Bir Yazın Tarihi

10,0/10  (1 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
622 gösterim
Merkezinde aşk, kıskançlık, ihanet, vefasızlık gibi insanın temel duygularının yer aldığı bu hikayeler, yazarın aynen romanları gibi, ele aldığı bu duyguları çarpıcı olaylara dayanan kurgularının çevresinde bir burgu gibi derinleşerek işlemeye, titiz bir dikkat ve özenle okuyucuya taşımaya çalışırlar.
Halid Ziya'nın öyküleri de, romanları gibi, okuyucu için bir zenginliktir.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2005
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789754472073
  • Yayınevi:
    Özgür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Şeyma Köse 
03 Şub 16:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kırk para!.. Bu para o kadar önemlidir ki kavrayış gücün onu ancak kavrayabilecek. O gün annen sevincinden ağlayacak, babanın gözleri her vakitkinden çok daha tatlı bir bakışla seni kucaklayacak; mahallede arkadaşlarının yanında bile ayrı bir önem alacaksın. Ama neşen pek çabuk geçecek; göreceksin ki bu kırk para hiçbir şey değildir, ancak gündüz ekmekle peynire yetecek kadar bir şey!..
Kendi kendine diyeceksin ki:
Ah bir kırk para daha olsa!..
Bu, hayatın bir nakaratıdır. Artık bütün ömrünün adımları bu kırk paralarla sayımlanacak. Ve o zaman sen de böyle bir gün çocuğunu Şişli'ye getirecek kırmızı arabalardan birine bindiremezsen, onun sorusuna karşılık verirken şimdi şu dakikada babanla ananın yüreğinden akan yakıcı şey senin yüreğinden de akacak ey mini mini mutlu aymaz!..

Bir Yazın Tarihi, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 96)Bir Yazın Tarihi, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 96)
Şeyma Köse 
03 Şub 16:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Evet, mini mini mutlu aymaz; isterim ki sen bütün arkadaşlarınla birliktr, o küçük adamcıklarla birlikte, hep böyle gülünüz; hep böyle sevinçli ve mutlu, hulyalı bir pencereden sokakları seyrederek, şarkı mırıldanarak, yarı uykuda yarı uyanık, mutlu bir aymazlık içinre geçiniz. Onun, kırk paranın acı hikmetini-mümkün olursa-hiçbir zaman duymayınız.

Bir Yazın Tarihi, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 98)Bir Yazın Tarihi, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 98)