·
Okunma
·
Beğeni
·
13207
Gösterim
Adı:
Bir Kuzey Macerası
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953433
Kitabın türü:
Orijinal adı:
An Odyssey of the North
Çeviri:
Levent Cinemre
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Jack London'ın 1900 yılında yayımladığı Kurdun Oğlu adlı derlemenin içinde yer alan Bir Kuzey Macerası, Homeros'un Odysseia destanını andıran, zorlu engellerle dolu, çetin ve “dönüştürücü” bir yolculuğun hikâyesidir. Aleut adalarındaki Akatan'da yaşayan kabile reisi Naass, evlendiği gün karısı Unga'yı denizden çıkıp gelen sarı saçlı beyaz bir adama kaptırır. İki metreyi aşan boyuyla bir devi andıran, “tanrıların dünyanın ilk dönemlerindeki erkekleri örnek alarak kalıba döktükleri” bu adam, Unga'yı sırtına vurduğu gibi gemisine atlayıp oradan uzaklaşmıştır.

Naass intikamını almak üzere azılı düşmanının peşinden yollara düşer. Dünyayı dolaşıp bilgi ve görgüsünü artıracağı, macera dolu yıllar beklemektedir onu…
56 syf.
·2 günde·9/10
Jack London'ın ilk 10-15 sayfada neler anlattığını tam olarak anlayamadığım, ama 10-15 sayfadan sonra sürükleyici bir şekilde kitabın içerisine girip bir solukta bitirdiğim, toplamda 50 sayfalık olmasına karşın içerisinde birçok kıssadan hisse bulunan derinlikli öyküsü.

Öykünün konusu basit gibi görünse de Jack London'ın konuyu işleyiş biçimi ve kısacık bir öykü içerisinde birden çok mesaj vermesi takdire şayan. Basit olarak adlandırdığım konu ise şu şekilde:

Akatan isimli yerde kabile reisi olan Naass, babadan oğula geçen bir "kan davası mirası"na sahiptir. Bu kan davası ise artık öyle bir hal almıştır ki, öldürenin neden öldürdüğünü dahi bilmediği,tamamen adetlere uymak amacıyla karşısındaki aileden birini öldürdüğü bir hale gelmiştir. Naass ise, artık bu anlamsız kan davasının bir son bulması gerektiğini, atalarının yaptığı hataların çocuklar tarafından çekilmemesi gerektiğini düşünür.

Naass'ın bu düşüncesi o kadar güzel ve doğru bir düşüncedir ki, üzerine oturup konuşmak ve tartışmak gerekir. Hangi filmdeydi hatırlamıyorum ama hapishanedeki bir mahkum kendisine hangi suçtan dolayı mahkum olduğu sorulduğunda, "20 yaşındaki bir gencin işlediği bir suçtan dolayı mahkumum," diye cevap veriyordu. Bahsettiği 20 yaşındaki genç de tabii ki kendisinin gençliği... Peki 20 yaşındaki bir gencin işlediği bir suçu 40 yaşındaki bir adamın çekmesi ne kadar doğrudur? Sanırım üzerinde biraz düşünmemiz gerekiyor.

Geçenlerde bir Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma takip ediyordum. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın, yeni adıyla T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın müşteki(şikayetçi veya katılan) sıfatıyla takip ettiği bir davaydı. Davanın konusu ise, cinsel istismardı. Duruşma salonunda benimle birlikte duruşmayı takip eden iki kadın daha vardı. SEGBİS denen, görüntülü konuşma sistemi ile tutuklu olan gencin tutuklu olduğu Ceza İnfaz Kurumu'na bağlandık. Lafı fazla uzatmadan sadede geleyim. Beden eğitimi öğretmeni olan genç, cinsel istismar suçunu işlediği sabit olduğundan 22 yıl hapis cezası ile cezalandırıldı. Bu arada şikayetçi olan genç kız da şikayetini çok önceden geri almış ama bu neviden suçlar şikayete tabii suçlar olmadığından yargılama kamu adına devam ediyordu. Kararın açıklanması ile duruşma salonundaki kadınlar baygınlık geçirdi. Hakimi kararından döndürmek için yalvardılar vs. Anladığım kadarıyla suçu işleyen genç, kadınlardan birinin oğlu, diğerinin de yeğeniydi. Demem o ki, 20 yaşlarında olan ve bir anlık hatası ile suç işleyen bir genç, 40 küsür yaşına kadar ömrünü bir hapiste geçirecek. Suç işleyip 20 yaşında hapse giren genç ile 40 yaşında hapiste cezasını çeken adam aynı insan mıdır? Yukarıda da dediğim gibi biraz üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

