Bir Türk Casusunun Mektupları (Batıda Seküler Düşüncenin Gelişimine Katkı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1064
Gösterim
Adı:
Bir Türk Casusunun Mektupları
Alt başlık:
Batıda Seküler Düşüncenin Gelişimine Katkı
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051068251
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Bu kitapta, okur Bambaşka Bir Dünya ile karşılaşacaktır. Batı'da örgütlü elim, çağlar boyunca Roma Katolik Kilisesi ve onun organları -örneğin Engizisyon- temsil etmiştir. Batı'da sekülerleşme hareketleri de, bu nedenle örgütlü dinin dogma ve doktrinlerine karşı yürütülen mücadelede ortaya çıkmış ve şekillenerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu sekülerleşme bağlamında pek çok yayın yapılmıştır ama bir konu özellikle gözlerden gizlenmiş, bilinsin istenmemiştir. Kısaca gizli (oecult) ilimler adıyla tanımlanan bu Bambaşka Dünya'mn Batı'daki sekülerleşme hareketlerine ne denli büyük, kalıcı ve yoğun etkisinin olduğuna sözde akademik yayınlarda hiç yer verilmemiştir. Bu kitapta, başta alşimi (simya) olmak üzere Ezoterizm ve Hermetizm','m, Batı'daki sekülerleşme gayretlerine yaptıkları somut katkıları belgeleriyle okuyacaksınız. Bu nedenledir ki, sekülerleşme ve gizli ilimler arasındaki doğrudan bağlara, ilişkilere ve görüşlere dikkat çekmesi itibariyle bu kitap kendi alanında bir ilktir.
Kitapta, çağdaş bilimin kurucuları arasında yer alan Isaac Nevvton'un, Barudi Spinoza'nın, Johannes Kepler'in simya'yı kimya'ya dönüştüren Antoine Lavoisier'in ve diğerlerinin gizli ilimlerle olan doğrudan bağlarını okuyacaksınız. Yakın yıllara kadar sadece üstün fizikçi ve matematikçi olmaktan başka hiçbir yönü bilinmeyen Isaac Nevvton'un, daha çok Robinson Crusoe'nun yazan olarak tanınan Daniel Defoe'nun ve diğerlerinin okült ile olan bağlarını tanıdıkça çağdaş bilimin ve örgütlü dine karşı mücadelenin ve sekülerizmin nasıl geliştiğine tanık olacaksınız.
Bir Türk Casusunun Mektupları da işte bu bağlamda çok ama pek çok önemli bir işlev yüklenmiştir. Bir Türk Casusunun Mektupları Avrupa'da sekülerleşmeye doğrudan ve büyük bir katkı yapmıştır. Umarım çağdaş bilimin ve sekülerizmin bu gizlenmiş yönünü ve gizli örgütlerini ilgi ve keyifle okursunuz.
146 syf.
Kitap, Dan Brown'un kitaplarında bahsettiği Gül ve Haç örgütü ile İlluminatiden; Özellikle ortaçağ ve sonrasında katolik kilisenin Batı dünyasını baskıyla susturduğundan bahsediyor. Kitabın Newton'un gizli ilimler ile uğraştığı ve Daniel Defoe'nin Bir Türk Casusunun Mektupları ismiyle kiliseyi hedef aldığı yazıları ilgimi çekti. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk kısmı çok sıkıcıydı, ikinci kısmı fena değildi. Kitabın ismini oluşturan kısım, kitabın %15'ini ancak oluşturuyor.
146 syf.
·Puan vermedi
Kitapta, çağdaş bilimin kurucuları arasında yer alan Isaac Newton'un, Ba- ruch Spinoza'nın, Johannes Keplerin simyayı kimyaya dönüştüren Antoine Lavoisier'in ve diğerlerinin gizli ilimlerle olan doğrudan bağlarını okuyacak­sınız. Yakın yıllara kadar sadece üstün fizikçi ve matematikçi olmaktan baş­ka hiçbir yönü bilinmeyen Isaac Newton'un, daha çok Robinson Crusoe'nun yazarı olarak tanınan Daniel Defoe'nun ve diğerlerinin okült ile olan bağla­rını tanıdıkça çağdaş bilimin ve örgütlü dine karşı mücadelenin ve seküle rizmin nasıl geliştiğine tanık olacaksınız.
146 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitap okuduğum diğer kitaplara göre biraz daha teknik olsa da dikkatli okuyunca çok faydalı bilgiler edinilebilecek bir kaynak. Ana fikir olarak katolik kilisenin yüzyıllarca çifte standartlarla nasıl bilimin önüne geçtiğini ve insan haklarını hiçe saydığını anlatıyor.
146 syf.
·5 günde·9/10
"Yakılmadan önceki İskenderiye kütüphanesinde 600.000 kadar elyazması kitap bulunduğu bugün tarihçiler tarafından belirtiliyor." Eğer bu kadar büyük bilgi yok edilmeseydi, insanlık olarak karanlık çağa girmeden, kim bilir belki de Ay'da koloni kuracak kadar ilerlemiştik...
146 syf.
·Beğendi·10/10
dünyaca ünlü büyük türk düşünürü aytunç altındal'ın 2010'da yazdığı kitabı.

