Biz Denizkentli Değiliz

·
Okunma
·
Beğeni
·
5
Gösterim
Adı:
Biz Denizkentli Değiliz
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
48
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058058415
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anima Yayınları
“Biz Denizkentli Değiliz, boşlukta asılı kalmış, kendini yaşamın akışına bırakmış, çoğu zaman kırılıp köşesine çekilmeye dahi takati kalmamış insanların seslerini barındırıyor. Bu seslerdeki babasız çocuklar, içlerindeki ve dışlarındaki boşlukla çevrelenmiş yetişkinler, denizli ve denizsiz kentlerin insanları yaşamın ruhlarında yarattığı sıkıntıyı alışılmadık bir dille anlatıyorlar. Eren Ağkoç’un şiirleri alacalı bir gölge gibi yer yer kendini ele verip yer yer saklıyor. Şiirlerindeki soyutluğun en büyük iki yardımcısı dil ve hayal gücü. Fakat bu soyutluk okuyucuyu şiirden bütün bütün dışlayan bir tavra dönüşmüyor. ‘Aşağısı uçurumdur yataklarının‘ derken hayal gücünü kullanmayı bilen, ‘Küt kesilmiş şekilsiz kalbimle sancıyor‘ ve ‘Aklımız yassı, aynamız eksik ama her şeyimiz aynı‘ derken ise dilin sınırlarını zorlayan genç bir şair. Bu iki özellik onun şiirlerine okuyucuyu sarsan bir hava katıyor. Dilinin duruluğu ve keskinliği bu havayı tamamlıyor. Eren Ağkoç, insanın milyonlarca yıldır, içinde debelendiği varoluş sancısını yeniden yorumluyor. 21. yüzyılda varoluş sancısıyla ezilen yitik ruhlar genç şairin dizelerinde canlanıyorlar.”

Hayrunisa Topçu*

* Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi

Kitaptan bir şiir:

İçindeki boşluk
Uyandığında
Korkarız,
Yine de
Sallanırız aşağıya

Boşun çekimi kırılgan ya
Unuturuz hep bir ağızdan
Biçimsiz düşü

Gölgemizde büyük yara,
Yalayarak yassı kordonu
Gezeriz hiçlik kayrasında

Göğsümüzde kırık kafes,
Uyanırız!
48 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Göğsümden konuşurdun
İçine içine.
Duymak için seni sünerdi kalp kafesim,
Bir gün elbet geçer dedin.
Geçmedi geçer dediğin.
Artırılmış çiçeklerini de sevmedim
Tohumun derviş olsa bile gölgeme zarardın.
Beni böyle sevme.
Beni böyle...

Dizeleriyle bitirmiş canım arkadaşım kitabını. Anlamı var, hatırası büyük.. Bu şiir aynı zamanda Akdeniz sahillerinde akşamları birlikte söylediğimiz bir şarkı sözü.. Yıllardır artık kitabını bastır demekten dilimizde tüy bitmişti. Sonunda oldu. Umarım başarıları devam eder. :)
Kim bilir kaç defa sarkıtıldı o kör gülüşler, pencerelerden.
Kaç defa çekildi tabureler altından yalnızlıkların.
Ama şimdi bak!
Dört duvar bir kare ömre sığdırılmış
Bedene ağır yük
"Ruh"
Unutma!
Cesetler de ağlar, göğü toprak bedenlerde.
Eren Ağkoç
Sayfa 14 - Anima Yayınları
Gölgemizde büyük yara,
Yalayarak yassı kordonu
Gezeriz hiçlik kayrasında

Göğsümüzde kırık kafes,
Uyanırız!
Eren Ağkoç
Sayfa 13 - Anima Yayınları
...
Kaç kolu var yalnızlığın
Kaç gözü
Dedi kırılanın diyeti.

Yorgan oluverdi insansız bedene
Örttü tüm ayıbını ölünün.
Karanlık dayandı kapıya ve tanıdık ölüm.
Ardında gövdesiz güç, salyalı ağıt.
Açlıktan geberdi sabah, güneşsiz odada.
Bir daha olmadı sabah,
Kamaşmadı göz.
Eren Ağkoç
Sayfa 18 - Anima Yayınları
İçimde yaşadıkları deniz kentinde
Babalara yer yok
Anneler cam tabut içinde
-gülümsemekte-
Tüm mahalle ve baskıları
Peruk takan ve
Her gece aynı yalanla sevişen
Pinokyo'ya evrilmekte.

Bu deniz kentinde;
Kalp kafesine ağır bir tutsak değil
Bakmak tuzağı görmek acısına yatak değil.
Yarının ağrısı bugünden değil.
Bu kentin sakinlerinin
Sol omzu sağ omzundan küçük değil.
Eren Ağkoç
Sayfa 36 - Anima Yayınları
...
Evlerimiz ki tabuttan ince
İyice düşünce,
Ödünç birer ölüyüz, başkasının cenazesinde
Cesedimiz kıvrak ve parlak,
Çıplak ve kavlak.
Ah!
Satılıktır kefenlerimiz bile;
657'ye tabi memura, fahişeye, bekâra ve öğrenciye...
Eren Ağkoç
Sayfa 19 - Anima Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Biz Denizkentli Değiliz
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
48
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058058415
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anima Yayınları
“Biz Denizkentli Değiliz, boşlukta asılı kalmış, kendini yaşamın akışına bırakmış, çoğu zaman kırılıp köşesine çekilmeye dahi takati kalmamış insanların seslerini barındırıyor. Bu seslerdeki babasız çocuklar, içlerindeki ve dışlarındaki boşlukla çevrelenmiş yetişkinler, denizli ve denizsiz kentlerin insanları yaşamın ruhlarında yarattığı sıkıntıyı alışılmadık bir dille anlatıyorlar. Eren Ağkoç’un şiirleri alacalı bir gölge gibi yer yer kendini ele verip yer yer saklıyor. Şiirlerindeki soyutluğun en büyük iki yardımcısı dil ve hayal gücü. Fakat bu soyutluk okuyucuyu şiirden bütün bütün dışlayan bir tavra dönüşmüyor. ‘Aşağısı uçurumdur yataklarının‘ derken hayal gücünü kullanmayı bilen, ‘Küt kesilmiş şekilsiz kalbimle sancıyor‘ ve ‘Aklımız yassı, aynamız eksik ama her şeyimiz aynı‘ derken ise dilin sınırlarını zorlayan genç bir şair. Bu iki özellik onun şiirlerine okuyucuyu sarsan bir hava katıyor. Dilinin duruluğu ve keskinliği bu havayı tamamlıyor. Eren Ağkoç, insanın milyonlarca yıldır, içinde debelendiği varoluş sancısını yeniden yorumluyor. 21. yüzyılda varoluş sancısıyla ezilen yitik ruhlar genç şairin dizelerinde canlanıyorlar.”

Hayrunisa Topçu*

* Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi

Kitaptan bir şiir:

İçindeki boşluk
Uyandığında
Korkarız,
Yine de
Sallanırız aşağıya

Boşun çekimi kırılgan ya
Unuturuz hep bir ağızdan
Biçimsiz düşü

Gölgemizde büyük yara,
Yalayarak yassı kordonu
Gezeriz hiçlik kayrasında

Göğsümüzde kırık kafes,
Uyanırız!

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Yeşim Deveci

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0