getirir, insana neler yaptırır tüm gerçekliğiyle anlatmış. Kendinden vazgeçmiş bir adamı ölümün kıyısından çekip çıkaran, sonra da ona tüm benliğini ona kaptıran bir kadın... Tutkularının esiri olan bir adam...
İkinci hikaye ise yaşlı bir adamın yıllar boyu ailesine harcadığı çabanın boşuna olduğunu görmesiyle yıkılması ve yüreğinin buna daha fazla dayanamaması..
Zweig insan tahlillerini ustaca işlemiş, dersler çıkarılacak bir kitap. Okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.

Osman Yüksel 
 22 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap iki uzun öyküden oluşuyor. Özellikle ilk öykü yani "bir kadının yaşamından 24 Saat" beni çok etkiledi. İnsanlar bazen tutkularının esiri oluyor kimileri bunu 24 saate sığdıriyor kimisi 2 yıl kimisi 4 yıl kimiside bir ömür boyu... Burada bir kadının güçlü tutkuları yüzünden tüm aile ve yakınları terk edecek seviyeye gelmesini müthiş bir dille anlatıyor. Herkese tavsiye ederim...

Yeliznd 
19 Eyl 13:06 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap iki bölümden oluşuyor. "Bir Kadının Yaşamından 24 Saat" ve "Bir Yüreğin Ölümü".

(Bir Kadının Yaşamından 24 Saat); 40 yaşında olan Mrs.C, 24 yıl önce yaşayıp, unutamadığı 24 saatini anlatıyor.(24 saat ve 24 yıl) Her bir saati için, bir yılını ayırmış gibi.
Bazen arzu ettiği tek şey, ölmek oluyordu. İç dünyası, bir daha toparlanmayacak şekilde dağılmıştı. Mrs.C, sevdiği kişi tarafından hayal kırıklığına uğradıktan sonra, bazen hepimizin uygulaması gerektiği şu sözler ; Uzaklaş!(mak) Uzaklaş! Uzaklaş! oldu.


(Bir Yüreğin Ölümü); "Bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez"...
Yaşlı adam Salomonsohn bir baba. Kendinden bile çalan ve yoksul bir duruma düşen baba. Çocuğunun ahlakını parayla bozduğunu anlayan bir baba. Ah para, kahrolası para. Salomonsohn; Kızı olan Erna'nın yaptıklarını öğrendikten sonra dünyası başına yıkılan bir baba. Kızıyla ne kadar konuşmak istesede buna cesaret edemiyordu. Eşinin ve kızının nasıl kendisine karşı yabancılaştığını anlatıyor. Ve... Salomonsohn'un yüreği ölür...
Sizi hiç sıkmadan okuyabileceğiniz bir kitap. Okuyun ve okutturun. Kesinlikle tavsiye ederim.

“Bir kadının yaşamından 24 saat” ne kadar güzel bir kurgudur ve bir o kadar da sıcak anlatımdır. Olaylar gelişmeden önce bir yakışıklı gencin yazar tarafından tarif edilmesi, gencin diğer insanlarla diyalogları, nerdeyse tüm kadınların arzulayacağı bir tipi anlatımı ve bir karakterin kusursuzluğunu her ayrıntıyı düşünerek kelimelere dökmesi mükemmeldi. Bir erkek olarak ben de ben de öyleyim demek geldi içimden. Sonra bir den yaşlı bir karaktere dönüyor öykü, yaşlı krakter hikayesini anlatmadan önce, anlatıcı rolündeki yazarımız Zweig ortadan kaybolan, daha doğrusu evli bir kadının genç bir erkekle kaçmasına öyle bir felsefi savunma yapıyor ki öyküdeki tüm karakterler karşı çıkarken ben anlatıcı haklı diyorum. Haklı demekle kalmıyorum gerçek bir tespit diyorum. Yaşlı kadın karakterimiz başından geçen bir 24 saati anlatmaya başlıyor ve biz de okuyoruz. Harika bir anlatım, sanki o otel odasında üçüncü kişi olarak ben de orada oturuyorum. Ve ilginç olan genç adamla kaçan kadını savunan anlatıcımızın ifadelerinin aynısını yaşlı kadın başından geçen 24 saati anlatırken de ben de yaşadım diyor ve "bir an kendimi, her şeyimi verebileceğim duruma geldim" diyerek yazarımızı, onun gibi düşünen beni teyid etmiş oluyordu...
“Bir yüreğin ölümü” bitirdiğimde şöle derin bir iç çektim, sanki bende yaşlı adamla birlikte öldüm. Yıllarca karısı ve kızının mutluluğu için çalışmış bir adamın gerçekten sevilmediğini, kendisinden utanıldığını anlaması ile kendi evine artık hizmetkarların merdivenlerinden girecek kadar karısından, kızından ve çevresinden kendini soyutlaması... Etkileyici bir öykü. Bir çok şeyi düşündürttü bana, kızının kendisini bir erkeğin kollarına bırakmasını ahlaki açıdan yaşlı adamın dilinden değerlendirirken yazar, ben de 19. Yüzyılın başlaarında Avrupa’da da ahlaki değerlere bakışı düşündüm. Bir adamın isteyerek ölüme gidişi; çünkü baştan ona acı veren şeyler artık yaşarken ölmüş yüreğini sızlatmıyordu... Yazarı severim, çok başarılı bulurum, başarılı bulmam tarafsız bakmama engel olabilir. Lakin adam yemiş bitirmiş, mükemmel yazmış...

