Biz Osmanlıyız

8,3/10  (62 Oy) · 
202 okunma  · 
44 beğeni  · 
3.351 gösterim
Osmanlı toplumu, bir "sevgi, şefkat ve yardım toplumu"ydu. Devlet, "hayat ve hayrat devleti", insan "hayrat ve hasenat insanı"ydı.

Osmanlı'da hayat ahirete dönüktü. Ahirete dönük olduğu için de hayatta fuzuli şelere yer yoktu.

Osmanlı İnsanı "kıble yürekli"ydi. Faziletliydi, dürüsttü çevreciydi, medeniydi, nazikti; cihana örnekti. Hede ve gayret sahibiydi. Zaferler ve başarılar hayatın bir parçasıydı.

Osmanlı'da, insan hakları gözetilirdi. Herkes ibadetinde, kıyafetinde, seyahatinde, ticaretinde özgürdü.

Osmanlı'da "güçlü olan haklı" değil, "haklı olan güçlü"ydü. Adalet duygusu, hayatın her alanını kaplamıştı.

Devlet milletle bütünleşmişti. Farklı kültürler, asırlarca barış içinde bir arada yaşamıştı.

Osmanlı, yetiştirdiği "cevher insan"larla dünyaya nam salmıştı.

* * *
Tarih gerçek bir "ibret aynası" ve tam bir "tecrübe tahtası"dır. Ve boşuna yaşanmış bir tecrübeler yığını değildir.

Bugün, geçmişimizden ders almanın ve "yeniden Osmanlı" demenin tam zamanı.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2006
  • Sayfa Sayısı:
    224
  • ISBN:
    9789752691452
  • Yayınevi:
    Nesil Yayınları
  • Kitabın Türü:
Tuncer KAHRAMAN 
21 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tarihimizin altın sayfası Osmanlımızı kısa hikayelerle dile getiren eserde yazarın uslubundaki akıcılık ve olaylardaki bütünlük tarihimizi severek okumumızı sağlıyor.Tarih şuuru için okunmalı....

Bekir İstanbul 
24 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir zamanlar süper güç olan Osmanlı Devleti hakkında geniş bir bilgiye sahip olabileceğiniz, gayet akıcı ve basit bir dille yazılmış bu kitabı özellikle gençlerin okumasını tavsiye ederim.

Büşra Ayvazoğlu 
08 May 12:53 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 9/10 puan

Osmanlı'nın sadece savaştan ibaret olmadığını, aslında monarşi gibi gözüken devlet yönetiminin adı konulmamış yarı Cumhuriyet olduğunu, bilinmeyen, görülmek istemeyen Osmanlı'nın derin ve mükemmel yüzünü anlatmış.

Zaten bir zaman makinem olsa o döneme gidip sonsuza kadar orda o derin anlayış içinde yaşamak isteyen biriydim. Kitabı okuduktan sonra bu isteğimin ne kadar doğru olduğunu bir kes daha gördüm.

Kitap fazlasıyla sade bir dille yazılmış. Okumak oldukça kolay ve hızlı olabiliyor böylelikle. Konu başlıkları oldukça iyiydi. Şuanki toplum olarak "dikkat edersek" alacağımız dersler var. Neyse ben çok anlatmayayım size iyi okumalar..

Aysun Karaman 
01 Nis 2013 · Kitabı okudu · Puan vermedi

gerçekten tarihimizi, tarihimizin inceliklerini sıkıcı olmayan anlaşılır bir dille anlatan harika bi kitap...

Esma Tezgi 
06 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kesinlikle çok güzel bir kitaptı, yazar Osmanlı'yı ve kültürünü çok iyi anlatmış.

e. 
 31 Mar 20:46 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Açıkçası önyargıyla başladığım bir kitaptı. Ama içinde gayet güzel bilgiler bulunduğunu söyleyebilirim. Gerek Osmanlı zamanındaki eğlence anlayışı olsun, gerek farklı örf ve adetleri olsun gayet akıcı bir dille anlatılmış. Osmanlı'yı merak edenler için güzel bilgiler barındıran bir kitap.

