Adı:
Bir Yufka Yürekli
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754340570
Çeviri:
Yaşar Nabi Nayır
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Yufka Yürek
Bir Yufka Yürekli
Kırılgan Bir Yürek
Dünyanın en büyük birkaç romancısından biri sayılan Dostoyevski'nin ünlü romanları yanında kısa ve uzun öyküleri de vardır ve bunlar da o ünlü romanları kadar değerlidir. İşte bu ciltte size onlardan ikisini sunuyoruz. Yufka yürekli, saf ve ölesiye iradesiz, ama delicesine de aşık bir gencin yürek parçalayıcı halini korkunç bir tahlil gücüyle anlatır yazar birinci öyküsünde. Onun yanında toplum içinde bencil ve düzenbaz bir soytarılıkla işini yürütmeye çalışan bir adamın kendinden de düzenbaz bir şefin oyunu karşısında yere serilişi, ilk öykü ile tam bir çelişki halindedir.
Esasen ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımın ayırdına varalı çok olmadı. Her şey o kadar hızlı gerçekleşiyor ki durup düşünmeye dahi vakit bulamadığım çok oluyor. Baylar tüm samimiyetimle itiraf etmek zorundayım ki bütün uyuşukluğum, olayların ardına geçip acımasızca ittiren zamanın suçudur.

Tuhaf ülkem işte, hangi hassas yerine değinecek olursam olayım biliyorum ki sayfalarca cümle, sayfalarca paragraf o dikkatin tümüyle o yere yoğunlaşmasına yetmeyecek hatta o hassasiyetin sağlanmayacağını da biliyor gibiyim. Bundan yıllar sonrasında bile muzdarip olduğum hadiseler yine yeniden gerçekleşecekmiş gibi geliyor bana.

Vatan nedir? Anne nedir? Toprak, asker, kahraman, bayrak…? Bu kelimeler zihnimize düştüğünde muhakkak bir çağrışıma yol açıyordur ama gerçekten dolu mu içleri ya da şöyle mi sormalıyım bilmiyorum içlerindeki var olan anlam bizlere ne ifade ediyor… Benim nazarımda en tehlikeli kelimelerdir bu saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen birtakım kelimeler. Hani denir ya “Anahtar Kelimeler” diye. İşte bu "Anahtar Kelimeler". Anahtar Kelimeler sözcüğünün aklımdaki anlamını sıfırlıyor ve şu vaziyetiyle burada doldurduğum anlamı ile kaydediyorum hafızama.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama dikkat buyurmanızı rica edeceğim; bir kelimeye anlam yüklemek ne kadar da kolay değil mi? O kelimelere anlam yükleyip ardından kutsallaştırıp sorgulanamaz hale gelene değin bekleyecek miyiz, sanırım bekleyeceğiz. Belki de Estragon ve Vladimir’in Godot’yu beklediği gibi. Şüpheye düşeceğiz, ne zaman bu kelimelere bu anlamlar yüklendi de biz fark etmedik diye...

Şimdi asıl meseleye gelelim, böylesine uzun bir (saydım tam dört paragraf) girizgâhı yalnızca Dostoyevski için yapabilirdim. Usta yazarımız da, dünyanın bekası için bazı anahtar kelimelerin içini çok güzel doldurmuştur. Soyluluk, vicdan, kişilik, ahlak, suç ve bunun gibi bir sürü kelime. Kitap okuyan bir okurun vicdan dendiğinde aklına Raskolnikov, ahlak dendiğinde Alyoşa gelmiyorsa bu kelimelerin içi henüz dolmamış demektir. Sadece kelimeler mi, elbette hayır lakin Psikanaliz alanına öncülük ettiğinden falan da bahsetmek istemiyorum.

“Bir Yufka Yürekli” öyküsünde sıradan bir adamın, Dostoyevski etkisiyle, seçkinleşmesine tanıklık ediyoruz. Gogol’un bizi Akakiy’den haberdar ettiği gibi Dostoyevski de Vasya’nın yufka yüreğine odaklıyor bizi. Odaklıyor ama kafada deli sorular…

Mutluluk nedir? Her insana mutluluk iyi gelir mi? Öncelikle uyarmak isterim sizi, bu gibi soruları Dostoyevski’nin karakterleri üzerinden yanıtlamak okurunu, büyük bir yanılgıya götürebilir. Çünkü onun karakterleri hayatları boyunca acı, hüzün, çaresizlik gibi hoş olmayan hissiyatlarla boğuştukları için mutluluk anı gelip çattığında delirmeleri pek ala mümkün olur. Bu duruma şaşmamak gerek, ana karakterler naif, namuslu, soylu ve ahlaklı olduğundan yok yere, üstelik mutluluğun gelip çattığı anda işini iyi yapamadığı paranoyasına düşüp onları askere alabileceği korkusuyla var olan düzenlerini de kaybedebilirler. Bu hep olur. (Esaretin Bedeli Red'ten; "Bu hep olur!")

