Bir Yazarın Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
2965
Gösterim
Adı:
Bir Yazarın Günlüğü
Baskı tarihi:
22 Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417660
Orijinal adı:
A Writer's Diary
Çeviri:
Oya Dalgıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bir Yazarın Günlüğü
Bir Yazarın Güncesi
Bir Yazarın Günlüğü
A Writer
"Virginia Woolf'un Bir Yazarın Günlüğü'nü okumak bana cesaret verdi… Muhakkak okunması gereken bir kitap."
-Sylvıa Plath-

Bir Yazarın Günlüğü, modern edebiyatın en büyük isimlerinden Virginia Woolf'u, sanatına vurgun bir yazar, tutkulu bir okur, olağanüstü bir gözlemci ve alabildiğine hassas bir kişilik olarak çıkarıyor karşımıza.

Yazarın, eleştiriler ve okur tepkileri karşısında yaşadığı sevinç ve isyan duygularına, klasikler hakkındaki görüşlerine; güncel olaylara, dönemin önemli sanatçı ve aydınlarına dair düşüncelerine, birer portre değerindeki betimlemelerine tanıklık ediyoruz.

Woolf'un, 1918'den 1941'e, ölümünden üç hafta öncesine kadar tuttuğu günlükler, Mrs. Dalloway, Deniz Feneri, Dalgalar gibi romanlarla edebiyat tarihine yön vermiş cesur bir yazarın iç dünyasını gözler önüne seriyor.

"Bir Yazarın Günlüğü… Virginia Woolf'un kendisidir… Zira kitap bütününde tutkulu bir ilişkinin iniş çıkışlarıyla titreşiyor… o ve sanatı arasındaki yoğun diyalogla gelen gerilimler, çeşitlemeler, panikler, gezintiler, telaşlar ve kendinden geçmelerle…"
-Elızabeth Bowen-
464 syf.
·4 günde·10/10
Virginia Wolf'un bu en özel anlarını kaleme aldığı eserde yazarın öncelikle iyi bir okur ve sanatına değer veren, bunun için neler yapması gerektiğini anlatan, gözlemlerini yaşanmışlıklarını eserlerinde nasıl bir araya getirdiğini ve kırılgan kişiliğini okurken sanki onun ile sohbet ediyormuşum gibi cevaplarımı aldım...

Kendisine yapılan eleştirileri ve yorumlar karşısındaki ruh halini o kadar içten ve yalın yazmış ki onunla birlikte üzülüp, sevindim. Yaşadığı dönemi, komşularını, sanat camiasını kendi yazdıkları ve yazacakları hakkında günlüğüne aldığı notların ne derece önemli olduğunu sıklıkla tekrarlamış...

Yazar 1918-1941 yılları arasında kaleme aldığı günlüklerinden oluşan bu eser; kendi hayatında neler yaptığını, kitaplarını nasıl ortaya çıkardığını, yazacakları hakkında ki öngörülerini, çevresinde gelişen olaylar, sanatçılar, aydınlar hakkında neler düşündüğünü, nasıl daha iyi ve verimli olabileceğini, kendini ne derece de acımasızca eleştirdiğini de yazdıklarına eklemeyi ihmal etmemiş...

Değişken ruh hali ise yıllar arasında fark göstermekle birlikte 2. Dünya Savaşı'nın başlaması ile daha sık şikayet konusu oluyor. Ruhsal çelişkileri sık sık göze çarpıyor. Bir yazısında kendini ve okuduklarını, yaşadığı çevreyi yeterli görürken, bir sonrakinde bayağılıktan, özellikle kendini sıradan ve acınası olarak tasvirliyor...

Hayatın içinde kendini arayan yazar bunu başaramayacağının ip uçlarını sık sık yazarak dile getiriyor. Kendini iyi hissettiğinde yazdıklarından dolayı memnuniyetini, başarısını dile getirirken bir sonraki yazısında kendisini ne kadar kötü hissettiğini ve baş ağrılarının etkisini sıklıkla vurguluyor...

Yazar yaşadığı hayatı sorgularken, hayatını eserlerine yansıtmaktan çekinmemiş ve bu eserinin de tuttuğu günlüklerinden ortaya çıkmasını sebep olmuştur...

Yaşardığı dönemde ki savaş, yeteneğini kaybettiği düşüncesi, ile birleşip dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma giren yazar, 28 Mart 1941’de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp eşi ve kız kardeşine birer intihar mektubu yazmış ve evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak, intihar etmiştir...