tecrübeyle sabittir ki, kitap özeti yapacaksanız hemen okuduktan sonra yapmak gerekiyormuş.

az önce vatikan ve tapınak şövalyeleri'nin özetini yayınladım ama şimdi bu kitapta neler vardı diye hatırlamak için biraz göz gezdirmem gerekiyor. o yüzden fazla detaya girmeyeceğim. hatta her ikisini art arda okuduğum için konu karışıklığı bile yaşamış olabilirim ya neyse.

kitapta önce spinoza, newton gibi adamların aslında bilinenin dışında okültizm, büyücülük, simyacılık gibi şeylerle daha çok uğraştıkları anlatılıyor.

öyle ki batının gurur kaynaklarından olan newton abimiz dünyevi bilimlerden çok günümüz batısının sevmediği okültizm gibi konularla daha fazla uğraşmış. adamın kütüphanesinin yüzde yetmişi bu tür eserlerden oluşuyormuş.

günümüzde ise sözde bilime tapan batılı mankafalara bunu dediğinde işlerine gelmediği için "onlar newton'un eğlence amaçlı yazdığı şeylerdir." diyorlar. 1886'da bazı kişiler cambridge üniversitesine newton'un bu konulardaki el yazmalarını teslim etmek istediklerinde bu şekilde reddedilmişler. (s.66)

batı tarihinde bilim hemen her zaman kilisenin ve ruhban sınıfının tekelinde olduğu için avamın bilimle ilgilenmesi neredeyse yasaklanmıştır.

bu sebeple batının bilim ve din tarihi ideolojik yobazlık ve ideolojik tekfircilik üzerine kuruludur. tekfir ettikleri kişileri veya sırf bilimle uğraştığı için cezalandırdıkları nice değerli bilim adamlarını diri diri yakmak ve hatta yavaşça kızartarak yakmak şeklinde barbarca katletmişler. doğrusu işlence ve adam yakmak bu cahil ve yobazların en sevdiği şeylerden biri sanırım.

lavoisier simyayı bilimsel kimyaya dönüştüren ilk bilim adamlarından biridir. 1789'daki kitabında ilk kez havanın oksijen ve azot(nitrojen)'den oluştuğunu ileri sürmüş. bundan önce de ibn hayyan, cabir ile rabbi abulafia gibi bilimadamlarını okumuş.

aynı yıl fransız ihtilali patlak verince her gün bir yenisi kurulan "fransız ihtilal mahkeleri" insanları koyun sayar gibi giyotine görderiyormuş. nitekim "terör" kelimesi ilk kez o dönem bu mahkelerin yaptığı yargısız infazlar için söylenmeye başlamış.

üç yıl sonra bu mahkelerden birinin başına coffinhal diye nalet biri geçince sırf soylu vs. diye 45 yaşındaki lavoisier abimizi rejim aleyhtarı gerekçesiyle mahkemeye çıkarmış. sanık kendisini çok iyi savununca bu yobaz hakim pes etmiş fakat "cumhuriyetin alimlere de kimyacılara da ihtiyacı yoktur. onun için sizi idama mahkum ettim." diye karar verip idam ettirmiş.

bundan bir yıl sonra ise bu herifin yerine kendinden daha yobaz bir başkası geçince benzer bahanelerle kendisini de yalvar yakar giyotine göndermişler. (s.116)

peki türk casusu ve mektupları nedir? o dönemde osmanlı'nın dünyada hakimiyeti büyüktü ve hemen her yere kolu uzanıyordu. bazı yerlerde de türklere çalışan casuslar vardı ve bunlara "türk casusu" deniyordu. birçoğu ülkede söz sahibi kişiler olabiliyordu.