Çok kısa iki öykü var zaten kitapta. Şimdi kısa bir kitaba çok uzun bir yazım oluşturarak tezatlık oluşturmakta istemem. İlk öykü yukarıda açık ettiğim gibi “Bir Yufka Yürekli”dir, ikincisi ise Soytarı adlı bir memurun ava giderken avlanmasının anlatıldığı yine gayet okunası ve güzel bir öyküdür.

Son olarak; sitede Teşekkürlerin de bir değeri kalmadı gibi geliyor bana. Konumuza istinaden burada Teşekkür kelimesinin içi de farklı dolduruluyor demek istemiyorum ama gidişat o yönde. Bir etkinlik ardından teşekkürler, methiyeler… Yanlış anlaşılmasın karşı değilim lakin bir yerden sonra prosedüre dönmeye başlıyor. Teşekkürün prosedüre dönüşmesini beklemeden samimi içten nice teşekkürlere diyerek Dostoyevski etkinliği sahiplerine şükranlarımı sunuyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.
Eğer çok aşırı mutlu olduğunuzu düşünüyorsanız, gözleriniz ışıl ışıl parlıyorsa, kalbiniz küt küt atıyor ve o sevgilinin size layık olmadığını düşünüyorsanız korkun çünkü sizde mutluluktan delirebilirsiniz.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.193 Oy)8.501 beğeni27.249 okunma766 alıntı132.908 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.637 Oy)18.188 beğeni41.225 okunma2.658 alıntı173.474 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.054 Oy)3.945 beğeni15.017 okunma1.223 alıntı72.582 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.442 Oy)5.551 beğeni18.827 okunma772 alıntı96.244 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.241 Oy)8.675 beğeni24.148 okunma1.277 alıntı118.741 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.848 Oy)8.790 beğeni24.096 okunma1.621 alıntı111.868 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.325 Oy)12.890 beğeni32.984 okunma3.096 alıntı138.623 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.189 Oy)3.703 beğeni12.259 okunma1.111 alıntı50.284 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.531 Oy)8.481 beğeni25.040 okunma2.281 alıntı108.074 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.106 Oy)7.675 beğeni21.573 okunma765 alıntı84.238 gösterim
Vasya Şumkof adında yufka yürekli bir delikanlının hikayesi. Bu delikanlı fazla iyimser ve başkalarını mutlu etmek adına çok çabalayan çalışan ve bir o kadar da iradesiz birisi.Telaşlı, kasvetli, panik yapısı onu deliliğe sürükler.
Yazarın çok güzel psikolojik analistlerine rastlıyorsunuz.
Geçenlerde şu iletiyi okudum;#27177470
"Psikolokların psikoloğu"
Gerçekten günümüz psikolokları biraz Dostoyevski okumalı naçizane.
Nietzsche’nin hayatta bir şey öğrendiğim tek filozof sözüyle nitelediği Dostoyevski’nin ilk öykülerinden biri olan Bir Yufka Yürekli, aynı çatı altında yaşayan candan iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" trajediyle biten bir hikayesidir. 


kimileri büyük işler görmek için dünyaya gelmişler; kimileri de, benim gibi, küçük işler görürler. Fakat senden gönül borcu beklerseler, senin de elinden gelmezse…


Hiçbir zaman nankörlük etmedim. Düşüncemi anlatabilmekten yoksun olsam da gene duyumsuyorum ki… Bugün nankörlük etmiş görünebilirim, işte beni yerle bir eden de asıl budur, bu düşüncedir.


