Biraz Uyusam Düzelirim

·
Okunma
·
Beğeni
·
1184
Gösterim
Adı:
Biraz Uyusam Düzelirim
Baskı tarihi:
1 Ocak 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052006337
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müptela Yayınları
“Ben anne ve babamı sadece fotoğraflardan bilirdim. Fotoğraflar iki boyutlu, anne kokmayan, baba diye sarılamayacağınız parlak kâğıtlardır. Sizi hiçbir zaman anlamazlar. Sadece donuk bir dünyadan yüzünüze bakarlar. Fotoğraflar çoğu zaman dikdörtgendir. Neden bilir misiniz? Onlara bakarken köşeleri kalbinize batsın diye. Bir yerlerinizi kesip kanatsınlar diye.”



Postacı amcası Refik tarafından büyütülen Bilge, amcasının ölümü üzerine kendi ayakları üzerinde durmaya çalışır ve bir eczane açar. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen başarılı da olur. Fakat “zirve” denebilecek noktayı gördükten sonra ruhunu kuşatan kumar bağımlılığına yenik düşer ve doğal bir afet sebebiyle de ekonomik anlamda dibe vurur. Durumu düzeltmek için başvurduğu tefeci de çare olmayınca, kendini hiç ummadığı bir yerde bulur.



Biraz Uyusam Düzelirim, bir yok oluş romanı.
216 syf.
‘’ Kumarı kendime ben pazarlıyordum’’ (Sayfa: 102)

Okuduklarımız, alıntı ve iletilerimizin buluştuğu her insanda yeniden doğuyoruz. Aldığımız her cevapla , yorumla çoğaldığımız gibi.
Ne güzel aslında değil mi ? Dostluklarımız hep böyle sürse birbirimizin meçhulü olarak yaşasak uzaklarda.
Duygularımız birbirine değecek kadar yakın ve adlandırılmaya gerek duyulmayacak kadar uzak.
Kırmadan, incitmeden, anlayarak ve anlaşılarak.
Ama ne mümkün; sanal alemde bile bir telaş, bir "benim" egosu. Bir en doğrusunu ben biliyorum düz mantık zavallılığı.
Bir şikayet, bir gözde olma, beğenilme kaprisi.
Yazık ki çok yazık duyguları içerisindeydim sitede son zamanlardır.
Taaa ki çok uzaklardan en uzaklardan ‘’ Size kitabımı yollamak istiyorum ‘’ yazılı bir mesaj alana kadar.
Tanımadığım, varlığından haberdar olmadığım , bilmediğim bir yazardan geldi bu mesaj. Kitabında ‘’ Kumarı kendime ben pazarlıyordum’’ cümlesi kuran bu adam, bana kitabını yollamak istemesiyle belki de farkında olmadan sitede seçim tercihi ile kumar oynamakta idi. ‘’ Neden ? ‘’ dedim ‘’Neden beni tercih ettiniz? ‘’ Reklama ihtiyacı yok emin olun, hakkında sürekli şikayetler yapılan hatta artık iş site boyutlarından savcılığa bildirilecek kadar insanların nefretini taşıyan, okuduğu hiç bir kitap hakkında teknik inceleme yapabilecek yeteneğe sahip olamayan, sadece hissettiklerini dile getiren , reklam için seçilecek en son okur da benim.
Hakkımda halen art niyet besleyen okurlar sebebiyle yazarın verdiği cevabı burada yazmayacağım. Dostlarım ise neden ben olduğumu asla sorgulamayacaklardır :))