Havva VAN 
03 Oca 23:47 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Tek kelimeyle harika bir kitap. Kitabı zevkle bir gün içinde bitirdim. Kitap bittikten sonra geçmişe olan özlemim daha da arttı. O dönemlerin zihniyetini anlama açısından herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.

Recep ÇELEBİ 
24 Mar 00:44 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Gerçek tarihi kendi düşünceleriyle -ki bu düşünceler bir tarihçinin olması gerektiği gibi yani tarihi belgelerin ışığında bakan düşünceler- yoğurarak, her başlığı adeta o günleri yaşatırmışçasına anlatıp özlemimizi coşturuyor.
Anlattığı olayları filanca kitapta filanca sayfa diye göstermesi insana güven veriyor.
Osmanlı konuşma diliyle yazdığı konuşmalar okurken verdiği zevkten yüz gülümsetiyor. Konuşmalar bir yerden tanıdık geliyor, neden diye sormayın,
Biz Osmanlıyız !
Bildiğimiz yanlışları düzeltiyor bizi incitmeden.
Üslubunda akıcılık bulunuyor ve kitap tarihimizin doğrularına merakı olanlar için fazlasıyla sürükleyicilik barındırıyor.
Herkesin okumasını ama bilhassa ders çıkarmaları ümidiyle yaşıtlarımın okumasını tavsiye ederim.

Sefa 
03 Tem 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Osmanlı padişahları ,İslam ile şekillenen toplum yapısı ve sosyal yaşam,ve yetişen isimlerden kıssalar alınarak oluşturulmuş bir motivasyon kitabı. Yazar, zamanımız gençliğine,bireylerine,politikacılarına, Osmanlı'yı örnek göstererek, seslenmek ve onlara örnek göstermek istemiş.Sade bir dille sıkılmadan ve keyifle okuyabilirsiniz.

Ömer A 
21 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Osmanlı döneminde ve sonrasında yaşanmış olayları, kıssaları ele almıştır.. Kısa kısa bölüm ve başlıklarla yazılan kitabı okurken sıkılmayacaksınız.. Tarihte ismi duyulmuş kişilerin Osmanlı hakkında söyledikleri de ayrı bir keyif katıyor kitaba :)

2 /

Kitaptan 75 Alıntı

Büşra Ayvazoğlu 
03 May 21:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Sanat silahtan çok daha önemlidir. "İmha" yerine "inşa" eder..."

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 176)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 176)
Bekir İstanbul 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Tarihinden ibret ve ilham alabilen toplumlar, güvenli ve güçlü olurlar.

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 107)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 107)
Metin Özdemir 
04 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Unutmayalım ki "iyi yönetici" ye sahip olmanın yolu, iyi yönetilmeyi hak etmektir.