İşte Naass bu düşünceyle atalarının geleneklerini/hatalarını bir kenara atarak düşman kabilenin son üyesi olan Unga ile evlenmeye karar verir ve böylece kan davasını bitirir. Ancak Naass ile Unga’nın düğün törenleri biter bitmez bir adamın Unga’yı kaçırması ile hevesi kursağında kalır ve o andan sonra Unga'yı amansız bir şekilde aramaya koyulur.

Kitabın sonu ise bir hayli çarpıcı ve anlayana oldukça derin mesajlarla doludur. Daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Merak ettiyseniz kitabı edinip sonunda verilen mesajları görebilirsiniz.
56 syf.
·7/10
Merhabalar Jack London’un Bir Kuzey Macerası kitabı diğer kitapları kadar etkileyici ve edebi olmasada okunması gereken bir eserdir.Konu olarak Kuzey Amerika’nın Alaskasında insanların altına hücumu tasvir edilmektedir.Alaska’nın soğuğunda yaşamanın hayatı ne kadar zorlaştırdığını yazarın başarılı betimlemeleri sayesinde hissederek okuyoruz.Dünyadan uzak bir hayat süren adadaki insanların hayatına bir gün ansızın iki beyaz insanın yerlilerin hayatlarını nasıl etkilediği ve iyi-kötü yönleriyle ele alınmıştır.Adadaki kabilenin reisinin eşisinin kaçırılması ve kabile reisinin buna karşı verdiği mücadele kaleme alınmıştır.
Keyifli Okumalar Dilerim
56 syf.
Jack londonun okuduğum üçüncü kitabı. Ilk 15-20 sayfada ne anlatmaya çalıştığını analamadim ama nass 'ın olayların içine girmesiyle kitap akıcı bir hal almaya başladı.
Nass bir kabile reisdir ve reisin son oğludur. yıllardan beridir gelen bir kan davası vardır. Diğer tarafta ise unga adında kan davasının devamını sağlayacak bir kadin. Nass bu olaylardan cok sıkılır ve bu davayı bitirmeye karar verir. Belirli bir başlık ödeyerek ungayla evlenir. Düğünlerinin olduğu gün adaya gelen bir bayaz rus tarafından unga kaçırılır ve unga ile arasında yarim kalan bir hikayeyi tamamlamak için akaddan çıkıp ungaýı aramaya koyulur. Çesitli zorluklar atlatır.zor şartlarda çalısır , günlerce ac kalır , madenlerde çalışmak zorunda kalir ama tek hayali unga ile tekrar birlikte olmak pahasına bunlara katlanır ve sonunda ungayı bulur. Ama çarpıcı bir sekilde hikâyenin sonu hic beklenmeyen bir şekilde biter.. okumak isteyenler bakabilir....
56 syf.
·Beğendi·8/10
Jack london en sevdiğim yazarlardan birisi...
Kısacık bu kitapta ilk sayfalarda ne okuduğumu anlamadım fakat ilerledikçe içine çekip bir yudumda okudum. Dili anlatım tarzı her zamanki gibi akıcı...
Homeros un odysseia nın bir bölümü olmasına rağmen hikayeyi çok beğendim. Buda demek oluyor ki en koşa zamanda Odysseia da okumam gerekiyor.
... Jack london okunması gereken yazarlarda kitapla kalın...
56 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
50 sayfalık bir hikayeye bu kadar yoğunluk katmayı başaran az sayıda yazar vardır. Jack London da onlardan biri. Aslında bu kitap “Kurdun Oğlu” derlemesinin içinden bir parça. Çok çok güzel bir parça.