Evet gelelim romana;
Nelerdir bizi dibe vurduran? İntihar etmeyi düşündürecek kadar hayattan soğutan? Bir ilaç firmasının deneği olacak kadar kendimizden vazgeçiren?
Kader, tesadüf, tevafuk, seçimler, tercihler nelerdir yaşamımızın rehberi olan adımlar?
Doğum, ölüm, sahip olduğun aileler hatta verilen isimler kader değil midir?
Eğitim, kariyer, meslek, dostlar nereye kadar tercihtir?
Ya en tepeye ulaşıp kariyerinin, zenginliğinin doyumsuzluğunda artık doyuma ulaşmanın en rezil hallerini seçmek tevafuk mudur?
Hayat; alın yazısı kavgasında kazanmak için kaybettiğinin farkında olamamak mıdır?
Romanda, adı Bilge olsa da adıyla tezat yaşam süren karakteri ; Kumar alışkanlığı yüzünden ailelerini kaybeden, işinden olan hatta intihar eden meslektaşlarımı hatırlattı bana. Geçmişime yolculuk yaptırıp kendimi sorgulattı. Bir zamanlar şimdi ise ne kadar da gereksiz gelen , yaşanan anlarda ise aşamayacağım sandığım dertlerim sebebiyle ne çok takılıp, tökezlemiş , düşmüşüm. Kalbimin acıdığı ,kimseye bir şey diyemediğim , demek istediklerimi hep başkalarına dediğimi düşünüp, kendimle konuştuğum çok uzun dönemler atlattım.
Annemi babamı kaybetmedim Allah uzun ömürler versin, halen sağlar. Çocuklarım şükürler olsun annesiz büyümediler. Yanımda olan ailem ve yanlarında olduğum çocuklarım ile karınca kararınca yaşamayı başardım.
Tuzum kuru konuşmak kolay değil mi? Annesini babasını trafik kazasında kaybetmesi sonucu ona bakmak için evlenmeyen bir amcaya, iyi bir eğitime, az denemeyecek kadar gelir düzeyine sahip Bilge’nin yaşadıklarının çoğu , kendi hırsları ve hazırlanan son da kaderi değil kendi tercihi.
Bilge’nin yaşadıkları anlatılırken nedense sebepsiz yere karakter değildi okuduklarım sanki Doruk Kirezci idi. Yaşamadığı bir düşüşü yazabilmek imkansız gibi göründü bana. İlaçlar hakkında bu denli bilgiye sahip olan aslında bir eczacı mı yazar diye sürekli internette hakkında bunu ispatlayacak , hatta cidden bir kumarbaz mı diye geçmiş yıllara dair haber sitelerinde de benzer haberlere ulaşırım diye ipuçları aradım. Ne eczacı ne de kumarbaz oluşunu destekleyecek herhangi bir bilgiye ulaşamadım.
Zaman zaman da üzüldüm , acımadım evet sadece üzüldüm . Yaz finalini hadi artık dedim. Yetmez mi hayatın bu adamı bu kadar sınadığı? İkinci bir şansı ver artık . Uyusun birkaç saat, birkaç gün ya da yazarı sensin hatta birkaç hafta ama uyandığında düzelsin be arkadaş . Boşlukları kalmasın içinin. Ne kumarla, ne hırsla ne de çaresizliklerle doldurulacak…
Bazen çok az şeyler sebep olur hayatın heba oluşuna , heba etmesin uyandığında dostluklarını, nefes alışını , umursamasın kaybettiklerini. Öyle bir uyandır ki Bilge’yi o atladığı , o üstünü örttüğü şeylerin farkında olsun, ben de diğer okurlar da okurken aralanan kapıyı, yeniden doğan mucizeyi görelim.
Sözün özü, merhaba ile elveda arasındaki sıkıntıyı büyütmekten kurtar beni yeniden merhaba dedirt lütfen..
Doruk Kirezci çok teşekkür ediyorum, eserinle beni buluşturduğun nadir rastlanılan tavrın için. Umarım okuyanın ve okuduklarını anlayanın bol olur.
Boşluklarımızı dostluklarla, sevgiyle , umutla dolduralım , keyifli okumalar ..
216 syf.
·114 günde·Beğendi·10/10
Eveeeeet. Kitap bitti. Çok uzun zaman oldu kitabı okuyalı. Daha doğrusu okumaya başlayalı. Nedeni ise şöyle:
Sevgili 1K' nın sevgili yazarlarından Doruk Kinezci. Tanışmamız da kitabı okuyan diğer arkadaşlarım gibi hediye edilen bir kitap üzerinden oldu. Açıkçası bir okurun karşılaşabileceği en güzel şekliyle... Bir de geribildirim istiyordu sevgili arkadaşımız. Haliyle ilk defa yazılan bir eserin geribildirimi de o yazar için yazın hayatı açısından oldukça önemli olmalıydı.

