Adı:
Biricik Hikâye
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053144342
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Only Story
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
19 yaşındaki üniversite öğrencisi Paul Roberts, kendisinden yaşça hayli büyük ve yetişkin iki kız çocuk sahibi bir kadın olan Susan Macleod ile bir tenis kulübünde tanışır ve aralarında giderek derinleşen ve derinleştikçe de boyutları karmaşıklaşan bir aşk oluşur. Susan Macleod’un evliliği yaşamının bir noktasında donup kalmış sözde bir evliliktir ve ancak alkolün sağladığı geçici unutuşlarla hasıraltı edilebilmektedir. Paul Roberts ona bağlandıkça Susan Macleod’un alkolizminin bu aşkı temellerinden sarsmaya başladığını, hatta benliğinin gitgide daha fazla yara aldığını kavramaya başlar ve bir vazgeçiş noktasına gelir. İşte Biricik Hikâye tam da bu vazgeçişin öyküsüdür; anlatının estetik örgüsünü tümüyle, bu geri dönüşsüz vazgeçişin sorgulanması oluşturur. Paul Roberts tuttuğu güncesine hikâyesi boyunca çok çeşitli aşk tanımlarını kaydederken, hakikat ve aşk kavramlarının birbirlerinden ayrılamayacak kadar iç içe geçtiklerini de, altını ısrarla çizerek ekler: “Hakikat ve aşk, benim düsturum buydu. Onu seviyorum ve hakikati görüyorum.”
240 syf.
·2 günde·Beğendi
#okudumbitti hem de çok severek 19 yaşındaki erkeğin 48 yaşında evli ve çocuklu bir kadına aşkını anlatıyor. 3 kısımdan oluşuyor kitap .. Edebi dilini ve sakinliğini sevdim hikayenin. Anlatım dilinde; zaman zaman kişi değiştirmesi çok hoşuma gitti. Anlatıcı ilişkide ki farklı zamanlarına gidiyor. Hatırlayabildiklerini aktarıyor. Aşk.. Cinsellik ... Cinsiyet Rolleri, Vazgeçmek.. Sıkışmışlık.. Çatışmalar ..
J Barnes karakterlerine çok merhametli davranmış. Meselenin ucu çok sivri olsa da yumuşacık bir hikaye okuyor izlenimi verdi. Aşk hikayesi okumaya sevenlere öneririm.

Kitap şu cümlelerle başlıyor: Daha çok sevip daha çok ıstırap çekmeyi mi yeğlersiniz; yoksa daha az sevip daha az ıstırap çekmeyi mi?
237 syf.
·2 günde·6/10 puan
Biricik Hikaye

Susan alkolik kocasından psikolojik ve fiziksel şiddet gören bununla başa çıkamayan kabullenmiş aynı döngüde sıkışmış bir kadın. İlk defa ona bu döngüyü kıracak cesareti verecek biri gelir. Tüm sorumluluklarını ahlaki değerlerini birlikte bırakarak elini tutar Paul.

Karakterlerin ilişkileriyle ilgili olgunlaşmamış düşüncelerim var. Kitapla ilgili oturmuş tek düşüncem çok gerçekçi olması.

