Bir Köy Doktorundan Öyküler

·
Okunma
·
Beğeni
·
50bin
Gösterim
Adı:
Bir Köy Doktorundan Öyküler
Baskı tarihi:
Şubat 2011
Sayfa sayısı:
79
Format:
Ciltli
ISBN:
9786055904333
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Kitap
20. yüzyılın en önemli romanlarından biri olan ve ölümünden yirmi altı yıl sonra yayımlanan Usta ve Margarita'da Rus halkı Bulgakov'un ünlü aforizmasıyla karşılaşır: "En büyük ahlaki çöküntü korkaklıktır." Dönemin en güçlü ve yaygın duygusu Stalin'in ölümünden sonra belki bu sözle görünür kılınır ve başka birçok şey korkunç olmaktan çıkar. Korku, Bir Köy
Doktorundan Öyküler'de de bir doktorun öykü gözünden bütün yalınlığı ve doğallığıyla, içten bir anlatımda kendini apaçık ediyor. 1925-1927 yıllarında çeşitli dergilerde yayımlanan, yıllar sonra İngilizceye çevrilen öyküleri arasından seçilen bu üç öykü ilk kez Türkçede.

Mihail A. Bulgakov (1891-1940) Ukrayna'nın Kiev kentinde doğdu. Tıp okudu, 1920'de doktorluğu bırakarak kendini yazmaya verdi. Mizah yeteneği ve keskin yergileriyle tanınmaya başlayan Bulgakov'un Sovyet yaşam biçimine yönelttiği sert eleştiriler giderek dikkat çekti. Satirik ve fantastik öğeler kullanarak yazdığı öykü, roman ve oyunlardaki sanatsal özgürlüğe özlem ve otoriteye direnç izlekleri nedeniyle sürekli sansüre uğradı. Stalin'in ölümüyle Sovyet edebiyatında başlayan sınırlı yumuşama ortamı, yapıtlarına oldukça geç yansıdı. Yazdıkları 1962'den sonra yayımlanmaya başladı.
168 syf.
·Puan vermedi
Okuldan yeni mezun olmuş genç bir doktor,boş geleneklere ve inançlara sadık bir köye atanır.Daha önce okuldaki uygulamalarla tanık olduğu hastalara yapılan müdahaleleri,tek başına yapmak zorunda kalır.Bazen ters bir doğum,bazen öldü diye bakılan genç bir kızın doğru müdahalelerle hayata döndürülmesi,bazen ufak bir bebeğin ameliyatı...
Bu müdahaleler sırasında takındığı ciddiyet ve yaptığı işe gösterdiği özen,zamanla korkularını yenmesine,ayaklarını daha sağlam basmasına,güveninin yerine gelmesine zemin hazırlar.
Yazarın en çok Usta ile Margarita kitabını merak ediyorum ve en kısa zamanda okumak istiyorum.
168 syf.
·Beğendi·5/10 puan
#okudumbitti Rus Devrimi (1917) sırasında, Tıp Fakültesi'ni yeni bitiren genç bir doktorun kaleminden anılarını okuyacağınız bir kitap. Moskova'nın en ücra köylerinden birine, pek de donanımlı olmayan bir hastaneye atanan tecrübesiz doktor Bomgard, devrimin halk üzerinde yarattığı etkiyi de gözlemlemiş ve günlüklerine not etmiş. Yoksulluk, dönemin siyasi olayları bir yana cehaletle de mücadelesini anlatıyor genç doktor. Muayene olmak istemeyenler, ameliyata karşı çıkanlar, kocakarı ilacı diye tabir edilen bitkisel takviyelerden medet umanlar epey uğraştırmış Bomgard'ı.
İlk etapta sadece atandığı hastanede, hastalarıyla yaşadıklarını kaleme alması, tek düze bir anlatım haz vermiyor okura. Ama sonlara doğru yaşananlar, Rus Devrimi'inin nasıl yaşandığını ve sonuçlarını açıkça ortaya koyması bakımından sizi cezbetmeye başlıyor. Bu açıdan öğretici bir kitap.
.
Kitabı okurken, daha önce Rus yazarların kitaplarında da rastladığım birşey yine dikkatimi çekti;Ruslar da da aşırı kaderci, herşeyi Tanrı'ya atfeden bir anlayış var. Hasta olsalar;' ne günah işledik de Tanrı bizi cezalandırdı'diyorlar mesela. Bizde de rastlanır ya bazen.
.
Ha bir de doktora şiddet ya da tek bir ölümlü vakada doktorların beceriksizlikle itham edilmeleri de yer alıyor geçen diyaloglarda.
168 syf.
·7/10 puan
Tıp fakültesinden yeni mezun bir doktorun devrim zamanı Rusya'da ücra bir yerde çalıştığı anılarını anlattığı akıcı bir kitap. Kitap dokuz bölüme ayrılmış hepsinde ayrı ayrı anılar ve bu genç doktorun edindiği tecrübelere yer verilmiş. Okudukça insanın kendine güvenini nasıl kazandığını, korkaklıktan uzaklaşarak ağır sorumlulukları nasıl üstlendiğini, zor durumlara maruz kalmanın insanı güçlendirdiğini bu genç doktorun her bir anısında çok rahat görebiliyorsunuz. Yapamam dediğiniz kafanızdaki bütün kaygılara kendinize güvenerek bir son vermenin gün sonunda nasıl rahatlatıcı bir deneyim olduğunu kitabın ilk sayfalarından anlayabiliyorsunuz. Bölüm bölüm olduğu için sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap.
168 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazarın kendi anılarından derleyerek yazdığını öğrenince bir an önce okumak istedim.