Kitap geldi. Açtım, baktım. Kapak tasarımı maliyeti üzerine kafa yormadım değil. Renklendirmesi çok iyi değildi. Açıkçası bu durum hoşuma da gitmedi değil. Çünkü yazarımızın hangi zorluklarla bu kitabı yazdığı düşüncesi ona karşı sempati duymama neden oldu.

Başladım tabi kitaba. İlk 20 sayfasına geldim ki aniden kapattım kitabı. Ben henüz 5-6 sayfa okumuşumdur diye düşünüyordum. (Kitap okurken sayfa numaralarına asla bakmam-alışkanlık-) Daha geniş bir zaman diliminde okumayı tercih ettim ki inceleme yavan kalmasın. Rahat bir kafayla okumayı tercih ettim yani. Çelişki o ki Kpss' ye de 8 gün kaldı.

Gelelim sana aziz dostum. Yaşın başın inan umrumda değil. Okur, yazarını nereye oturtmak isterse yazar ordadır.

Öncelikle senin ilk kitabın olabilir ama ilk kez yazıyor olmana ihtimal vermiyorum. Sayfalarının içinden tozlanmış mürekkep damlıyor zira.

Giriş bölümünün okuru anında içine alan havası muhteşem. Okurun merakı canlı tutulmuş. Hikâyelerdeki karakterler abartılı değil. İçimizden birileri belli ki. Karakterler Ahlat Ağacı filmini aklıma getirdi. (Ki ben hayatımda o kadar gerçek bir film izlemedim)

Gelişme bölümünde olay kurguları biraz acele anlatılmış. Örneğin yeni bir insanla tanışırız ve bütün hikayemizi üç beş saatte anlatmamız gerekir ya hani. Oysaki üç ciltlik bir hikaye vardır ortada. (: bu arada negatif eleştiri getireceğim tek konu. Bu kitabın kalan %90 lık güzel taraflarına gölge dahi düşürmüyor.

Sonuç bölümü en sevdiğim kısım. Burda sanki biraz daha tecrübe konuşuyor. Ruhsal tahliller, içsel konuşmalar, monologlar, betimlemeler yerli yerinde. Ayrıca, (Spoiler içerir!)
|
|
|
\/
Hastanedeki kız hala aklımda. Neden o mektubu okumaz, neden, neden? :( (tabi ki bu eleştiri olamaz, sadece bir beklenti. Zaten bizleri şaşırtman da taktir edilesi bir durum)

Toplayacak olursak kitaba 10/10 puanım. Bu puanı cani gönülden verdim. Biliyorum ki her yazarın ilk kitabı, ilk aşkı gibidir. İlk aşka göre- yazmanın kolay bir iş olmadığını da düşünecek olursak- oldukça başarılı bir eser olmuş. Takipçi dostlardan ricam, içimizden yükselen böylesi ender kalemlere 1K ailesi olarak sahip çıkmamız yönünde.

Ve son olarak ikinci kitabı da bekliyoruz (:

~şiddetle tavsiye edilir~
216 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Gün kararıp güneş bulutların arkasından yok olunca başlıyor benim mesaim.

Her sabah ; " Hayır, bu akşam olmayacak, geçmiş galiba, iyileşmişim." diyerek kendimi avutsam da, her akşam, önce evin içerisinde mecburi yürüyüş olarak kendini gösteriyor.

Yok, olacak gibi değil. Hele de yatağa yatıp uyumaya çalışırken sanki belden aşağım benim değil.

Bacaklarım vücuduma sonradan monte edilmiş ama beynimle arasında bir koordinasyon bozukluğu var gibi.

Sürekli hareket ettirme isteği, ağrıya benzemeyen bir ağrı, sızıya benzemeyen bir sızı..
Değişik bir şey.
Hem de bazı geceler, sinirden ağlatacak kadar şiddetli.

Kendime çözümler buldum önce.
Kural 1- Hareket etmemek için direnme.
Kural 2- Asla uykun gelmeden yatağa girme.
Kural 3- Bu da bir çeşit spor sayılır, sıkma canını.
Kural 4- Soğuk suyla yıkamak her zaman iyi gelir.

Lakin bunlar rahatlatsa da çözüm değil. Sonra uzman yardımı almaya karar verdim ve sonuç, Huzursuz Bacak Sendromu.
Bir de ilacı var, oldukça ağır bir ilaç. Alışma süreci zor olsa da rahatlatıyor.

