Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm (2001 Yunus Nadi Roman Ödülü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
32414
Gösterim
Adı:
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Alt başlık:
2001 Yunus Nadi Roman Ödülü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050905441
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."

12 Mart rüzgârlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar. Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir... Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
(Arka Kapak)
208 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Livaneli'nin harika şaheserlerinden biri...

Mültecilerin sığındığı ülke olan İsveç'te başlayan olaylar ve mültecilerin dram dolu hayatları...

Suçları neydi? Siyasi olaylardan yakalananlar, savaştan kaçanlar, dinleri, mezhepleri farklı olanlar. Kısacası başkaları tarafından halen günümüzde bir problem olan davranışlar... Karşıt görüşlere olmayan saygı ve doğan sonuçları.

80 darbesinden, II Dünya Savaşı'ndan vb. olaylardan kaçan, sığınan herkesin yuvası olan İsveç'te başlayan bir hayat... Yıkılan umutlarla dolu bir kitap. İntikam ateşi ile yananlar, ailevi sorunları çözmeye çalışanlar, memleket hasreti çekenler daha neler neler... Her ırktan insanlarla dolu bir örgüt ve yapılmaya çalışan planlarla dolu bir kitap.

Bir adam belli, peki bir kedi neydi? Sami kedi olmak istiyordu, köpek gibi bağlılık duygusu olmasın, sürekli hakaret işitip ve yine aynı şekilde kişilere dönmemek istiyordu. Sami kedi gibi soğukkanlı, güçlü durmayı ve her şeyi unutup öyle devam etmek istedi. Yapabildi mi peki?

Peki bir ölüm neydi? İsveç'e bir umut doğdu... İntikam ateşi ile kavrulan insanların içinde uğraşabilecekleri bir umut. Oraya tedavisi için gelen insanlara eziyet veren, işkenceler yapan, ailesi ve ülkesi tarafından reddedilen bir bakan geldi. Sami'nin baş düşmanı...

Sonuç neydi, nasıl oldu, neler yaşandı, kimler neler çekti? Kişilerin duygularını, yaşadıkları ülkelerin sosyal kültürlerini anlatan, içinde kaybolacağınız müthiş bir kitap...
212 syf.
·Beğendi·9/10
Zülfü Livaneli'nin okuduğum üçüncü kitabı.
Okuduğum kitaplarının ortak noktası bir haksızlık, yanlışlık, olmaması gereken, insanlık dışı ama olan olaylar üzerine kurulmuş olması. Bundan mıdır bilmem üç kitabı da beni çok etkiledi.

Bu kitabında biraz mülteciler, biraz ruh hastalığı, biraz intikam, biraz affetme yani biraz biraz koca bir hayat var. 203 sayfaya çok güzel şeyler ve unutulmayacak bir mutluluk tanımı sığdırmış yazar.
"Herhalde mutluluk dedikleri bu olsa gerek: Biraz güvenlik, biraz can sıkıntısı. "

Konusunu biraz özetleyecek olursam Sami 80 darbesi döneminde Türkiye de yaşayan ne sağcı ne solcu kendi halinde bir üniversite öğrencisidir. Bir gün başına gelen trajik bir olay sonrası İşveç'e mülteci olarak gider. Burada başka başka ülkelerden gelmiş bir çok mülteci, onların hayal kırıklığı ve öfkeleriyle tanışır. Tabi bir de sanrıları ve takıntıları yüzünden yattığı hastanede hayatını mahvetmiş bir siyasetçiyle.
Kendisi gibi mülteci arkadaşı onun hayatını roman yapmak niyetindedir. Sami'ye bu düşüncesinin açınca tek şart olarak Sami'nin de bazı yerlerde kitaba yazı ekleyeceği ve basılmadan önce okuyacağı koşuluyla arkadaşının teklifinin kabul eder. Ve romanımız başlar.

