Adı:
Blues Tarihi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393889
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Devil' s Music A History Of The Blues
Çeviri:
Aydemir Özügül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Bireyin ve dolayısıyla toplumun kendini ifade etmek biçimlerinden biri olarak müzik, belki de en doğrudan etkiye sahip olan sanat dalıdır. Giles Oakley'nin Blues Tarihi-Şeytanın Müziği adlı çalışması da kendini ifade etme biçimi olarak müziğin en ilginç öykülerinden birini anlatıyor. Amerika'da en büyük "öteki" grubu olarak algılanan siyah kölelerin arasında doğan blues zamanla, ötekinin "ötekiliği"ni daha da vurgulayarak yansıtan etkili bir müzik türü haline gelmiştir. Oakley'nin anlattığı öykünün ilginç yanı ise, "ötekiliği" şeytanla özdeşleştirilen bir halkın bu "şeytansı" müziğinin, neredeyse doğar doğmaz büyük bir popülarite kazanması ve birçok beyazın da bu müzik türünü hayranlık derecesinde benimsemesidir. Oakley'nin anlattığı bu paradoks, Blues Tarihi'ni bir müzik kitabının ötesine taşıyarak toplumsal, kültürel ve tarihsel bir öyküye dönüştürüyor. Kitapta, blues'un ve sanatçılarının öyküleri, Amerikan tarihinin ayrıntılarıyla birlikte ele alınıyor. Afro-Amerikalı blues sanatçıların geçmişini özenli ve dikkatli bir tarihçi gibi inceleyen Oakley, daha önce belgelenmemiş bir tarihi de gün ışığına çıkartıyor. Blues'un tarihini yazarken, şarkı sözleri kadar, farklı müzik biçimlerinin analizine, müzik tekniklerine ve aletlerine de eğiliyor. Aynı zamanda, blues müziğinin tüm farklı tür ve dönemlerini, anlaşılır bir neden - sonuç ve etki ilişkisiyle birbirine bağlamayı da ihmal etmiyor. Oakley'nin çizdiği blues panoraması, hem genel olarak müzik tarihi hem de toplumsal ve kültürel tarih açısından, blues'un gelişiminde etkin olan toplumsal gelişmelere de değinerek, sağlam bir bakış açısı sunmaktadır. Kitap, blues konusunda uzman olanların yanı sıra, bu müzik türü hakkında temel bir bilgi edinmek isteyen meraklılara da yönelik temel bir kaynak olarak hazırlanmıştır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kabileleri kasten dağıtılmış, dinleri yasaklanmış, kimi durumlarda müzikleri bile engellenmişti. Örneğin Mississippi 'nin Siyahlar Kanunu kölelerin haberleşip ayaklanma planlayacağı korkusuyla davul çalınmasına son vermişti. Afrika yaşamından gelip kalmasına izin verilen yegane unsurlar, Afrika'daki çiftçiliğin bir parçası olan ritmik grup çalışma şarkıları gibi, Efendi 'nin çıkarlarına uyanlardı.
Köle ticareti 1807'de resmi olarak kaldırıldığında Güney eyaletleri bunu fiilen kabul etmediler. Böylece yasadışı ticaret devam etti. Bu yasağın sonucunda kölelerin maddi değeri arttı ve köle ticareti bazı durumlarda, en güçlü kuvvetli erkek ve kadınların, satılabilir çocuk üretmek üzere kullanıldığı damızlık çiftliklerinin kurulmasına varacak kadar yoğunlaştı.
Blues'un Amerikan toplumunda oynadığı rolü anlamak için siyahlara kölelik günlerinden miras kalan psikolojik dürtüleri ve o dönemlerde hangi kültürel ve sanatsal biçimlerin var olduğunu göz önüne almak gerekir; zenci ilahileri, büyük çiftlik şarkıları, iş şarkıları, banjo müziği, keman ezgileri ve danslar. Tüm bu unsurlar oradaydı ve blues 'un XIX. yüzyılın sonunda nasıl ve neden doğduğunu anlamak için, önce köle toplumuna göz atmamız gerekir.
Tütün, köle işgücüne dayanan ilk önemli üründü; bunu hemen ardından pirinç, şeker ve pamuk izleyecekti. Devamlı artan sayıda Afrikalı kandırılıp, tuzağa düşürülüp, yakalanıp, aldatılarak köle gemilerine bindirildi ve dehşet verici koşullarda Atlantik'in öte yanına taşındı. Birçoğu kendilerinden önce gelen kölelerin yetiştirdiği şeker kamışından elde edilen melas ve rom karşılığında takas edildi. Zincirlenip ambara sıkış sıkış yerleştirilenlerden birçoğu yolculuk sırasında hastalık, susuzluk ve havasızlıktan öldü; cesetleri denize atıldı. Yaklaşık üç yüzyıllık bir dönemde Kuzey ve Güney Amerika'ya yapılan ticarette yer alan 30 ila 40 milyon Afrikalıdan tahmini olarak ancak 15 milyonu yolculuktan sağ çıktı.