Muhayyelll 
10 Ağu 21:33 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat
Doğrusu başlarda olaya hakim olmakta biraz zorlandım. O yüzden ilk sayfaları bir kaç kez okudum. Yarım bırakmayı düşündüm başlarda ama pes etmedim. Okudum, okudum ve okudum. Sonunda ise kendimi öykünün büyüsüne kaptırmış halde buldum.
Olay örgüsü o kadar güzel anlatılmış ki, anlatılan olayları birebir yaşadım. O an o kadının psikolojisini, utancını, pişmanlığını birebir kendi içimde hissettim.
Sanki bir kumarhanede genç bir adamın ellerine takıldı gözlerim. İnsanların yüzlerine değil, ellerine.
Bir insanın yaşadığı yahut yaşayacağı 24 saat tüm hayatını etkileyebilir. Her an ölümü ister hale gelebilir o insan. Sonra ölümün kıyısına gelir. İşte o an ferahlar bir nebze içi. Farkettiniz mi? Yaşlı insanlar pişmanlığı bizim kadar derin yaşamazlar. İnsan yaşamının son demlerindeyken, tek derdi yalnızlık olur zaten..
Aynı zamanda bir nebze de ön yargılar var kitapta. Ön yargılara karşı bir insan var.
Ama kitapta olan en büyük şey, bir erkeğin bir kadının iç dünyasını bu kadar net ve kusursuz anlatması..

Bir Yüreğin Ölümü
Her an başkaları için çalışmış, para kazanmış yaşlı bir adam olduğunuzu düşünün. Sonra uğruna çalıştığınız, emek harcadığınız insanların hiç de sizin bilmediğiniz gibi olduğunu farkettiğiniz o ana gidin.
İnsanın sevdiği biri yüreğinde ölürse, o insanın yüreğindeki ölüm kaçınılmazdır..
Kitap o kadar güzel yaşatıyor ki anlatılanları, okur bir yüreğin ölümüne an be an şahit olabiliyor.

Keyifli okumalar..

Kitaptan 155 Alıntı

"Tüm acılar korkaktır, kendisinden daha güçlü olan yaşama isteği karşısında geri çekilir, çünkü bedenimizin her hücresinde yerleşmiş olan yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür."

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 80)Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 80)
Özgür Beden 
13 Tem 09:25 · 9/10 puan

Beklenmedik şeyler yaşamış bir insan için ‘imkânsız’ sözcüğünün anlamı kalmamıştır.

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 36 - epub)Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 36 - epub)
Özgür Beden 
12 Tem 09:15 · 9/10 puan

Söze başlamak zordur.
İki gündür açık ve dürüst olmak için hazırlanıyorum, umarım başarırım.

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 16)Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 16)
Özgür Beden 
 11 Tem 09:33 · 9/10 puan

Aslında söylemek istediğim şeyi size açık açık söyleyemediğimi görüyorum. En iyisi size yazayım.

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (epub)Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (epub)
Umut 
12 Oca 14:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

...yarın her şeyi daha farklı düşüneceksiniz. Gündüz her şey daha farklı görünür insana.

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan ZweigBir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig
Özgür Beden 
13 Tem 19:14 · 9/10 puan

Kızgınlığımı ve umutsuzluğumu size anlatamam.
Fakat benim duygularımı bir düşünün: Uğruna bütün hayatımı bir kenara atmaya hazır olduğum bir insan için, elinin tersiyle kovalayacağı bir sinek kadar değerim yoktu.

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 46 - epub)Bir Kadının Yaşamından 24 Saat / Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig (Sayfa 46 - epub)