Ama öyle yan etkileri var ki, gerçekten şaka gibi. Sınırlanamaz alışveriş isteğinden, şiddetli kumar oynama dürtüsüne kadar.:)

Tabi ben bunları çok sonra farkettim. Evden çıkamadığım zamanlar bile alışveriş yapmama engel değildi artık. Semtin bütün kargo firmaları, ismimi görünce adres kısmına bakmadan biliyorlardı hangi sokağa sapacaklarını.
Hadi bu da bir tarafa, başka bir şey daha vardı farketmediğim.

Ta ki bir gün poligonda atış yaparken, " Kaybedersen yeni aldığın elbiseni alırım, yengen çok beğenir." diyerek benimle şakalaşan abimin teklifine karşı daha cazip bir teklif sunarak, tek varlığım, hayatımın anlamı eşimi kumara basana kadar. (Hahaha :))

Bu kısım işin şakası tabi ki. Bendeki yan etkiden kaynaklı bir durum. :)

Harcanan paranın da, kaybedilen zamanın da sürekli arttığı ama buna rağmen doyumun her geçen gün azaldığı, insanın gözünü kör edip içine çeken bir girdaptır kumar.

Huzursuzluk, sinirlilik, defalarca denemeden kaynaklı sürekli kendine yenilme durumu ve mutlak başarısızlık gelir arkasından.

Kazanmak bir tarafa, sahip olunan maddi ve manevi pek çok güzel değerin kaybedildiği, insanın kendi kendini yok ettiği bir nevi intihar biçimidir.

Paranı, işini, sevdiklerinin güvenini, yaşayabileceğin güzel zamanları, en kötüsü de kendine saygını yitirirsin.

Nedenleri tam bilinmese de ailevi sebepler başta geliyor. Zahmetsizce para kazanma hevesi, kendini kanıtlayamama diğer psikolojik etkenler arasında.

Gayet duru ve akıcı anlatımıyla, Bilge 'nin, eczacılıktan ilaç deneği olmasına kadar geçen sürede kumarın ondan çaldıkları anlatılmış.

Bazen birileri, hiç tanımadığımız bir denizde boğuluyor olabilir. Bedenen çok yakınımızda görünse de..

Keyifli okumalar.. :)
216 syf.
Herkese Merhaba.
Bu ilk kitap incelemem olacak. Genelde inceleme yazısı yazmaktan ziyade, altını çizdiğim cümleleri paylaşmayı seviyorum. Zaten okuduğum çoğu kitap için yeterince inceleme yazısı yazılmış. Bu kitap ise biraz kıyıda köşede kalmış. Kitabı bitireli 1 saat olmasına rağmen kendime yeni geldim ve kafamı toparlayıp yazmaya başladım. "Biraz Uyusam Düzelirim" yazarımızın ilk kitabı. Yeni yazarlara yüksek duvarlar örüp, "Zaten kötü yazmıştır okumaya değmez.", demek yerine bir şans vermeyi tercih ediyorum. İyi ki yazara ve kitaba bu şansı vermişim. Neden mi ? Çünkü dinlenmek için kitabın kapağını ne zaman kapatsam sanki bir filmi en heyecanlı ve en güzel yerinde durdurmuş gibi hissettim. Bu hissi yaşamayalı sanırım 7-8 sene olmuştu. Kitabın konusundan biraz bahsedeyim:
Anne ve babasını bebekken kaybettiği için hayata 2-0 yenik başlayan Bilge'nin bu son kaybedişi olmuyor. Adeta acemi bir kaleci gibi sürekli gol yemeye devam ediyor. 2-0 yenik başladığı hayatına bilmem kaç 0 yenik devam ediyor. İşler tam yoluna girdi dediği anda kumara başlıyor ve bu başlangıç Bilge'nin bir bilinmeze ve yok oluşa doğru attığı ilk adım oluyor.
Kitabı okurken ben de Bilge ile birlikte yok oldum. Neyse...
Belki "Biraz Uyusam Düzelirim"...
216 syf.
·4 günde·10/10
Bu kitabı ağlamadan bitirmek mümkün olmadı. Kendimi ne kadar tutmak istedimse de mümkün olmadı, ağladım. Bilge'ye içim acıdı, ona sarılmak ve teselli etmek istedim, zayıflıkları ve esaretleri içerisinde iyiliğinin çırpınışlarına, perişan olmuş hayatına rağmen yine de bir insan ya da bir çok insan için ümit etmesi, sevgi hissetmesine bakıp amcasını, annesini babasını hatırlayışına, şaşırıp merak edişine, her şeyle başa çıkmaya çalışmasına; anlayamamasına, başına gelenleri kabul edip bunu ben hak ettim, deyişine ağladım.

