Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm 2001 Yunus Nadi Roman Ödülü

8,1/10  (303 Oy) · 
983 okunma  · 
246 beğeni  · 
4.471 gösterim
"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."

12 Mart rüzgârlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar. Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir... Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    212
  • ISBN:
    9786050905441
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Nisa Nur 
11 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Zülfü Livaneli'nin okuduğum üçüncü kitabı.
Okuduğum kitaplarının ortak noktası bir haksızlık, yanlışlık, olmaması gereken, insanlık dışı ama olan olaylar üzerine kurulmuş olması. Bundan mıdır bilmem üç kitabı da beni çok etkiledi.

Bu kitabında biraz mülteciler, biraz ruh hastalığı, biraz intikam, biraz affetme yani biraz biraz koca bir hayat var. 203 sayfaya çok güzel şeyler ve unutulmayacak bir mutluluk tanımı sığdırmış yazar.
"Herhalde mutluluk dedikleri bu olsa gerek: Biraz güvenlik, biraz can sıkıntısı. "

Konusunu biraz özetleyecek olursam Sami 80 darbesi döneminde Türkiye de yaşayan ne sağcı ne solcu kendi halinde bir üniversite öğrencisidir. Bir gün başına gelen trajik bir olay sonrası İşveç'e mülteci olarak gider. Burada başka başka ülkelerden gelmiş bir çok mülteci, onların hayal kırıklığı ve öfkeleriyle tanışır. Tabi bir de sanrıları ve takıntıları yüzünden yattığı hastanede hayatını mahvetmiş bir siyasetçiyle.
Kendisi gibi mülteci arkadaşı onun hayatını roman yapmak niyetindedir. Sami'ye bu düşüncesinin açınca tek şart olarak Sami'nin de bazı yerlerde kitaba yazı ekleyeceği ve basılmadan önce okuyacağı koşuluyla arkadaşının teklifinin kabul eder. Ve romanımız başlar.

Bu ikili anlatımı yani başkahramanın her bölümün sonuna kendi düşüncelerini eklemesini saçma veya kafa karıştırıcı bulanlar olmuş. Bana yaratıcı geldi. Sonuçta yazar Sami'nin hayatını Sami kadar iyi bilemez, her insan bir şeyler saklar bu yüzden bu yazılar olmasa roman yarım kalmış gibi olurdu.

Romanda Sami'nin yaşadığı evde ki mültecilerin hepsinin kaçtığı ve sonradan kurdukları yaşam, mülteci olmak, kendi ülkesinden kaçıp yada kaçmak zorunda bırakılıp başka bir ülke tarafından kabul edilmek, iyi yaşam koşulları içinde yaşasalar da ülkede ki bireyler tarafından ötekileştirilip yok sayıldıkları için içten içe vatanlarını özlemeleri ama gidecek de hiçbir yerlerinin de olmaması anlatılabilecek en iyi şekilde anlatılmış.

Dili, kurgusu, hikayenin iki farklı sonla bitmesi güzeldi. Hastanede hayatını mahvetmiş siyasetçi ile karşılaşması biraz fazla tesadüfi gelse de roman bu olay üzerine kurulmuş sonuçta. Romanda tek sevmediğim ve kafama takılan yer Clara'nın önceki yaşamındaki yarım kalmışlık oldu.

Yine çok uzattım. Benim sevdiğim bir kitap oldu.
Keyifli okumalar...

Dilanur 
 19 Nis 23:12 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum ilk Zülfü Livaneli kitabiydi ve kendi kendime kızdım neden daha önce okumaya başlamadım diye. Kitap çok akıcıydi dili de oldukça sade. En çok hoşuma giden şey de kitabın, roman karakterinin ve yazar arkadaşının kaleminden ayrı ayrı anlatılıyor olması. Özellikle roman karakterinin anlattığı yerler çok güzel.

Kahramanimizin adi Sami. Genç yaşta geçirdiği bir felaket sonrası Stockholm' e mülteci olarak gidiyor ve orda yaşadıkları anlatılıyor.

Kitapda en çok beğendiğim alıntı ise şu oldu : " Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil.  "
 Her ne kadar kitabı okurken paylaşsamda alıntıyı incelememin içinde de yer vermek istedim. İyi okumalar. :)

Yasin YALÇIN 
23 Şub 18:16 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm... Kapağı kadar ismi de karizmatik olan bu eseri okumak benim için son derece keyif vericiydi. On parmağında on marifet müzisyen, senarist, yönetmen ve yazar olan Zülfü Livaneli'nin yalın kaleminden çıkmış, uzun yıllar boyunca birçok değişikliğe uğramış bir kitap.