Bir yazarın hayatına kısa bir bakış atmak isteyen herkese tavsiye ederim...
464 syf.
·10/10
Ünlü bir yazarın kitaplarını nasıl yazmaya başladığı, kitap oluşturma sürecini nasıl devam ettirdiğini yazma eyleninin hayatının ne kadarını kapladığını anlatan bir günlük kitap. Yazarın ölümünden sonra günlükleri düzenlenip kitaplaştırılmış.
464 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
vay be ne yazılabilir bilmiyorum. bir yazarın ünlü bir yazarın iç dünyasına girmek, üzüntülerine,sevinçlerine şahit olmak kitapların yazım aşamalarını kendisinden dinlemek. her bir kitabı için gösterdiği özen insanı imrendiriyor. beni en çok etkileyen ise 1941 yani son yılının yarım kalması. kitapla birlikte yazarın da hayatının bitmesi...iyi okumalar
464 syf.
·Beğendi
Bu kitapta yazarın romanlarında ele almaktan, incelemekten, kazımaktan hoşlandığı konuların bir izdüşümünü gördüm desem yeridir herhalde. Kahramanlarını ne tür zorluklarla, iç sıkıntılarla, mutsuzluk ve arayışlarla biçimlendirmişse, bu yazarın kendisi için de geçerli bana kalırsa. Yaşadığını kaleme almış ya da kaleme aldığını yaşamış bir yazar Virginia Woolf.
424 syf.
·182 günde·10/10
Bir Yazarın Güncesini puanlamak ne kadar mantıklı veya etik bilmiyorum aslında. Fakat okuduğum bu yıllarca süren yazma halinde Virginia Woolf'un güncesinin yayınlanacağının farkında olduğunu hissettim. Bununla birlikte beğenilerimi sunmak gibi bir gaye içinde değilim. Ya da birilerinin yaşamına dair hükümler verme hakkım yok. Bana hissettirdiklerini ve düşündürdüklerini not almak istiyorum temelde.

Hayatında beni fazlasıyla cezbeden unsurlar oldu. Ağırlıklı olarak bunlardan bahsetmek istiyorum. Bir yazarın hele ki Virginia Woolf gibi bir yazarın üretim halini okumak, yaratırken yaşadığı sancılarına ortak olmak karşılığı olmayacak bir tecrübe. Bir fikrin peşi sıra düştüğü yolculukların neredeyse hepsinde en derine kadar kazarak ilerlemesinden etkilenmemek mümkün değil. Günümüzdeki okuma halinin, yüzeysel olanı hızlıca algılamak olması sebebiyle sanırım bu yaptığını bir savaşçıyı izler gibi okudum.

Üretmenin bu hali zor ve insanın kendinden çok fazla yemesine sebep olan bir versiyonuydu. Keza her kitabı tamamladıktan sonra üzerine çöken kırgınlık da kabuklarının çatlamasından kaynaklanıyor olabilir. Onca içini döktükten sonra dış dünyaya karşı savunmasız bir halde kalmamak mümkün değil. Gerçi Virginia Woolf için savunmasız kelimesi yanlış bir tercih olabilir. Kitaplara gelen eleştirileri savuşturma şekli yıllar içinde bambaşka bir noktaya evrilse de başlangıçta tepkilerinin en fazla alıngan olduğunu söyleyebilirim. Hayli insani bir güdü.

Bu kadar derinleri bulmakla da kalmayıp yazdığı her şeyi titizlikle düzeltmesi, tekrar tekrar yazması, aklındakini bulamadıysa bıktırırcasına kendisini zorlayarak değiştirmeye devam etmesi tam bir delilikti. Fikrimce yazmanın ustalığı burada devreye giriyor. Özellikle The Years’ı tekrar elden geçirirken bir heykeltıraştan farkı yoktu. Durmaksızın kendini yonttu… Tüm detaylar birleştiğinde onu çağdaşlarının ve hatta başka zamanların çağdaşlarının da ötesine taşıyan birçok eser ortaya çıkıyor.