Buz ve altın birbirine zıt iki renk. İki ayrı iklim gibi ancak bir araya gelince bir güneş kadar yakıcı olan bu ikilinin insanlar üzerindeki etkisi… Buzun o soğuk yakıcılığı ve altının gözleri kör eden ışığı…

Kanada'nın yerli halklarının yaşadığı adalara beyaz adamın , Yankilerin gelmesiyle değişen kabile sistemi, değişen töreler ve güç , altın, zorbalık, yeni krallar , yeni töreler , yeni atalar ve yeni düşmanlar, yeni bir nefret…

Kabile reisi olan Nass’ın ve onun bitmek tükenmez arayışının hikayesi bu. Nass’ın bulunduğu topraklarda senelerden beridir süregelen bir kan davası mevcut. Kimse bu kan davasının hala neden devam ettiği bilmiyor. Ancak yeni Reis olan genç Nass bu soruyu soracak cesareti kendinde buluyor.

“Ölmüşlerin kavgasını neden yeni doğacak olanlar sürdürmek zorunda diye hayret ettim, bu işte doğru bir yan göremedim.”

Kendi kabilesinin son üyesi kendisi ve düşman kabilenin son üyesi bir kadın , Unga…
Nass sözünün arkasında duruyor ve bu kan davasını bitirecek hamleyi yapıyor Unga ile evleniyor. Peki biz neden nefret ediyoruz ? Bunu hiç düşündük mü ?

Bir ırktan nefret etmek, bir olguya düşman olmak, bir savaşı başlatmak ve savaş isteğimizi hep canlı tutmak…. Bunlar , bu nefret tohumları neden içimizde hep sulanmayı bekleyen aç bitki tohumları gibi canlı ve bize egemen ? Neden insanları katleden , milyonlarca insanın aç kalmasına , ölmesine sebebiyet veren savaşlardan tarih kitaplarımızda “Şanlı Tarihimiz” olarak bahsediliyor, küçücük çocukların aklına erken yaşta büyütmesi için bir nefret tohumu serpiyoruz? Bu sadece bizim ülkemiz için değil elbette , tüm ülkeler bunu yapmakta. Çocuklarımızı sorgusuz bir nefrete sürüklüyoruz.
Bence kitabın en can alıcı mesajı burada yatmakta. Nedensiz nefret duygusu.

Kitap Nass ve Unga’nın düğün törenleri biter bitmez çıkagelen beyaz bir adamın Unga’yı kaçırması ve Nass’ın seneler boyunca onu araması çerçevesinde devam ediyor.
Ancak bu arayış ve kayboluş iki taraf için de bilinmeyen kapıların açılmasına sebebiyet veriyor. Biraz Küçük Kara Balık hikayesini de hissettim ben bu kısa hikayede. Kendini bulma kavramı. Umut edilen yer ve varılan yer arasındaki kaçınılmaz farklılık. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi.” Her kapının bu ünlü filozofun ağır ve yaşamın içinden olan sözüne, bir gerçekliğe çarpması… Okyanuslarda dimdik duran dev bir tekne bile bu değişimin dalgasında paramparça olacaktır.

Nass yeni kıtalarda farklı maceralar ve deneyimleri tadarken siz de farklı düşünceleri, farklı gelenekleri ve buzun soğuğunu beyninizde hissedeceksiniz.
56 syf.
·1 günde·Beğendi
Ruhumun acil olarak, hızlı bir şekilde, Jack London dozuna ihtiyacı olduğu bir zamana sakladığım bir eserdi. Ve aynen öyle bir zamanda okudum ve ruhumu, zihnimi sonuna kadar besledim. İyi geldi. Çok iyi geldi.
Sevgili ruhyazarım yine yapacağını yapmış ve şu kısacık esere, sarsıcı ve dolu dolu bir hayat hikayesi sığdırmayı başarmış. Tıpkı kendinin kısa ömrüne sığdırdığı bir çok ve farklı macerası gibi...
Bu kitapta da tecrübe ettiği denizlerdeki maceralarını; karlı bölgelerde kızaklarla yolculuklarını; açlıkla ve yorgunlukla birlikte verdiği yaşam mücadelesini ve altın arayışını harmanlayıp; müthiş bir azmin öyküsünü okuruyla buluşturmuş.
Bazen 'ben çok sevdiğim için mi bu kadar etkileyici buluyorum?' diye düşünsem de, sonra objektif bakış açımı devreye sokup, muhteşem yazdığına kanaat getiriyorum. Çünkü o doğayla verdiği mücadelenin tecrübesini, büyülü kalemini buluşturup, empati ile yoğurduğu eserler ortaya çıkarıyor. Ve hepside okunmaya değer... Ve bendeniz tarafından gönül rahatlığıyla tavsiye edilir efendim. Jack London okuyunuz.
56 syf.
·2 günde·Beğendi·5/10
Değişik bir hikayeydi. Sürükledi ama etkilemedi.

