·
Okunma
·
Beğeni
·
1.223
Gösterim
Adı:
Bir Mucizedir Yaşamak
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756509686
Kitabın türü:
Çeviri:
Ersin Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkhe Yayınları
Baskılar:
Bir Mucizedir Yaşamak
Bir Mucizedir Yaşamak
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan bu çırak döndüğünde, yaşlı usta ona bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın dediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verir.

Usta gülerek çırağı kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar. "Tadı nasıl?"

"Ferahlatıcı" diye cevap verir çırak. "Tuzun tadını aldın mı?" diye sorar yaşlı adam, "hayır" diye cevaplar çırağı, usta çırağının yanına oturur şöyle der: "Yaşamdaki acılarda tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır."

Acı olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitapta güzel öyküler var. Benim en beğendiğim öykü "Öksüz Çocuk" oldu. Öykülerin bazılarında fazla betimleme yapılmış. Betimlemeleri sevmeyenler bu öykülerde sıkılabilirler. Ancak öyküler ders verir nitelikte.
İlk olarak öykü/hikaye okumaya Sait Faik'le başladım, daha sonra hazır başlamışken bu alanda biraz okuma yapayım derken Anton Çehov ve Guy De Maupassant'ın öykücülük alanını kendi tarzlarına göre kategorize ettiklerini gördüm. Olay öykücülüğüne Maupassant tarzı öykücülük, durum öykücülüğüne de Çehof tarzı öykücülük deniyor. Düşünün ki bu iki adam öykücülük alanını iki kategoriye bölmüş ve bu kategorilerin kendi isimleriyle anılmasını sağlamışlar. Burdan da anlaşılacağı üzere Maupasan olay Öykücülüğünde Çehof ise durum Öykücülüğünde otorite olarak kabul edilir.

Maupassant'ın bu kitabında toplamda on dört tane öykü bulunmaktadır. Maupassant, bu öykülerinde insanların yaşamlarında merkez konumda yer alan aşk, sadakat, onur, tanrı, din ve toplumsal statüler gibi bir sürü konuyu çok başarılı bir biçimde incelenmektedir. Ayrıca bir okur bu öyküleri hiçbir mesaj yada ders çıkarma kaygısı taşımadan sırf güzel zaman geçirebilmek için de okuyabilir. Kitaptaki on dört öykünün on dördü de birbirinden güzel ama hangisi daha güzeldi diye sorulacak olursa 'Sorun Yaratan Güzellik' en güzellerinden biri olabilir derim.

Neyse okuyun çok seveceksiniz:)
Bir öykü kitabı. Öyküler içerisinde birisi var ki "Sevdi,sevildi ve öldü" isimli öykü gerçekten ezberleri bozan bir kurguya sahip. Yazar, bu öyküde hem etkili bir kurgu yapmış, hem de onu başarıyla yazmış. 4-5 sayfalık çok kısa bir öykü olmasına rağmen mesajı çok sağlam. Ayrıca, "Bayan kokot" öyküsü de güçlü bir etki yaratacak kurguya sahip. Öykü meraklıları ve öykü yazarlarına okumalarını öneririm.
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verir. Usta gülerek çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu gole atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken ayni soruyu sorar:“Tadı nasıl?”

“Ferahlatıcı” diye cevap verir genç çırak.

Tuzun tadını aldın mı?” diye sorar yaşlı adam, “Hayır” diye cevaplar çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der: “Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Guy de Maupassant
Hayatta bizlere; kaynakların sularını, bağların şaraplarını içen, tarlaların ekmeğini yiyen bizlere yuvalar dar geliyordu; ölülere, toprağa düşen insana ise basit bir mezardan başka hiçbir şey kalmıyordu.
Bir erkek bir genç kızla evlenir, bu kızın evlenmeden önce ya da evlendikten sonra yapacağı her şeyden kendisinin günü gününe, saati saatine haberdar etmesini ne hakla isteyebilir? Evlilik, tüm özgürlükleri, bağımsızlıkları silmek, ortadan kaldırmak anlamına gelebilir mi?
Mermer haçın üstünde az önce okuduğum;
"Sevdi, sevildi, öldü..."
Kelimelerini silmişti. Onların yerine şu satırları okudum:
"Sevgilisini aldatmak için
evden çıktı, yağmura tutuldu,
soğuk aldı ve öldü.."
Beni gün doğarken, bir mezarın üstünden yarı cansız kaldırmışlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Mucizedir Yaşamak
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756509686
Kitabın türü:
Çeviri:
Ersin Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkhe Yayınları
Baskılar:
Bir Mucizedir Yaşamak
Bir Mucizedir Yaşamak
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan bu çırak döndüğünde, yaşlı usta ona bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın dediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verir.

Usta gülerek çırağı kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar. "Tadı nasıl?"

"Ferahlatıcı" diye cevap verir çırak. "Tuzun tadını aldın mı?" diye sorar yaşlı adam, "hayır" diye cevaplar çırağı, usta çırağının yanına oturur şöyle der: "Yaşamdaki acılarda tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır."

Acı olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 72 okur

  • Hıdır Behjet
  • Seyithan
  • Merve Ceylan
  • Makaseller
  • Cansu
  • Betül ÖZTÜRK
  • MeftuNn
  • Ali Samet Akpınar
  • Şenay Kara

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.3 (1)
9
%4.3 (1)
8
%0
7
%8.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0