Bu ikili anlatımı yani başkahramanın her bölümün sonuna kendi düşüncelerini eklemesini saçma veya kafa karıştırıcı bulanlar olmuş. Bana yaratıcı geldi. Sonuçta yazar Sami'nin hayatını Sami kadar iyi bilemez, her insan bir şeyler saklar bu yüzden bu yazılar olmasa roman yarım kalmış gibi olurdu.

Romanda Sami'nin yaşadığı evde ki mültecilerin hepsinin kaçtığı ve sonradan kurdukları yaşam, mülteci olmak, kendi ülkesinden kaçıp yada kaçmak zorunda bırakılıp başka bir ülke tarafından kabul edilmek, iyi yaşam koşulları içinde yaşasalar da ülkede ki bireyler tarafından ötekileştirilip yok sayıldıkları için içten içe vatanlarını özlemeleri ama gidecek de hiçbir yerlerinin de olmaması anlatılabilecek en iyi şekilde anlatılmış.

Dili, kurgusu, hikayenin iki farklı sonla bitmesi güzeldi. Hastanede hayatını mahvetmiş siyasetçi ile karşılaşması biraz fazla tesadüfi gelse de roman bu olay üzerine kurulmuş sonuçta. Romanda tek sevmediğim ve kafama takılan yer Clara'nın önceki yaşamındaki yarım kalmışlık oldu.

Yine çok uzattım. Benim sevdiğim bir kitap oldu.
Keyifli okumalar...
  • Leyla'nın Evi
    8.5/10 (2.613 Oy)2.622 beğeni10.111 okunma1.446 alıntı33.872 gösterim
  • Konstantiniyye Oteli
    8.0/10 (1.825 Oy)1.707 beğeni6.703 okunma1.582 alıntı31.139 gösterim
  • Son Ada
    8.8/10 (5.230 Oy)5.201 beğeni17.524 okunma2.652 alıntı61.335 gösterim
  • Mutluluk
    8.3/10 (3.065 Oy)3.394 beğeni14.165 okunma2.635 alıntı52.592 gösterim
  • Engereğin Gözü
    8.3/10 (1.568 Oy)1.453 beğeni5.575 okunma824 alıntı19.380 gösterim
  • Baba ve Piç
    7.7/10 (1.873 Oy)1.632 beğeni8.894 okunma975 alıntı27.320 gösterim
  • Havva'nın Üç Kızı
    7.3/10 (2.088 Oy)1.827 beğeni7.814 okunma1.801 alıntı31.647 gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (1.966 Oy)1.894 beğeni10.017 okunma320 alıntı28.907 gösterim
  • Ustam ve Ben
    8.3/10 (1.566 Oy)1.507 beğeni6.313 okunma784 alıntı20.056 gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (8.997 Oy)8.891 beğeni30.034 okunma15.798 alıntı203.246 gösterim
212 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir
Merhabalar 2001 Yunus Nadi Roman Ödülü Almış Olan Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm kitabına başladığımda en başta sıkıcı gelmişti lakin daha sonra merak uyandırıcı unsurlar ve olaylar barındırdığından elimden bırakamadım.Okurken sanki o dönemi yaşıyormuşsunuz ve karakterler o kadar alışık olduğumuz içimizden biri gibi ve etrafımdan onları aramaya çalışıyoruz.Diğer kitaplarında olduğu gibi bu eserinde de dil edebi olarak ve akıcı olarak gayet başarılı bir şekilde kaleme alınmıştır.Kitap konu olarak ise : Sami isminde yer alan başkahramanımız bir mültecidir ve ülkesinde başına gelenlerden ve tedavi olmak için gittiği ülkede karşılaştığı her şeyin sorumlusu olarak gördüğü bakan ile aralarında geçenlere yer verilmiştir.Bu kitapta ayrıca hem yazarın hemde kahramanın el yazılarıyla anlatılmış olaylar kitabı daha etkileyici kılmıştır.Günümüz sorunlarından olan mülteciliğe farklı bir bakış açısı açmıştır.
Keyifli Okumalar Dilerim
212 syf.
·Beğendi·9/10
Tüm kitaplarındaki tahlilleri çok iyi olsa da, özellikle bu kitabında biraz da kendi yaşadıklarına gönderme yaptığı için; psikolojik öğelerin ağır bastığı, politik tahlillerin çok iyi yapıldığı ve üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken bir kitap olduğunu değerlendiriyorum...
212 syf.
Kimilerinin severek okuduğu kimilerinin ise sadece ikide bir taşlama yapmaları için gerekli olan 'şeytan' olarak kullandığı Zülfü Livaneli, bu eserinin merkezine aslında apolitik bir karakteri koymuş. Bu karakter üzerinden her daim içinin dışının politik olan ülkemizin, politik ve kargaşa zamanlarının en üst seviyede olduğu darbe zamanlarına okuyucuyu götürmek istemiş. Ancak bunu darbe içinden bakarak değil dışardan bakarak yapmak istemiş. Kitabın öte yanında ise insanın zaman içinde hep aynı İnsan olmaması ve sürekli degismesi, bu nedenle insanları tek bir zamanda yaptıkları işler ve icraatlar nedeniyle yargilayip infaz etmemek gerektiği olduğu söylenebilir.