Paul bir deniz kıyısında sıkı sıkı sarıldığı sevgilisini yaşayabileceği duyguların bencilliğiyle hırçın sularına sürüklemişti. Yüzme bildiği için kıyıya geri dönebildi. Peki ya Susan? O biricik hikayenin sularında bir zamanlar kırdığı döngüye tekrar girdi.
240 syf.
·3 günde·10/10 puan
Bu kitapla ilgili aklıma gelen cümle şu oldu: Bitmiş aşklar emanetçisi.. Kitap katı sözcüklerin keşmekeşinde sınırlarını zorlayan 19 yaşındaki bir gençle başlıyor. Yansıyan görüntüde; farklı olduğunu düşünüp insanları şaşırtmak umrunda-umursamazlığında sürekli aklında bir olasılık olarak döne döne çevrile evrile yer değiştirerek, farkında olmadan korkularını bastırmak için kendini verdiğinden henüz habersiz olarak bu uğurda şanslı şansızlıkla başlayan aşk betimlemesi. Konu aşk olsa da, içinde her şey olan bir dizi iç ses bütünü. 3. kişi ağzıyla kendi hayatını nakleden genç bir yetişkin hayatı. Kitap için çok iyi diyebilirim, hatta ikinci kere okumak için kendime biraz zaman tanıyacağım, belki olgunlaşması gereken fikirleri daha sonra başka şekilde analiz edebilirim.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabı bitirdiğimde kahramanımızın hayatını derin bir okyanusun bol dalgalı, ihtişamlı görüntüsünün artık önemli olmadığı hatta hayatında bu okyanusun artıklarının döküldüğü, sırada basit bir kasaba gibi gördüm.
Kitaptada da sık belirtilen çok önemli bir öğe var, o da aslında ne kadar sıradan olduğumuz, hatta sıradan ve dikkat çekmeden yaşamanın ne kadar konforlu olabileceği.
Kitap her ne kadar bir aşktan vazgeçiş hikayesi olarak tanıtılsa da aslında beni en çok etkileyen tarafı yalnız kalmanın, seçkin olmamanın ve hatta tüm bunların aslında reçetesiz bir aşkla, hiçbir zaman aşkı tarif edemeyecek o büyülü sözcüklerin boş tınısıyla birleştirilerek anlatılması oldu.
"Şöyleydi. Bir kalp kırılması meselesiydi, kalbin tam olarak nasıl kırıldığı ve sonradan geriye ne kaldığı."
“Daha çok sevip daha çok ıstırap çekmeyi mi yeğlersiniz; yoksa daha az sevip daha az ıstırap çekmeyi mi? Sanıyorum sonuçta tek gerçek soru bu.”
"Daha çok sevip daha çok ıstırap çekmeyi mi yeğlersiniz; yoksa daha az sevip daha az ıstırap çekmeyi mi? Sanıyorum sonuçta tek gerçek soru bu."
"Herkesin bir aşk hikâyesi vardır. Herkesin. Bu hikâye bir fiyasko olmuş olabilir, sonunda eski ateşini yitirmiş olabilir, hatta hiçbir zaman başlamamış olabilir, tamamen zihinde kalmış olabilir, ama bu onu daha az gerçek kılmaz. Kimi zamanlar, onu daha gerçek kılar."
Karşılaştığımız her yeni ilişkiyi daha önceden varolan bir kategoriye sokma eğilimi duyuyoruz. Onda genel ya da ortak olanı görüyoruz; oysaki ilişkiye kayılanlar onda sadece bireysel ve kendilerine özgü olanı görüyor -hissediyorlar- Biz, ne kadar da öngörlebilir, diyoruz; onlar, ne kadar da şaşırtıcı, diyorlar.
Julian Barnes
Sayfa 21 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Biricik Hikâye
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053144342
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Only Story
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
19 yaşındaki üniversite öğrencisi Paul Roberts, kendisinden yaşça hayli büyük ve yetişkin iki kız çocuk sahibi bir kadın olan Susan Macleod ile bir tenis kulübünde tanışır ve aralarında giderek derinleşen ve derinleştikçe de boyutları karmaşıklaşan bir aşk oluşur. Susan Macleod’un evliliği yaşamının bir noktasında donup kalmış sözde bir evliliktir ve ancak alkolün sağladığı geçici unutuşlarla hasıraltı edilebilmektedir. Paul Roberts ona bağlandıkça Susan Macleod’un alkolizminin bu aşkı temellerinden sarsmaya başladığını, hatta benliğinin gitgide daha fazla yara aldığını kavramaya başlar ve bir vazgeçiş noktasına gelir. İşte Biricik Hikâye tam da bu vazgeçişin öyküsüdür; anlatının estetik örgüsünü tümüyle, bu geri dönüşsüz vazgeçişin sorgulanması oluşturur. Paul Roberts tuttuğu güncesine hikâyesi boyunca çok çeşitli aşk tanımlarını kaydederken, hakikat ve aşk kavramlarının birbirlerinden ayrılamayacak kadar iç içe geçtiklerini de, altını ısrarla çizerek ekler: “Hakikat ve aşk, benim düsturum buydu. Onu seviyorum ve hakikati görüyorum.”

Kitabı okuyanlar 41 okur

  • kahve kokan kafa
  • Arel
  • psk.okuyor
  • Sena Özdamar
  • ramazank
  • Hande Yılmaz
  • Deniz Delidolu
  • HAKAN TOKDEMİR
  • Ece
  • Burçin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (3)
9
%9.5 (2)
8
%23.8 (5)
7
%33.3 (7)
6
%19 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0