·
Okunma
·
Beğeni
·
3.991
Gösterim
Adı:
Bitmeyecek Öykü
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
513
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272333
Orijinal adı:
Die Unendliche Geschichte
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Baskılar:
Bitmeyecek Öykü
Bitmeyecek Öykü
Bitmeyecek Öykü
Ne İstiyorsan Onu Yap! Fantazya'nın sınırsız güç simgesinin üzerinde bu yazı vardı. Ama Bastian bu tümcenin gerçek anlamını ancak uzun, güçlüklerle dolu aramalardan sonra öğrendi.
Absürt bir şekilde 2 Ocak 2016 da başladığım bu kitabı hala bitiremedim.. Oysa ki konu, dil, karakterler, işleniş dahil her şey yerli yerinde. Bitmeyecek öykü galiba gerçekten de hiç bitmeyecek..
511 syf.
·Beğendi·10/10
Denir ki; Micheal ende'nin hayal dünyasına girebilen kişi, onun sihirli çekim gücüne karşı koyamazmış;üstelik hayalerinin iylestirici bir etkisi oldugu da iddia edilir. Bitmeyecek oykudede tam olarak bu yasaniyor sevgili okurlar okuyabileceginiz en iyi fantastik kurgu kitabi bu kitabi okuduktan sonra diger fantastik kurgu kitaplarini okuyamiycaksiniz MICHEAL ENDE keske yasiyor olsaydida kitap yazmaya devam etseydi diyceksiniz
Kitap 11 yaşında olan bastian balthasar bux'un bir sahafa girmesiyle başlar.
Bastian çocuklardan nefret eden bir adama denk gelmiştir. Sahaf sahibi Karl Konrad koreander 'in elinde "bitmeyecek öykü" adında bir kitap okuduğunu fark eder bu kitap nedense bastian a çok ilgi çekici gelir. Bastian kendini zor tutar kitabı almamak için fakat kitap sanki kitap onu buyulemistir. Ve bastian sahaf sahibinin telefonla konuşmasını fırsat bilerek kitabı alıp kaçar ve okulun çatı arasinda okumaya başlar.
511 syf.
·Puan vermedi
Fantastik kurgu denilince aklıma ilk gelen yazar Micheal Ende'den beklediğim türden müthiş bir kitap. Bu kitap sürükleyiciliğiyle bir iki günde bitirebileceğiniz cinsten. Kitabı okurken sizin de benim gibi kurgulara hayran kalacağınıza eminim. Şimdiden keyifli okumalar.
511 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitabın baş karakteri Bastian Balthasar Bux asosyal, okulundakiler tarafından dışlanıp ezilerek yalnızlaşmış, hayata karşı umudunu kaybetmiş, yaşamın zorluklarının ağırlığından yorulmuş ve tek tutkusu kitaplar olmuş bir karakter. Eline büyülü bir kitap geçiyor ve okumaya başlıyor. Kitap, Kral Katili Güncesi ya da Binbir gece masallarında olduğu gibi çerçeve stilinde yazılmış. Bastian kitabı okurken ara sıra duruyor, yemek arası veriyor, yorumlar yapıyor, duygulanıp ağlıyor, heyecanlanıyor... Yani bir kitabı birlikte okumuş aynı hisleri birlikte paylaşmış gibi oluyoruz. Hiçliğe sürüklenen fantazya anlatılıyor kitapta ve bunun sebebi ise gerçek dünyanın insanlarının hayal kurmaktan, çocuk olmaktan vazgeçmesi.