Sitede de bol bol övgü alan "Biraz Uyursam Düzelirim"i okuma sebebim Ferah'ın incelemesi olmuştu. Açıkçası, beklentim olmadan okudum, ama düşündüğümden çok daha iyi bir eser okuduğumu söylemem gerek. Olayların hızlı geliştiğini, kumar bağımlılığı geliştirme kısmının hızlı geçildiğini söyleyebiliriz, yazar belli ki esas meseleye odaklanmak istiyor, ve yokoluş sürecinin ilk adımlarından sonra gerisi seri bir şekilde geliyor. Kitabı bitirdiğimizde aslında şunu düşünmeden edemiyoruz: Bilge'nin öyküsü daha uzun anlatılmayı hak ediyor, çünkü bu ağırlığı hak eden bir şey yaşanıyor, ancak yazarın kitabın başından sonuna süren temposu buna izin vermiyor. Bu yüzden bu hızlı anlatımın etkileyiciliğini kabul etsek bile karakterimizin ruh hallerinin daha derinden gözlenmesine müsaade etmediğini de söylemeliyiz. Her şey çok hızlı olup bitiyor: ölümler, hayata başlangıçlar, kaybedişler, ayağa kalkışlar, bağımlılık ve devamında meydana gelen olaylar, yeni arkadaşlıklar vb her şey bir çırpıda oluveriyor. Buna rağmen nihayetinde Bilge'nin hayatı, kaderi, nihayeti, tökezleyip düşmüşlüğü ve hayata tutunmak için yaptığı şeyler, bütün o hayatta kalma gayreti insanın içini acıtıyor. Bunlar, yani olup biten hiç bir şey sahte, yapay, uydurma, abartı hissi vermiyor.

Umarım herkes Bilge'nin hayatını okur ve onun hatalarından ders alırız hepimiz. Vedat, Bilge gibi insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz, hepimiz de sınanmamış yanlarımızla birer adayız belki. Kitap beni biraz da bu yüzden çok etkiledi.

Herkese ama herkese "Biraz Uyusam Düzelirim"i öneriyorum. Daha çok okunsun, Bilge daha çok bilinsin, onun keder dolu hayatı boşluğa savrulup gitmesin. Ne oldum değil, ne olacağım diye düşünüp temkinli olmaktan daha doğrusu yok. Zaaflarımız bizi insan yapan özelliklerimiz, ama bir yandan da bizi yok edebilen şeyler onlar. Sınanmış ve sınanmamış yanlarımızla yaşıyoruz. Bu anlamda hepimiz duaya muhtacız.