Yazma halini irdelemek için okumadığım kitaplarını tamamlayarak bu günceyi tekrar okumalıyım. Yıllar içerisinde tarzında ve zihninde değişenleri görmek mümkün elbette. Gündelik bıkkınlıkların arasında gördüğü bir manzaraya tutulup sayfalarca onu anlatabilen güzele tutkun bu yazarın, aşağılayıcı veya küçümseyici tavırlar karşısında takındığı güçlü sesi zihnimde yankılanmaya devam edecek. Her iki tını da ona aitti. Kendine ait bir odadan bizlere ulaşan bir çağrıydı. Endişelendiği gibi çok konuşan yaşlı bir kadın değildi. Aksine bambaşka bir sese sahip ve iyi ki de konuşmaktan çekinmeyen biriydi. Ek olarak sağlam bir yazarın temelinde yatan okuru görmek beni şaşırtmadı. Eleştirileri metinlerine gelen talepleri farklı bir bakış açısına sahip olmasına bağladım kendimce.

Depresyona yatkın bir bünyesi olduğunu hali hazırda biliyor olması yaşamını kolaylaştıran bir detay gibiydi. Alışmış gibiydi hep eninde sonunda geçeceğini biliyordu sanki. İntihara sürükleyen depresyonsa bana kalırsa savaşın tepesine yıktığı bir çıkmazdı. Kendime hayli kızdığım bir peşin hükmü belirtmekten kaçınmayacağım. Depresif bir karakter olması sebebiyle fazla sorgulamadığım intiharının arka planında aslında dünyayı yoğun olarak duyumsayışı olduğunu yeni görebiliyorum. Savaş zihnini, evini, hatta kaybettiği için kendini ferahlamış hissettiğini belirttiği eşyalarını; her şeyini tüketti. En sonunda da kendini tüketmesine sebep oldu.

Tüm bu kayıpların daha erken olmasını engelleyen kişinin eşi olduğunu düşünüyorum. Leonard ile aralarındaki ilişki günümüz dünyasında yakalanması görece daha kolay bir evlilik şekliydi. Komiktir ki kesinlik veremiyorum bile yakalaması kolaydan öteye gitmiyor kelimeler. Son olarak şanslı bir insan olmak için imkânlar yeterli değildir. Mevcut koşulları uygun kullanabiliyorsan şanslısındır. Virginia Woolf’un başardıklarına bunu da ekleyebiliriz. Şansını ve başarısını yakalayıp asla bırakmayışı; mücadelesinin daim olmasını sağladı.

Gündelik akışın içerisinde insanların beğenisine zincirlenmemiş, denemekten korkmayan, yılmayan bir yazarın peşinde geçen okuma sürecime gerçekten minnettarım.
İnsanın ufak tefek şeyler karalayacağını söylemesi pek hoş ama yazmak çok zor sanat. Yani insan her zaman seçim yapmak zorunda: Ve benim çok uykum var, bu yüzden de yalnızca parmaklarımdan kum gibi kayıp gidiyor yazdıklarım. Yazmak hiç de kolay bir sanat değil.
Virginia Woolf
Sayfa 267 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Yazarın Günlüğü
Baskı tarihi:
22 Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417660
Orijinal adı:
A Writer's Diary
Çeviri:
Oya Dalgıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bir Yazarın Günlüğü
Bir Yazarın Güncesi
Bir Yazarın Günlüğü
A Writer
"Virginia Woolf'un Bir Yazarın Günlüğü'nü okumak bana cesaret verdi… Muhakkak okunması gereken bir kitap."
-Sylvıa Plath-

Bir Yazarın Günlüğü, modern edebiyatın en büyük isimlerinden Virginia Woolf'u, sanatına vurgun bir yazar, tutkulu bir okur, olağanüstü bir gözlemci ve alabildiğine hassas bir kişilik olarak çıkarıyor karşımıza.

Yazarın, eleştiriler ve okur tepkileri karşısında yaşadığı sevinç ve isyan duygularına, klasikler hakkındaki görüşlerine; güncel olaylara, dönemin önemli sanatçı ve aydınlarına dair düşüncelerine, birer portre değerindeki betimlemelerine tanıklık ediyoruz.

Woolf'un, 1918'den 1941'e, ölümünden üç hafta öncesine kadar tuttuğu günlükler, Mrs. Dalloway, Deniz Feneri, Dalgalar gibi romanlarla edebiyat tarihine yön vermiş cesur bir yazarın iç dünyasını gözler önüne seriyor.

"Bir Yazarın Günlüğü… Virginia Woolf'un kendisidir… Zira kitap bütününde tutkulu bir ilişkinin iniş çıkışlarıyla titreşiyor… o ve sanatı arasındaki yoğun diyalogla gelen gerilimler, çeşitlemeler, panikler, gezintiler, telaşlar ve kendinden geçmelerle…"
-Elızabeth Bowen-

Kitabı okuyanlar 131 okur

  • Esther. Sema

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%3.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3.6 (1)