Yazar, anlatimda farklı bir şey denemiş: Olayları iki farklı kişiden dinliyoruz. Kitabın kahramanı Sami Duran, politik mülteci olduğu İsveç'te anlarını bir yazara anlatıyor. Olayları önce bu yazarın anlatimiyla, sonra da Sami Duran'ın anlatimiyla okuyoruz. Güzel düşünülmüş, kitaba farklı bir hava katmış. Bunun dışında yazar, politik mülteci insanların sürgündeki psikolojilerini ve hallerini orta seviye diyebileceğimiz düzeyde anlatmış. Bu insanların psikolojilerini daha iyi analiz edebilir ve daha derinlemesine anlatabilirmis. Ülkemizin sorunlarından hepsine degineyim derken, kitabın merkezine koyacağı sorunu belirleyememe hatasına düşmemis. Fazlaca soruna bir kitapta yer vermeden bir sorunu temele alıp onun üzerinden kitabını kurgulamış.

*

Bu kısımda direkt bu kitapla ilgili olmayacak birkaç hususa değinmek istiyorum.

Bir yazar ne tarz konuları ele alır? Ya da şöyle sorayim: Bir yazarın içinde bulunduğu toplum ve ülkenin sorunlarını ele almasından doğal ne olabilir? Victor Hugo, Charles Dickens gibi büyük yazarlar da bunu yapmamış miydi? Bakın, konuyu ele alış şeklinden, yazarların ustaliğindan bahsetmiyorum. Sadece ele alınan konudan bahsediyorum. Yoksa bu iki isim dünya edebiyatı tarihinin en büyük isimlerindendir ve bence şu an mevcut Türk yazarların bu isimlerle ustalık bakımından kiyasi dahi yapılamaz. Çünkü hep görüyorum, Zülfü Livaneli, gündemdeki konuları ele alıyor, toplumda ve ülkede yaşanılan olayları, sorunları veya bunların önüne popüler, en çok görüleni koyun, ele alıyor hatta bu sayede okunuyor. Tekrar söylüyorum, bir yazarın içinde yaşadığı toplumun veya ülkenin/devletin sorunlarını ele almasından daha doğal ne olabilir? İlla bunları konu alacak diye bir kaide de yoktur tabiki.