İnsanların hayallerden kopması fantazyayı hiçliğe sürüklüyor. Fantazya'da yok olan kahramanlarsa gerçek dünyada yalanlara, umutsuzluğa dönüşüp insanların ruhlarını zehirliyor. Tıpkı insanı özgürleştirmesi beklenen modernizmin, bilimin insanları karanlığa sürüklemesi gibi. Düşünüp baktığımızda ne kadar doğru. Çocukluğun hayallerinden uzaklaşan o yetişkinler nasıl da karanlığa düşüp yitip gidiyorlar. Hayallerden vazgeçiş bilmeden onları nasıl da zehirliyor. Fantazya'nın ve dünyanın kurtuluşu ise Bastian'ın fantazyaya gelmesi orayı yeniden şekillendirmesi ve insanların oraya yeniden gelmesini sağlamasına bağlı. Ama işin ucunu kaçırıp tamamen hayallere büründüğünde ise hayali dünya ondan gerçeğe dair her şeyi bir bir almaya başlıyor. O dünyada sıkışıp kalma noktasına getiriyor. Böylece hayallerden kaçmak kadar onların içine gömülmenin de zararlı olduğunu görüyoruz. Dünya bu yüzden deliren, intihar eden bir çok insanla dolu. Bunun dengesini kurabilecek olgunlukta olursak ve satır aralarını doğru okursak her bir anlatı insana çok şey kazandıracaktır. Hayalleriniz sizin bitmeyen öykünüz olsun.

http://kanvekuller.blogspot.com.tr/...michael-ende-ve.html
511 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
* Bu kısa hikaye, kitabın ilk bölümünde bahsi geçen Koreander isimli karakterden hareketle, bir ön hikayecik niyetiyle yazılmıştır. Tamamıyla kurmacadır.


"İstediğim her şeyi yapabilecek olsaydım, yapar mıydım? Tüm dileklerimin gerçekleşeceği bir dünyada neler dilerdim? Daha da önemlisi, kim veya ne için dilerdim?"

Zihni bir süredir bu sorularla dolu olan, çiçeği burnunda bir gençti Koreander. Yirmi yaşına gireli dört gün olmuştu. Orta halli bir ailenin ortanca çocuğuydu. Hayatı ve olup bitenler üzerinde düşünmeyi seviyordu. İnsanları merakla gözlemliyor, neden böyle davrandıklarını anlamaya çalışıyordu.

Her biri diğerinden farklı gibi görünen insanların; ne kadar benzer dürtülerle hareket ettiğini fark ettiğinde, lise son sınıftaydı. Dedesi, o yıl vefat etmişti ve babasıyla üç amcasına büyük bir miras bırakarak gitmişti. Babası, dedesinin cenazesinin ertesi günü; mirastan pay istemediğini belirtmiş ve bir ay boyunca anneannesinin yanına uğramış, ihtiyaçlarını karşılamıştı. Bu sırada amcaları çoktan davalık olmuşlardı. Yine de iki ay süren mahkemenin ardından anlaşmışlar ve mirası pay etmeyi başarmışlardı. Annesi de, babasını saflıkla suçluyordu. Biraz daha akıllıca davransa, çok daha rahat bir hayat yaşayabileceklerini söyleyip; babasını azarlıyordu. İşte o yıl fark ettiği şey; insanların çoğunun annesine ve babasının kardeşlerine benzemesiydi.

Çoğu arkadaşı geleceğini planlarken ya da gün içindeki davranışları sırasında; kendi rahatlığını, faydasını düşünerek hareket ediyordu. Farklı şeylerle ilgileniyorlar, farklı giyiniyorlar, farklı müzikler dinliyorlar, farklı yemekleri seviyorlar, farklı insanlarla takılıyorlar ama sırf kendileri için, sadece yaşamak için yaşıyorlardı. Fakiri de, zengini de, dindarı da, inançsızı da, güzeli de, çirkini de, çalışkanı da, tembeli de; bu ya da öbür dünyadaki rahatı için yaşıyordu.