mektuplar ise 17. yüzyılda fransa'da yaşamış bir italyan olan giovanni p. marana'nın, paris'i ziyaret eden bir türk karakterinde arkadaşlarına yazdığı kurgu mektuplardan ibaret olduğu söyleniyor. mahlas olarak "türk casusu" kullanmasının sebebi ise kilisenin gazabından korunmak. bu kilise o insanlara o kadar çok çektirmiş ki, sözde bir türk casusu imiş gibi birtakım olayları ifşa etmek istemişler.

batı tarihini her okuyuşumuzda gördüğümüz gibi kilise ve ruhban sınıfı barbarlığı bu insanların dedelerine çok çektirmiş. Allah hıristiyan alemi başta olmak üzere tüm insanlığı bu yobaz, düzenbaz ve gaddar ruhban sınıfından korusun. amin!
146 syf.
·7 günde·10/10
Kitap Batı'daki örgütlü kilise dininin bilime, akıla, düşünce ve vicdan özgürlüğüne karşı gerçekleştirdiği cadı avını ve terörizmi çok açık, tarihi olaylarıyla, cesur kişileriyle, kaynaklarını göstererek, inancın ve imanın kökenlerinden başlayarak anlatıyor. Aytunç Altındal'ın o babacan sesini kulaklarımda hissederek okudum. Çok cesurca eleştirilerde bulunduğu ve insanın kanını donduran gerçekleri apaçaçık yazdığı bir kitap ve "Bir Türk Casusunun Mektupları" da düşüncenin örgütlü kilise terörüne karşı özgür aklın nasıl bir kıvraklıkla kamuya sunulduğunu gösteriyor.
O mektuplar gerçekten var mıydı? Okuyup öğrenin derim. Buna değer...