Onun dışında Zülfü Livaneli, okurların edebi uyarımlarının saplantılı bir şekilde eşleştiği, kendi başına bir edebi değeri hiç olmayan bir yazar da değildir. Daha önemlisi okurlar için bu yazar bir saplantı konusu değildir. İnsanlar daha dün varlığından yeni haberdar olduğu bir kitap bulup okuyorlar. O kitap gerçekten harika bir eser olabilir. Ancak bu harika eserle kendilerinin de daha dün karşılaştıklarini, o harika eserin varlığından daha dün varlığından haberi olduğunu unutup, bu eserden daha aşağı minvaldeki eserleri ve onları okuyanlari sürekli sürekli taşlıyorlar. Garip bir durum!

Onun dışında bir Zülfü Livaneli hayranı da değilim. Onun çok üst düzey bir yazar olduğunu düşünmüyorum ama yerin dibine çalınası bir yazar olduğunu da düşünmüyorum. Bence özellikle yazarın Son Ada kitabı harika bir eserdir.

Özetle, bir yerlere gelmek için kendinize taşlanacak şeytan aramayın; bu şekilde geleceğiniz yerde sizi anlayacak insanlar değil ancak sizi şakşaklayacak insanlar bulursunuz.


İyi okumalar..
212 syf.
·2 günde·Puan vermedi
29' yıl beklenen bir eser..
Eseri yazarken ara veriyor yazar, nedenine; "Gerçeğe gerçek dışından ulaşmak için gerekli mesafeye sahip olmadığıma inanmamdı." diyor özetle..
Aslında olayın içinde bizzat bulunsada, insan yaşadığı anı daha sonra farklı bir gözle değerlendiriyor. Bu yüzden yazmak sanıldığı kadar kolay bi eylem değil. Eserde iki anlatıcımız var biri yazarımız öteki ana kahramanımız..
Tekniğin farklılığını fark etmiyorsunuz yazar o kadar yumuşak geçiş yapmış ki hem farklılığa hayran kalıyor hem de absürt bulmuyorsunuz..
İki son var eserde, ne yalan söyleyeyim yazarın sonunu okuduğum da içim sızladı hayır ya dedim. Ama kahramanın sonunu okuduğum da işte bu dedim çünkü ben bağışlanmak sonuna koştum ama öldürmek sonunu destekleyenler de vardır..
Bu roman psikolojik olarak kahramanlardan biz okurlara da birer tepki dokunuşunda..

Livaneli tek bir harf bile yazsa yine okunur çünkü onun dokunduğu her şey, çok şey anlatır..♡♡
212 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Livaneli'nin genel olarak kitaplarını severek okurum. Bu kitabını da sevdiğimi söyleyebilirim ama benim için bir "Kardeşimin Hikayesi" ya da "Mutluluk" kadar değil. Ama kitaba yorum yapan Yaşar Kemal'in dediği "psikolojik olarak mükemmel" cümlesinin gerçekten hakkını vermiş kitap. Yunus Nadi Roman Ödülü'ne layık olması da bunu kanıtlar nitelikte. Baş karakter Sami'nin intikam ve bağışlamak arasında hissettiği o ikilemi, vicdan ve öç duygusunun getirdiği bunalımı hissedebiliyorsunuz. Kitap köpek olmuş bir insanın artık kedi olma isteğini anlatıyor bize. Her milletten insanın mülteci olarak yaşadığı Isveç'ten Türkiye'ye uzanan intikam duygusu... Sami ve arkadaşlarının bu amaçla kurdukları planlar ve planları çok da ciddiye almayan hayat... Kitabın en sevdiğim özelliği de kitabın iki bakış açısıyla yazılmış olmasıydı. Tavsiye ederim size ama beklentiyi çok yüksek tutmayın derim. ( Kardeşimin Hikayesi'ni okuyanlar ne demek istediğimi anlarlar :)) Keyifli okumalar şimdiden: )
212 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazarın okuduğum 5. kitabıydı. Livaneli okumayı seviyorum hep de seveceğim. Özellikle düşünce bakımından insan kendine yakın bulduğu yazarları okumayı seviyor.
Bilmem fark ettiniz mi ama her kitabında hayallerini gerçekleştiremeyen, acı çeken, hakkını arayan ve savunmaya çalışan bir karakteri var. Belki de bu yüzden kendine çekiyor kitapları. Her birimizin derinliklerinde bir haksızlık belki de bir sızı bulunduğundan kitaplarını olurken keyif alıyoruz. Zaten kitaplarda bir parçamızı bulmak için okumuyor muyuz?
212 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Okuduğum ilk Zülfü Livaneli kitabiydi ve kendi kendime kızdım neden daha önce okumaya başlamadım diye. Kitap çok akıcıydi dili de oldukça sade. En çok hoşuma giden şey de kitabın, roman karakterinin ve yazar arkadaşının kaleminden ayrı ayrı anlatılıyor olması. Özellikle roman karakterinin anlattığı yerler çok güzel.