Başlarda ne olduğunu pek anlayamadım. Sorun bende miydi kitapta mıydı bilemiyorum. Yine de okunması gereken kitaplardandır.
56 syf.
·Puan vermedi
İlk 15 sayfada ne okuduğunuzu, konunun nereye gideceğini kestiremediğiniz, umarım anlarım diyerek okumaya devam ettiğiniz, lakin kapının iki kez tıklatılmasıyla olayların yerine oturduğu bir kitap.
Onurunu geri kazanmaya çalışan bir adamın yaşadıkları var kitapta. İntikam hırsı ile yanıyor aslında. Sonu ise sizi düşündürüyor bence gerçekten istediği oldu mu diye. Bir kahve içimi kadar sürede okunabilecek bir kitap.
Homeros'un Odysseia'sının bir bölümü niteliği taşıması da beni bu kitabı sevmeye itiyor.
Şimdiden okuyacak olanlara iyi okumalar!
56 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Başlarda ne okuduğunuzu anlamadığınız fakat sonrasında bir çırpıda okuyacağınız. Zorlu engellerle dolu intikam ve aşk konulu olan bir yolculuğun hikayesi.
56 syf.
·5/10
Her yazarın farklı bir imgesi vardır. Belki peşpeşe okuduğum kitaplarından bilmiyorum ama Jack London dendiği zaman beni aklıma buz gibi bir hava, kurt köpekleri, karda çekilen bir kızak geliyor hemen.
Kitabımızda zedelenen bir onuru düzeltmek için harcanan bir ömre şahit oluyoruz. Dürüst olacağım başlarda örgüyü kurmakta biraz zorlandım. İlk sayfaları umarım ilerde oturur diyerek okudum desem yalan olmaz. Nitekim ilerleyince de oturuyor zaten.
Böyle kendinize bir kahve veya çay yapıp balkonda gün batımına karşı okuyup o manzarayı kitapla bir bitirebileceğiniz uzunluktaydı. Umarım seversiniz.
Eğer Jack London ile henüz tanışmadıysanız ilk önereceğim kitabı (Beyaz Diş) 'dır. Keyifli okumalar.
56 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Vay be...
Kitap hakkında ne desem bilemiyorum o yüzden kısaca kitap bana neler katacak onu söyleyeyim.
1. Si kitap Jack London'ın Kurdun Oğlu adlı derlemesinin içindeymiş. Bu da demek oluyor ki o derlemeyi de Kesinlikle okumaliyim.
2. Si de Bir kuzey macerası Homeros'un Odysseia ina benziyormuş. Bu da demek oluyor ki o kitabı da kesinlikle okumaliyim.
Evet şimdi neden bu kitapları okumam gerektiğine geliyorum. Bu güne kadar birkaç Jack London kitabı okuyup okuduklarimin hepsini beğenen ben, bu kitapta begenme seviyesini geçerek hayran kaldım resmen. Ufacık bir kitaba koca bir hikaye nasıl sığar ki...
Yazar resmen hava atmış burada :D
Neyse demek istediğim şu ki kitabı çok sevdim. Çok kısa bir kitap olmasından dolayı da sizlere tavsiyem:
Bu kitabı HERKES OKUMALIDIR.
Herkese iyi okumalar dilerim :)
56 syf.
·2 günde·Puan vermedi
BİR KUZEY MACERASI- JACK LONDON


