Geri Bildirim
Adı:
Bir Son Duygusu
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789755397214
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sense of an Ending
Çeviri:
Serdar Rifat Kırkoğlu
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Julian Barnesın son romanı Bir Son Duygusu, yazarın önceki birkaç yapıtında da görüldüğü üzere, Barnesın yazarlığının gitgide başat öğesi haline gelmiş olan anımsama yoluyla hayatı irdeleme izleğinin çarpıcı bir açılımıyla başlıyor. Hikâyenin ana kahramanı Tony Webster, kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları anımsar ve onları zihninde gelişigüzel bir sıraya dizer. Ne var ki, başlangıçta sıradan bir şeymiş gibi görünen bu anımsama edimi, Tony Websterin kendisine bir günce bırakıldığını öğrenmesiyle birlikte, kahramanın hayatını durmadan sorguladığı ve sonunda kendi kişiliğine ilişkin son derece karamsar sonuçlara varacağı acımasız bir kimlik arayışına dönüşecektir.
Emekli bir tarihçi olan ve şimdi pek etliye sütlüye karışmadan, hayatını tek başına sürdüren Tony Webster, geçmişinde bir kez evlenip boşanmıştır; Susie adında, iyi anlaştığını söylediği yetişkin bir kızı vardır. Günün birinde, bir avukattan aldığı bir e-postayla, kırk yıl önceki kız arkadaşı Veronica Fordun annesinin ona vasiyetinde bir günce bırakmış olduğunu öğrenir ve çok şaşırır. Güncenin gerçek sahibiyse kırk yıl önce birlikte aynı okula gittiği, birçok yaşantıyı ve fikri paylaştığı ama ne yazık ki sonunda, kız arkadaşı Veronicayı elinden alıp sonra da beklenmedik bir şekilde sahneden çekilmiş olan Adrian Finndir. Aralarında geçen olumsuzluklara karşın, zekâsına ve hayatı derinlemesine kavrayışına büyük hayranlık duyduğunu söylediği ve evet, artık sahnede olmayan Adrian FinnTony Webster, kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bu günceyi, Veronicanın kendisinden ister ancak Veronica, onun bu isteğini yerine getirmeye yanaşmaz. Birkaç kez buluşurlar ve her buluşmalarında, Veronicanın keskin sözlerinin yüzünde patladığını hisseder: Anlamıyorsun işte. Hiçbir zaman anlamadın ve asla da anlamayacaksın!Tony Websterın bir türlü anlayamadığı şey nedir? Tonynin hayatla ne alıp veremediği vardır? Yoksa, hikâyesinin sonunda acı bir şekilde düşündüğü gibi, her yerde kargaşa mı vardır?
Julian Barnesa Anglosakson dünyasının Nobeli sayılan The Man Booker 2011 Ödülünü kazandırmış olan ve artık çok iyi tanıdığımız ironi anlayışının damgasını taşıyan Bir Son Duygusu, belleğin sonsuz değişkenliği, geçmişi yeniden inşa etmek denilen o devasa insanî tutku ve her şeyden önce de, hayatın anlamı üzerine kaleme alınmış incelikli, sorgulayıcı bir ustalık romanı.
Anlatıcı Tony Webster’e, anlamaya çalıştığı olayların kilit karakteri Veronica’nın dediği gibi:”Hala anlamıyorsun. Hiçbir zaman anlamadın ve asla anlamayacaksın. Bu yüzden anlamaya çalışmayı da bırak.” Ben de anlama ve anlatma girişiminde bulunmayacağım lakin anlayacak birşey yok. Sığ sularda kafasını daldırmadan yüzmeyi sevenler ve her akşam bir dizisi olanlar için güzel bir kitap. Ama ben ne suyun üstünü ne de televizyon izlermiş gibi kitap okumayı sevemedim. Elbet birileri bu kitaptan birşeyler bulacaktır ama ben sadece yüzeyde birikmiş bir kaymak tabakası gördüm.
farklı bir tarz,üslup,kurgu arayışında olalnlara önerebileceğim kitap.popüler roman ve yazarlardan sıkılan varsa deneyebilirler. aman aman bi roman değil okunabilir düzeyde diyebilirz.... sonu biraz dallas dizisi gibi ancak o kadarda kimin eli kimin cebinde değil tabi
Memory tekniği ve irony kullanılarak yazılmış bir eser var karşımızda. Hem de sürpriz sonlu olanlarından! En sevdiklerimden! :)