Yıllar sonra doğum gününde, lise arkadaşlarıyla otururken; görece diğerleri gibi olmayan, Esilla isimli arkadaşı sormuştu malum soruyu. "İstediğiniz her şeyi yapabilecek olsaydınız, yapar mıydınız?", soru buydu. Devamını da Koreander getirmişti zaten. "Cevabınız evetse; tüm isteklerinizin gerçekleşeceği dünyada, neler dilerdiniz? Daha da önemlisi kim ya da ne için dilerdiniz?". Soruyu tamamladığında, Esilla'yla göz göze gelmiş ve karşılıklı tebessüm etmişlerdi. Ardından; herkes sorunun sadece 'neler dilerdiniz' kısmını duymuş gibi, isteklerini sıralamaya başlamıştı: güç, güzellik, mevki, makam, ün, şöhret... Hepsi de güle oynaya dile getirmişti isteklerini. En son Esilla konuştu. "Ben olsam, istediğim her şeyi yapmazdım." dedi. Önce ufak bir sessizlik olsa da, Koreander'in doğum günü pastasının gelişiyle konu dağıldı ve parti devam etti. Esilla, partinin sonunda bir kitap hediye etti Koreander'e. Platon'un Devlet'iydi bu kitap. "Bugün sorduğum sorunun cevabını bu kitapta bulmuştum, nice senelere." dedi ve ayrıldı. Koreander, dört gün sonra ancak başladı okumaya. Heyecanlıydı; çünkü Esilla'nın söyledikleri hala aklındaydı. Ve dört gün boyunca, sorduğu soru üzerinde düşünmüştü.

Kitabı okudukça şaşkına dönüyor, her cümle üzerinde düşünerek ilerliyordu. Hayranlığı her sayfada artıyor, nefes alışları hızlanıyordu. Bazen öyle bir kaptırıyordu ki kendini, okurken hareketsiz kalan vücudunun uyuşmaya başladığını fark ediyordu. Kitap, ona inanılmaz bir şekilde babasını anlatıyordu. O ve onun gibi olan insanların yapısından bahsediyordu. İnsan olmanın ne demek olduğunu, insanın değerini, insanı insan yapan şeyi anlatıyordu. Bambaşka bir yaratıktı insan. Her şeyden önce, yeniyi yaratabilen bir varlıktı, başka türlü de davranabiliyordu. Hayvanlar gibi sırf varlığını sürdürmek, üremek için; sadece kendi faydası, rahatı için yaşamayabiliyordu. Ölçülülük erdemine sahip olarak, yalnızca temel gereksinimlerini karşılamak için tüketebiliyordu. Babası gibi davranıp, fazlasından vazgeçebiliyordu. Adalet erdemi sayesinde hak yemekten uzak durabiliyor ve yiğitlik erdemiyle cesurca dikilebiliyordu yanlışların karşısında. Dürüst veya cömert olabiliyordu, cimri ya da yalancı olmak yerine. Kendi kendinin efendisi olmayı; arzu ve heveslerinin kölesi olmaya tercih edebiliyordu. İstediği her şeyi yapabilecek kadar güçlü olsa bile; istediği her şeyi değil, insana yakışır olanı yapabiliyordu. İnsan, sadece kendi için değil; başkaları için de dileyebiliyordu. Hatta öyle bir diliyordu ki; insanın insan gibi yaşayabileceği bir sistem yaratıyor, adına da 'devlet' diyordu. Erdemli, bilge insanların yönettiği ve yine böyle insanların ortaya çıkmasını sağlayan bir devlet... Her ne kadar sayıları az olsa da, yaşamın güzelliklerini, bu insanlara borçlu olduğunu bilen bir filozof tarafından yaratılmış bir düzen... İki bin beş yüz yıl önce yazıldığını düşünürsek, belli başlı eksikler haricinde, bir çeşit değerler ülkesi... İnsana insanın değerini, hayatın anlamını gösteren bir dünya; bir çeşit olanaklar dünyası...

İlk kez tanık olduğu, ilk kez bu kadar açık seçik gördüğü bu dünyanın ardından hayatı değişti Koreander'in. Artık ömrünü; değerleri araştırmaya ve insanı insan yapan bu değerleri insanlara göstermeye adayacaktı. Şunu fark etmişti: babası gibi, Esilla gibi insanlar olmasa insanlık tarihe gömülecekti. Platon gibi asırların eskitemediği kişiler olmasa, yaratmayı unutacaktı insan. Sanatın, felsefenin, bilimin olmadığı; cesur, adil, cömert insanların ya da sevginin, güvenin, dostluğun olmadığı bir dünyada en sıradan, en sürüden insanın bile yaşamayacağını biliyordu. Bu yüzden hayatını, bu değerleri korumaya adadı. 'Eski kitaplar' isimli bir kitap dükkanı açtı. Ve yıllarca okudu. Doyumsuz bir gezgin misali, değerler ülkesini defalarca kez ziyaret etti. Artık bir hedefi vardı. Platon'un devleti gibi; insana olanaklarını, bambaşka bir dünyayı gösteren tüm kitapları toplayacaktı. Amacı ise; gerçekten erdemli olabilecek ve yeni değerler yaratabilecek kişilere yol göstermekti.