Bilen bilir Jack London'a, zekasına ve hayal gücüne olan hayranlığımı. Yine beni şaşırtmadığı bir kitap. Her şeyden önce Jack London'ın hayatına kısa bir göz gezdirirseniz onun zorlu yaşam koşullarında nasıl ayakta kaldığını hangi akla gelmeyecek işlerle uğraştığını görebilirsiniz. .
.
.
Bu kitapta da - ki Jack'in en sevdiğim yanı- kendinden yine bir sürü parçalar serpiştirmiş önümüze. Bakın ben bunu yazıyorum ama sadece hayal gücümle değil, buralardan geçtim bunları yaptım diye bağırıyor. Homeros'un Odysseia'sını tadacağınız bir kitap, başlarda belki kurgunun içine tam geçemediğiniz ama sonradan hemencik alışacağınız, özellikle daha önce Jack London okumuş iseniz bu kitapta da yine Beyaz Diş'ten, Vahşet'in Çağrısı'ndan izler buldukça zevkten ve zekadan çıldıracağınız güzellikte, en azından benim için öyleydi. .
.
Bu kitap Jack London başlangıç seriniz olmasın derim, önce Beyaz Diş ile başlayıp onun neden bu konular üzerinde sürekli gezindiğini ve yaban hayatı nasıl böyle içindeymiş gibi işlediğini anlamış olursunuz. Daha sonra diğer kitaplarına geçerseniz bütün olarak görebileceğiniz ipuçlarını toplamış olacaksınız.
.
.
.
.
Bütün Jack London serisini bitirdiğimde de hangi sırayla okunmasıyla ilgili biraz araştırma yapıp yayınlayacağım buradan da sözüm olsun.
Sayımız az, dünyamız küçüktü. Doğumuzda tanımadığımız topraklar, Akatan'a benzeyen adalar vardı; dünya adalardan ibaret sanır ve ötesini umursamazdık .
Jack London
Sayfa 20 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Akatan'daki halkım ayı ve balık avlıyor, dünyanın küçük olduğunu sanarak mutlu mesut yaşayıp gidiyordu.
Jack London
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kuzey Macerası
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953433
Kitabın türü:
Orijinal adı:
An Odyssey of the North
Çeviri:
Levent Cinemre
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Jack London'ın 1900 yılında yayımladığı Kurdun Oğlu adlı derlemenin içinde yer alan Bir Kuzey Macerası, Homeros'un Odysseia destanını andıran, zorlu engellerle dolu, çetin ve “dönüştürücü” bir yolculuğun hikâyesidir. Aleut adalarındaki Akatan'da yaşayan kabile reisi Naass, evlendiği gün karısı Unga'yı denizden çıkıp gelen sarı saçlı beyaz bir adama kaptırır. İki metreyi aşan boyuyla bir devi andıran, “tanrıların dünyanın ilk dönemlerindeki erkekleri örnek alarak kalıba döktükleri” bu adam, Unga'yı sırtına vurduğu gibi gemisine atlayıp oradan uzaklaşmıştır.

Naass intikamını almak üzere azılı düşmanının peşinden yollara düşer. Dünyayı dolaşıp bilgi ve görgüsünü artıracağı, macera dolu yıllar beklemektedir onu…

Kitabı okuyanlar 2.960 okur

  • Nur
  • z.kynk
  • Kolektifokur
  • Çisem
  • Gamze Özalp
  • Nur
  • Evin
  • Yusuf Yüce
  • Soner Şimşek
  • Özden Özyurt

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.1
14-17 Yaş
%15.9
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%22.7
35-44 Yaş
%13.6
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.4
Erkek
%36.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.4 (103)
9
%10.2 (112)
8
%26.3 (289)
7
%27.4 (301)
6
%14.4 (158)
5
%7.5 (82)
4
%1.3 (14)
3
%0.9 (10)
2
%0.6 (7)
1
%0.5 (6)

Kitabın sıralamaları