Dedim ya; mutlu olduğun için herkesin mutlu olmasını istiyorsun. Bu mutluluğa yaraşır bir biçimde hareket etmek, hatta belki de vicdanını yatıştırmak için, kahramanlık gereksinimleri duyuyorsun. İşte o yüzden çaba harcamak ve biraz abartmakla söylediğin gibi, gönül borcunu belirtmek gerekirken bunu yapmadığın için kendi kendine işkence ediyorsun…

Dostoyevski’nin genelde karakterlerinde kullandığı ruh hali düzensiz olan karakterler, kişiliklerinde uyumsuzluk, takıntısı yüzünden bazı şeyleri yitirmiş kimseleri... bu öyküsünde de görebilirsiniz. Bu karakterleri romanlarında ve öyküsünde çok daha iyi kullanan Dostoyevski, çok büyük eserlere imza atmış... Her ne kadar Dostoyevski gibi bir yazarı inceleyecek veya yorumlayacak biri olmasamda, Bir Yufka Yürekli deki öykü için böyle düşünüyorum.
Kitabı okumaya başladığımda Zweig'in Dostoyevski kahramanlarıyla ilgili söylediği cümle aklıma geldi.

Ne demişti Zweig ? ''Arayın benim için, Dostoyevski'nin eserinde huzur içinde nefes alıp veren, dinlenen, hedefine ulaşmış bir insan gösterin ! Hiçbiri, tek biri bile böyle değildir ! '' Dostoyevski'yi anlatan kitabında aynen böyle demişti.

Ne yalan söyleyeyim, kitabı okumaya başladığımda mutluluktan adeta uçacak durumdaki bir karakterle karşılaştığımdan dolayı , bir an kendi kendime ''sanırım Zweig Dostoyevski'nin bu kitabını atlamış herhalde'' diye düşündüm ve keyifle okumaya devam ettim. Ama maalesef ilerleyen sayfalarda nasılda yanıldığımı anlamakta geç kalmadım.

Bu derece mutluluk içindeki bir kişi, dışarıdan hiçbir müdahale olmadan nasıl olurda hayatını drama çevirmeyi başarabilir diye sorarsanız, söyleyeceğim söz ''eğer yazar Dostoyevski ise olmayacak şey yoktur'' cümlesi olacaktır.

İşte yazar bize bu kitabında çok hassas bir ruh yapısına sahip ve aşırı derecede mutlu bir insanın dramatik hikayesini anlatıyor.

Son cümle olarak ''okumak gerek '' diyorum.
Namına nam, şanına şan katmış, büyük usta Dostoyevski’ye uzun bir ara vermiştim. Nette bir grupla yapılan okumada katılarak başladım esere. Tamam yazar büyük olabilir ama kitaba karşı beklentim bir tık düşüktü. Niye, Nasıl ya ? diyebilirsiniz… Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi kalın olmadığından sanırım :) Neyse hediye gelen kitabı su gibi içtim arkadaşlar. Çok akıcı ve çeviri süper.

Bir Yufka Yürekli, birbirine sıkı fıkı olan, kan kardeşi gibi iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" sonu çok kötü biten bir hikayesinden oluşuyor. İkinci kısımda ise Narin isimli bir öykü daha var. İnanın ikisi de birbirinden güzel.
İlk hikayede bir kız arkadaşı bulmuş olan Vasya hayatının mutluluğunu hatta hatta en mutlu anını yaşıyor. Onu kaybetmemek ve mutlu etmek için her şeyi yapıyor. Evet her şeyi ! Deliriyor arkadaşlar. Şaka değil gerçekten mutluluktan deliriyor. Üzerine aldığı sorumluluklar onu çıldırtıyor. Zaten panikatak birisi iyice kafayı yiyor. İşte o psikoloji tatmak için, o ruhu anlamak için yazılmış muazzam bir eser. İvonoviç ise bu durumda arkadaşını teskin etmek istese de onu bırakıp gitmiyor. Öylesine değer verip, koruyup kolluyor ki gerçek bir dostluk hikayesi. Aşırı hassas birinin mutluluk saadetinden trajedik bir sonla biten hikayesini anlatıyor eser.