Yıllar boyunca bir sürü kitap topladı. Birçok değerli insan çıkmış ve eserler vermişti tarih sahnesinde. Farklı türden eserlerdi bunlar. Kimi roman, kimi şiir, kimi öykü kitabıydı. Bilgi yükü fazla olanlar da vardı. Ama hepsi insanı anlatıyordu. Hepsi, tüm karmaşıklığına rağmen bambaşka olanaklarına ışık tutuyordu insanın. Kişilere kendini gösteren aynalar misali bekliyorlardı raflarda.

Nadir müşterisi oluyordu. Gelenlerin çoğu da bakkal rafındaki yumurtaya bakar gibi bakıyordu kitaplara. Ama bazı müşterileri ümit verici düzeyde ilgiliydi. Böyle olanlara, verdiği kitaplarla birlikte tüm umudunu da emanet ediyordu. Kimisi geri gelir ve teslim ederdi bu emaneti. Ne kadar etkilendiğini, dünyaya artık daha keskin gözlerle baktığını söylerdi. Şimdiye kadar yalnızca iki kişi yapmıştı bunu. Koreander için bu bile bir mucizeydi. Sayılarının ne kadar az olduğunu bilerek çıkmıştı bu zorlu, bitimsiz yola.

Günün birinde bir çocuk girdi dükkana. On - on bir yaşlarında, tombul, koyu kahverengi saçları olan bu çocuk; bahse konu yaratıcı varlıkların, çocukların arasından da çıkabileceğini öğretecekti ona. İsmi Bastian'dı. Koreander'e doğum gününde sorulan sorunun cevabını, Fantazya'da bulacaktı. Ama bu başka bir öykü, başka zaman anlatılmalı.
511 syf.
·5 günde·8/10
Michael Ende adını Momo kitabı ile sık sık duyduğum bir yazardı ancak kitap çok popüler olduğu için okumaya elim gitmiyordu bende Bitmeyecek Öykü'yü görünce hemen aldım ki yazarı tanıma fırsatı olsun.

Kitap, öykülerin, hayallerin ve benzeri her şeyin bir arada toplandığı diyar olan Fantazya'da geçiyor. Burada her türden canlı, cansız varlık, hayalinizde canladırabileceğiniz ya da aklınıza bile gelmeyecek her şey mevcut. Hal böyle olunca da kitapta bir çok farklı karakter ve ortamla karşılaşıyorsunuz. Sizi hayal aleminde sürükleyen, masalsı, hoş ve dinlendirici dili olan bir kitap. Okurken çocukken masal-hikaye okuduğum zamanlardaki gibi hissettim ki bu da ender bir durum benim için. Kitabı genel olarak çok sevdim, akıcı bir dili var, içindeki çoğu şey eski masal-hikayeleri anımsatsa da kitabı güzel kılan kısmı bu. Kitabın ilk yarısını son yarısına göre daha çok sevsem de totalde başarılı ve güzel bir iş olmuş.
Yazarın diğer kitaplarını merak ediyorum, Momo'yu bir süre daha okuyacağımı sanmıyorum.
511 syf.
·95 günde·Beğendi·8/10
Yaklaşık 4 aydır bitiremediğim, Bitmeyecek Öykü sonunda bitti. Aslında kitabın sonunda anladım ki gerçekten de bitmiyor bu öykü. "Ama bu başka bir hikayedir, başka zaman anlatılmalı."
Kendini kitabın içinde kaybetmeyi seven kitap kurtları için yepyeni bir dünya var bu iki kapağın içinde. Özellikle betimlemeleri bol kitapları sevenlerdenseniz, olayları film izler gibi izleyeceksiniz.
Kitabın sevmediğim yanı, 2 ayrı serüven, 2 ayrı konu bir araya toplanmış gibi. Bitmesini beklediğiniz yerde bambaşka bir hikayeyle devam ediyor sanki. Bir yerden sonra da "E bitse ya artık" deniyor illa ki. Bazı yerlerde küçük mantık hataları da olmasına rağmen, yaratıcılığıyla etkileyen bu kitabın bölümlerinin alfabetik sırayla başlaması ve bölümleri özetleyen resimlerin varlığı kitabın özgünlüğünü anlatacak ufak tefek detaylar sadece.