Kitap çok akıcı bir dille yazılmış bu sebeple de okurken ne kadar okuduğunu farkına varmadan sayfalarca okuyorsunuz.
Üniversitede öğrenilen teorik bilgilerin icraate dökmeye gelince ne kadar zor olduğunu yazar çok anlaşılır bir dille anlatmış. Tecrübesizlikten kaynaklanan korkunun yerini bilgi birikimi ve deneyim alınca korkunun özgüvene nasıl dönüştüğünü anılarıyla anlatmış oldu yazar bize.
Aslında kitabın daha ilk sayfalarında kahramanın içten içe duyduğu endişeleri aynı zamanda bunu belli ettirmemedeki verdiği savaş, beni daha da kendine bağlayıp, kahramanı gözümde doğallaştırdı.
Sonunda mesleğine karşı yılmadan mücadele verip uzamanlaşmasıyla yaşadığı zor günleri zaman zaman gülümseyerek anılarına yer vermesi aslında bize de birçok mesaj vermiş oldu.
Hangi mesleğe adım atma aşamasında olursanız olun, kitapta kendinize ait olaylara ya da duygu geçişlerine rastalaybilirsiniz.
Ben okudum bitti, sıra sizde :)
İyi okumalar
168 syf.
·10/10 puan
Kitap Doktor Bomgard'ın anı derlemelerinden oluşuyor. Sanki o anıları okurken ben de oradaymışım gibi hissettim. Aşırı sürükleyici, merak uyandıran heyecanlı bir kitaptı.
Benim en sevdiğim kısım "Çelik Soluk Borusu" idi. Bu bölüm dışında beni etkileyen bölüm ise "Morfin" oldu. Cidden o zamanları anlayabiliyor ve yorumlabiliyordum sayfaları teker teker çevirirken. Herkesin okumasını tavsiye ederim. İyi okumalar.

+Akıllı insanlar mutluluğun sağlığa benzediğini çok önceden fark etmiştir.