...eski bir kölenin anlattığı gibi, Efendiler'in niyetleri kolayca atlanmıştı:
"Vaaz vermeye başladığımda okuma yazma bilmiyordum, onun için Efendi'nin bana söylediklerini tekrarlıyordum. Bana zencilere, eğer efendiye itaat ederlerse cennete gideceklerini söyle diyordu; oysa ben onlar için daha iyi şeyler olduğunu biliyordum, ama bunu onlara ancak gizli gizli söylemeye cesaret edebildim. Bunu çok kere yaptım. Onlara, eğer dua ederlerse Tanrı 'nın onları özgür kılacağını söyledim."
LeRoi Jones, köleliğin kişiye yaptıklarını şöyle açıklamıştı: "Kölenin boynunda taşıdığı bağın ağırlığı, en seviyesiz özgür bir insanın bile kendisine yakıştırabileceği birçok alternatifi, kendisi için olanaksız kılar. Egonun hak iddia edip benimseyebileceği ayrı bir kimlik bile yoktur. "Büyüyünce ne olacaksın?" "Köle."
Tütün, köle işgücüne dayanan ilk önemli üründü; bunu hemen ardından pirinç, şeker ve pamuk izleyecekti. Devamlı artan sayıda Afrikalı kandırılıp, tuzağa düşürülüp, yakalanıp, aldatılarak köle gemilerine bindirildi ve dehşet verici koşullarda Atlantik’in öte yanına taşındı. Birçoğu kendilerinden önce gelen kölelerin yetiştirdiği şekerkamışından elde edilen melas ve rom karşılığında takas edildi. Zincirlenip ambara sıkış sıkış yerleştirilenlerden birçoğu yolculuk sırasında hastalık, susuzluk ve havasızlıktan öldü; cesetleri denize atıldı. Yaklaşık üç yüzyıllık bir dönemde Kuzey ve Güney Amerika’ya yapılan ticarette yer alan 30 ila 40 milyon Afrikalıdan tahmini olarak ancak 15 milyonu yolculuktan sağ çıktı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Blues Tarihi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393889
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Devil' s Music A History Of The Blues
Çeviri:
Aydemir Özügül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Bireyin ve dolayısıyla toplumun kendini ifade etmek biçimlerinden biri olarak müzik, belki de en doğrudan etkiye sahip olan sanat dalıdır. Giles Oakley'nin Blues Tarihi-Şeytanın Müziği adlı çalışması da kendini ifade etme biçimi olarak müziğin en ilginç öykülerinden birini anlatıyor. Amerika'da en büyük "öteki" grubu olarak algılanan siyah kölelerin arasında doğan blues zamanla, ötekinin "ötekiliği"ni daha da vurgulayarak yansıtan etkili bir müzik türü haline gelmiştir. Oakley'nin anlattığı öykünün ilginç yanı ise, "ötekiliği" şeytanla özdeşleştirilen bir halkın bu "şeytansı" müziğinin, neredeyse doğar doğmaz büyük bir popülarite kazanması ve birçok beyazın da bu müzik türünü hayranlık derecesinde benimsemesidir. Oakley'nin anlattığı bu paradoks, Blues Tarihi'ni bir müzik kitabının ötesine taşıyarak toplumsal, kültürel ve tarihsel bir öyküye dönüştürüyor. Kitapta, blues'un ve sanatçılarının öyküleri, Amerikan tarihinin ayrıntılarıyla birlikte ele alınıyor. Afro-Amerikalı blues sanatçıların geçmişini özenli ve dikkatli bir tarihçi gibi inceleyen Oakley, daha önce belgelenmemiş bir tarihi de gün ışığına çıkartıyor. Blues'un tarihini yazarken, şarkı sözleri kadar, farklı müzik biçimlerinin analizine, müzik tekniklerine ve aletlerine de eğiliyor. Aynı zamanda, blues müziğinin tüm farklı tür ve dönemlerini, anlaşılır bir neden - sonuç ve etki ilişkisiyle birbirine bağlamayı da ihmal etmiyor. Oakley'nin çizdiği blues panoraması, hem genel olarak müzik tarihi hem de toplumsal ve kültürel tarih açısından, blues'un gelişiminde etkin olan toplumsal gelişmelere de değinerek, sağlam bir bakış açısı sunmaktadır. Kitap, blues konusunda uzman olanların yanı sıra, bu müzik türü hakkında temel bir bilgi edinmek isteyen meraklılara da yönelik temel bir kaynak olarak hazırlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • İlkay Şal
  • Moiz Efendi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0