Bizim Dimitri Hiç Gitmek İstemediler

9,3/10  (3 Oy) · 
5 okunma  · 
3 beğeni  · 
456 gösterim
Bir ömür oldu Yunanistan'a geleli ama buraya alışamadım. Evlendim, ev bark edindim, çocuklarım oldu ama kendimi halen buraya ait hissedemiyorum. Bir gün olsun Prevezeliyim ya da Yunanistanlıyım demedim. Diyemedim çünkü ben İstanbulluyum, ben Anadoluluyum. Burası benim yaşadığım yer ama benim vatanım Türkiye'dir. Ben burada olsam da ruhum hep İstanbul'da" diyordu Dimitri Abi.Ayrılma vakti geldiğinde Olga Ablanın benden bir ricası oldu: "Harun kardeşim. Sana bir şişe su versem. Samsun'a gittiğinde bir avuç toprak alsan, bir saksıya koysan ve bir çiçek diksen. Karadeniz'in toprağına diktiğin o çiçeği sana vereceğim su ile sulasan. Ve sonra, çiçeğe ve toprağa 'Bu Olga'nın suyudur, Yunanistan'dan size gönderdi' desen." Olga abla bunları söylerken, çok duygulandı ve ağladı.
(Tanıtım Bülteninden)
Mehmet Y. 
04 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mübadele yıllarında birisi 12 diğeri 4 yaşında iki Türk kardeş anne ve babalarıyla birlikte, memleketlerinden gönderilmek üzeredirler. Ancak kötü kalpli bir Yunan askeri kızı ve annesini alıkoyar. Baba ve erkek kardeş yeni ülkelerine giderler. Aradan 70 sene geçer. Anne ve baba ölmüş. Kardeşler yıllarca birbirlerinden haber alamamışlardır. En nihayetinde birisi onların hikayesini bilir ve iki kardeşi buluşturmak ister. Ancak ablanın yüreği bu heyecana dayanamaz; kardeşi yoldayken o vefat eder.

Göçmenleri taşıyan gemilerden birinde bir Rum kadının bebeği vefat etmiştir. Kurallara göre salgın riskiyle ölüler denize atılacaktır. Anne kalbi buna katlanamaz. ‘Yapmayın’ der, ‘atmayın’ der ama dinletemez. Sonunda o genç anne kucağında ölü bebeğiyle birlikte Ege’ye atlar ve sularda kaybolur.

Çok hazin öyküler değil mi? Bunlar gibi bir sürü var. Ve maalesef bunların hepsi gerçek. Ancak küçük bir değişiklik yaptım. Aslında anlattığım kardeşler Rum; anne ise Türk’tü. Şimdi duygularımız değişti mi? Değişmemeli… Çünkü acılar ortak, hasret ortak ve hepsi de insan.

Harun Çelik, Bizim Dimitri’ye alt başlık olarak ‘Hiç Gitmek İstemediler’ cümlesini seçmiş. Doğru da yapmış. Kitap Türkiye’den Yunanistan’a giden Rumlar ile Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen Türklerin hikayelerini anlatıyor. Yani mübadillerin…

Kendisi de bir Karadenizli olan Çelik’in üç farklı zaman diliminde Yunanistan’a yaptığı seyahatler ile Türkiye’deki mübadillerle yaptığı görüşmeler var kitapta. Çelik hadiseye insani yönden ve objektif bakmaya çalışmış. Kitabın tamamında bu insani bakış açısı kendini hissettiriyor.

Mübadeleye ilgi duyuyorsanız sizin için ideal bir kitap bu; yok eğer duymuyorsanız duymanızı sağlayabilecek kadar da iyi.