Adı:
Bir Tuhaf Yalvaç
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758686131
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Norgunk Yayıncılık
Karar verdik. Gölü bisikletle geçeceğiz. Tekerleklere sandalcıklar takalım önerisini kabul etmedim. Batmadık. Karşı sahile ulaştığımızda annemi bekler buldum. Kucaklaştık. Merdivenleri de bisikletle çıktık. Odada üç kişiydik. Yer yatağına uzandım. Tavanda fındık büyüklüğünde bir kara sinek. Kaptım raketi. Tutturamadım. Vızıltısını duyuyorum dört biryanda. Eşikten girdim. Küçülmüşüm. "Sen değilsin," dedi, çocukluğum. Yan yana durduk. Elindeki kılıç başıma indi. Güldüm. Büyüdüm birden bire.
V.O.B., Kapan
"İŞTE TABULAR BÖYLE YIKILIR GÜMBÜR GÜMBÜR!!"

"Daha pembe yanaklarımın yeni yeni tüylendiği yıllarda, bendeniz de aruz vezniyle manzumeler döktürür, muzip hikayecikler yazardım.

Ne hikmetse göndermek gafletinde bulunduğum mecmualardan hiçbirinde bunlardan bir teki bile yayınlanmadı.

Hele 'Canım Meyhane' adını yakıştırdığım üç kıta şiirimin - şimdi dahi bu eserime şiir sıfatını layık görüyorum - beğenilmemesine pek münfail olmuş, kederimden yataklara düşmüştüm.

Hiç unutmam, Nihat Sami Banarlı nam münekkid, "Daha çok çalışmalı, meşhur edebiyat adamlarını taklit etmekten kaçınmalı, şahsınıza münhasır üslup geliştirmelisiniz." buyurmuştu. Yine de yılmadım.

Lakin nasihat almaktan gına geldi sonunda, vazgeçtim. O zamanlar gençleri teşvik etmiyor, kabiliyetlerini öldürüyorlardı mirim. Halbuki günümüzde öyle mi?

Bakıyorum yirmileri henüz aşmış gençler ödüllendiriliyor..
.....
İşte tabular böyle yıkılır gümbür gümbür!!! "

Diyerek başlıyor Bir Tuhaf Yalvaç 'ın sonundaki kendi öyküsüne...
Nasıl başladığını, nerelerden geçtiğini okuyoruz. Ama o bilmiyor maalesef ; gönlümüzde hangi telleri titrettiğini.

Alıp on yedi yaşıma götürüyor beni. İlk şiirimin yayınlandığı yıllara. Duygulanıyorum. Ve benim de dilimden aynı cümleler dökülüyor ;
"İşte tabular böyle yıkılır gümbür gümbür!"

Bir Tuhaf Yalvaç isimli bu kitapta, Vüs'at Bener 'le söyleşi yapan birçok ünlü yazardan, onu, yazdıklarını ve kendine has özelliklerini okuyoruz.

İlk sayfasından sonuna kadar, büyük bir merak içinde, zaman zaman önceden okuduğum kitaplarını hatırlayarak, ama en önemlisi büyük bir kıskançlıkla okudum.
Çünkü onu kendisinden dinlemek, muazzam bir güzellik olsa gerek..

"Daha ilk öyküleriyle yeni bir cisim gibi düşmüştü yazıya, yeni ve ağır bir cisim.." diyor Orhan Koçak.

Yazının hüküm sürdüğü her yerde öznelliğin istilasına uğramış..
Başkalarıyla konuşurken bile aslında kendisiyle konuşan..
İç monolog mu demiştik?
Değil aslında.
Bildiğimiz bir iç savaş onunkisi.

Her satırı, yazanın ; kurgusal, kimliksiz, bazı şeyleri çoktan aşmış bir yazar değil de, dosdoğru Vüs'at Bener olduğunu ilan ediyor.

Tıpkı Virüs 'te söylediği gibi ;
"Of, bu sözcüklerin çekirdeğini parçalayamamak, bekletilmek gerginliklerde.."

Hiçlikten kurtulmak için başlanan ama her seferinde hiçlik duvarına çarpan, sonu genellikle güzel bitmeyen ve hatta bazen sonu bile olmayan öykülerdir onun öyküleri.

Bu kadar sevmemin sebebi, belki de okurken kendimi bu denli özgür hissetmem, bana (yani okuyucuya) bıraktığı o geniş boşlukları gönlümce doldurabilmemdir.

"Edebiyat yapmak değil benim işim." diyor bir söyleşide. Sonra da ekliyor ; "Ben zaten hiç beceremedim, hiçbir şey, iç yangını anılar yaratmaktan başka.."

Şimdi ne mi yapıyorum? Okumadığım son kitabını getirecek kargocuyu bekliyorum dört gözle. Biraz buruk.. Ama yine de heyecanlı.

Çok sevdiğim bir sözünü de ekleyeyim şuraya ; "Biraz da sen ağla Descartes."

Keyifli okumalar..
Efendim, benim de hayatım roman, daha doğrusu gülmece.

Neden öyle küçümser bakışlar yerleşti gözlerinize?
Bütün bu gelgitlerin içerisinde bir şey var.

Bir duyarlı adam geldi geçti derseniz ona sevineceğim. Bu kadar!
"Sen, yenilgilerden ve yanılgılardan oluşan bir yaratıksın.

Onun için yaşamaya yargılısın.
Yaşayabilensin.
Yaşamak zorundasın!"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Tuhaf Yalvaç
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758686131
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Norgunk Yayıncılık
Karar verdik. Gölü bisikletle geçeceğiz. Tekerleklere sandalcıklar takalım önerisini kabul etmedim. Batmadık. Karşı sahile ulaştığımızda annemi bekler buldum. Kucaklaştık. Merdivenleri de bisikletle çıktık. Odada üç kişiydik. Yer yatağına uzandım. Tavanda fındık büyüklüğünde bir kara sinek. Kaptım raketi. Tutturamadım. Vızıltısını duyuyorum dört biryanda. Eşikten girdim. Küçülmüşüm. "Sen değilsin," dedi, çocukluğum. Yan yana durduk. Elindeki kılıç başıma indi. Güldüm. Büyüdüm birden bire.
V.O.B., Kapan

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Liliyar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0