"EE OKUYALIM MI YANİ?" diyenlere:

İçine bir anda dalıp bir nefeste bitirecek zamanınız yoksa 300.sayfadan sonra okuması zorlaşıyor, okumayın. Çünkü bitmeyince işkence oluyor. Ancak eğer bolca zamanınız varsa bu yepyeni dünyada kendinizi aramaya çıkmanızı da öneririm.
513 syf.
·1 günde·Beğendi
Çocukken elime geçen eski, yeni bütün masal kitaplarını okurdum. Mutlu sonlarin kerevetine çıkmanın ve üç elmadan birini yiyebilecek olmanın mutluluğu ile. Şimdi aradan yıllar geçmesine rağmen hala seviyorum masal tadında öyküleri ve bana kattıklarını. Öykü içinde öykü bu, bütün öyküler insan için, kendini bulmak kendini yeniden taniyabilmek için, yaşının kaç olduğunun önemi yok yeter ki o düş gücünü o fantazya ülkeni kaybetme. Bastian Balthasar Bux küçük bir oğlan çocuğu, annesini kaybetmiş, babası hüznünün içinde kayıp, yalnız, tombul görüntüsünden çok hazzetmeyen, arkadaşları tarafından alaya alınan ozguvenini kaybetmis kendi kendine düşler kuran, bunu çoğunlukla sadece kendine anlatan ve kitapları çok seven bir çocuk. Bir gün bir kitapçıya gider ve "Bitmeyecek Öykü" adında bir kitap görür, karşı konulamaz bir istek duymasi neticesinde kitabi çalar ve okulun çatı katına saklanıp kitabı okumaya başlar. Fantazya ülkesinde çocuk imparator hastadır ve ülkede hersey bir bir yok olup gercek dünyada yalana dönüşmektedir, yalana dönüştükce dunyada fantazya ülkesine ve düşlere inanç yok olmakta, bazı olgular kaybolmaktadır. Hasta çocuk imparatoriceyi kurtaracak tek kişi, ona yeni ismini verecek bir insandır. Bastian okudukça kendini bulur kitapta ve olaylar neticesinde kendini fantazya ülkesinde bulur. Bitmeyecek bir öykünün içinde, boynunda çocuk imparatoriçe yi temsil eden üzerinde "ne istiyorsan onu yap" yazan aurin kolyesi ile bütün isteklerini gerçekleştirirken ve bütün kendinde hissettiği eksiklikleri yüceltirken özünde eksilenlerin farkında mıdır.. Tutkularını yönlendirirken seçimlerini doğru mu yapmıştır. Sonunda gerçek dünyaya dönüp ailesi ile olacak mıdır? O da başka bir öykü daha sonra anlatmak lazım. Çocukluğumda aldığım keyif kadar keyif aldım okurken. Ve öğrendim sevebilmenin sevincini dünyada gerekli olan tek şeyin sevmek olduğunu. Şimdiden keyifli okumalar...
511 syf.
·Puan vermedi
Okurken sonuna gelindiğinde başı unutulabilecek bir kitap. Çocuk kitabı olsa dahi yaratıcı bir kalemin eseri olduğu belirgin. Herkesin büyümeden önce bunu okuması gerek, insanın tüm stresini geride bırakarak uzak diyarlara gitmesini sağlıyor. Betimleme sevmeyenler koşarak uzaklaşsın. Bu kitabı Gerard way sayesinde keşfettim.
511 syf.
·24 günde·6/10
Momo'nun yazarı tarafından yazilsada sanki başka biri tarafından yazılmış gibi. Bastian adında bir çocuk kitapçıdan kitap çalar ve onu okurken bir anda kitabın içindeki fantazya adlı dünyada bulur kendini. Konu tanıdık geldi di mi. Kahramanımız maceradan maceraya koşar. Kitabın filmide varmış. Ben olsam filmini seyrederdim ama yok konu cazip geldi diyenler okuyabilir.
