Bir Kırık SegahKâmil Erdem

·
Okunma
·
Beğeni
·
108
Gösterim
Adı:
Bir Kırık Segah
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
135
ISBN:
9789755709178
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile hem okurun hem de edebiyat çevrelerinin beğenisini kazanan Kâmil Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

Gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha. Her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla…
Kamil Erdem, farklı öykülerde, hep aynı sıkışmışlık hislerini yazmış. Aile ziyaretinde, bir saatin zembereğinde, cezaevinde, işyerinde, inme indiğinde vs. yaşanan ve bir duruma bağlı kalıp sıkışan hayatlar görmekteyiz bu kitapta.

Yaş alan insanların ölümden duyduğu tedirginlikle, geçmişe duyulan özlemlerin yansıtıldığı kitapta bir kaç öykü gerçekten çok başarılı geldi bana.

Şairane yazılan öyküleri seviyorum sanırım. Dört nala koşuyor bazen cümleler. Dil olarak fazlasıyla güzel betimlerle dolu olmasına rağmen içerik olarak farklı bir şey göremedim. Türk öykücüleri arasında kaliteli bir yerde olduğundan emin olduğum Kamil Erdem'in hayatın içinden sıradan öykülerdeki ruhsal çıkarımları yazması yerine, başka bir kurguda insanların psikolojilerinin anlatılması öykülerini tercih edebilirim şahsen. Son yıllara kadar hep aynı tarz hikayeler görmekten bunaldım zira. Bir kaçış öyküsü, boşvermişlik, sıkışan kalan insanlar harici dilini değil hayalgücünü yansıtan yazarları çok daha fazla benimsiyorum.

Diğer kitabı bende okuma isteği uyandırmakla beraber, öykü tarzına alışık olmayanlara tavsiye edemem.
Şu Yağmur Bir Yağsa kitabından sonra Kâmil Erdem, içinde 10 adet öykünün bulunduğu "Bir Kırık Segâh" kitabında;

İnsanların gem vurulmamış arzularını biraz olsun unutabilmek, yok sayabilmek için adeta hüzünlü bir şarkı söylüyor.

Hani bir şarkıda der ya; yarın bir hayalden ibarettir, bugün ise gerçek. Tek doğru bugün yaşadığımızdır. Ama bir yandan da hayat bitmiyor, bitemiyor. Yarın olmasa, bitti derdik.
Kâmil ErdemBir Kırık Segah


İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile beni benden alan Kâmil Erdem’in ikinci kitabı,Bir Kırık Segah.Birinci kitaptan rehber edindiğim duygularla beraber kaldığım yerden okumaya devam ettim.


Toplamda on öykü var.Öykülerde ki ağırlık olan duygular toplamı ruhun kuytularına inmek,geçmiş zamanda dolaşmak,şimdiyle buluşmak,geleceğe doğru uzanmak.Hayatta gözümüzün görmediği ne varsa sıradanlaşmış gerçekliklere bir perde aralamış yazar.Kalpte durupta bir türlü dile dökülemeyen ne kadar gerçek varsa sayıp dökmüş.Hayatın tüm yükünü heybesine vurup sırtına almışta onu bir türlü yere indirememiş,suskun ruhları almış toplamış öykülerde baş köşeye oturtmuş, Kâmil Erdem,bunu da “Kırık Bir Segah “makamında yine çok naif,yine kırmadan,yine dökmeden anlatmışta anlatmış.
İlk kitabını okurken ikincisi olur mu demiştim.Şimdi tüm dilekler üçüncü gelsin diye...

️ Görsellik geçen yüzyılın sonlarına doğru bir şenlik, içimize, katmanlarımıza sızan bir şenlik olmaktan çıkmış, hızla akıp giden, hazmedemeyeceğimiz,bizi dışarıda bırakan bir şey olmuş. Gözler bakıyor, Seğirtiyor ve unutuyor.
️ “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana.”Kırılganlığımız artmıştı. Soğana muhtaç yiğit yine orada duruyordu ve biz, onun yanında olamıyorduk. Üzülmek için başka, esaslı, güzel nedenler keşfetmiştik artık. Yiğitede, eğer bir ota da üzülüyorduk, yuvayı alçağa yapmış kuş’a da, kara, çıplak, her şeye sorgusuz kabul eden toprağıda.
Ve yağmurdan korunamayan ıssız ve Üryan Umman’a da.
️Sonra zaten nedense şu orta yaşlarda pekte düşünülmez dedim, belki insanın en yırtıcı ,en hoyrat iştahı en açık,kavgaya en teşne, en gürbüz çağında, organlarının gücünü kuvvetini yoklayıp yerinde bulduğu vakitlerde, ölüm uzak bir ülke televizyonda bir haber çok çok bir camide görev yerine gelsin diye safta bulunmak.

