Bir Yazarın Öğleden Sonrası

·
Okunma
·
Beğeni
·
337
Gösterim
Adı:
Bir Yazarın Öğleden Sonrası
Baskı tarihi:
Ocak 1992
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753730433
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ara Yayıncılık
Bu anlatı, dünya içinde bir gezintiden sözediyor. Sanki hiçbir şey gerçekleşmiyormuş gibi olmasına rağmen: Çalışmayla geçen bir öğlen öncesinden sonra yazar yola koyulur; avlulardan, meydanlardan ve sokaklardan geçerek şehrin ortasına varır, oradan şehrin kenarına ve sonunda karanlık çoktan çöktüğünde, geceleyin tekrar evine döner. Ne var ki bu yol hep çift izlidir: Toplu bakış'a "sanki insan bunların hepsine bir arada bakarak, ağaçsız bir sahaya çıkıyordu", kendinden duyulan kuşku eşlik etmektedir; ve bugün yarınından emin olanın güvenliliğine, yazar için kendi karşı-dünyasının cisimlenişi olan kişilerin nefret dolu bakışları çarparlar. Kendisi gibi kenar-varlıkları olan, ona, tam da ona yönelik konuşan, onun katılımını isteyen ve olsa olsa onaylama ile yanıtlanan insanları tanırız. Ve onunla birlikte, aynı açılmış gözlerle, şeylerin kendilerini, ilk defa görüyorlarmış gibi göstermelerini görürüz; ve onunla birlikte, uzun süre sonra tekrar "çoktandır unuttuğu ürpermeyi" hissederiz.

Aralık ayının ilk günleridir, ışık öğleden sonrası güneşinden, akşam karanlığına ve ondan da geceye dönüşür. Topografyanın tamlığı, yazarın kendi kendisine olan açıklığına, kendi yasasını arayışının her karşıtını betimleyici bir oluruna bırakışına uygun düşer. Yazarın şehir ve kendi kendisi boyunca aldığı, uzun bir yoldur ve yazar bu yolu yaşama arzusundan başka bir şey olmayan bir serimleme arzusu ile tasvir eder.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Yazarın Öğleden Sonrası
Baskı tarihi:
Ocak 1992
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753730433
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ara Yayıncılık
Bu anlatı, dünya içinde bir gezintiden sözediyor. Sanki hiçbir şey gerçekleşmiyormuş gibi olmasına rağmen: Çalışmayla geçen bir öğlen öncesinden sonra yazar yola koyulur; avlulardan, meydanlardan ve sokaklardan geçerek şehrin ortasına varır, oradan şehrin kenarına ve sonunda karanlık çoktan çöktüğünde, geceleyin tekrar evine döner. Ne var ki bu yol hep çift izlidir: Toplu bakış'a "sanki insan bunların hepsine bir arada bakarak, ağaçsız bir sahaya çıkıyordu", kendinden duyulan kuşku eşlik etmektedir; ve bugün yarınından emin olanın güvenliliğine, yazar için kendi karşı-dünyasının cisimlenişi olan kişilerin nefret dolu bakışları çarparlar. Kendisi gibi kenar-varlıkları olan, ona, tam da ona yönelik konuşan, onun katılımını isteyen ve olsa olsa onaylama ile yanıtlanan insanları tanırız. Ve onunla birlikte, aynı açılmış gözlerle, şeylerin kendilerini, ilk defa görüyorlarmış gibi göstermelerini görürüz; ve onunla birlikte, uzun süre sonra tekrar "çoktandır unuttuğu ürpermeyi" hissederiz.

Aralık ayının ilk günleridir, ışık öğleden sonrası güneşinden, akşam karanlığına ve ondan da geceye dönüşür. Topografyanın tamlığı, yazarın kendi kendisine olan açıklığına, kendi yasasını arayışının her karşıtını betimleyici bir oluruna bırakışına uygun düşer. Yazarın şehir ve kendi kendisi boyunca aldığı, uzun bir yoldur ve yazar bu yolu yaşama arzusundan başka bir şey olmayan bir serimleme arzusu ile tasvir eder.

Kitap istatistikleri