Kısaca kitap sonlara doğru yüksek tempoda ve bir anlam doğrultusunda ilerlesede bir MOMO değildi.
Bu arada kitap adının lanetini taşıyor galiba gerçekten bitmek bilmedi.
511 syf.
·7/10
Momo kadar iyi olmamakla birlikte kurgu açısından fena sayılmaz. Hikaye içinde hikaye tarzında yazılmış, bolca fantastik macera içeren hoş bir kitap..
511 syf.
·9/10
Çocuk kitabı deyip geçmeyin. Bu kitabın yaşı yoktur. Okumasını bilen inanılmaz zevk alır.
"Her gerçek öykü bir bitmeyen öyküdür."
Her satırı beni çocukluğuma götürmüştür.
insan tutkuları bilmecemsi şeylerdir ve bu, çocuklarda da yetişkinlerdekinden farklı değildir. buna yakalananlar ne olduğunu açıklayamazlar; benzeri bir şeyi hiç yaşamamış olanlarsa kavrayamazlar.
Bir dağ doruğuna ulaşmak uğruna hayatını tehlikeye atan insanlar vardır.
Nedendir; hiç kimse, kendileri bile açıklayamaz. kimisi, onun adını bile duymak istemeyen birinin gönlünü fethetmek için kendini harap eder.
Bir başkası, damak zevkine -ya da şişeninkine- karşı koyamadığı için kendini mahveder. Bazısı, şans oyunlarında kazanmak uğruna Bütün varını yoğunu verir ya da her şeyini asla Gerçek olmayacak bir saplantı uğruna feda Eder.
Kimisi, ancak olduğundan başka türlü olursa Mutlu olabileceğine inanır ve hayatı boyunca Dolanır durur. bazısı da güç sahibi olmadan hlHuzur bulamaz. kısacası, ne kadar değişik İnsan varsa, o kadar değişik tutku vardır.
Her şey durmadan yinelenir, gece gündüz, yaz kış. Dünya boş ve anlamsızdır. Her şey bir çemberde döner durur. Gelen gitmek, doğan ölmek zorundadır. İyilikle kötülük, aptallıkla bilgelik, güzellikle çirkinlik, hepsi birbirini yok eder. Her şey boştur. Hiçbir şey gerçek değildir. Hiç bir şey önemli değildir.
"Neden bu kadar kötüsün?" diye sordu Atréju.
"Sizin bir dünyanız var," diye hüzünle yanıtladı Gmork. "Benim yok."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bitmeyecek Öykü
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
513
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272333
Orijinal adı:
Die Unendliche Geschichte
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Baskılar:
Bitmeyecek Öykü
Bitmeyecek Öykü
Bitmeyecek Öykü
Ne İstiyorsan Onu Yap! Fantazya'nın sınırsız güç simgesinin üzerinde bu yazı vardı. Ama Bastian bu tümcenin gerçek anlamını ancak uzun, güçlüklerle dolu aramalardan sonra öğrendi.

Kitabı okuyanlar 300 okur

  • Efsa Aydın
  • Hilal Kadıoğlu
  • Fatma Balban
  • İlayda Altındağlı
  • burki erol
  • Simge...
  • Ö২lεო
  • Uzay kaan yılmazoğlu
  • Özlem Yılmazoğlu
  • Neslihan Gün

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.6 (2)
9
%0
8
%2.4 (3)
7
%0.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları