Bir Sabah Uyandığımda Yoktum

·
Okunma
·
Beğeni
·
470
Gösterim
Adı:
Bir Sabah Uyandığımda Yoktum
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517228
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
iletişim yayıncılık
O kadar yoktum ki, içeride eşyalardan başka hiçbir şeyin bulunmadığına dair ben bile bahse girebilirdim. Ellerimi havaya kaldırdım, ellerim yoktu. Parmak uçlarımı ağzıma, gözlerime, yanaklarıma yaklaştırdım, yüzüm yoktu... Pahalı bir evde yaşayan, büyük bir şirkette çalışan, özgüveni yüksek, hırslı ve parlak bir profesyonel, bir sabah uyandığında, ortada hiçbir neden yokken hiç var olmamışçasına kaybolduğunu fark eder. Öylece, birdenbire bir Yokadam’a dönüşmüştür. Kabus, trajedi, muamma, kumpas, adına ne dersek diyelim yok olmuştur işte. Sevgilisi, annesi, işyerindekiler, apartmandakiler, şehirdekiler... Kimse onu görmüyordur. Yeni bir yazar, tuhaf bir kurgu, bir ilk roman. Işıl Kocaoğlan, varoluşa ve sahiciliğe dair ters yüz edici bir hikaye anlatıyor. Bir Sabah Uyandığımda Yoktum, debdebeli ve etkileyici bir novella.
104 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Işıl Kocaoğlan'ın ilk kitabı. Yazarın dilini gayet açık, anlaşılır, okunur buldum.
Konu olarak; ilk sayfalarda Kafka'nın Dönüşüm'ünün kötü bir taklidini mi okuyorum diye sorabilirsiniz. Ama kitabın karakteri Gregor Samsa'dan oldukça farklı. Bunu kitabın sayfaları ilerledikçe anlıyorsunuz.
Kitabın ana karakteri isimsiz bir erkek. 36 yaşında; iyi bir eğitime, işe, statüye, sevgiliye sahip olduğunun bilinciyle yaşayan karakter, bir sabah uyandığında fiziksel olarak yok olduğunu fark ettiğinde başlıyor hikaye.
Bu karakteri okumak ve bu karakterin kitaptaki değişimini okumak benim için enteresandı. Çünkü başlarda ona çizilen profilde; öyle maddeci ve düz bir adam okuyorsunuz ki. Fiziksel yokluğunu kabul etmeyi başardığında ilk düşündüğü şey; işi, statüsü, bir daha nasıl cinsel ilişkiye girebileceği ve evinin mükemmel eşyalarına ne olacağı.
Ailesini arayıp sormayan, kız arkadaşı dahil çevresindeki kimseyi umursamayan-ciddiye almayan onlarla sadece çıkarları doğrultusunda bir iki saat geçirip yoluna devam eden bu karakter kitabın sonlarına doğru ciddi bir değişim yaşıyor. Hayatına dışarıdan bakma fırsatı bulan karakterin evrilen düşünceleri okurken sizi yer yer şaşırtabilir.
Aynı zamanda yazarın kitabın akışı esnasında genel anlatımı kesip bol bol toplumsal özeleştri yaptığı satırları okuma fırsatı buluyorsunuz.
Kitabın beklenmedik, şaşırtıcı bir sonu var. Bu konuda ne söylesem spoiler olacak o yüzden kısaca; farklı bir konu ele alış biçimi, bence okumaya değer bir kitap diyorum...
104 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Son zamanlarda okuduğum en akıcı kitap. Güzel bir psikolojik tahlil olmuş. Yazarın anlatımı son derece akıcı ve konu merak uyandırıcı. Her sayfada acaba şimdi ne olacak diye düşündüren elinizden bırakamayacağınız kısacık bir hikaye.
104 syf.
·2 günde·7/10
Felsefi ağırlık ve derinlik, okuyucuyu birden gizemli gözlerin dış müdahalesine odaklamışken, buradan sinematografik döngü senaryolarına özgü geçiş, bir anlamda kitaptan aldığım tatmini böldü diyebilirim. Burada kurguyu canlandırmak adına bir nebze olsun heyecanımı ateşleyen bölüm gizemli yeni esas kişiye, eski esas kişinin direnişi olmuştu, ancak bu heyecanın sonucunda, ilk esas karakterin pes edişini üzülerek okudum. Hatta finale yaklaşırken zihnimde, yazarın; "buraya kadar konuyu yeterince karmaşık hale getirdim, daha fazla karışıklık yaratmadan acilen bir sona bağlamalıyım" diye endişeli bir şekilde düşündüğünü hissettim. Elbette ki bunlar benim hüsnü kuruntularım olabilir.
İnsanlar hayatları boyunca ölümü kendilerinden başka herkesle ilişkisi olan bir gerçeklik olarak algılıyordu.
Kimseye, elimden gelenden fazlasını sunmak zorunda kalmak istemiyordum. Kimseye inanmak,kimsenin bana inanmasını da istemiyordum. Güven duymak ya da güven vermek, bir şeyleri sıfatlarla tanımlayarak kavramlarla sınırlandırmak istemiyordum. Ben sadece içimden geldiği gibi yaşamak, yalnızca devam etmek istiyordum.
İnsanlar en çok, belli bir konuda kusursuz olarak nitelendirilen kişilerin hata yapmalarını, onların bir açıklarını yakalamayı isterlerdi.
Emin ol hiç kimse sabahtan akşama kadar yaşamın anlamını sorguladığı için madalya almıyor. Boşver gitsin

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Sabah Uyandığımda Yoktum
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517228
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
iletişim yayıncılık
O kadar yoktum ki, içeride eşyalardan başka hiçbir şeyin bulunmadığına dair ben bile bahse girebilirdim. Ellerimi havaya kaldırdım, ellerim yoktu. Parmak uçlarımı ağzıma, gözlerime, yanaklarıma yaklaştırdım, yüzüm yoktu... Pahalı bir evde yaşayan, büyük bir şirkette çalışan, özgüveni yüksek, hırslı ve parlak bir profesyonel, bir sabah uyandığında, ortada hiçbir neden yokken hiç var olmamışçasına kaybolduğunu fark eder. Öylece, birdenbire bir Yokadam’a dönüşmüştür. Kabus, trajedi, muamma, kumpas, adına ne dersek diyelim yok olmuştur işte. Sevgilisi, annesi, işyerindekiler, apartmandakiler, şehirdekiler... Kimse onu görmüyordur. Yeni bir yazar, tuhaf bir kurgu, bir ilk roman. Işıl Kocaoğlan, varoluşa ve sahiciliğe dair ters yüz edici bir hikaye anlatıyor. Bir Sabah Uyandığımda Yoktum, debdebeli ve etkileyici bir novella.

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Can Kayabaş
  • betül
  • Gül Yüceler
  • Gözde Kaynar
  • Özgür Şanlı
  • Gökçe Doğan
  • Murat ALTIN
  • Ayşe
  • Tamer Sağcan
  • Havva

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%40 (4)
8
%20 (2)
7
%30 (3)
6
%0
5
%0
4
%10 (1)
3
%0
2
%0
1
%0