Herkese iyi okumalar.
216 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Uzun zamandır okuduğum en gerçekçi ve mübalağasız anlatım, diye başlamak istiyorum yorumuma. Sadece adına kapılıp da satın almıştım bu kitabı. Ancak kesinlikle iyi ki almış ve okumuşum dediklerimden oldu. Daha ilk satırlarından bir kere anlatımı kendine bağlıyor okuru, samimi bir dil ve yalın bir anlatım. Hiç öyle gereksiz veya fazladan sırf betimleme olsun diye sarf edilmiş kelimeler yok. Kitabı okudukça okuyasım geldi. Yani en sevdiğim. Birinci ağızdan anlatılan kitap ,yazarın da dediği gibi bir yok oluş romanı. Derin ve bir o kadar da manidar konu akışı olan kitabı spoi vermemek adına sadece şiddetle tavsiye ediyorum.
216 syf.
·Beğendi·10/10
Herkese merhaba. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum uzun zamanıdır böyle gerçekci bir kitap okumadım. Hatta hiç karşılaşmamıştım. Kitabı okumaya başladığınız zaman yazarın dili sizi alıp götürüyor. Elime aldığım gibi bitirdim zaten. Çok güzel bir anlatımla yazmış yazarımız.
Daha ilk satırlarından bir kere anlatımı kendine bağlıyor okuru, samimi bir dil ve yalın bir anlatımı var. Hiç öyle gereksiz veya fazladan sırf betimleme olsun diye sarf edilmiş kelimelerde yok. Kitabı okudukça okuyasım geldi. Yani en sevdiğim.
Kitabın konusu ise kısaca, bir insanın genç yaşta kazanılan para ve beraberinde gelen daha fazla para kazanma hırsı bir insanın kocaman bir HİÇ'e dönüşmesini anlatıyor. Birinci ağızdan anlatılan kitap ve yazarın da dediği gibi bir yok oluş romanı. Kitabı okurken ve kitap bittiğinde şu soruyu soruyoruz kendimize. Neden daha fazlasını istiyorum ve istiyoruz? Bunu sizlerde okuduğunuzda eminim kendinize sorucaksınız.
Çok akıcı ve güzel bir kitapdı. 200 küsür sayfalı bir kitap ama o kadar anlamlı sözler var ve yaşanmışlıklar... Bi 200 sayfa olsada okusak diceksiniz kesin. Ben dedim. Demem o ki tavsiye ederim. Mutlaka okuyun ve belki de bakış açınızı değiştireceğini düşünüyorum. Doruk Kirezci yazarımızı ben çok severek okudum. Bildiğim kadarıylada iki kitabı var. İkisinide okudum çok severek. Yani nasıl desem yazarın dilini çok sevdim ve anlatımınıda, ne yazarsa yazsın okuyacağım bütün kitaplarını. Tavsiye ediyorum.
216 syf.
·8/10
Biraz Uyusam Düzelirim, bir yok oluş hikayesi. Her şeyi olan bir adamdan, nasıl her şeyi yok olan bir adama evrilebilir bir insan onu görüyoruz. .
.
.
Eczacı olan Bilge, kumar alışkanlığı ile elindeki her şeyi kaybeder. Tefecilerden borç alır, iyice batağa saplanır. Ta ki yiyecek yemeği olmadığı duruma düştüğünde bir ilaç deneyine katılana kadar. .
.
.