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 100)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 100)
Metin Özdemir 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Rivayet olunur ki, Fatih Sultan Mehmed, adını taşıyan camiin inşaatında kullanılacak mermer sütunları kestiren Rum mimarlardan İpsilanti Efendi’ye kızıp elini kestirir.
Bunun üzerine İpsilanti Efendi, ilk İstanbul Kadısı Sarı Hızır Çelebi’ye başvurur. Haksızlığa uğradığını belirtip, hakkının Padişah’tan alınmasını ister.
Kadı, Padişah’ı çağırtır. Padişah girdiğinde İpsilanti Efendi dâvâcı makamında ayakta durmaktadır. Padişah “maznun” minderine bağdaş kurmak üzereyken, Kadı Efendi kükrer:
“Begüm, hasmınla mürafaai şer’ olunacaksın, (beyim, davacı ile hukuk önünde yüzleşeceksin) ayağa kalk!”
Padişah kalkar. Kendisini savunması istenince hata ettiğini belirtir. Kadı Efendi “Kısasa kısas” hükmünü verir: Hüküm gereğince Padişahın da eli kesilecektir.
Dinleyenler dehşetten ve hayretten dona kalmışlardır. Padişah boyun bükmüş, hükme rıza göstermiştir. Durum o kadar alışılmışın dışındadır ki, İpsilanti Efendi’nin eli, ayağı titremeye başlamıştır. Aklı başına gelir gibi olunca kendisini Padişahın ayaklarına atar.
“Dâvâmdan vazgeçtim. İslâm adâletinin büyüklüğü karşısında küçüldüm. Böyle bir cihangirin elini kestirip kıyamete kadar lânetlenmeyi göze alamam.”
Fatih’in eli kesilmekten kurtulur. Ama tazminat ödemeye mahkûm olur. Kestirdiği elin diyetini şahsî gelirinden öder. Ayrıca bir de ev verir.
Mahkeme sona erip herkes çıktıktan sonra, Padişah, Kadıya döner:
“Bak a Hızır Çelebi, bu padişahtır deyu iltimas eyleseydin, şer’i şerife mugayır hüküm verseydin şu kılıçla başını koparırdım.”
Kadı Hızır Çelebi minderini kaldırır, minderin altında duran demir topuzu Padişaha gösterir:
“Siz de padişahlığınıza mağruren hükmü tanımasaydınız billahi bu topuzla başınızı ezerdim."
Veyl! "Siz emreyleyin efendim, biz kitabına uydururuz" diyen ve bin türlü zulme "kanun" ve "hukuk" libasi giydiren sözde hukukçulara, veyl !

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 171)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 171)
Büşra Ayvazoğlu 
 24 Nis 21:08 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Karada Yüzen Donanma #2
""Normal insanlar", hayatı en kolay taraflarıyla yaşamaya çalışırlar.
Bazılarımız "zor" karşısında pes ederiz, bazılarımız "çok zor" karşısında yelkenleri suya indiririz.
Bazıları da var ki, "zor"u ve "çok zor"u rahatça aşar, hatta "imkânsızlık" karşısında bile vazgeçmezler.
Tarihe şan verenler "imkânsızlıklar" karşısında "pes etmeyenlerdir!""

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 88)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 88)
Metin Özdemir 
03 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Biraz dikkatle okursanız, göreceksiniz ki, bu sebepler yalnız Bizans'ı değil, yakın tarihte Sovyetler Birliği ile peyklerini de yerle bir etti. Bakın bakalım, "Bizans'tan bana ne?" diyebilecek misiniz?