İkinci hikayede ise bir kadın düşünün ve ölmüş daha yeni intihar etmiş. Kocası da oturmuş o anı ve yaşadıklarını kaleme almış. Aynı Bir İdam Mahkumunun Son Günü gibi. Yazar da örneği bu şekilde vermiş zaten. İkinci bölümde ise zavallı bir adamın bir kadına kurduğu psikolojik baskı, aşağılama ne bileyim işte hor görme gibi bir tavır. Ama aynı zamanda bazen iç sesi ise tam tersini yansıtıyor. Kişilik iki kişi gibi ama çok farklı bir psikoloji ya. Dostoyevski çok büyük bir psikanaliz gerçektende. Freud’un ondan etkilenmesi çok çok doğal. Neyse bu kadın sabretmesine rağmen yine de bir gün canına kıyıyor ve kahramanımız oturup başında hikayeyi yazıyor gibi. Pişman da oluyor ama artık çok geç... :(
Uzun sözün kısası Dostoyevski okunur her şekilde. Okuyun tavsiye ederim. Kısacık ve akıcı bir eser.
Sonunda mutluluğu bulmuş Vasya'nın onu kaybetmemek için gösterdiği büyük çabaya ve o çabanın Vasya'yı aklından etmesine şahit oluyoruz bu kitapta. Vasya üzerine çok yoğunlaştım çünkü üzerine yüklenen sorumluluk için fazla endişeli olması bana kendimi hatırlattı. Bazı sorumluluk anlarında insanın delirmemesi elde değil. İşte Dostoyevski yi insan ruhu üzerindeki yoğun tahlilleri için bile sevebiliriz. Arkadi ise arkadaşına çok değer veren, onun sağlığı ve mutluluğu için elinden geleni yapan biri. Ne yazık ki Vasya, bir yufka yürekli!
İki çelişkili uzun öykü. Yufka yürek ve soytarı hikayeleri. İlkinde Vasya ve Arkadi ile iki gerçek dost. Samimi, yufka yürekli, gerçekçi iki arkadaş. İkincisinde Osip Mihayloviç adında bir düzenbaz, soytarı ve ondan daha düzenbaz ve hilekâr şefi Todor Nikolayeviç .

Yufka Yürek'deki Vasya. Beni üzen Vasya. Sorumluluğu, sevgiyi bilen adam. Omzunun biri fiziksel açıdan düşük olmasına rağmen nişanlanıp evlenecek iken psikolojinin geldiği noktaya bak. Sevdiği kadın Liza saç buklesini yollamıştı mektubun arasında, onu akıl hastanesi aracında Arkadi'ye verip hüzne boğdun. Vasya'ya ufacık bir sorumluluk verilir, kendisi bir şairdir. Bunu yetiştirmesi gereken zamanda yetiştiremez ve bu olay onun psikolojik yaralar almasına sebep olur. Öyle ki çoğu memur onunla dalga geçer büyütecek ne vardı diye. Salıvereydin gideydi derler. Onların bu sorumsuzluğu karşısında Vasya bir güneş gibi parladı gözümde. Arkadi ise her zaman yanında, sıcacık bir dosttu. Onunla ilgili tahlilleri her zaman yerindeydi. Bu o kadar iyi tahlil ki altı çizilecek cinsten. 46. sayfada şunları söylüyor. "Vasya kendi vicdanı karşısında kendini suçlu buluyordu, talihine karşı kendini nankörlükle suçluyordu, kendine yakıştıramadığı bu kadar büyük mutluluk onu ezmişti, içini allak bullak etmişti. Sonunda, mutsuz olmak için durmadan hastalıklı bir biçimde vesileler arayarak kendini yiyordu, kanıtı da şuydu ki, dünden beri doģal halini bulamamıştı." Arkadi'den yerinde tespitler. Vasya, Liza'yla mutluluğunu kendine hakaret olarak algılayıp bunu kendine verilen ödev sorumluluğuyla birleştirince bir gün kendini asker sanmaya başladı. Akıl hastanesinin yolunu tuttu.