Hayranlıkla makale ve konuşmalarını takip ettiğim değerli bir insan olan Aytunç Altındal'ın örgütlü kilise dininin tarih boyunca engizisyon gücünü kullanarak işlediği cinayetler hakkında detaylı anlatımları, "sapık ve pedofili" ifadelerinden ve 158 sayfada okuyucuya verdiği kütüphaneler dolusu bilgileri okuduktan sonra hayatı boyunca neden hedef haline geldiğini, ömrünün son yıllarında neden hastalıkla mücadele ettiğini daha iyi anladım. Yeri doldurulmaz.... Allah Rahmet Eylesin.
146 syf.
·Puan vermedi
Aytunç Altındal'ın batıdaki sekülerleşme hareketlerini bilinen ünlü isimlerin okültizm, ezoterizm, gizli örgütler vb. ile olan ilişkileri bağlamında ele aldığı kitabı. Kitaba konu edilen kişiler arasında isaac newton, baruch spinoza, daniel defoe, antoine lavoisier gibi isimler var.
Biraz ağır bir dili var ama merak uyandırdığı için bilhassa batının ortaçağ karanlığında olup bitene, okutturuyor yine de kendini.
Cahil böyle değildir. Bilim ve Bilgi'ye ulaşmak ister, başarır veya başaramaz bu ayrıdır ama içinde öğrenmek ve kendisini geliştirmek arzusu ve hevesi vardır. Yobaz, cahillerdeki bu isteği ve hevesi bildiği için bunu kullanmanın yollarını arar ve çoğunlukla da bulur ve cahili kullanır.
Yobaz radikaldir. Hiçbir karşı görüşü, anlatımı ve veriyi dikkate almaz, kendi ezberini tekrarlar durur. Yobaz demagog ve mitomandır. Söylediği yalanları gerçek sanır. Eleştirileri dinlemez ve eleştirenleri eline geçirdiği ilk fırsatta en gaddar yollardan cezalandırarak kendisinin ne denli büyük olduğunu göstermeye çalışır. Başarılı olabilirse kendi bilgisizliğini yaygınlastırabilir ve her tarihsel, toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel ve dinsel gerçeği çarpıtmaya başlar. Sonra ne mi olur? Yobaz eğer devletin tepesine sıçrayabilmiş biriyse vatanın parçalanmasına ve ulusun dağılmasına neden olur. Düşman ülkeler daima böyle yobazların rakip devletin başına gelmesini sağlarlar.
Ezoterizm, kelime anlamıyla, İçsel (Batıni) olan demektir... Örneğin Sufilik İslamın, Kabbalah Yahudiliğin ve Mistisizim de Hıristiyanlığın Ezoterik yapılarıdır.
Hermetizm'in gerçek anlamı, EVRENE CAN VEREN, ONU HAREKETE GEÇİREN RUH (Spirit) ve bu göze görünmeyen Ruha duyulan inanç ve bağlılıktır.
Paganlar tarafından bir inanç olarak uygulanan Sünnet, Tek Tanrılı Dinlerden Yahudilik ve İslamiyet'te İman'ın şahidi ya da diğer bir deyişle, kişinin Tanrı/Allah ile yaptığı İman-Sözleşmesinin bir nişanesi olarak çok temel bir işlev üstlenmiştir.
Okült derken kastedilen, gözegörünmeyen ve insanoğlunun beş dışsal duyusuyla tanımlayabildiği nesnelere değil bunları ortaya çıkaran Gizil Güçlere duyulan inanç'tır; Okült bir İman sistemi değildir.
Günümüzde adı popüler hale gelmiş olan İlluminati'nin geçmişteki ilk örgütlenmesi Alumbrado idi... (yıl:1515)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Türk Casusunun Mektupları
Alt başlık:
Batıda Seküler Düşüncenin Gelişimine Katkı
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051068251
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Bu kitapta, okur Bambaşka Bir Dünya ile karşılaşacaktır. Batı'da örgütlü elim, çağlar boyunca Roma Katolik Kilisesi ve onun organları -örneğin Engizisyon- temsil etmiştir. Batı'da sekülerleşme hareketleri de, bu nedenle örgütlü dinin dogma ve doktrinlerine karşı yürütülen mücadelede ortaya çıkmış ve şekillenerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu sekülerleşme bağlamında pek çok yayın yapılmıştır ama bir konu özellikle gözlerden gizlenmiş, bilinsin istenmemiştir. Kısaca gizli (oecult) ilimler adıyla tanımlanan bu Bambaşka Dünya'mn Batı'daki sekülerleşme hareketlerine ne denli büyük, kalıcı ve yoğun etkisinin olduğuna sözde akademik yayınlarda hiç yer verilmemiştir. Bu kitapta, başta alşimi (simya) olmak üzere Ezoterizm ve Hermetizm','m, Batı'daki sekülerleşme gayretlerine yaptıkları somut katkıları belgeleriyle okuyacaksınız. Bu nedenledir ki, sekülerleşme ve gizli ilimler arasındaki doğrudan bağlara, ilişkilere ve görüşlere dikkat çekmesi itibariyle bu kitap kendi alanında bir ilktir.
Kitapta, çağdaş bilimin kurucuları arasında yer alan Isaac Nevvton'un, Barudi Spinoza'nın, Johannes Kepler'in simya'yı kimya'ya dönüştüren Antoine Lavoisier'in ve diğerlerinin gizli ilimlerle olan doğrudan bağlarını okuyacaksınız. Yakın yıllara kadar sadece üstün fizikçi ve matematikçi olmaktan başka hiçbir yönü bilinmeyen Isaac Nevvton'un, daha çok Robinson Crusoe'nun yazan olarak tanınan Daniel Defoe'nun ve diğerlerinin okült ile olan bağlarını tanıdıkça çağdaş bilimin ve örgütlü dine karşı mücadelenin ve sekülerizmin nasıl geliştiğine tanık olacaksınız.
Bir Türk Casusunun Mektupları da işte bu bağlamda çok ama pek çok önemli bir işlev yüklenmiştir. Bir Türk Casusunun Mektupları Avrupa'da sekülerleşmeye doğrudan ve büyük bir katkı yapmıştır. Umarım çağdaş bilimin ve sekülerizmin bu gizlenmiş yönünü ve gizli örgütlerini ilgi ve keyifle okursunuz.

Kitabı okuyanlar 61 okur

  • metin turkoglu
  • Serkan Çakar
  • Selçuk Engin
  • Selen
  • Kaan Deniz
  • Ergün kayikci
  • Mücahit yılmaz
  • Üçharfbeşnokta
  • Ufuk
  • Tarık KURAL

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (10)
9
%25 (7)
8
%21.4 (6)
7
%10.7 (3)
6
%0
5
%3.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3.6 (1)