Son derece sıradışı olan olayları çok normalmiş gibi gösterebilen, hissettirebilen bir yazar Livaneli. Ve son derece değişik, ilginç konular da bulmayı başarabilen bir adam. Olayların geçtiği yer olan İsveç'te kendisinin de bir süre yaşamış olması anlatımı çok gerçekçi kılmış. Kitabın hemencecik bitiveren sayfalarında Kuzey'e doğru kısa bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Yazar bu romanında birçok romancının uyguladığı tekniklerin dışına çıkmış ve benim ilk defa gördüğüm bir tarzda yazmış. Kitap Sami Baran adlı bir Türk göçmenin İsveç'te bir gece sürüşüne çıkmasıyla başlıyor. Bir süre boyunca onun hikayesi Tanrısal bakış açısıyla anlatılıyor. Bir sonraki bölümde ise birdenbire Sami Baran'ın kendi ağzından okumaya başlıyorsunuz olayları. Sami'ye göre kendi başına gelen olayları yazan bir yazar arkadaşıdır ve olayların tamamını doğru yansıtmamaktadır. Bu yüzden kendi hikayesinin anlatılacağı kitaba kendi anılarını da eklemek ister Sami. Böylece biz gelişen olayları iki farklı göz tarafından izleriz. Aynı romanda iki farklı anlatıcı olabilmek, bir yazar için son derece zor bir şey olsa gerek.

Gelelim romanın konusuna. Dünyanın her yerinden İsveç'e mecburen göçen vatandaşlardan sadece biridir Sami Baran. Bir gün hastalıkları sebebiyle hastaneye yatar ve orada kendisinin İsveç'e sürülmesine neden olan, geçmişini mahveden eski bakanlardan birini hasta ve ölmek üzereyken bulur. Sami hastanede onunla beraber yatan tek Türk olduğu için günden güne adamla yakınlaşır ve kendisini bir bağışlama-intikam alma ikilemi içinde bulur.

Anadilin, dünyanın her yerindeki diktatörlerin uyguladığı zorba yöntemlerin, göçmeye zorlanmış mecbur insanların romanıdır bu roman. Keyifli okumalar.

Zeliha özge dolu 
31 Tem 08:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 6/10 puan

Zülfü Livaneli'nin okuduğum 3. kitabı. diğer kitaplarında olduğu gibi herkesin sustuğu konuları konuşmuş kalemi yine. 2 ayrı karakterin anlatışı ile hikaye daha çok merak uyandırır olmuş.

Eda Arda Ylmz 
05 Haz 22:14 · 8/10 puan

Kitap siyasi,mülteci,eğitim,kültür çatışması,göçmenlik,doğu-batı karmaşası,sosyal yaşam ve birçok döngüde ilerliyor..Fakat Zülfü Livaneli kalemi..Tabiki güzel bir kurgu ve acaba Sirikit(kedi) hayal ürünümü gerçekten diye düşünüp kaldım..Bağlantı noktalarını kaçırmamak için kitaplarına kendinizi vererek okumanız önemli Zülfü Livaneli'nin..(İsimler ve yerler konusunda birden geçişler fazla)Ve ben diğer okuduğum kitapları gibi bunu da tavsiye ediyorum.

gökçe türkkan 
 24 May 14:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Okuduğum en iyilerden biri olan sevgili Zülfü Livaneli'nin bu kitabı, 2001'de Yunus Nadi Roman Ödülünü almış, sonuna kadar da haketmiş! Her zaman ki Livaneli üslubuyla yazılmış olan eserde, Sami Baran, türk siyasi mülteci olarak damgalanıp, Kuzeyin rüzgarlarına (İsveç'e) savruluyor. Burada kendisi gibi dünyanın çeşitli ülkelerinden kopup gelmiş aynı konumda olan mültecilerle varolma savaşı veriyor. Kimliğini yitirmeme, yalnızlık, yabancılık, bocalama, kültür erozyonu..Kitabın en can alıcı noktası, Sami geçmişinden tanıdığı ve öldürmek istediği kişiyle burada karşılaşıyor ve bundan sonrası anlatılmaz okunur :)

Diğer mültecilerinde karakter özellikleri birbirinden dikkat çekici işlenmiş. Ben özellikle Yoriko'ya üzülürken, Juan Perez'in son halini mutlulukla okumuştum. Stockholm'ün soğuk sokaklarında dolaşan bu yaşam acemisi insanları seveceksiniz. Beni üzen bir bölümde Sami Baran'ın kız arkadaşının başına gelenlerdi. Gerçekten çok vurucu anlatılmış.

Kitapla ilgili ilginç bir ayrıntıyı da paylaşayım, Zülfü Livaneli bu kitabı yazmaya başlamasından tam 29 yıl sonra bitirmiş! Şiddetle tavsiye ediyorum. Bağışlamakla öldürmek arasındaki o ince çizgide sizde bocalayacaksınız..