Osip Mihayloviç ise Şener Şen filmlerindeki bir gün Amerika'dayken repliklerinden fırlamış adam. Ahaliyi toplayıp şefiyle birbirini nasıl dolandırdıklarını anlatıp mutlu olan cinslerden. Alaya alınmayı bir o kadar seviyor kendi kendini alaya almadan duramıyor. Bir satırında ilk hikayeye atıf yapıp yufka yürekli olduğunu söylüyor. Bu kadar düzenbaz bir adamın böyle olmayacağını bildiğimizden iki hikâyedeki zıtlığı Dostoyevski göstermek istiyor. Dosto'nun kaleminden çıkmış akıl dolu şaheserlerden biri daha bu kitap.
Bir Dostoyevski eseri ile karşınızdayım. Kitap iki öyküden oluşuyor. İlk öykü Bir Yufka Yürek. Öykü 55 sayfa civarında olmasına rağmen yine harika. Dostoyevski duyguları, ruh hallerini çok iyi anlatıyor. Bu öyküde iyi kalpli, saf Vaska Şumkov'un yaşadığı mutluluk sonucunda delirmesi anlatılıyor. Mutluluk bile insanın başına işler açabiliyor. İkinci öykü ise bir soytarının yaşamında bir parçayı anlatmasıdır
Bu öyküyü Ev Sahibesi adlı kitabında da okumuştum. Yufka Yürek öyküsü için okunabilir bir eser..
Evleneceği kızın sevgisinden dolayı yarım kalan işini tamamlamakta gecikmiş ve bunun paniğiyle telaş içinde arkadasininda pozitif yönlendirmelerle yetistirmeye çalışmış fakat bunu başaramamıştır. Evleneceği kızı kaybetme korkusu, patronuna duyduğu mahcubiyet, arkadasina verdiği sözü tutamamak onu yiyip bitiriyor.
Ofisteki arkadaşımın masasında kitabı günlerce gördüm. Bir gün İstanbul'a giderken ''ver yolda okuyayım '' dedim ve kitabı aldım , bir çırpıda okudum. Ben Dostoyevski nin kitaplarını inanılmaz seviyorum. Okuyorum . Çok yalın bir gerçekçilikle yazıldıkları için olsa gerek günlerce etkisinden çıkamıyorum. Kitabın karakterleri hakkında konuştuğumuzda boğazım düğüm düğüm oluyor. Henüz hiç Dostoyevski okumamış arkadaşlar varsa mutlaka okumalarını öneriyorum.
spoiler ---
"min-net-tar-lık-tan!" diye kekeledi arkada, herkes cevabını şaşkınlıkla dinledi ve hepsi minnettarlıktan delirmeyi çok garip ve inanılmaz buldu.''
*Minnet ve sorumluluk duygusu ağır bastığı için mutluluğunu gereği gibi yaşayamayan, mutlu olmayı beceremeyen ve sonunda deliren Vasya'nın öyküsünü içimde hissettim...
55 sayfalık kısaltılmış halini okuduğum halde beni derinden etkileyen kısacık bir öykü. Dostoyevski Gerçekten insan psikolojisini en gerçekçi şekilde tahlil edebilmekte. Okuyucusuna duygu yüklü bir dünya sunmaktadır. Ani şekilde inişli ve çıkışlı duygu birikintilerini hissettirebilmektedir. Bu eserinde mutluluğa kavuşan kahramanın nasıl kendisini kederli bir duruma düşürdüğünü akıcı vede sade bir dille içimize işleyecek şekilde kaleme almıştır.
Yalan öyle nüfuz etmişti ki insanların diline...'' doğruyu söylemek gerkirse '' diye bir kalıp var.
"Sen iyi ve yufka yürekli bir adamsın ama zayıfsın, affedilemez derecede zayıfsın. "
Dostoyevski
Öteki yayınları
Çay içmeye oturttular, ama sanki semaver benim göğsüme yerleşmişti, içimde kaynıyordu..
Bu mutluluğu hak edecek ne yaptım? Ne yaptım, söyle bana? Bak! Çevremizde ne çok insan, ne çok gözyaşı, neşesiz ve bayramsız ne çok gündelik yaşam! Ya ben... Ben!.. Onun gibi bir kız beni seviyor!.
Ben adil davranmayı severim ve en azından bu duygunun içimde körelmemiş olmasıyla gurur duyuyorum...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Yufka Yürekli
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754340570
Çeviri:
Yaşar Nabi Nayır
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Yufka Yürek
Bir Yufka Yürekli
Kırılgan Bir Yürek
Dünyanın en büyük birkaç romancısından biri sayılan Dostoyevski'nin ünlü romanları yanında kısa ve uzun öyküleri de vardır ve bunlar da o ünlü romanları kadar değerlidir. İşte bu ciltte size onlardan ikisini sunuyoruz. Yufka yürekli, saf ve ölesiye iradesiz, ama delicesine de aşık bir gencin yürek parçalayıcı halini korkunç bir tahlil gücüyle anlatır yazar birinci öyküsünde. Onun yanında toplum içinde bencil ve düzenbaz bir soytarılıkla işini yürütmeye çalışan bir adamın kendinden de düzenbaz bir şefin oyunu karşısında yere serilişi, ilk öykü ile tam bir çelişki halindedir.

Kitabı okuyanlar 339 okur

  • Derya..
  • Lord Onur
  • Toprak
  • Hakan Özer
  • Ebru Özer
  • Gülhan Aşanboğa
  • Zafer Canbulat
  • Izeldeniz
  • mehmet temiz
  • GÜLGÜN DÜNDAR

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.4 (11)
9
%8.5 (9)
8
%9.4 (10)
7
%9.4 (10)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.9 (1)

Kitabın sıralamaları