️Biz gittik onlar kaldı. Hep Öyle oluyor birileri gidiyor ve ötekiler kendi halinde, kendi içinde, iki büklüm, yorgun, takatsiz kollarını uzatıp tutundukları o gevşek bağlar da ellerinden kayıp gitmiş olarak kala kalıyor. Birbirinin içine baka baka , sına tartıla edinilmiş, biriktirilmiş, Benimsenmiş, razı gelinmiş haller, bir daha gün yüzü görmemecesine derinlere saklanıyor, tavan arasındaki anı defterinde unutulmaya toz toprak arasında,Meşakkatli yokuşlarda, tehlikeli dönemeçlerde aşınıp, dalmaya terk ediliyor.
Bir şey yapamamanın kahrı. Yok sayılmanın. Koltuğu sürükledi. Camın önüne. Masadaki bardağa su koydu sürahiden. İlacını içti. Yorulmuştu. Biraz kımıltısız durdu. Kedi yoktu. Kuşlar çıplaklaşmaya başlayan ağaçlarda. Şen şakrak. Ezan sesleri. Öğleyi etmişiz dedi. Tuvalet, mutfak, pencere. Başarılı gezinti diye düşündü. Daralan alan. Daralan hayat. Dar-ı dünya derler ya. Her şeyin evi. Onunsa, evi dünyaya dönüştü. Üç oda bir salondan ibaret cihan. Cihanın yitik hükümdarı. Tuvalet, dünyanın merkezi. Dünyanın merkezine başarılı bir seyahat. Jules Verne. Güldü. Gülerken yüzünün aldığı hâl aklına geldi. Yarısı kımıldamayan yüz. Öbür yarısı olmayan gülüş. Sinirlenmedi. Daha çok güldü. Sesler ilave etti gülüşüne. Eğri büğrü sesler. Harap, yapayalnız, rutubetli Pangaltı havrası gibi.
Akşam gibi, hep akşam gibi. Zalim. Yapayalnız. Kimin ne yaptığını bilmemek. Bilmek niye bu kadar önemli? Günler günler sonra eve getirdiler. Yarımdı, yani diğer yarısına hükmü geçmiyordu. Bu yarımlıkta zihni hariç tutulmuştu. Diğer yarıya hükmetmemek. Aslında hiçe hükmetmek. Bunları çok düşündü. Soyut bir yeni evren. Akıl bir yere götürmüyor.
Ne çok unutmak istedim . Olmadı . Acılığı bende kaldı. İçimde kaldı. Hep kaldı.
Kâmil Erdem
Sayfa 84 - Sel Yayıncılık
Acele , hayata dair bir kavramdı , hatırlıyorum. Sıkışımlık içinde yaşamanın kavramı.
Kâmil Erdem
Sayfa 87 - Sel Yayıncılık
"Elinde billur bir kadeh, içinde ışık demetiyle, gece sarhoşlarının, karanlığın ülkesinden nadiren de olsa geri dönenlerin, uykulara yenilip kendinden geçmişlerin, fanilerin meclisine usul usul teşrif edip, ortalığı ışıtacak, gül renkli badesini sunup alemi üzüntüsünden kurtaracak gümüşi bir sabahı beklerken, buu kıraç kentin arka mahallesinde, tamire muhtaç bir yurt binasının mozaik zeminli soğuk odasındaki karanlık sabaha hiddetle uyanmıştım."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kırık Segah
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
135
ISBN:
9789755709178
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile hem okurun hem de edebiyat çevrelerinin beğenisini kazanan Kâmil Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

Gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha. Her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla…

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Ferya Fertelli
  • Ezgi Çağatay
  • Nazlıcan Kaya
  • Evren Erarslan
  • E.
  • DESTİNA ÖYKÜ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%50 (2)
8
%0
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0