*Bizans Batılılaşmıştı Bizanslı aydınlar Avrupalıları özellikle de İtalyanları taklit etmede yarışıyorlardı. Kıyafetleri başta olmak üzere, her şeylerini, hatta konuşma tarzlarını bile İtalyanlara uydurmaya çalışıyorlardı Bu da Bizans'ı kendi kimliğinden koparıyor, kimliksizlik ve kişilik problemleri doğruyor, eşcinsellik ve benzeri sapmalar yaygınlaşıyordu.
*Devlet israf içinde yüzüyordu. Buna karşılık halk eziliyor, sömürülüyor, kazandığı birkaç kuruş haksız vergi ya da enflasyon zoruyla elinden alınıyordu. Bu durum önce ticari hayatı çökertti, ardından Bizans ekonomisi krizler dönemine girdi. Ciddi tedbir alınmadığı kara delikler kapatılamadığı için de krizlerin ardı arkası kesilmedi.
*İmparatora, rejime ve hükümete karşı başlayan muhalefeti yok etmek için özel mahkemeler kuruldu. Hukuka aykırı kanunlar çıkartıldı Devletten insana baskı ve şiddet arttı insan hakları ayaklar altına alındı.
*İşlerin düzelmemesi umutları kırdı Sonuçta Bizans halkı son derece duyarsızlaştı. Para yegane değer haline geldi. "Gemisini kurtaran kaptandı" anlayışı yaygınlaştı *Hükümetin ekonomi politikaları halkı ezdi, bıktırdı. O kadar bıktılar ki, yabancı hakimiyetine hasret çekmeye başladılar.
* Halk inim inim inlerken, idareciler görkemli köşkler ve saraylar yaptırıyor, sık sık törenler düzenliyor, şık kıyafetler içinde boy gösteriyor, lüks ve tantana içinde yaşıyordu. Böylece sefaleti örtbas ettiklerini düşünüyorlardı.
* Bir taraftan da, yönetim, limitsiz eğlence, sınıfların sefahat yollarını açıyor, eğlence yerlerinde içki sel gibi akıyor, fuhuş kol geziyordu. Dini- duygular zayılatılmış, ahlakın yerini zevk, şehvet, servet ve şöhret almıştı.
*Ruhani sınıfı yozlaşmıştı. Onların da ahlakı bozulmuş, dini hem ticarete, hem de siyasete alet eder olmuşlardı Ayrıca temsil ettikleri Hıristiyanlığın içini boşaltmışlardı Dinin muhtevasıla değil, merasimsel boyutlarıve menkıeleriyle ilgiliydiler. Kendini yeniden yapılandıramayan kilisenin tartışmalarıda buna paralel gelişiyordu. Mesela Bizans kuşatma altındayken, rahiplerin en önemli tartışma konusu meleklerin cinsiyetiydi: "Melekler erkek mi, dişi mi?" (Ne tesadüf! Osmanlı Devleti yıkılırken de, kendini yeni şartlara göre yapılandıramadığından çağın sorunlarına cevap üretecek insan yetiştiremeyen medrese de sakal ölçümünü tartışıyordu: "Sakal dudak altıdan mı ölçülmeli, yoksa çene altından mı?"
* Devlete ait makamlar alınıp satılıyor, memuriyette liyakate bakılmıyor, kim fazla para verirse o memur oluyordu. Bunun sonucu olarak memur sayısı öyle artmıştı ki, onlara yer bulabilmek için, (Mali yapının zararına olduğu biline biline) köyler ilçe, ilçeler il yapılmıştı. (Eski Bizans'tan bahsettiğimizi sakın unutmayın!)
*Halkın çoğu şefalet içinde yaşarken, vurguncu zenginler türemişti. Onlar lüks ve debdebe içinde yaşıyor, halka adeta nispet yapıyorlardı.
*Sanayi, ziraat ve ticaret Cenevizlilerin (henüz IMF yoktu) kontrolüne geçmişti. Karaborsa yüzünden ekmek bulmak bile mesele haline geldiği için bir Mali Polis Teşkilatı bile kurulmuştu, ama o da rüşvet yüzünden görev yapamaz haldeydi. *Aydınlarda ve zenginlerde din duygusundan eser kalmamış, Hıistiyanlığı anlamı unutulmuş, dindarlar suçlanır olmuş, dindarlık suçluluk kompleksine dönüşmüstü. *Devlet borç batağındaydı Askeri harcamalar bile karşınanamıyordu. On dördüncü yüzyılda, hazinenin tüm altınları Venedik Senatosu'na rehin verilerek otuz bin duka daha borç alınmış, bununla askeri ihtiyaçlar karşılanmıştı.
* Siyasi ve ekonomik ahlak öylesine çökmüştü ki, Sultan II. Mehmed'in Bizans'ı kuşatacağı sırada surların tamiri işini alan müteahhitler, parayı aldıkları halde tamiratı yapmamışlardı.
Ne dersiniz, Bizans yaşadığını dünyaya gerçekten de çok mu uzak?

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 95)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 95)
Metin Özdemir 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR." O bozulursa her şey bozulur...

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 161)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 161)
Büşra Ayvazoğlu 
03 May 19:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

""Harp talih işidir, kadardır, başarı ve başarısızlık ebedi değildir" anlayışı içinde başarıdan şımarmayan, başarısızlığa ise teslim olmayan sağlam bir karaktere sahiptir."

Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 143)Biz Osmanlıyız, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 143)