Kahramanimizin adi Sami. Genç yaşta geçirdiği bir felaket sonrası Stockholm' e mülteci olarak gidiyor ve orda yaşadıkları anlatılıyor.

Kitapda en çok beğendiğim alıntı ise şu oldu : " Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil.  "
 Her ne kadar kitabı okurken paylaşsamda alıntıyı incelememin içinde de yer vermek istedim. İyi okumalar. :)
212 syf.
·4 günde·10/10
Zülfü Livaneli bu romanın istediği gibi olması için 25 yıllık bir çaba sarf etmiş. Yazar eserini "ilk göz ağrım" olarak değerlendiriyor ve eserin bu kadar kaliteli olmasında bana göre Livaneli'nin Stockholm'de geçirdiği zamanın etkisi büyük. Ülkemizde harcanan her değerli insan gibi Livaneli'de bu zorlukları yaşamış ve 25 yıllık bir çabayla kaleme almış. Kitapta iki farklı ağızdan anlatım bulacaksınız. Yazarın arkadaşı Sami Baran'ın anlattığı kadarıyla bildiklerini yazıya döktüğü bir bölüm ve Sami Baran'ın itirafları niteliğinde kısımlar. Bana göre hikayenin etkisini artırmış bu tarz. Livaneli'de kitabın önsözünde bu kısımları nasıl yazdığından bahsediyor ve işte o zaman romanı tamamladığına inandığını belirtiyor. Benim görüşüm bu eserden mahrum kalmamanız ve en kısa zamanda okumanız. Aylardır kitaplığımda tutup okumadığım için pişman olduğum bir eser oldu. Verdiğin harika eserler için bir kez daha: Teşekkürler Livaneli.
212 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Romanda Apolitik Karakter olan Sami'nin 80 olayları ve darbesi sırasında başına gelenler ve İsveç'te mülteci olarak yaşadığı dönemler konu edilmiş. Kurgusu ve akıcılığı ile Zülfü Bey yine döktürmüş doğrusu. Kitapta "Stokholm Sendromu" nu da öyle bir incelikle işlemiş ki hayran olmamak mümkün değil. İki final olması da ayrı bir tat katmış. Yaşar Kemal'in deyişiyle "Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." 2001 Yunus Nadi Roman Ödülünü sonuna kadar hak etmiş doğrusu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Alt başlık:
2001 Yunus Nadi Roman Ödülü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050905441
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."

12 Mart rüzgârlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar. Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir... Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 8.542 okur

  • Fatma Soydeğer
  • Zeynep
  • Htc
  • Kamil ÖZEN
  • Mehmet Gökhan Metin
  • Sezen Bastanoglu
  • Jale Cafarova
  • sila
  • Gulsen alacam
  • pia

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.1
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%29.2
35-44 Yaş
%30.8
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.1
Erkek
%26.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.2 (436)
9
%19.5 (422)
8
%25.9 (560)
7
%16.9 (366)
6
%7.3 (157)
5
%2.3 (50)
4
%1.2 (25)
3
%0.5 (11)
2
%0.3 (7)
1
%0.2 (5)

Kitabın sıralamaları