Birsen Erol 
09 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Konusu darbe döneminde yaşananlar... Tüm dünyadan iltica etmiş insanların kesişme noktası Stockholm. Kurgusu ve tarzı bakımından değişik bir roman. Her zamanki Zülfü Livaneli geleneği su gibi okunup bitiyor. Yine de bitirince - niçin bilmiyorum- ama adı konamamış bir şey eksik kalmış duygusu var içimde...

süeda çağlıyan 
02 Eyl 08:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Öldürmek mi affetmek mi ?
Kedi olmak mı köpek olmak mı?
Anadil bir insanı birbirine düşman olsalar da bağlar mı?
Anavatanindan uzak milyonlarca kilometre ötedeki insanlar mülteci sıfatıyla nitelendirilirken başka ne sıfatlar yuklenmektedir ?
İyiki varsın Livaneli

Büşra Dinçer 
07 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Livaneli 'den bir sıra dışı hikaye daha... Yazarın anlattığı hikaye bölümlerinin ardından hikayenin sahibinin anlatımı, çok ilginç güzel bir kurgulamaydı. Bir de ilginç bir final ! Biraz güven, biraz can sıkıntısı ... Okumalısınız.

Muharrem Armağan 
13 Tem 18:37 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Zülfü Livaneli'nin okuduğum son ve en etkili kitaplarından birisi yazarın da çok önem verdiği ve zaman zaman değişikler yaparak yayımladığı bir kitap. Romanın 2 farklı kişi tarafından anlatıldığı ve bu kadar başarılı bir ikilemde gerçekten 2 ayrı kişiyide nerdeyse mükemmel şekilde yönlendirme kısmıysa Zülfü Livaneli'nin zekasının ve yazarlık başarısının en büyük örneklerinden diyebilirim. Kitabın 2 farklı sonu olması da en beğendiğim yönüydü diyebilirim. Kitabın konusu hakkında bilgi vermek istemiyorum zaten bir çok yerde kitabın konusu hakkında bilgi edinebilirsiniz bu yüzden yorumlarda kişisel görüşlerimi yazmak daha mantıklı geliyor.

5 /

Kitaptan 194 Alıntı

Nisa Nur 
11 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Ölmek isteyeni kurtarmak, öldürmekle birdir."

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 201 - Horatius)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 201 - Horatius)
Salih Çermik 
14 Şub 21:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yanlışa karşı çıkıyorum ama doğruyu gereken güçte savunamıyorum.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 93 - Doğan Kitap - 23. Baskı)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 93 - Doğan Kitap - 23. Baskı)
seher 
11 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnsan küçük düştüğünü hissedip kendini korumaya girişince, karşısındaki hiç aklına gelmiyor ve dünyanın en zalim yaratığı kesilebiliyor.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 83)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 83)
Salih Çermik 
13 Şub 20:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ölümün kıyısına gelmiştim. Ölümün kıyısı, ölümün kendisinden daha feci bir şeydir, bunu yaşayarak öğrendim.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 32 - Doğan Kitap - 23. Baskı)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 32 - Doğan Kitap - 23. Baskı)
Nezrin Memmedli 
06 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ben de ülkemden nefret ederek ayrılmıştım ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyordum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkân yoktu.Ağaçlar,bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik.Sürgünün en kötü yanı da buydu.Doğaya aykırıydı sürgün.Bu yüzden hepimiz perişan olmaya yazgılıydık.Mutlu bir sürgün yoktu ve olamazdı.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 132)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 132)
seher 
11 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Herhalde mutluluk dedikleri de bu olsa gerek:
biraz güvenlik, biraz can sıkıntısı.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 203)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 203)
Salih Çermik 
 15 Şub 17:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yalnızlık kalın bir duvar gibi sarmıştı çevresini.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 138 - Doğan Kitap - 23. Baskı)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 138 - Doğan Kitap - 23. Baskı)
Salih Çermik 
13 Şub 20:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İnsanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 29 - Doğan Kitap - 23. Baskı)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 29 - Doğan Kitap - 23. Baskı)
Nisa Nur 
11 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Batı'nın gözünde iyi Türk-kötü Türk ayrımı bile yoktur, sadece Türk vardır. Öylesine baskın bir damgadır ki bu, bütün kişisel özelliklerinin üstüne çıkar, onları boğar, kişiliğini öldürür. "

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 177)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 177)

Kitapla ilgili 1 Haber

Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim
Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim Bursa Nilüfer İlçesi Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü ‘Edebi Kazılar’ söyleşisine Zülfü Livaneli katıldı. Livaneli 'İçimdeki ezgiyi paylaştım ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim' dedi.