Baş karakterimiz Tony Webster aynı zamanda anlatıcımız. Gençliğinden yaşlılığına kadar geçen zamanı anlatıyor bize. Bu anlatı içerisinde felsefik bir sorgulama ile de karşı karşıyayız. Ancak bu sorgulamayı yaparken de hafızanın insan yaşamı üzerindeki etkisini görüyoruz. Bir zamanlar yaptığımız şeyleri unutup sanki onlar hiç yaşanmamış gibi hayatımıza devam etmek bir lütuf mu yoksa bir lanet mi? Sanırım bu durumda onları hiç ummadığımız bir anda hatırlamak da kaderin cilvesi oluyor. Bütün olup biteni okurken kendimizden bir şeyler bulmamız da kaçınılmaz oluyor. Yaşadığımız yıllara geri dönüp baktığımızda "Ne kadar aptalmışım, keşke şunu şöyle yapmasaydım, bunu böyle yapsaydım, keşke o öyle olmasaydı" dediğimiz her şey de irony'nin hayatlarımızda vücut bulmuş hali oluyor sanırım.
Tony`nin yaşadıkları aslında hepimiz için bir hayat dersi olabilir. Bazı şeyleri yaşanmamış gibi belleğimize gömme çabaları sonradan iyi sonunçlar vermeyebilir. Zamanında bilmeden, sormadan verilmiş yalnış kararlar, sağlam olmayan temeller üzerine kurulmuş bir dünya... Bir gün gerçeklerle yüzleştiğimizde birşeyleri değişmek için geç kalmış olabiliriz. En kötüsü de bu olur.
Julian Barnes entelektüel okur kitlesine hitap eden bu romanında intihar, yaşam, gençlik ve yaşlılık. unutmak ve hatırlamak, zaman gibi felsefi sorunları ele alarak okuru düşündürmeyi başarmıştır. Herkesin seveceği türden bir roman olmasa bile her okurun tanışmasını istediğim bir kitap. Mutlaka okuyun.
mutlu bir aile yaşamına sahip olmanın anahtarı ortada bir aile olmamasıydı
Anlamıyorsun işte, öyle değil mi? Ama zaten hiçbir zaman anlamadın."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Son Duygusu
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789755397214
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sense of an Ending
Çeviri:
Serdar Rifat Kırkoğlu
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Julian Barnesın son romanı Bir Son Duygusu, yazarın önceki birkaç yapıtında da görüldüğü üzere, Barnesın yazarlığının gitgide başat öğesi haline gelmiş olan anımsama yoluyla hayatı irdeleme izleğinin çarpıcı bir açılımıyla başlıyor. Hikâyenin ana kahramanı Tony Webster, kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları anımsar ve onları zihninde gelişigüzel bir sıraya dizer. Ne var ki, başlangıçta sıradan bir şeymiş gibi görünen bu anımsama edimi, Tony Websterin kendisine bir günce bırakıldığını öğrenmesiyle birlikte, kahramanın hayatını durmadan sorguladığı ve sonunda kendi kişiliğine ilişkin son derece karamsar sonuçlara varacağı acımasız bir kimlik arayışına dönüşecektir.
Emekli bir tarihçi olan ve şimdi pek etliye sütlüye karışmadan, hayatını tek başına sürdüren Tony Webster, geçmişinde bir kez evlenip boşanmıştır; Susie adında, iyi anlaştığını söylediği yetişkin bir kızı vardır. Günün birinde, bir avukattan aldığı bir e-postayla, kırk yıl önceki kız arkadaşı Veronica Fordun annesinin ona vasiyetinde bir günce bırakmış olduğunu öğrenir ve çok şaşırır. Güncenin gerçek sahibiyse kırk yıl önce birlikte aynı okula gittiği, birçok yaşantıyı ve fikri paylaştığı ama ne yazık ki sonunda, kız arkadaşı Veronicayı elinden alıp sonra da beklenmedik bir şekilde sahneden çekilmiş olan Adrian Finndir. Aralarında geçen olumsuzluklara karşın, zekâsına ve hayatı derinlemesine kavrayışına büyük hayranlık duyduğunu söylediği ve evet, artık sahnede olmayan Adrian FinnTony Webster, kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bu günceyi, Veronicanın kendisinden ister ancak Veronica, onun bu isteğini yerine getirmeye yanaşmaz. Birkaç kez buluşurlar ve her buluşmalarında, Veronicanın keskin sözlerinin yüzünde patladığını hisseder: Anlamıyorsun işte. Hiçbir zaman anlamadın ve asla da anlamayacaksın!Tony Websterın bir türlü anlayamadığı şey nedir? Tonynin hayatla ne alıp veremediği vardır? Yoksa, hikâyesinin sonunda acı bir şekilde düşündüğü gibi, her yerde kargaşa mı vardır?
Julian Barnesa Anglosakson dünyasının Nobeli sayılan The Man Booker 2011 Ödülünü kazandırmış olan ve artık çok iyi tanıdığımız ironi anlayışının damgasını taşıyan Bir Son Duygusu, belleğin sonsuz değişkenliği, geçmişi yeniden inşa etmek denilen o devasa insanî tutku ve her şeyden önce de, hayatın anlamı üzerine kaleme alınmış incelikli, sorgulayıcı bir ustalık romanı.

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Tay tay
  • Lord Among Wolves
  • alize*
  • E.D.
  • Faruk Karagüney
  • Murat Aybar
  • Tante__rosaa
  • cnzs
  • hayal_bulutu
  • Betusch in Booksland

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (3)
9
%14.3 (2)
8
%7.1 (1)
7
%21.4 (3)
6
%14.3 (2)
5
%21.4 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0