Genç Bir Doktorun Anıları
Mihail Bulgakov
168 syf.
·Puan vermedi
Pek çok rus yazar gibi çok güçlü bir kalemi olan Mihail Bulkakov'un, kendi anılarından yararlanarak yazdığı, "Genç Bir Doktorun Anıları" isimli kitabı da bence, diğer kitapları gibi sosyolojik bir kitap...Toplumsal ve insana dair çok şey barındırıyor.
Kitapta pek çok hikaye ve her hikâyede bir dünya gizli adeta..
Genç bir doktorun mezun olduktan sonra hiç bir şey bilmediğini, öğrenmeyi yaşadığı olay ve vakalarla sürdürdüğünü anlatıyor. Diğer yandan yeterince acı çekmiş bir insanın, gittikçe kendine yabancılaşması ve yalnızlaşmasını, bir süre sonra bu yalnızlığa bir ihtiyaç gibi bağlanmasını konu alıyor. Bağımlılıklarımızın, zayıflıklarımızdan ve onlardan kaçışımız sırasında oluştuğunu anlatıyor. Bu hiç de kolay olmayan mesleki deneyimlerinde hem insanları hem kendini sorguluyor. Kendisine de oldukça acımasız olduğunu söyleyebilirim. ( bence kişi kendisine acımasız olursa ancak gelişebilir ve değisebilir.)
Kısacası ben çok değerli ve insana dair çok şeyi düşünmeye iten bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hikayelerde kalmayıp özüne inebildiğinizde öğretici...
Tavsiye ederim.:)
168 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap konu olarak güzel , sürükleyici . Fakat şunu belirtmeliyim ki kitaba başlarken daha derin daha etkileyici bir konusu olduğunu düşünerek başladım . Ama bekledigimi alamadım . Fakat okumanızı tavsiye ederim . Sanırım ben bir kitaptan çok şey bekliyorum . Şunu da söylemeden edemeyeceğim . Doktorun ani ruh hali degisimleri çok hoşuma gitti . Keyifli günler..
168 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktorun ücra bir yere atanınca yaşadığı zorluklar, tanık olduğu hastalıklar ve insanlar anlatılıyor. Kitapta doktor olmanın zorluğu çok güzel yansıtılmıştı. Okumanızı öneririm.
168 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Çarpıcı bir son ve akıcı bir dil bu ikisinin birleşmesiyle ortaya gerçekten bir şaheser çıktığını düşünüyorum bir doktorun ilk görev yerinden tek başına üstesinden gelmeye çalıştığı mükemmel olaylar bütünü harikaydı herkese tavsiye ediyorum
168 syf.
·5/10 puan
Okuduğum ilk Bulgakov kitabı ve kesinlikle son olmayacak. Yazım dili o kadar sade ve tatmin edici ki okurken kendimi tüm o hastaların ve doktorun yanında hissettim...

İlk atama yeri ücra bir yer olan doktorun, 1915 yılında yaşadığı deneyimler, hastalarının inançları, ve devrimin getirdikleri; hava şartları ile mücadele dolu zorlu bir hayatın kısa kısa hasta hikayelerini okurken, onun mücadelesini, kendine olan güvenini ve içsel çelişkilerini, sanki hastanenin gizli bir köşesinden izliyormuşum hissini yaşadım...

Genç doktorun başından geçenleri okurken kimi zaman endişelenerek, kimi zaman gülümseyerek ama özellikle son bölümü üzülerek okudum.

O dönem insanların özellikle cerrahi müdahaleden ne kadar korktuklarını, batıl inançlarını, hem doktora gelip hem de yapılacak işlemleri kabul etmekte zorlandıklarını Bulgakov mesleği gereği çok iyi gözlemleyip, aktarmış...

Okumak isteyenlerin bir an önce okumalarını tavsiye ederim...
168 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Genç Bir Doktorun Anıları Mihail Bulgakov'dan okuduğum ikinci kitap oldu. İlk okuduğum kitabı Köpek Kalbi'ni de sevmiştim ama bu kitap bence çok daha iyiydi. Dili sadeydi ama yavan değildi ve aynı zamanda da akıcıydı. Oldukça kolay okunuyordu. Zaten bir doktorun kısa kısa yaşadığı anılarını anlatmasından oluşuyor. Konusunu da gayet sevdim, özellikle benim gibi tıbba ilgisi olanların severek okuyabileceğini düşünüyorum. Ama ilginiz yoksa bile severek okuyabilirsiniz çünkü terimlerle falan kitabı boğmamış yazar. Ve Mihail Bulgakov'un kendisi de tıp mezunu olduğundan bilemiyorum ama belki kendi hastalarından ve yaşadıklarından da etkilenerek yazmış olabilir bu kitabı. Tabi kitap sadece hasta doktor ilişkisini anlatmıyordu. İçinde yergiler, sistem eleştirileri, cehalet, meslek problemleri ve çalışma hayatı, köy sorunları, ülke durumu gibi bir sürü konuya değinilmişti. Ben genel anlamda çok sevdim ve ilgimi çeken bir kitap oldu. Genele tavsiye edebileceğim bir kitap ama herkese de tavsiye edemem. Bunun sebebiyse eğer kan, hastalık, cerrahi müdahale gibi sahneleri okumaktan hoşlanmıyorsanız bence bu kitaptan uzak durmalısınız:)
168 syf.
·3 günde·10/10 puan
Kitaplığımda yaklaşık 1 yıldır bulunmasına rağmen daha iki gün önce elime aldım ve inanın vaktim olsa bir oturuşta bitirebilirdim. Yazarın dili, kitabın akıcılığı ve olayların gerçekçiliği kitabı okumayı inanılmaz keyifli kılıyor.