İçinizi acıtacak, yüreğinizi yakacak bir hikaye. Kitap akıcı bir dille yazılmış. Bir çırpıda okunuyor.
216 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Kitabın kapağı ve başlığı dikkatimi çekerek almıştım. Arka kapağını da okuduğumda konusu da ilgimi çekmişti. Kitapta olaylar biraz hızlı yaşanıyor bu nedenle kitap az sayfalı olmasına karşı 400 sayfalık kitap okumuş gibi hissettiriyor. İçeriğine geri dönecek olursak eğer; genç yaşta kazanılan para ve beraberinde gelen daha fazla para kazanma hırsı bir insanın kocaman bir HİÇ e dönüşmesini anlatıyor. Benim iradem güçlü herhangi bir maddeye ya da basit şans oyunlarına bağlanacak kadar aptal değilim diyen çiçeği burnunda eczacımız kumar bağımlısı oluyor elinde ki son paraya kadar kumar oynuyor. Zaten bir tek amcasından başla kimsesi olmayan eczacı amcası ölünce de yapayalnız kalıyor. Kendisini kurtarabilmek için vücudunu ilaç deneyliğine gönüllü olarak teslim ediyor çünkü kaybedecek hiç bir şeyi ve hayalini bile kuracak bir umudu yoktu ölüm onun için en güzel kurtuluş yoluydu. Bir solukta okunacak bir kitap hepinize tavsiye ederim. Kitapla kalın 🤓
216 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap Yorumu//Biraz Uyusam Düzelirim-Doruk Kirezci
.
Anne babasını henüz bebekken kaybetmiş bir erkek çocuğu olarak postacı amcasının büyüttüğü, okuyup Eczacı olan Bilge.. Hayata henüz bebekken 2-0 yenik başlayan, fakat bir şekilde tepeye çıkmayı başaran, fakat aynı şekilde zirveyi gördüğü gibi kumar bağımlılığı yüzünden dibi de gören Bilge. Bu kitap bir yok oluş hikayesi. Okurken içiniz acıyacak. Daha kötü ne olabilir ki deriz ya.. o soruyu sormamayı öğreneceksiniz. Son sayfayı okuyup, kapağı kapattığınızda boğazınıza bir yumru oturacak. Ve o yumru ne zaman geçecek bilemeyeceksiniz.
.
Kitaba emeğini ve gönlünü veren yazarımız Doruk Kirezci emeğine, gönlüne sağlık. Yazın hayatında başarılar dilerim.
216 syf.
·9 günde·8/10
Kitaba başlamamla nasıl bitttiğini anlamamam bir oldu. Akıcı, yalın bir dil. Hikayeden çok fazla bir şey beklemeyin, aslında hemen herkesin çok iyi bildiği bir döngü. Ama okunması zor kitaplardan sonra arada böyle sakin kitaplar okumak iyi oluyor. Hem ayrıca böyle genç yazarlara da şans verip kitaplarını okumayı seviyorum.
Böyle bir şeyin bağımlılık yapacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Bu dönem, "bağımlılığımın birinci seviyesi" olarak adlandırdığım, merak ve eğlence aşamasıdıydı.
Sonra bana bir şey oldu. Anlamadım bile. "Bağımlılığımın ikinci seviyesi" olan kazanma hırsı aşamasına ışık hızıyla geçtim.
Sabah ezanı, yaşantımın her döneminde bende farklı duygular uyandırmıştır. Yarı uykulu hoca tarafından okunan, aynı anda hem huzur hem de hüzün veren, belli bir yaştan sonra da ölümü hatırlatan o ağır melodiyi içimde hissettim. İstemsizce ve kısık bir sesle kelimeler ağzımdan döküldü.
" Aziz Allah... "
Bana " Ölüm nedir?" diye sorsalar, hiç düşünmeden "Ölüm, mavi bir ibriktir," derdim.
Katıldığım birkaç cenazede gözlemlediğim kadarıyla ölen kişinin birinci derece akrabaları o mavi ibrikle mezara, naaşın baş tarafından başlayarak ayak tarafına doğru su döküyordu.
Fotoğraflar çoğu zaman dikdörtgendir. Neden bilir misiniz? Onlara bakarken köşeleri kalbinize batsın diye... Bir yerlenizi kesip kanatsın diye..
Doruk Kirezci
Sayfa 22 - Müptela Yayınları
Eğer reenkarnasyon diye bir şey varsa önceki hayatımızda sülale olarak milletin çok ahını almış olmalıyız, diye geçirdim içimden. Acaba babam önceki hayatında azılı bir Firavun muydu benim? Bunun başka bir açıklaması yoktu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Biraz Uyusam Düzelirim
Baskı tarihi:
1 Ocak 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052006337
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müptela Yayınları
“Ben anne ve babamı sadece fotoğraflardan bilirdim. Fotoğraflar iki boyutlu, anne kokmayan, baba diye sarılamayacağınız parlak kâğıtlardır. Sizi hiçbir zaman anlamazlar. Sadece donuk bir dünyadan yüzünüze bakarlar. Fotoğraflar çoğu zaman dikdörtgendir. Neden bilir misiniz? Onlara bakarken köşeleri kalbinize batsın diye. Bir yerlerinizi kesip kanatsınlar diye.”



Postacı amcası Refik tarafından büyütülen Bilge, amcasının ölümü üzerine kendi ayakları üzerinde durmaya çalışır ve bir eczane açar. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen başarılı da olur. Fakat “zirve” denebilecek noktayı gördükten sonra ruhunu kuşatan kumar bağımlılığına yenik düşer ve doğal bir afet sebebiyle de ekonomik anlamda dibe vurur. Durumu düzeltmek için başvurduğu tefeci de çare olmayınca, kendini hiç ummadığı bir yerde bulur.



Biraz Uyusam Düzelirim, bir yok oluş romanı.

Kitabı okuyanlar 59 okur

  • Eylül Ayça
  • Selcan caliskan
  • kaptan mağara adamı
  • melike soydan
  • Sevdali
  • Sevinç K.D.
  • MELISA
  • Diler Gürkan
  • Ayşe Nur Kendir
  • Ece Ceren

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.1 (16)
9
%17.6 (6)
8
%11.8 (4)
7
%8.8 (3)
6
%2.9 (1)
5
%5.9 (2)
4
%2.9 (1)
3
%0
2
%2.9 (1)
1
%0