Özellikle ilk başlarda genç doktorun o endişeli hallerini herhalde mesleğinin ilk zamanlarında olup da hissetmeyen hiçbir kimse yoktur diye tahmin ediyorum. Okurken bunun gibi çokça empati kurabildiğim bir kitap oldu.

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve gerçekten her şeyiyle çok beğendim.
Beni bu sapa yere bırakmış, tek bir destek, tek bir yol gösterenim olmadan bir başıma mücadele etme zorunda bırakmıştı hayat.
Mihail Bulgakov
Sayfa 75 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Yalnızlık önemli, kayda değer düşüncelerdir; derin düşüncelere dalma, sükunet, bilgeliktir...
Mihail Bulgakov
Sayfa 134 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İnsanın aslında pek az şeye ihtiyacı vardır ve ateş, bu ihtiyaçların en başında gelir.
.
İnsanın ateş dışında bir de çevresine alışmaya ihtiyacı vardır.
Mihail Bulgakov
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Köy Doktorundan Öyküler
Baskı tarihi:
Şubat 2011
Sayfa sayısı:
79
Format:
Ciltli
ISBN:
9786055904333
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Kitap
20. yüzyılın en önemli romanlarından biri olan ve ölümünden yirmi altı yıl sonra yayımlanan Usta ve Margarita'da Rus halkı Bulgakov'un ünlü aforizmasıyla karşılaşır: "En büyük ahlaki çöküntü korkaklıktır." Dönemin en güçlü ve yaygın duygusu Stalin'in ölümünden sonra belki bu sözle görünür kılınır ve başka birçok şey korkunç olmaktan çıkar. Korku, Bir Köy
Doktorundan Öyküler'de de bir doktorun öykü gözünden bütün yalınlığı ve doğallığıyla, içten bir anlatımda kendini apaçık ediyor. 1925-1927 yıllarında çeşitli dergilerde yayımlanan, yıllar sonra İngilizceye çevrilen öyküleri arasından seçilen bu üç öykü ilk kez Türkçede.

Mihail A. Bulgakov (1891-1940) Ukrayna'nın Kiev kentinde doğdu. Tıp okudu, 1920'de doktorluğu bırakarak kendini yazmaya verdi. Mizah yeteneği ve keskin yergileriyle tanınmaya başlayan Bulgakov'un Sovyet yaşam biçimine yönelttiği sert eleştiriler giderek dikkat çekti. Satirik ve fantastik öğeler kullanarak yazdığı öykü, roman ve oyunlardaki sanatsal özgürlüğe özlem ve otoriteye direnç izlekleri nedeniyle sürekli sansüre uğradı. Stalin'in ölümüyle Sovyet edebiyatında başlayan sınırlı yumuşama ortamı, yapıtlarına oldukça geç yansıdı. Yazdıkları 1962'den sonra yayımlanmaya başladı.

Kitabı okuyanlar 11,6bin okur

  • Raskolnikov
  • Ayşe Esra Çiçek
  • H
  • Meral Peksaglam
  • kevsererbilek
  • Laradi~
  • Agusto
  • Feyza Hilal Dilmaç
  • Nilüfer
  • Dilek Kocamemik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (16)
9
%0.3 (14)
8
%0.4 (18)
7
%0.4 (15)
6
%0.1 (6)
5
%0 (2)
4
%0 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları